Tarih:

Paylaş:

Center for Security Policy Studies Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Michael Hunzeker: “NATO için tek gerçekçi seçenek, Ukrayna’nın savaş çabalarını silahlar, mühimmat ve diğer ekipmanlarla desteklemektir.”

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, Avrupa’nın bölgesel güvenlik anlayışını değiştirmiş ve Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne (NATO) yeni bir amaç kazandırmıştır. Bu kapsamda Finlandiya ve İsveç, mevcut Rus tehdidi karşısında uzun süredir korudukları bağlantısızlık statülerini değiştirerek NATO şemsiyesi altına girme konusunda adımlar atmıştır. Rusya ise Finlandiya ve İsveç’i NATO’ya katılmamaları konusunda uyarmış ve bu hareketin Avrupa’ya istikrar getirmeyeceğini savunmuştur.

Bu bağlamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli Center for Security Policy Studies Başkan Yardımcısı ve George Mason Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Michael Hunzeker’in görüşlerini dikkatlerinize sunmaktadır.

1. NATO, Finlandiya ve İsveç’in örgüte katılmasına izin vererek Rusya’ya meydan okuyacak mı? Bu üyelikler durumunda NATO, Rusya’nın tepkisine nasıl karşı koyabilir?

Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması durumunda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in kendisini tehdit altında hissedeceği aşikardır. Bununla birlikte giderek daha olası hale gelen bu üyeliğin yarattığı sonuçlar tamamen öngörülebilir gelişmelerdir. Putin, Ukrayna’ya karşı savaşı tırmandırma kararının tepki çekeceğini hesap etmeliydi. Ayrıca Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılımı hem haklı hem de arzu edilen bir seçenektir. Haklı; çünkü komşuları egemen bir ulusu NATO üyeliğini takip ettiği için cezalandırmak ve bunu yapmasını engellemek için işgal etmiştir. Böylece Moskova’nın gerçekten caydırılması gereken bir tehdit olduğu kanıtlanmıştır. Retorik olarak ifade etmek gerekirse; eğer Rusya, şimdi NATO’ya katılmasını engellemek için saldırdığı Ukrayna’da bataklığa saplanmışsa, Finlandiya ve İsveç neden mümkün olan en kısa sürede NATO’ya katılma fırsatını kullanmasın? Bu seçenek, söz konusu devletler için arzu edilirdir; zira caydırıcılık, Putin’in kararlı, yetenekli ve birlikte çalışabilir bir uluslar koalisyonuyla karşı karşıya kaldığı ölçüde artacaktır. Putin ve ondan sonra gelecek liderler, saldırganlığın bir bedeli olduğunu ve daha fazla güvenliğe yol açmayacağını bilmelidir.

2. NATO, Ukrayna Krizi’ni sona erdirmek için ne yapabilir?

Nihayetinde bir taraf veya her ikisi de amaçlarına silah zoruyla ulaşabileceğine inanmayana kadar savaşın sona ermesi pek olası görünmemektedir. Ukrayna’yı terk etmek; ahlaki, politik ve stratejik bir başlangıç ​​değildir. Çatışmaya doğrudan müdahale etmek öyledir. Bu nedenle NATO için tek gerçekçi seçenek, Ukrayna’nın savaş çabalarını silahlar, mühimmat ve diğer ekipmanlarla desteklemektir. Bu desteğin muhtemelen “ağır” silahları (obüsler ve zırhlı araçlar gibi) içermesi gerekecektir. Bunun yanı sıra çok daha fazla mühimmat da Ukrayna’nın ihtiyaçlarındandır. Bununla birlikte savaş uzadıkça, NATO da Ukrayna’nın savaşan güçlerini yeniden yapılandırmasına yardımcı olacak yollar bulmaya odaklanacaktır. Bir diğer ifadeyle, Ukrayna oldukça büyük ve şimdiye kadar kullanılmayan gerçek insan gücüne sahip; ancak bu kişilerin eğitime ihtiyacı var. İttifakın Ukrayna Ordusu’nun bu hatlardaki çabalarını desteklemek veya tavsiyelerde bulunmak için yapabileceği her şey önemli olacak. Benzer bir şekilde savaş geliştikçe Rus Ordusu ve taktikleri de değişecektir. Bu sebeple NATO’nun Ukrayna Ordusu’na alınan derslerin geliştirilmesi ya da iyileştirilmesi konusunda tavsiyede bulunmak için yapabileceği her şey mühimdir.

3. Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra NATO’nun doğuya doğru genişlemekle hata yaptığı söylenebilir mi?

