Tarih:

Paylaş:

Avustralya’nın Batı Temelli Güvenlik Mimarisi ve Bölgesel Etkileri

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Avustralya, her ne kadar coğrafi olarak doğuda yer alsa da jeopolitik, jeostratejik ve jeoekonomik anlamda Batı perspektifine sahip bir ülkedir. Nitekim Kanberra’nın Asya-Pasifik Bölgesi üzerinde Batı’nın ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) önemli bir müttefiki olduğu bilinmektedir.

Aynı zamanda Kanberra, Batı ülkelerinin bölge üzerindeki varlıkları, nüfuzları, işbirlikleri ve tehdit olarak algılayarak “öteki” haline getirdikleri devletleri çevreleyebilme stratejileri noktasında büyük öneme haiz bir ülke konumundadır. Zira Avustralya’nın ABD ve İngiltere’yle bölgede kurduğu AUKUS Paktı’nın önemli bir sac ayağını oluşturması da söz konusu durumu kanıtlar ve güçlendirir niteliktedir. Zaten Asya-Pasifik Bölgesi’nin jeopolitik konjonktürünün ittifaklar üzerinden inşa edildiği söylenebilir.

Bu kapsamda Avustralya’nın gerek tehdit algısı gerek güvenlik politikaları gerekse de bölgesel perspektifi açısından tam anlamıyla Washington ve Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü (NATO) çerçevesinde bir çizgiyi benimsediği söylenebilir. Bahse konu olan durum çerçevesinde önemli bir gelişme de 5 Ocak 2023 tarihinde yaşanmıştır. Bahsi geçen tarihte Anthony Albanese Hükümeti, ABD’yle bir silah ticareti anlaşması yapma kararı almıştır. Bu kararda Kanberra’nın ABD’den 20 füze rampası satın alacağı ve bunun için yaklaşık bir milyar dolar harcama yapacağı belirtilmiştir.

Aynı zamanda mevzubahis anlaşma vesilesiyle Avustralya Donanması, 2024 yılından başlamak üzere ABD’den birçok gemi desteği alacaktır. Nitekim bu gemiler de deniz saldırı füzeleriyle donatılacaktır. Tüm bunların yanı sıra mevzubahis anlaşmanın konusu olan silahların Rusya-Ukrayna Savaşı’nda Rus güçlerine karşı Ukrayna askerlerine önemli bir avantaj sağladığı da bilinmektedir.[1]

Bu bağlamda söz konusu gelişme üzerinden okunabilecek üç husus bulunmaktadır. Bunlardan ilki, Avustralya’nın, Asya-Pasifik jeopolitiğinde güvenlik çerçevesini yükseltme ve daha sağlam bir ulusal güvenlik mimarisi inşa etme hedefidir. Çünkü Avustralya’nın bölge üzerinde ABD ve Batı’nın konjonktürüne sahip bir ülke olduğu halihazırda belirtilmiştir. Kanberra’nın yine Washington ve Batı tarafından hissedilen güvenlik tehdidi noktasında da aynı algı biçimine sahip olduğu söylenebilir. Bu sebeple Avustralya’nın bölgede Çin ve Kuzey Kore’yi ciddi birer tehdit olarak gördüğü ve güvenlik perspektifini şekillendirirken bu durumu dikkate aldığı çıkarımı yapılabilir.

Tahmin edileceği üzere, gün geçtikçe Avustralya’nın hissettiği tehdit algısı artmaktadır. Çünkü hem Çin, Tayvan üzerindeki baskısını artırmakta hem de Kuzey Kore, nükleer gücünü geliştirerek balistik ve nükleer denemelerini hızlandırmaktadır.

Bu noktada incelenecek ikinci husus ise Avustralya’nın söz konusu silah anlaşmasını ABD’yle yapıyor oluşudur. Nitekim birçok ülkeyle çeşitli silah ve güvenlik anlaşmaları yapabilecekken Kanberra’nın bu noktada Washington’u tercih etmesi oldukça mühimdir. Bu durumun da iki aktör arasındaki güçlü diyaloğu yansıttığı ifade edileblir. Zira Avustralya, bahsi geçen anlaşma için AUKUS Paktı içerisinde de güçlü ikili ilişkilere sahip olduğu ABD’yi daha çok daha tercih etmiştir.

