Tarih:

Paylaş:

Afganistan’ın Görünmeyen Yüzü

Benzer İçerikler

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Afganistan, yaklaşık 40 yıldır çatışmaların ve savaşların devam ettiği bir ülkedir. Ülkede çeşitli etnik ve dini gruplar varlıklarını sürdürmektedir. Afganistan’da uzun zamandan beri sağlıklı bir nüfus sayım yapılmadığı için ülkenin demografik yapısına dair sağlıklı bilgilere ulaşmak imkansızdır. Yine de Dünya Bankası (DB) verilerine göre, Afganistan nüfusu 39 milyona yaklaşmıştır.[1] Söz konusu nüfusun 4,3 milyonu başkent Kabil’de yaşamaktadır.[2] Ülkenin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası ise 20 milyar dolardır. Kişi başına düşen Milli Gelir ise yaklaşık 550 dolardır.[3] Ülkedeki yoksulluk, kendisiyle birlikte yetersiz beslenmeyi ve sağlık konusunda çeşitli sorunları getirmektedir. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF) verilerine göre, 2018 yılında Afganistan’daki her 10 çocuktan 4’ü bir yaşına gelmeden hayatını kaybetmektedir.[4]

Afganistan, çeşitli zorlukları içinde barındıran bir ülke olmakla birlikte son dönemde Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) geri çekilmesi ve Taliban’ın ülkedeki kontrolünü arttırmasıyla ismi uluslararası politikada daha çok anılır olmuştur. Özellikle uluslararası topluma Kabil’in düşme sürecini bir milat olarak lanse edilmiştir. Zira Afganistan’da yaşanan gelişmeler sırasında genellikle Kabil dışındaki bölgeler ve bu coğrafyalarda yaşananlar göz ardı edilmiştir. Ayrıca Afganistan mevzusuna salt kadın hakları çerçevesinden yaklaşılması da ülkedeki sorunların detaylı bir fotoğrafının çekilmesi konusunda engel teşkil etmektedir.

Afganistan’da ekonomi, eğitim, sağlık ve ABD’nin bıraktığı istenmeyen miras (şiddet/güvensizlik) şeklinde dört sorundan bahsedilebilir. İlk olarak belirtmek gerekir ki ekonomi, uzun yıllardır yaşanan çatışmalardan dolayı son derece yıpranmıştır. ABD’yle işbirliği halinde çalışan eski Kabil yönetimi, özellikle rüşvet ve yolsuzluk çarkı nedeniyle ülkeye gönderilen yardımları verimli bir şekilde kullanamamıştır. Ayrıca Afganistan’ın önemli yeraltı kaynaklarına sahip olduğu bilinmektedir. Ancak ülkedeki çatışma ortamı, söz konusu kaynaklardan yararlanılmasını ve ekonominin istikrara kavuşmasını engellemiştir. Kuşkusuz güçlü bir ulus-devlet inşa edilmesi için temel kriterlerden biri de ekonomidir. Aslında Afganistan hem 3 trilyon doları bulduğu iddia edilen yeraltı kaynakları hem de kuzey-güney ve doğu-batı hattında kilit ülke olması sebebiyle güçlü bir ekonomiye kavuşma imkânına sahiptir. Lakin bu konuda başarı sağlanamamıştır.

Afganistan’daki ikinci büyük sorun ise eğitimdir. Özellikle ulus-devlet inşası sürecinde bilgili ve bilinçli kuşaklar yetiştirmek, Afganistan’ın geleceğini garantiye alma noktasında mühimdir. Güçlü bir ekonominin olmadığı ve sağlıklı eğitimin verilmediği bir ülkede devlet inşası ve toplumsal uzlaşının sağlanması da oldukça zordur. Aynı zamanda böyle bir toplumda barış inşası gerçekleştirmek de neredeyse imkansızdır. Birleşmiş Milletler (BM) Nüfus Fonu’nun verilerine göre, Afganistan nüfusunun %63,7’si 25 yaşın altındadır ve bu özelliğiyle dünyanın en büyük genç nüfus oranına sahip ülkelerindendir. Ancak Afganistan’daki okuryazarlık oranı oldukça düşüktür. Örneğin genç erkeklerin %62’si, genç kadınların ise %32’si okuryazardır.[5] Eğitim konusunda önemli sorunlar yaşayan gençlerin büyük çoğunluğu, sadece savaşı ve yokluğu bilmektedir. Bu nedenle de Afgan gençler terör örgütlerine, organize suç gruplarına, uyuşturucu ticaretine ve göçe yönelmektedir. Zira böyle bir ortamda iktidara kimin geçtiği önemli değildir. Zaten bu yüzden de Afganistan’daki sorunların devam etmesi, kronik bir hal alması ve Afganistan Krizi’nin derinleşmesi mümkündür.

Sağlıklı bir ulus yaratabilmek için sağlıklı bir topluma ihtiyaç bulunmaktadır. Lakin Afganistan’ın en önemli sorunlarında biri de sağlık sistemi ve hizmetleridir. Yukarıda da belirtildiği gibi, Afganistan’da yeni doğan her 10 çocuktan 4’ü 1 yaşına gelmeden ölmektedir. Dahası 5 yaşın altındaki her 1000 çocuktan 60’ı çeşitli nedenlerle hayatını kaybetmektedir.[6] Ayrıca ülkede içilebilecek temiz su sorunu da bulunmaktadır. Nitekim Afgan halkının %33’ü dış kirlilikten korunan temiz içme suyuna ulaşmakta sorun yaşamaktadır. Bu durum, sağlık sorunlarını da beraberinde getirmektedir.[7] Ülkedeki sağlık tesisleri genel olarak yaygın değildir. Tesislerde personel, ekipman ve ilaç eksikliği söz konusudur. Bu da Afganların tedavi için yurtdışına yönelmesine yol açmaktadır.[8] Son olarak DB verilerine göre, dünyadaki ortalama insan ömrü 73 yaşına yaklaşırken; bu oran, Afganistan’da 65’tir.[9]

Söz konusu veriler, Afganistan’ın karşı karşıya kaldığı zorlukları ve ABD’nin 20 yıllık işgalin ardından arkasında nasıl bir ülke bıraktığını gözler önüne sermektedir. Halihazırda bazı konularda gelişme sağlansa da devam eden çatışmalar neticesinde altyapısı büyük çoğunlukla harap olmuş bir ülke vardır. Diğer yandan toplumsal yapı zarar görmüş, çeşitli gruplar arasındaki farklılıklar belirginleşmiş, şiddet ülkenin büyük kısmına yayılmış ve Afganistan dünyanın uyuşturucu üretim merkezi haline gelmiştir. Bu süreçte ABD ise özellikle askeri harcamalara ağırlık vermiştir. Dolayısıyla mevcut koşullarda konuşulması gereken en önemli konu ABD’nin geride nasıl bir ülke bıraktığıdır.

ABD, Afganistan’da bulunduğu süreçte ya ülkenin birçok yerinde yeni askeri üsler inşa etmiş ya da önceki üslerin kapasitesini arttırmıştır. Amerikan Ordusu, Afganistan’dan çekilirken; üsleri de Afganistan Ordusu’na teslim etmiştir. Lakin ABD’de yayınlanan raporlarda birkaç ay içinde Kabil’in Taliban’ın kontrolüne gireceği belirtilirken; ABD’nin üsleri ve silahlarının imha etmemiş olması kritik bir ayrıntıdır. Ülkenin altyapısına büyük zararlar verilirken Bagram ve Kandahar gibi askeri üslerin imha edilmemesi, akıllara çeşitli sorular getirmektedir.

İlk olarak sorulması gereken soru, “ABD, gerçekten de Afganistan’dan çıktı mı?” sualidir. Zira bu üslerin kullanılmaya devam edilip edilmeyeceği merak konusudur. Çünkü ABD, mevzubahis üsleri imha etmeyerek buraların Taliban tarafından ele geçirilmesine göz yummuştur. Peki, ABD bu stratejisiyle neyi amaçlamaktadır? Nitekim kısa bir süre önce Taliban, Bagram Hava Üssü’ne girmiştir. Uzun yıllar boyunca çatışmalarda vur-kaç taktiğini kullanan Taliban’ın bu üssü ne yapacağı ve nasıl kullanacağı büyük önem arz etmektedir. Bu noktada başta Bagram ve Kandahar olmak üzere Afganistan’daki askeri üslerin geleceği dikkat çekilmesi gereken bir konudur.

Afganistan’ın geleceği noktasında asıl bu sorunların belirsizliğe sebebiyet verdiğini söylemek mümkündür.  Lakin Pentagon Sözcüsü Eric Pahon’un Newsweek’e verdiği demeçte, silahların akıbetine dair bir cümlesi dikkati çekmektedir. Açıklamasında Pahon, Taliban’ın teçhizatları ele geçirmesinin örgüt için faydalı olmasına rağmen ABD ve müttefikleri açısından tehdit teşkil etmediğini dile getirmiştir.[10] Dolayısıyla Pahon, bahsi geçen silahların ABD’yle müttefik olmayan bölgesel aktörler için tehdit oluşturabileceği mesajını vermektedir. Mevzubahis demeç de Afganistan üzerindeki kirli oyunların devam ettiğini gün yüzüne çıkarmıştır.

Kısacası Afganistan, Kabil’den ibaret değildir. Afganistan’ı başkent Kabil’de yaşanan gelişmeler üzerinden okumak, ülkenin diğer bölgelerini ve temel sorunlarını görmezden gelmek, sağlıklı analizlere ve doğru tespitlere ulaşmayı zorlaştırmaktadır. Kabil’in kimin elinde bulunduğundan ziyade; Afgan halkının bu zorlukları aşıp aşmayacağı önemlidir. Kuşkusuz Afganistan’a dair algılar bir dakikalık videolar ya da bir fotoğraf karesiyle yönlendirilmeye ve şekillendirilmeye çalışılmaktadır. Ancak bu süreçte büyük bir Afganistan gerçeği göz ardı edilmektedir. Zira Afganistan’daki sorunların çözülmesi ve örneğin göç dalgasının önüne geçilmesi için algıların yönetilmesi yerine, Afganistan’ın görünmeyen yüzünün ortaya konulması gerekmektedir. Çünkü Afgan halkının kaderi, algı yönetimlerine ve medyaya bırakılmayacak kadar değerlidir.


[1] “Population, Total-Afghanistan”, The World Bank, https://data.worldbank.org/indicator/SP.POP.TOTL?end=2020&locations=AF&start=1960&view=chart, (Erişim Tarihi: 06.09.2019).

[2] “Kabul Population 2021”, World Population Review, https://worldpopulationreview.com/world-cities/kabul-population, (Erişim Tarihi: 06.09.2019).

[3] “Afghanistan GDP”, Trading Economics, https://tradingeconomics.com/afghanistan/gdp, (Erişim Tarihi: 06.09.2019).

[4] “Health”, UNICEF, https://www.unicef.org/afghanistan/health, (Erişim Tarihi: 06.09.2019).

[5] “Young People”, UNFPA, https://afghanistan.unfpa.org/en/node/15227, (Erişim Tarihi: 06.09.2019).

[6] “Afghanistan”, UNICEF, https://data.unicef.org/country/afg/, (Erişim Tarihi: 06.09.2019).

[7] “WASH: Water, Sanitation and Hygiene”, UNICEF, https://www.unicef.org/afghanistan/wash-water-sanitation-and-hygiene, (Erişim Tarihi: 06.09.2019).

[8] “Women’s Access to Health Care in Afghanistan”, Human Rights Watch, https://www.hrw.org/report/2021/05/06/i-would-four-kids-if-we-stay-alive/womens-access-health-care-afghanistan, (Erişim Tarihi: 06.09.2019).

[9] “Life Expectancy at Birth, Total (Years)”, The World Bank, https://data.worldbank.org/indicator/SP.DYN.LE00.IN, (Erişim Tarihi: 06.09.2019).

[10] Tom O’connor-Naveed Jamali, “U.S. Military Says Equipment Left in Afghanistan ‘May Be Beneficial to Taliban’”, Newsweek, https://www.newsweek.com/us-military-says-equipment-left-afghanistan-may-beneficial-taliban-1624678, (Erişim Tarihi: 06.09.2019).

Emrah KAYA
ANKASAM Dış Politika Uzmanı Emrah KAYA, Akdeniz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezundur. Yüksek lisans derecesini 2014 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde hazırladığı “Latin Amerika'da Sol Liderlerin Yükselişi ve Uluslararası Politikaya Etkisi: Venezuela-Bolivya Örneği (Rising of the Left Leaders in Latin America and its Effects to International Politics: An Example of Venezuela-Bolivia)” başlıklı teziyle almıştır. Doktora eğitimine yine Süleyman Demirel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde devam eden KAYA, tez aşamasındadır. Başlıca çalışma alanları; Orta Asya, Latin Amerika, Güvenlik, Terörizm, Barış Süreçleri’dir. KAYA’nın çeşitli kitap ve dergilerde çalışmalarının yanı sıra ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarında analizleri yayınlanmıştır.