Bence bu ilginç bir bilimsel soru. Ancak pratik açıdan köprünün altından çok sular akmıştır. NATO’nun genişleme kararını 20 yılı aşkın bir süre sonra kesinlikle çok daha kötü olacak yıkımın etkileri olmadan revize edemeyiz. Dahası NATO’nun genişlemesi, ne egemen bir ulusa karşı kışkırtılmamış bir saldırıyı haklı çıkarır ne de Finlandiya veya İsveç’in NATO’ya katılması hakkında ne düşündüğümüzü yönlendirmek için analitik açıdan faydalı bir paralellik veya analoji sunar. Çünkü Rusya’nın 1990’lı yılların başında komşularını işgal ettiği bilinmektedir. Daha fazla saldırganlığı caydırmak için ittifakı genişletmek NATO için oldukça mantıklı bir karardı.

4. NATO, Rus saldırganlığının yayılmasını önlemek için Doğu Avrupa’da hangi güvenlik önlemlerini alabilir?

Benim görüşüme göre ittifak, sözde Doğu Kanadı’nın tamamı boyunca geleneksel caydırıcı duruşunu kalıcı olarak desteklemelidir. Meslektaşım Alexander Lanoszka ve ben, bu konu hakkında uzun yıllar boyunca çalışmalar yayınladık. Baltık devletleri ve Polonya’daki gelişmiş İleri Varlık savaş gruplarını dahil etmek için mevcut önlemlerimizin Polonya’daki ABD dönme kuvvetleri ve ittifakın sözde Güneydoğu Kanadı boyunca geliştirilmiş Özel Durum Birimleri, 2022 yılının Şubat ayından önce de yetersizdi. Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden önce, Putin’in esasen korkudan hareket ettiği ve temelde revizyonist hırslar barındırmadığı ihtimalini bile yeterince ciddiye aldık. Buna rağmen ittifakın 2022 yılından önceki caydırıcı önlemlerinin yeterli olduğunu düşünmüyorduk. Şimdi ise Ukrayna’daki savaşın ardından bu çabaların yetersiz kaldığı net bir şekilde görüldü.

5.Kriz sonrasında NATO’nun Avrupalı aktörlerle olan ilişkilerini nasıl yorumlarsınız?

En azından kısa vadede Putin’in Ukrayna’ya karşı saldırganlığı, ittifakıharekete geçirmiş ve ittifak içinde ileriye dönük caydırıcı duruşa yönelik engelleri ortadan kaldırmıştır. Bu koşulların uzun vadede de geçerli olacağı konusunda iyimserim. Bununla birlikte savaş, hala ilk aşamalarında olabilir. Rusya, Trans-Atlantik ilişkilerdeki bölünmeleri hem kışkırtmak hem de sömürmek için elinden geleni yapacaktır. Ancak bunda pek başarılı olacağını düşünmüyorum. Her durumda Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) aktif liderliğinin gerekli olduğuna ve ABD Ordusu’nun yakın gelecekte Avrupa’da daha sağlam ve daha büyük bir şekilde varlığını sürdüreceğine inanıyorum.

Röportajda yer alan görüşler, uzmanın kişisel görüşleri olup, Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi’nin (ANKASAM) yayın politikasını yansıtmayabilir.

Bu röportajın orijinal hali The International Asia Today’da Rusça ve İngilizce olarak yayınlanmıştır.

Rusça versiyonu için tıklayınız: https://theasiatoday.org/interviews-ru/%D0%B2%D0%B8%D1%86%D0%B5-%D0%BF%D1%80%D0%B5%D0%B7%D0%B8%D0%B4%D0%B5%D0%BD%D1%82-%D1%86%D0%B5%D0%BD%D1%82%D1%80%D0%B0-%D0%B8%D1%81%D1%81%D0%BB%D0%B5%D0%B4%D0%BE%D0%B2%D0%B0%D0%BD%D0%B8%D0%B9-%D0%BF/?lang=ru

İngilizce versiyonu için tıklayınız: https://theasiatoday.org/interviews/associate-director-of-center-for-security-policy-studies-assoc-prof-michael-hunzeker-only-realistic-option-is-for-nato-to-continue-to-support-ukraines-war-effort-with-weapons-munitions/

Elif TEKTAŞ
2020 yılında Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olan Elif Tektaş, aynı yıl Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda Ortadoğu ve Afrika Çalışmaları Bilim Dalı’nda yüksek lisans programına başlamıştır. Halihazırda yüksek lisans eğitimine devam eden Tektaş, iyi derecede İngilizce bilmektedir.