Biden-Putin Görüşmesi: Belirsizlikler İçindeki Işık mı?

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 16 Haziran 2021 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde bir araya gelecek. Bilindiği gibi Joe Biden, NATO Liderler Zirvesi vesilesiyle ABD Eski Başkanı Donald Trump döneminde bozulan transatlantik ilişkilerin yeniden rayına oturtulması için önemli bir fırsat elde etmiştir. Biden’ın daha önce “katil” söylemleriyle hedef aldığı Putin’le yapacağı görüşme, tüm dünya tarafından merakla beklenmektedir.

Bu kapsamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Cenevre’de gerçekleştirilecek Biden-Putin görüşmesinin olası yansımalarını değerlendirmek üzere alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinden alınan görüşleri dikkatlerinize sunmaktadır.

Doç. Dr. Nuri KORKMAZ (ANKASAM AB-Balkanlar Danışmanı)

Gerçekleştirilecek görüşmeyi iki şekilde okumanın mümkün olduğunu belirten Doç. Dr. Nuri Korkmaz, “Biden, fazlasıyla gergin olan ABD-Rusya ilişkilerini düzeltmeye çalışacaktır. Ancak Biden’ın eleştirdiği noktalardan biri, Donald Trump’ın Moskova’nın ABD seçimlerine müdahale etmesine yeterince tepki göstermemesidir. Muhtemelen Biden, bu konuyu farklı bir şekilde masaya yatıracaktır. Bununla birlikte Rusya’nın Rus muhalif lider Aleksey Navalni’yi hapiste tutmasıyla ilgili birtakım konular konuşulacaktır. Biden, Navalni başta olmak üzere diğer muhaliflerin mahkûmiyetini de gündeme getirecektir.” dedi.

Rusya’nın ABD’yle ilişkilerini düzeltmek istediğini öne süren Korkmaz, “Ancak Moskova’nın bunu yaparken her zaman söylediği bir şey vardır. Bu da ABD’nin doları siyasi bir araç olarak kullanmasının kendilerini son derece rahatsız ettiğidir. Buradan hareketle Moskova, dolar üzerinden ihraç ettikleri doğalgaz ödemelerini durduracaklarını ve kendileri için avro, yuan ya da altın gibi bir rezerv bulunduracaklarını belirtmiştir. İki lider arasında gerçekleştirilecek görüşmede bu konu da gündeme gelebilir.” yorumunu yaptı.

Bir diğer önemli olayın da Ukrayna ve Belarus’taki durumla ilgili olduğunu hatırlatan Korkmaz, “Bahsi geçen ülkelerde yaşananlar üzerinden Biden’ın bazı eleştirilerde bulunması mümkündür. Belki de söz konusu olay, iki liderin yüz yüze gerçekleştireceği görüşmede dile getirilmeyecektir. Fakat Biden, dolaylı da olsa imalarda bulunacaktır. Çünkü 2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesiyle başlayan süreçle birlikte gerilen ABD-Rusya ilişkilerinin az da olsa toparlanması ihtimal dahilindedir. Lakin bu durumun tersi de yaşanabilir.” açıklamasında bulundu.

Son olarak Korkmaz, “Washington, Moskova’nın ısrarla reddine rağmen Ukrayna’nın doğusunda gerçekleştirdiği faaliyetlerden son derece rahatsızdır. Rusya, her ne kadar Ukrayna’nın doğusunda kendilerinin yer almadığını belirtse de ABD ve Avrupa ülkeleri, durumun böyle olmadığının farkındadır. Dolayısıyla Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesini ve etkisini sonuna kadar eleştireceklerdir.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. İlter TURAN (İstanbul Bilgi Üniversitesi-Uluslararası İlişkiler)

Konuya dair yaptığı açıklamada Prof. Dr. İlter Turan, “Esas mesele Biden’ın Trump döneminde zedelenen ABD’nin Avrupa’yı savunma taahhüdünün hâlâ geçerli olduğunu gösterme çabasıdır. Görüşme bir nevi, ABD’nin Avrupa’yla birlikte liberal demokrasi ve piyasa ekonomisini savunan ve ilkeler üzerinden hareket eden bir aktör olduğunun ve farklı değerleri savunan camialarla ilişkisini düzenleme konusunda öncülük edeceğinin göstergesidir.” dedi.

Turan, “Putin, ABD’nin yaklaşımından memnun değildir. Çünkü Biden, Putin’den bahsederken bir dosttan bahseder gibi konuşmamıştır. İki ülke de nükleer silahlara sahiptir ve birbirleri için varlıksal tehdit oluşturmaktadır. Birbirlerini yok etmekten ziyade; kontrollü bir rekabet içerisinde bulunmanın daha akıllıca olduğunun farkındadırlar. Bu bakımdan taraflar, ikili ilişkilerini diyalog yoluyla devam ettirme yanlısıdır. İki ülke arasında geçmiş dönemde imzalanmış işbirliği ve karşılıklı denetlemeyi öngören birçok anlaşma artık yürürlükte değildir. Yakın bir tarihte Putin, “Açık Semalar Anlaşması”ndan da çekilmiştir. Bundan sonra ABD, güvenliğini bahane ederek Rus hava sahası üzerinden Rusların savunma faaliyetlerini denetleyemeyecektir.” yorumunda bulundu.

