ABD-Çin-Rusya-AB Rekabetinde Türkiye’nin “Kritik” Konumu

Uluslararası politikada yaşanan son gelişmeler, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Çin ve Rusya arasında cereyan eden küresel rekabetin giderek derinleştiğini gözler önüne sermektedir. Türkiye ise her geçen gün bu küresel mücadeledeki kritik konumunu pekiştirmektedir.

Bilindiği gibi, 18 Mart 2021 tarihinde ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin Alaska’da bir araya gelmesinin ardından 22 Mart 2021 tarihinde Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Çin’in Guilin kentinde Wang Yi’yle görüşmüştür. 24 Mart 2021 tarihinde ise Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Brüksel’deki NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken’le temaslarda bulunmuştur. Bundan bir gün sonra da Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, birçok uluslararası gündem maddesini görüşmek amacıyla Türkiye’yi ziyaret etmiştir.

ABD Başkanı Joe Biden ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında “katil” söylemi üzerinden yaşanan kısa süreli gerginlik, Putin’in itidalli yaklaşımı sayesinde fazla büyümeden yatışmıştır. Ancak ABD, küresel düzeyde Rusya ve Çin’le çatışmaktan çekinmediğini göstermektedir. Dünyanın sözde “jandarmalığını” üstlenen ABD ve onun “gri ittifak ilişkisi” kurduğu Avrupa Birliği (AB), demokrasi ve insan hakları söylemini kullanarak Çin üzerinde baskı kurmakta ve yakın çevresindeki saldırgan eylemleri nedeniyle de Rusya’ya yaptırım uygulamaktadır.

Genel itibarıyla ABD, küresel hegemonyası karşısında en büyük engel olarak Rusya, Çin ve Türkiye’yi görmektedir. Bu devletlerin ortak özelliği, çok kutupluluktan yana olmalarıdır. Özellikle Rusya ve Türkiye’nin bir araya gelmesinden büyük endişe duyan Washington yönetimi, NATO’yu bu anlamda bir tehdit ve baskı aracı olarak kullanmaktadır.

Bu bağlamda Brüksel’deki toplantı esnasında hem Blinken hem de NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Türkiye’nin NATO’da üstlendiği role vurgu yapmış ve bu konuda Rusya’ya mesaj göndermeyi ihmal etmemiştir. Blinken, Türkiye’nin NATO’ya sadık kalmaya devam etmesinin hem ABD hem de Türkiye’nin çıkarına olduğunu belirtmiştir.[1] Stoltenberg ise Rusya’nın yakın çevresindeki Ukrayna ve Gürcistan’la işbirliğini artıracaklarını ve bunun NATO’nun “her bir potansiyel düşmanına” (yani Rusya’ya) net mesajlar içerdiğini söylemiştir.[2]

Bu anlamda Washington, Türkiye’ye verdiği mesajda “NATO’suz kendi güvenliğini sağlayamazsın. Eğer Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) bağlamında Rusya-Çin ittifakına kayarsan, yalnız kalırsın ve onlar seni koruyamaz.” demektedir. Nitekim ABD’nin en büyük endişesi, Rusya ve Çin’in Avrasya’daki ittifak ilişkisini güçlendirmesidir. Zira ABD, Türkiye ile Rusya arasında 2001 yılında imzalanan “Avrasya’da İşbirliği Eylem Planı”yla başlayan, son dönemde “Astana Süreci”yle güçlenen ve Kafkasya’da “Karabağ Modeli” vesilesiyle devam eden model ortaklık sürecinin Orta Asya’ya da taşıyacağından endişe etmektedir. Diğer taraftan Washington yönetimi, Çin’in Türkiye’yi yanına alarak Avrasya’da güçlü bir ekonomik-siyasi-askeri işbirliği modeli geliştirmesinden de kaygılanmaktadır.