Değerlendirilmeye muhtaç üçüncü ve son husus ise Avustralya’nın ABD’den almak üzere anlaşma yaptığı söz konusu askeri mühimmatın aynı zamanda Rusya-Ukrayna Savaşı’nda cephede Ukraynalı askerlere yardımcı olması durumudur. Çünkü birçok Batılı analist ve politikacı, Ukrayna’ya yapılacak yardımlarla Rusya’nın kayıplar yaşamasına sebebiyet vermenin aynı zamanda Tayvan Krizi üzerinden Çin’e de bir mesaj vereceğini söylemektedir. Haliyle Kanberra’nın Ukrayna Ordusu’na avantaj sağlayan bu mühimmatı alması; üstelik bunu da küresel jeopolitikte Çin’in bir numaraları rakibinden tedarik etmesi, Tayvan Krizi üzerinden verilen bir mesaj olarak yorumlanabilir.

Tüm bunlarla birlikte Avustralya’nın Batı ve ABD’nin Çin’i çevreleme politikası çerçevesinde bölgede önemli bir etki alanı yarattığı söylenebilir. Zira Kanberra, Pasifik’teki komşularıyla yeni güvenlik anlaşmaları imzalama gibi proaktif adımlar atmaya başlamaktadır. Bunun somut bir örneğini 12 Ocak 2023 tarihinde Avustralya Başbakanı Albanese ve Papua Yeni Gine Başbakanı James Marape’nin yeni bir güvenlik anlaşmasını sonuçlandırdıklarını söylemeleri oluşturmaktadır. Anlaşmanın güvenlik temelli bir anlaşma olması dışında herhangi bir detayın açıklanmamasına rağmen Albanese, söz konusu anlaşmanın iki ülke arasındaki derin güvene dayandığını belirtmiştir.

Aynı zamanda Avustralya ile Papua Yeni Gine’nin hem komşu hem de yakın birer müttefik olduğu yine Albanese tarafından belirtilmiştir.[2] Dolayısıyla ABD’nin hem AUKUS hem de bahsi geçen anlaşma aracılığıyla güvenlik çerçevesi bakımından kendine bağladığı Avustralya’yı, Asya-Pasifik Bölgesi’nde hem kendi nüfuzunun bir devamı hem bir askeri üs hem de bölge devletleriyle yapılacak ittifaklar çerçevesinde Çin’i çevreleme politikasında bir vekil aktör olarak gördüğü söylenebilir.

Sonuç olarak Batı açısından Avustralya’nın önemi geliştirilen diyaloglar hasebiyle her geçen gün daha da artmaktadır. Bununla birlikte Kanberra’nın Batı temelli dış politika üretimi ve bu vesileyle bölgedeki diğer aktörlere ulaşma çabası, bölgesel kutuplaşmayı arttırabilir. Bu da ABD’nin nüfuzunun artması anlamına geleceği için Çin ve Kuzey Kore’nin Avustralya’yı tehdit olarak algılamasını beraberinde getirebilir.


[1] “Australia to Make Largest Military Upgrade in Living Memory”, Sky News, https://www.skynews.com.au/australia-news/defence-and-foreign-affairs/australia-to-make-largest-military-upgrade-in-living-memory/video/ef53e2cc29731321a86896094d77c4d7, (Erişim Tarihi: 13.01.2023).

[2] “Australia Finalizing New Security Pact With Pacific Neighbor”, Ap News, https://apnews.com/article/politics-papua-new-guinea-australia-government-4e20b892b0fdd5dbc07b5b4dbc4c75dc, (Erişim Tarihi: 13.01.2023).

Zeki Talustan GÜLTEN
Zeki Talustan Gülten, 2021 yılında Yalova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden “Amerikan Dış Politikası” başlıklı bitirme teziyle mezun olmuştur. Halihazırda Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda Tezli Yüksek Lisans öğrenimine devam eden Gülten, lisans eğitimi esnasında Erasmus+ programı çerçevesinde Lodz Üniversitesi Uluslararası ve Politik Çalışmalar Fakültesi’nde bir dönem boyunca öğrenci olarak bulunmuştur. ANKASAM’ın çalışmalarına katkıda bulunan Gülten’in başlıca ilgi alanları; Amerikan Dış Politikası, Asya-Pasifik ve Uluslararası Hukuk’tur. Gülten, iyi derecede İngilizce bilmektedir.