Ayrıca Turan, “İki lider arasındaki görüşme, kontrollü rekabetin nasıl yürütüleceğine dair fikir alışverişinin gerçekleşeceği bir ortam olacaktır. Görüşmenin sonucu açısından yüksek beklentiye girilmemesi gerekmektedir. Rekabetin iki tarafa da zarar verecek bir çatışmaya dönüşmemesi için yapılacaklar ele alınacaktır.” diyerek sözlerini tamamladı.

Beyazıt KARATAŞ (Emekli Hava Pilot Tümgeneral)

Emekli Hava Pilot Tümgeneral Beyazıt Karataş, “Gerçekleşecek Biden-Putin görüşmesi, aslında birbirlerini yakından tanıyan sözde eski dostların yeniden bir araya gelmesi şeklinde olacaktır. Söz konusu görüşmeyi iki şekilde değerlendirmek mümkündür. Birincisi, Biden’ın seçim çalışmaları sırasında sıkça kullandığı Putin’in Trump dönemi dahil ABD seçimlerine müdahalesi konusudur. İkincisi, özellikle Trump döneminde gittikçe artan ve Biden döneminde de devam edeceği görülen Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nü (NATO) kullanarak Rusya’yı çevreleme politikası doğrultusunda Rusya’nın sinir uçlarıyla oynamaya devam edecekleri mevzusudur. Görüşme, bu iki durumun gölgesinde yapılacaktır.” diye konuştu.

Karataş, “Biden’ın, başkanlık seçimleri sırasında oğlu Hunter Biden’ın Ukraynalı enerji firmasıyla ilişkilerinin ortaya döküldüğü iddialarının arkasında Rusya’nın bulunduğunu düşünmesi de ABD Başkanı’nın Putin’e karşı söylemlerinde etkili olmuştur.” dedi.

Karataş sözlerine, “ABD’nin ne bozulduğu ifade edilen transatlantik ilişkileri yeniden düzeltecek ne de demokrasinin öncülüğünü yapacak eski gücünün olmadığı bilinmektedir. NATO’yu Rusya korkusu nedeniyle Avrupa’ya yönelik bir baskı unsuru olarak kullanan ABD’nin Avrupalı müttefikleri nezdinde eski güvenilirliği ve sempatisi kalmamıştır.” diyerek devam etti.

Karataş, 6 Ocak 2021 tarihinde gerçekleşen Kongre baskınını hatırlatarak, “ABD Kongresi’nin 2020 yılının Kasım ayında yapılan seçimlerin sonuçlarını tescil etmek için toplandığı sırada Donald Trump’ın destekçileri tarafından basılması ve sonrasında ortaya çıkan görüntüler, bahsi geçen ülkenin insan hakları ve demokrasi söylemlerine önemli bir darbe vurmuştur.” Yorumunu yaptı.

Karataş, “İki liderin kendi iç politikalarının yanı sıra özellikle uluslararası kamuoyuna yönelik mesajlar içeren bu görüşmelerine iyi yönüyle bakmak arzu edilebilir. Lakin somut gelişmeler öyle olmayacaktır. Görüşme sonrası bazı konularda anlaşma sağlandığı belirtilse bile, tarafların somut politikalarında ciddi bir değişiklik yaşanmayacağı ve görüşme sonrasında tekrar kendi politikalarına dönecekleri kesindir. Bunun için de söylem ve iyi niyet açıklamalarının yerine; geçmiş, şimdi ve gelecekte sahada uygulanacak politikalara bakmak gerekmektedir.” açıklamasında bulundu.

Son olarak Karataş, “İmaj düzeltme yarışında her iki ülke de kendilerinin ön planda olduğunun mesajını verme gayretinde olacaklardır. Ancak ABD ve Rusya liderlerinin şahsi duruşları dikkate alındığında, küçük olumlu örnekler hariç, ilişkilerin kısa, orta ve hatta uzun vadede düzelmesi zor gözükmektedir.” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

Hulusi KILIÇ (Emekli Büyükelçi)

Yaptığı değerlendirmede Emekli Büyükelçi Hulusi Kılıç, “Biden ile Putin arasında yapılacak görüşme, uluslararası kamuoyu tarafından olumlu karşılanmaktadır. İlişkileri rahatlatma mesajı verilecektir. Çünkü Biden, göreve gelir gelmez; Putin’e karşı sert eleştirilerde bulunmuştu. Hatırlanacak olursa ABD Başkanı, Rus lideri katil olmakla suçlamıştı ve bu çok büyük bir ithamdı. Putin ise söz konusu suçlamaya karşılık Biden’ın aynaya bakması gerektiğini belirtmişti.” dedi.