Wang Yi’nin ABD’den sonra Türkiye’yi ziyaret etmesi, ABD’nin bu endişelerini daha da arttırmıştır. Çin, ABD’nin demokrasi ve insan hakları konusundaki baskılarını hafifletmek adına Türkiye’yi yanına çekmeye çalışmaktadır. Bu tehlikeyi gören Batılı güçler (NATO, AB ve ABD), Türkiye’nin Asya-Pasifik’te Çin ve Avrasya’da da Rusya’yla işbirliği geliştirmesini engellemeye çalışmaktadır. Bu doğrultuda ABD, Türkiye’ye “Taliban’la müzakereler ve arabuluculuk” noktasında yeni işbirliği modelleri önermektedir. Fakat Washington’un önerisi, Türkiye’yi Afganistan-Pakistan coğrafyasında yüceltecek bir işbirliği modelinden ziyade; Türkiye’yi bölgede çıkmaza sürüklemek üzerine kurulmuş bir strateji olarak da değerlendirilmektedir. Benzer şekilde AB, Türkiye’yle ilişkilerini normalleştirmek istiyor gibi görünse de aslında Suriye, Libya, Doğu Akdeniz, iç siyaset, Ege Denizi ve Suriyeli göçmenler konusunda Ankara’yı daha fazla baskı altına almayı hedefliyor olabilir.

Batılı güçler, Türkiye’nin Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) ve Kolektif Güvenlik Antlaşma Örgütü’yle (KGAÖ) işbirliği kurmak suretiyle Rusya’yla kalıcı bir ortaklık-ittifak ilişkisi kurmasından endişe duymaktadır. Aynı şekilde Batı, Türkiye’nin ŞİÖ’ye tam üye olarak Avrasya’nın güvenliği noktasında Çin’le ortaklık geliştirmesini de istememektedir. ABD’ye göre, Türkiye’nin kendi güvenliğini sağlayabilmesi için Batı’dan ve dolayısıyla NATO’dan başka dayanağı yoktur. ABD’nin S-400’ler konusunda Türkiye’ye yoğun baskı yapmasının sebebi de budur. Washington, Türkiye’nin NATO’dan başka alternatifinin olmadığını düşünmektedir. Fakat Türkiye, ABD’nin olumsuz tavırlarını devam ettirmesi durumunda hem Rusya hem de Çin’le yeni ortaklıklar geliştirme arayışını hızlandırma yoluna gidebilir. Nitekim “Yeniden Asya Girişimi” de buna kapı aralamaktadır. Bu doğrultuda Türkiye, önümüzdeki dönemde kendi öz savunma sanayini geliştirmenin yanı sıra KGAÖ çerçevesinde Rusya’yla ve ŞİÖ kapsamında da Çin’le yeni ortaklıklar tesis etme yoluna gidebilir.

Tüm bu gelişmeler, Türkiye’nin küresel rekabette kritik bir öneme sahip olduğunu göstermektedir. Zira Türkiye’nin Avrasya ile Batı arasındaki mücadelede taraf olması, uluslararası güç dengelerinde önemli bir kırılmaya neden olabilir. Fakat Türkiye, her ne pahasına olursa olsun uluslararası düzenin “dengeleyicisi rolünü” sürdürme konusunda kararlıdır.


[1] “Blinken: Türkiye NATO’da Demirli Kalmaya Devam Etmeli”, DW, https://www.dw.com/tr/blinken-t%C3%BCrkiye-natoda-demirli-kalmaya-devam-etmeli/a-56959520, (Erişim Tarihi: 31.03.2021).

[2] “NATO Genel Sekreteri Stoltenberg: Rusya’ya Net Mesajlar Gönderiyoruz”, Sputnik, https://tr.sputniknews.com/dunya/202103241044099953-nato-genel-sekreteri-stoltenberg-rusyaya-net-mesajlar-gonderiyoruz/, (Erişim Tarihi: 31.03.2021).

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Cenk TAMER
ANKASAM Asya-Pasifik Uzmanı

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz