Tarih:

Paylaş:

Carnegie Moskova Merkezi Direktörü Dr. Dmitri Trenin: “Rusya ile Çin Arasındaki Askeri İşbirliği Gelişmektedir.”

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Rusya ile Çin’in stratejik askeri işbirliği ve koordinasyonu, Sovyet dönemine göre çok daha etkili bir biçimde ilerleme kaydetmektedir. Nitekim Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin’in kıtalararası balistik füze fırlatmalarının tespiti için erken uyarı sistemi kurmasına ve geliştirmesine yardım ettiklerini duyurmuştur. Bu durum, Moskova ile Pekin arasındaki ilişkinin ve Çin’in küresel çaptaki rolünün arttığının açık bir göstergesidir.

Bu kapsamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Rusya ile Çin arasındaki askeri ilişkiler bağlamında Carnegie Moskova Merkezi Direktörü Dr. Dmitri Trenin’in görüşlerini dikkatlerinize sunmaktadır.  

Sayın Trenin, Çin’in Rusya’dan alacağı “füze saldırısı erken uyarı sistemi” hakkında bilgi verebilir misiniz?

Anlaşmanın özel ayrıntıları tam olarak bilinmeden, sistemin kesin ve doğru bir şekilde anlaşılması pek olası görünmemektedir. Çin’in kara tabanlı radarlar, uzay tabanlı uydular ve veri analiz merkezleri gibi yeni sistem öğeleri inşa etmesine ve mevcut sistem öğelerini yükseltmesine Rusya’nın yardımcı olacağı sonucuna varılabilir. Çin, erken uyarı sistemleri konusunda Rusya’ya yaklaşmıştır. Çünkü Çinli karar alıcılar, mevcut erken uyarı yeteneklerinin eski ve yetersiz olduğunu düşünmektedir. Bu nedenle Amerika Birleşik Devletleri’yle (ABD) rekabet edemeyeceklerinden dolayı erken uyarı yeteneklerini yükseltmeleri gerekmektedir.

Sizce bu satın alma gerçekleşirse ABD’nin tepkisi ne olacak?

Beyaz Saray, Rusya ile Çin arasındaki askeri ilişkilerin gelişmesinden memnun değildir. Günümüzde ABD, dünyadaki en büyük askeri güç olarak bilinmektedir. Ancak dünyanın ikinci ve üçüncü büyük askeri güçleri olan Rusya ve Çin yavaş yavaş ABD’ye yaklaşmaktadır. Bu durum ise Washington yönetiminde endişe yaratmaktadır. Halihazırda bileşik erken uyarı sistemlerine sahip olan ülkelerin ABD ve Rusya olduğu unutulmamalıdır. Çin’in de bu ülkelerin arasına katılacağı anlaşılmaktadır. Kuşkusuz güvenilir bir erken uyarı sistemiyle donatılmış olmak, Çin’in ABD ve Rusya gibi diğer büyük nükleer güçlere karşı kendini daha güvende hissetmesini sağlayacaktır. Ayrıca bu durum, özellikle Doğu Asya’da istikrarı ve askeri dengeyi beraberinde getirecektir. Diğer jeopolitik aktörler ise Çin sisteminin güvenilir ve modern olması halinde kendilerini daha emin hissedecektir. Bu karşılıklı güven, küresel ve stratejik istikrarın olmazsa olmazı durumundadır.

Peki, Çin’e yapılan bu yardımdan Rusya nasıl faydalanacak?

Rus askeri teknolojisi, Sovyet rezervleri, deneyimi ve nükleer gücünün varlığı sayesinde hala Çin’den üstün konumdadır. Bu işbirliği, Rusya’nın Doğu Asya’daki dengeyi korumasını sağlamaktadır. Yükseltilmiş erken uyarı sistemi, Çin’e Rusya’yla olan ilişkilerinde sadece küçük bir avantaj sağlamakta ve iki devlet arasındaki gerçek dostluğu kanıtlamaktadır. Böylece iki askeri sistem de birbirine daha uyumlu hale gelmektedir. Dolayısıyla iki ülke, silah sistemlerinin entegrasyonunu sağlamak ve iletişimlerini, lojistiklerini, taktiklerini ve askeri doktrinlerini senkronize etmek için ortak eğitimlere katılmaktadır.

Moskova ve Pekin’in askeri işbirliğini devam ettirmeleri mümkün mü?

Rus ve Çin, askeri anlamda etkileşimlerini arttırmaktadır. Ancak entegrasyonun henüz gerçekleştiğini söylemek pek mümkün değildir. Zira Moskova da Pekin de askeri bir ittifak kurmayı planladıklarını reddetmektedir. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, geçtiğimiz günlerde bunu bir kez daha dile getirmiştir. Lakin iki ülke, terörle mücadele kapsamındaki tatbikatlardan büyük stratejik tatbikatlara kadar çeşitli askeri faaliyetlere katılım göstererek savunma alanındaki işbirliğini geliştirmiştir.  Bu çerçevede iki ülkenin ordusu, karada savaş simülasyonları deniz manevraları ve ortak hava devriyeleri hususunda tatbikatlar gerçekleştirmiştir.

ABD’den nasıl bir tepki bekliyorsunuz?

Washington yönetimi, iki ülke arasındaki askeri ilişkileri dikkatle takip etmektedir. ABD, dünyada askeri olarak hâlâ egemen durumda olmasına rağmen egemenlik sınırları da gittikçe daralmaktadır. Washington yeniden avantaj elde etmek için, daha önce Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Antlaşması tarafından yasaklanmış sistemleri Doğu Asya’ya konuşlandırmayı düşünmektedir. Bunun bölgedeki güvenlik ortamını zora sokması beklenirken; hem Çin-ABD hem de Rusya-ABD hattındaki gerilimler artacaktır.

Rusya ile Çin arasındaki askeri ilişkinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Moskova-Pekin hattındaki ilişki ideal ya da mükemmel değildir. Örneğin Çin, Kırım’daki durumu tanımamaktadır. Ayrıca Kremlin de Pekin’in Güney Çin Denizi’ndeki iddialarına karşı tarafsız bir yaklaşım sergilemektedir. Yine de ekonomik işbirliğinin gücü, yalnızca siyasi çıkarlarının örtüştüğü alanlarda değil; örtüşmeyen alanlarda da belirgin bir hale bürünmektedir. Putin ve Şi Cinping’in iktidarda olduğu süre boyunca, ilişkilerde ciddi sıkıntıların yaşanması pek olası değildir. Ancak uzun vadede ise Rusya’nın, Sibirya ve Uzak Doğu’da kendi devlet egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak için komşusuyla ilişkilerini dengelemesi gerekmektedir.

Röportajda yer alan görüşler, uzmanın kişisel görüşleri olup, Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi’nin (ANKASAM) yayın politikasını yansıtmayabilir.

Bu röportajın orijinal hali 10.12.2021 tarihinde The International Asia Today’da Rusça ve İngilizce olarak yayınlanmıştır.

Rusça versiyonu için tıklayınız: https://theasiatoday.org/%d0%b1%d0%b5%d0%b7-%d0%ba%d0%b0%d1%82%d0%b5%d0%b3%d0%be%d1%80%d0%b8%d0%b8/%d0%b4%d0%bc%d0%b8%d1%82%d1%80%d0%b8%d0%b9-%d1%82%d1%80%d0%b5%d0%bd%d0%b8%d0%bd-%d0%b4%d0%b8%d1%80%d0%b5%d0%ba%d1%82%d0%be%d1%80-%d0%bc%d0%be%d1%81%d0%ba%d0%be%d0%b2%d1%81%d0%ba%d0%be%d0%b3%d0%be/?lang=ru

İngilizce versiyonu için tıklayınız: https://theasiatoday.org/interviews/dmitri-trenin-director-of-the-carnegie-moscow-center-about-the-development-of-the-military-cooperation-between-russia-and-china/

Kenan AĞAZADE
Azerbaycan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı'na bağlı ADA Üniversitesi'nin Uluslararası İlişkiler bölümünde (2013-2018) lisansını yapan Kenan AĞAZADE, değişim programıyla Büyük Britanya'daki Glasgow Üniversitesi'nde okumuştur (2016-2017). Yüksek lisansını Küresel Politika ve Toplumsal Değişim alanında (2018-2020) İsveç'teki Malmö Üniversitesi'nden tamamlayan Kenan AĞAZADE, İsveç'te Rusya ve Kafkasya Bölgesel Araştırma Merkezi'nde (2019-2020) araştırma görevlisi olarak çalışmıştır. İyi derecede Rusça, İngilizce ve İsveççe bilmektedir.