Tarih:

Paylaş:

BAE’nin Afganistan Politikasında Değişen Taliban Algısı

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Afganistan merkezli gelişmeleri yakından takip eden ülkelerden biridir. Söz konusu ilginin yansıması olarak Abu Dabi yönetimi, son dönemde Taliban’la olan temaslarını sıklaştırmış ve Afganistan politikasını yeni bir aşamaya taşımıştır. Bu anlamda BAE’nin Afganistan politikasında değişen Taliban algısını incelemek gerekmektedir.

Bilindiği gibi, BAE, birinci döneminde Taliban’ı tanıyan üç ülkeden biri olmuştur. Söz konusu süreçte Taliban’la olumlu münasebetler tesis eden Abu Dabi yönetimi, Afganistan’da yaşanan radikalleşmeye ve terör örgütü El Kaide’nin bu ülkedeki faaliyetlerini arttırmasına paralel olarak politika değişikliğine gitmiştir. Nitekim BAE, uluslararası toplumla da uyumlu hareket edebilmek adına Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) 7 Ekim 2001 tarihinde başlattığı “Sonsuz Özgürlük Operasyonu”nu desteklemiştir. Bu özelliğiyle Abu Dabi yönetimi, Afganistan’a yönelik Amerikan müdahalesine somut biçimde destek veren tek Körfez ülkesi olmuştur.

Anlaşılacağı üzere BAE’nin Afganistan politikası, uluslararası toplumun duruşuyla örtüşen bir çizgide şekillenmiştir. Bununla birlikte Abu Dabi yönetimi, hiçbir zaman Afgan halkına yardım elini uzatmaktan çekinmemiş ve 20 yıllık işgal döneminde kurulan hükümetlerle iyi ilişkiler tesis etmiştir. BAE’nin bu politikasında iki faktör etkili olmuştur. Bunlardan ilki, Abu Dabi yönetiminin genel dış politika anlayışını da yansıtmaktadır. Çünkü BAE, neredeyse her devletle olduğu gibi Afganistan’la da karşılıklı çıkarları önceleyen ve devletlerin iç meselelerine dahil olmaktan uzak duran bir yaklaşımla iktisadi ilişkiler kurmaya yönelmiştir. İkincisi ise BAE’nin Afganistan’ı kim yönetirse yönetsin, bu ülkenin yaşanabilir bir yer olması için yürüttüğü kamu diplomasisidir. Bu kapsamda iki ülke arasında 2013 yılında “Stratejik ve Güvenlik İşbirliği Anlaşması” da imzalanmıştır.[1] Böylece BAE, organize suçlar, uyuşturucuyla mücadele, terör, insan kaçakçılığı ve yasadışı göç gibi konularda Afganistan’la dayanışma içerisinde olacağını gözler önüne sermiştir.[2]

Kısacası BAE, 1990’lı yıllarda Taliban yönetimiyle ve 2000’li yıllarda ise Afganistan hükümetleriyle iyi ilişkiler kurmuştur. Bu yaklaşımı, BAE’nin Afganistan’ı kimin yönettiğiyle ilgilenmeksizin Afgan halkıyla ve Afganistan devletiyle olumlu münasebetler kurma çabası şeklinde yorumlamak mümkündür. Bir diğer ifadeyle Abu Dabi yönetimi, Kabil’e kimin egemen olduğuyla çok fazla ilgilenmemekte ve bu konuyu Afganistan’ın iç meselesi olarak değerlendirmektedir.

BAE’nin Afganistan politikasına yön veren mevzubahis hususlar, ikinci Taliban dönemiyle birlikte yeniden gözlemlenmektedir. Zira Abu Dabi yönetimi, insani hassasiyetler bağlamında Afganistan’ın devrik Cumhurbaşkanı Eşref Gani’ye sığınma hakkı verirken; Taliban’la de facto işbirlikleri geliştirmeye de başlamıştır. Ancak Abu Dabi, Afganistan’ın iç meselelerine karışmama hassasiyetiyle hareket ettiğini teyit edercesine, ülkesine sığınan Gani’nin ve Afganistan Ulusal Güvenlik Eski Danışmanı Hamdullah Muhip ile Eski Belh Valisi Ata Muhammed Nur’un siyasi faaliyetlerine sınırlamalar getirdiğini açıklamıştır.[3]

Dahası BAE, Afganistan’daki güvenlik durumunun kötüleştiği dönemde kapattığı Kabil Büyükelçiliği’ni de 2021 yılının Kasım ayında yeniden açtığını duyurmuştur.[4] Bu gelişmenin ardından açıklama yapan Taliban Sözcüsü Zabihullah Mücahid şunları söylemiştir:[5]

“BAE, Afganistan’ın başkenti Kabil’deki büyükelçiliğini yeniden açtı. Daha olumlu gelişmelere yönelik önemli bir adım atıldı. Biz, BAE’yle Afganistan’ın iyi ilişkilere sahip olduğunu düşünüyoruz. Üstelik bu ilişkileri daha da güçlendirmek gerekiyor.”

Büyükelçiliğini açmasının ardından BAE Başbakanı Şeyh Muhammed bin Raşid Al Maktum’un emriyle Muhammed bin Raşid Al Maktum İnsani Yardım Kuruluşu, Afganistan’a 60 ton temel gıda ve insani yardım malzemesi göndermiştir.[6] Bu da Abu Dabi yönetiminin etkin bir kamu diplomasisi yürüterek Afganistan’daki insani krize karşı duyarlı bir tavır takındığını göstermiştir.

Afganistan’da büyük bir insani krizin yaşandığı açıktır. Böylesi bir atmosferde yapılan her yardım ve yatırım oldukça mühimdir. Nitekim BAE, Taliban’la de facto bir işbirliği geliştirerek bu ülkeyle hem yardım hem de yatırım yapmaya odaklanmıştır. Bu amaç doğrultusunda BAE Federal Kimlik, Vatandaşlık, Gümrük ve Liman Bakanı Ali Muhammed bin Hammad Al Şemsi, 29 Aralık 2021 tarihinde Afganistan’ı ziyaret etmiştir. Ziyarette Taliban’ın kurduğu Geçici Hükümet’in Başbakanı Molla Muhammed Hasan Ahund, Başbakan Yardımcısı Molla Abdulgani Birader ve Dışişleri Bakanı Amir Han Muttaki’yle görüşen Şemsi, güneş enerjisi ve demiryolu sistemlerine yatırım yapmaya hazır olduklarını belirtmiştir.[7] Buna ek olarak Şemsi, eğitim ve tarım sektörlerinde işbirliği yapabileceklerini de dile getirmiştir.[8] Ayrıca BAE’nin çeşitli havalimanlarının işletilmesi noktasında Taliban’a teknik destek vermeye hazırlandığı da iddia edilmektedir.[9]

Abu Dabi, henüz Taliban yönetimini resmi olarak tanımasa da Afganistan konusundaki yapıcı yaklaşımının yansıması olarak Taliban’la temaslarını arttırmıştır. Kuşkusuz bu durumda Katar ve Suudi Arabistan faktörlerinin de etkisi bulunmaktadır. Çünkü Abu Dabi yönetimi ile Doha ve Riyad arasında bir rekabet vardır. Katar, Taliban’ın siyasi ofisine ev sahipliği yapmakta ve yabancı devletlerle temaslarının temel adresi olarak ön plana çıkmaktadır. Arabuluculuk diplomasisi yürüten Doha yönetiminin süreç içerisinde uluslararası düzeyde prestij kazandığı aşikardır. Son dönemde Suudi Arabistan da Taliban’la temaslarını sıklaştırmış ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) Pakistan’ın başkenti İslamabad’da düzenlenen Afganistan’daki insani krize odaklanan olağanüstü toplantısına öncülük etmiştir.[10]Bu gelişmeler yaşanırken BAE’nin sürece seyirci kalması ve Afganistan denkleminin dışına itilmeyi kabullenmesi beklenemez. Bu yüzden de Abu Dabi, insani diplomasiyi ve ekonomik ilişkileri ön plana çıkaran yapıcı ve barışçıl bir yaklaşımla Afganistan’daki yumuşak gücünü arttırmaya odaklanmıştır.

