Tarih:

Paylaş:

AB’nin Orta Asya Programı Başkanı Aldo Ferrari: “Orta Asya, Avrupa ülkeleri açısından büyük önem taşımaktadır.”

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

21. yüzyılda uluslararası etkileşim güçlenmekte ve bu da rekabetin büyümesini beraberinde gerektirmektedir. Bu koşullarda Orta Asya, farklı ideolojik doktrinleri, siyasi sistemleri ve gündelik uygulamaları temsil eden Rusya, Çin ve Hindistan gibi farklı medeniyetlerin kavşağında bulunan dünyanın eşsiz bir bölgesi olarak jeopolitik açıdan ön plana çıkmaktadır. Günümüzde Avrupa Birliği (AB) de artık bu bölgeye ilgi göstermeye başlamış ve “Orta Asya Programı”nı ortaya koymuştur. 

Bu bağlamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Istituto per gli Studi di Politica Internazionale’de (ISPI) Rusya, Kafkaslar ve Orta Asya Program Yöneticisi ve İtalyan Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları Derneği (ASIAC) Başkanı Prof. Aldo Ferrari’nin görüşlerini dikkatlerinize sunmaktadır.

Sayın Ferrari, Orta Asya Programları’nı ve Orta Asya’nın küresel siyasetteki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Avrupa’da Orta Asya ülkelerini inceleyen çalışmalar son zamanlarda hız kazanmıştır. Orta Asya, bizim için yeni bir alandır. Çünkü İtalya’da bu bölge çok az bilinmektedir. Herkes Marco Polo ve İpek Yolu hakkında bir şeyler duymuştur. Ancak Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Kırgızistan’ı Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) dağılmasından sonra tanımaya başladık. Bölgedeki diğer ülkelerle karşılaştırıldığında Kazakistan, doğal kaynakları ve bilgiye erişilebilirlik açısından AB için öncelik teşkil eden bir ülkedir. Uzun yıllardır İtalyan yatırımcılar ve iş insanları, doğal kaynakları ve hızla gelişen bir piyasası olan bu ülkede çalışmaktadırlar.

2019 yılında “Orta Asya: Avrupa Perspektifi” konulu bir araştırma yaptınız. Araştırma sonucunda vardığınız sonuç ne oldu? Orta Asya, AB dış politikasının neresinde yer alıyor?

AB için önce enerji kaynakları büyük önem arz etmektedir. Avrupa ülkelerinin Kazakistan’daki faaliyetinin ana nedeni de hidrokarbon rezervleridir. Enerji kaynaklarının çok az olduğu veya neredeyse hiç olmadığı Tacikistan ve Kırgızistan’a karşı ise birliğin böyle bir ilgisi yoktur. Bunun yanı sıra Türkmenistan ve özellikle de Özbekistan’ın İtalya’yla köklü turizm ilişkileri vardır. Çin’in Kuşak-Yol Projesi, Avrupa ile Çin arasında yer alan bölgenin önemini ortaya çıkarmıştır. Şimdi konuyla ilgilenen herkesin harita üzerinde Orta Asya’yı bulması gerekmektedir.

AB’nin Orta Asya politikasının Ortadoğu, Doğu Avrupa ve Güneydoğu Asya politikalarına kıyasla çok daha pasif olduğunu düşünmüyor musunuz?

Öyle olduğu söylenebilir. Bunun birkaç nedeni var. Aslında AB’den yekpare bir bütün olarak bahsedemeyiz. Birlik ülkesinde yaşayan bir İtalyan olarak siyasi açıdan bu örgütün varlığından şüpheliyim. AB, yalnızca ekonomik bir topluluk olarak çalışmalar yapıyor. Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya gibi Avrupa devletlerinin kendi ulusal çıkarları var. Bu yüzden AB’nin pasifliğini de anlamak mümkündür. Dolayısıyla birliğin faaliyetleri yalnızca ekonomik ve kamusal alanlara yönelmektedir. AB, NATO gibi bir askeri örgüt olmadığı için dış siyasetine de bu durum yansımaktadır. AB, sınırına yakın yerlerde olup bitenlere tepki göstermediği için Orta Asya’daki pasif tutumunun da garip bir tarafı bulunmamaktadır. Birlik, her şeyden önce ekonomik bir organizasyondur ve anlatıldığı gibi siyasi bir birlik değildir. AB ülkeleri olan Almanya, Fransa ve İtalya, dış politikalarını ciddi ekonomik çıkarlarının olduğu bölgelerde ve ülkelerde yürütmektedir. Bu yaklaşım, AB için büyük bir zaaftır.

