Tarih:

Paylaş:

2018 Yılında Türkiye-İran İlişkileri

Benzer İçerikler

1990-2000 yılları arasındaki süreçte ikili ilişkilere büyük oranda çatışma, rekabet ve güven bunalımı hâkim olmuştur. 2000’li yıllar itibarıyla Türk dış politikasında Ortadoğu ön sıralarda yer almaya başlamış ve bununla birlikte Türkiye-İran ilişkilerinin seyri büyük oranda değişim göstermiştir. Bu kapsamda 2000-2010 yılları arasında Türkiye-İran ilişkilerinin birden fazla alanda (siyasi, güvenlik, ekonomik ve ticari ilişkiler) gelişme gösterdiği gözlemlenmiştir. Kasım 2010-Ağustos 2013 tarihleri arasında ise bölgesel krizlerin de etkisiyle Türkiye-İran ilişkilerine özellikle siyasi alanda gerilim ve çatışma hâkim olmuştur. Ağustos 2013 tarihinde Hasan Ruhani’nin Cumhurbaşkanı seçilmesiyle ikili ilişkilerin ilk başta restore edilmesi daha sonra ise geliştirilmesi konusunda ortak bir uzlaşı politikası yaratılmıştır. Fakat Ruhani’nin dış politikadaki ılımlı tavrının bölgesel krizler bağlamında İran’ın müdahaleci politikalarıyla eş zamanlı yürütülmesi, Ankara-Tahran ilişkilerinin gelişmesinin önünde en büyük engel olmuştur. Yine de bu dönemde taraflar, ilişkileri geliştirmek adına anlaşmazlıkların ikili kazanımları yok etmesine büyük ölçüde izin vermemiştir.
Türkiye-İran ilişkilerinde 15 Temmuz sonrası dönemde başlayan yakınlaşma, Aralık 2016 tarihinde ABD işbirliğinde vuku bulan BOP komplosuna karşı Türkiye-Rusya-İran liderliğindeki Moskova Mutabakatı’yla güç kazanmış ve ilerleyen süreçte ikili ilişkiler, Astana Görüşmeleriyle uzlaşı ve işbirliği zeminine oturtulmuştur. 2017 yılının ilk üç ayı, Türkiye ve İran’ın Körfez Ülkelerine yönelik eş zamanlı ziyaretler gerçekleştirdiği bir dönem olmuş ve tarafların karşılıklı suçlamaları sonucunda Ankara-Tahran ilişkilerine genel anlamda bir rekabet ortamı hâkim olmuştur. Ardından Katar Krizi ve IKBY’nin bağımsızlık girişimleri neticesinde aradaki işbirliği bağı yeniden sağlamlaştırılmış ve ilişkilerde güven ortamına geri dönülmüştür.
Çalışmanın ilk aşamasında Türkiye ve İran’ın dış politika ilkeleri genel hatlarıyla ortaya konulmuş ardından Ankara-Tahran ilişkileri 2017 yılına kadar incelenmiştir. Çalışma, ikili ilişkilerin nasıl ve hangi aşamalardan geçtiğini özetlemesi, rekabet ettikleri ve işbirliği yaptıkları konuların neler olduğunu ortaya koyması ve son olarak gelecekte ilişkilerin nasıl bir seyir izleyeceği konusunda bilgi vermesi açısından diğer çalışmalardan ayrılmaktadır.

 

Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk Tamer, 2014 yılında Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Gazi Üniversitesi Ortadoğu ve Afrika Çalışmaları Bilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başlamıştır. 2016 yılında “1990 Sonrası İran’ın Irak Politikası” başlıklı teziyle master eğitimini tamamlayan Tamer, 2017 yılında ANKASAM’da Araştırma Asistanı olarak göreve başlamış ve aynı yıl Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Programı’na kabul edilmiştir. Uzmanlık alanları İran, Mezhepler, Tasavvuf, Mehdilik, Kimlik Siyaseti ve Asya-Pasifik olan ve iyi derecede İngilizce bilen Tamer, Gazi Üniversitesindeki doktora eğitimini “Sosyal İnşacılık Teorisi ve Güvenlikleştirme Yaklaşımı Çerçevesinde İran İslam Cumhuriyeti’nde Kimlik İnşası Süreci ve Mehdilik” adlı tez çalışmasıyla 2022 yılında tamamlamıştır. Şu anda ise ANKASAM’da Asya-Pasifik Uzmanı olarak görev almaktadır.