Sonuç olarak BAE, Afganistan merkezli gelişmelere olan ilgisini arttırmış ve Taliban’la de facto bir işbirliği süreci başlatmıştır. Bu temasların zaman içerisinde daha da yoğunlaşacağı öngörülebilir. Lakin Abu Dabi’nin Taliban algısının dönüşümüne bakıldığında, 1990’lı yıllardan beri uluslararası kamuoyundan bağımsız hareket etmeyen bir aktör olduğu da söylenebilir. Bu nedenle de uluslararası toplumda Taliban’ı tanıma yönünde bir eğilim oluşmadan BAE’nin Taliban yönetimini tanıması beklenmemelidir.


[1] Ahmad Shah Ghani Zada, “Afghanistan-UAE Sign Long Term Strategic and Security Agreement”, Khaama Press Agency, https://www.khaama.com/afghanistan-uae-sign-long-term-strategic-and-security-agreement-2298/, (Erişim Tarihi: 05.01.2022).

[2] Aynı yer.

[3] “Islamic Emirate: ‘UAE Restricting Political Activity of Ghani’”, Tolo News, https://tolonews.com/afghanistan-175673, (Erişim Tarihi: 05.01.2022).

[4] “UAE Reopens Its Embassy in Kabul”, Ani News, https://www.aninews.in/news/world/asia/uae-reopens-its-embassy-in-kabul20211121045440/, (Erişim Tarihi: 05.01.2021).

[5] Zaini Majeed, “‘A Positive Step’: UAE Reopens Embassy in Afghanistan”, Republic World, https://www.republicworld.com/world-news/rest-of-the-world-news/uae-reopens-embassy-in-afghanistan-taliban-says-we-have-good-relations.html, (Erişim Tarihi: 05.01.2022).

[6] Aynı yer.

[7] “Afghan PM Discusses Bilateral Relations with UAE Minister in Kabul”, Ani News, https://www.aninews.in/news/world/asia/afghan-pm-discusses-bilateral-relations-with-uae-minister-in-kabul20211229230312/, (Erişim Tarihi: 05.01.2022).

[8] Aynı yer.

[9] “سخنگوی طالبان: مذاکره با ترکیه و قطر ادامه دارد و پروازهای خارجی آغاز خواهد شد”, Afintl, https://www.afintl.com/202112299612, (Erişim Tarihi: 05.01.2021).

[10] “Saudi Arabia to Convene Extraordinary OIC Meeting to Discuss Afghanistan”, Saudi Gazetta, https://saudigazette.com.sa/article/614141, (Erişim Tarihi: 29.11.2021).

Dr. Doğacan BAŞARAN
Dr. Doğacan BAŞARAN, 2014 yılında Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Yüksek lisans derecesini, 2017 yılında Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda sunduğu ‘’Uluslararası Güç İlişkileri Bağlamında İkinci Dünya Savaşı Sonrası Hegemonik Mücadelelerin İncelenmesi’’ başlıklı teziyle almıştır. Doktora derecesini ise 2021 yılında Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı‘nda hazırladığı “İmparatorluk Düşüncesinin İran Dış Politikasına Yansımaları ve Milliyetçilik” başlıklı teziyle alan Başaran’ın başlıca çalışma alanları Uluslararası ilişkiler kuramları, Amerikan dış politikası, İran araştırmaları ve Afganistan çalışmalarıdır. Başaran iyi derecede İngilizce ve temel düzeyde Farsça bilmektedir.