Pek çok analist ve siyaset bilimci, Pekin’in Orta Asya’yı etki alanlarına böldüğünü ve orada başka aktörlerin var olmasına izin vermeyeceğini savunuyor. Bu anlamda Çin’in Orta Asya’daki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çin, bölgede önemli ve etkin bir aktördür. Çin’in önemi, tüm Orta Asya ülkeleriyle olan büyük ticaret hacminden, cömertçe verdiği kredilerden ve büyük ölçekli projelere finansman sağlamasından kaynaklanmaktadır. Neticede Çin, AB ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) aksine bölgenin inceliklerini anlayan güçlü bir ülkedir. Batılı devletler ise bölgeyi yeteri kadar anlamıyor. Bu nedenle de Avrupa, Orta Asya politikasında etkisiz kalmaktadır.

Peki, AB’nin Orta Asya’ya yönelik yeni stratejisinin temelinde neler var? Olası başarıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yeni strateji, Çin’in Kuşak-Yol Projesi’nde Orta Asya’nın kilit rolünün anlaşılmasıyla ilişkilidir. AB, Orta Asya’ya ilk kez ciddi bir ilgi göstermektedir. Aslında söz konusu bölge, coğrafi olarak Kıta Avrupası’na oldukça uzaktır. Bu anlamda bölge devletleriyle ilişkileri geliştirmek için gerekli kaynaklara ve siyasi iradeye Avrupa devletlerinden sadece Almanya sahiptir. Kısacası Orta Asya’yı ve özellikle de bu ülkelerin ekonomilerini ciddi şekilde etkileyebilecek tek aktörün Almanya olduğuna inanıyorum.

Röportajda yer alan görüşler, uzmanın kişisel görüşleri olup, Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi’nin (ANKASAM) yayın politikasını yansıtmayabilir.

Bu röportajın orijinal hali 07.12.2021 tarihinde The International Asia Today’da Rusça ve İngilizce olarak yayınlanmıştır.

Rusça versiyonu için tıklayınız: https://theasiatoday.org/interviews-ru/%D0%B3%D0%BB%D0%B0%D0%B2%D0%B0-%D0%BF%D1%80%D0%BE%D0%B3%D1%80%D0%B0%D0%BC%D0%BC%D1%8B-%D0%B8%D0%BD%D1%81%D1%82%D0%B8%D1%82%D1%83%D1%82%D0%B0-%D0%BC%D0%B5%D0%B6%D0%B4%D1%83%D0%BD%D0%B0%D1%80%D0%BE/?lang=ru

İngilizce versiyonu için tıklayınız: https://theasiatoday.org/interviews/aldo-ferrari-head-of-the-eus-central-asia-programme-central-asia-is-quite-important-for-european-countries/


Kenan AĞAZADE
Azerbaycan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı'na bağlı ADA Üniversitesi'nin Uluslararası İlişkiler bölümünde (2013-2018) lisansını yapan Kenan AĞAZADE, değişim programıyla Büyük Britanya'daki Glasgow Üniversitesi'nde okumuştur (2016-2017). Yüksek lisansını Küresel Politika ve Toplumsal Değişim alanında (2018-2020) İsveç'teki Malmö Üniversitesi'nden tamamlayan Kenan AĞAZADE, İsveç'te Rusya ve Kafkasya Bölgesel Araştırma Merkezi'nde (2019-2020) araştırma görevlisi olarak çalışmıştır. İyi derecede Rusça, İngilizce ve İsveççe bilmektedir.