İki liderin görüşmesinden somut bir sonuç çıkmayacağını ifade eden Kılıç, “Kremlin’den yapılan açıklamalara bakıldığında, kendilerinin de mevzubahis görüşmeden bir netice alınamayacağının farkında oldukları anlaşılmaktadır. Bunun sebebi iki ülke arasındaki sorunların oldukça derin olmasıdır. Tek bir görüşmede sorunların giderilmesi mümkün değildir. Putin, 2014 yılında Kırım’ı ilhak ederek kırmızı çizgileri aşmıştır. ABD’nin Ukrayna’ya verdiği destek, doğal olarak Putin’i rahatsız etmektedir. Washington yönetimi ise desteğini geri çekmemektedir.” şeklinde konuştu.

Son olarak iki liderin birbirlerine karşı güven bunalımı içerisinde olduğunu vurgulayan Kılıç, “Güven bunalımının olduğu bir ortamda olumlu neticelerin alınması olası değildir. Ancak yapılacak görüşmenin iki lider arasındaki ilk görüşme olduğu unutulmamalıdır. Sonraki süreçlerde yapılacak buluşmalara yeşil ışık yakabilir. İki dünya liderinin bir araya gelmesi, bölgesel ve küresel düzeyde memnuniyetle karşılanmakta ve bir yumuşama iklimi yaratmaktadır. Bu yumuşama, gelecek dönemde olası işbirliklerinin önünü açabilir. En azından öyle umut etmek gerekmektedir.” diyerek açıklamalarını noktaladı.

Ceyda KARAN (Gazeteci-Sputnik News)

İki liderin 16 Haziran 2021 tarihinde gerçekleştirecekleri toplantıdan önemli sonuçların çıkmayacağını öne süren Gazeteci Ceyda Karan, “Zirve öncesinde ABD, Rusya’ya olan bakışını çok net bir şekilde ortaya koymuştur. Biden, göreve geleli uzun bir zaman olmasa da Putin’e ‘katil’ demekten çekinmemiş bir başkandır. Bununla birlikte Putin’in kendisiyle görüşmesi için 2021 yılının Nisan ayından bu yana ısrar da etmiştir. Gelinen noktadaysa, iki ülke arasındaki sorunları konuşmak için bahsi geçen zirvenin gerçekleşmesini istediğini dile getirmiştir.” değerlendirmesinde bulundu.

Rusya’nın mesajlarının da şu zamana kadar çok net olduğunu dile getiren Karan, “Eski Başkan Barack Obama döneminde olduğu gibi ilişkilerde yeni bir ‘reset’ dönemi beklemiyorum. Gerçekleştirilecek zirvede, tarafların konumlarını tekrarlayacaklarını düşünmekteyim.” dedi.

Karan, sözlerine “Biden’ın Avrupa turu da bu açıdan oldukça önemlidir. Turun sadece Rusya’yla değil; Çin’le de alakalı olduğunu düşünmekteyim. Washington yönetimi, kimin nasıl ve ne şekilde oluşturduğu hâlâ belirsiz olan terörle savaş dönemini bitirip büyük güç rekabetine odaklanmış durumdadır. Biden, transatlantik bağları güçlendirmekten bahsetmiştir. Bu açıklama hem Rusya’ya hem de Çin’e karşı verilen bir mesajdır. Çünkü Washington’un iki ülkeyle de birtakım sıkıntıları bulunmaktadır.” şeklinde devam etti.

Demokrasi-otokrasi dikotomisi üzerinden bir dünya perspektifi sunan ABD’nin, demokrasinin tek bir yolunun ve biçiminin olduğunu düşündüğünü iddia eden Karan, “ABD, büyük güç rekabetinde Trump döneminden sonra, bahse konu argümanları kullanarak bir algı benimsetmeye çalışmıştır. Washington, transatlantik ittifakını tazeleme çabaları bağlamında demokrasi ve insan hakları şemsiyesi altında birleşecektir. Ancak işin içerisine ekonomik çıkarlar girdiği zaman denklem karmaşıklaşmaktadır. Dolayısıyla Biden’ın bozulan ilişkileri düzeltmesi sorunlu bir tablo ortaya çıkarmaktadır.” dedi.

ABD’nin başlattığı savaşların çok ciddi bir inandırıcılık sorununun olduğunu ifade eden Karan, “Şu an ekonomik olarak zorlanan bir ABD vardır. Salgın süreciyle birlikte aşı diplomasisine yönelmeye çalışmaktadır. Rusya’ya karşı atılan adımlarda da bunu görebiliyoruz. Sputnik-V aşısının etkinliğinin kanıtlanmış olmasına rağmen devreye sokulmaması bu konuya örnektir. ABD, tek hegemon olarak kendisini görmek ve diğer devletlerin de buna boyun eğmesini istemektedir.” şeklinde yorumladı.

Karan, sözlerini “Sonuç olarak Biden’ın Putin’le buluşması, daha sonraki restleşmelere yönelik çizgilerin çekileceği ve çıkarların masaya yatırılacağı bir görüşmedir. Bu zirvedeki ana gündem maddelerinden biri de Çin olacaktır.” diyerek tamamladı.

Bu çalışmada yer alan görüş ve değerlendirmeler yazarına ait olup, kurumsal olarak ANKASAM’ın resmi görüşünü yansıtmaz.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

DİĞER HABER-ANALİZLER

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz