Tarih:

Paylaş:

Çin’in Tibet Meydan Okuması: Kar Ülkesi-2021

Benzer İçerikler

Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA), dünyanın en yüksek platosunda askeri bir tatbikat gerçekleştirmiştir. Çin Savunma Bakanlığı’nın konuya dair yaptığı açıklamada “Kar Ülkesi-2021” adı verilen tatbikatın gerçek mühimmatla ifa edildiği belirtilmiştir. Pekin, halihazırda mevcut Tibet yönetimini tanımamakta ve Tibet’i kendi topraklarının ayrılmaz bir parçası olarak görmektedir. Buradan hareketle, söz konusu tatbikatın hem Tibet’e hem de uluslararası arenaya bir mesaj niteliği taşıdığını söylemek mümkündür.

Bu kapsamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Çin’in tartışmalı bölgede düzenlediği askeri tatbikatın ne anlama geldiğini ve Tibet’in Çin için önemini değerlendirmek üzere alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinden alınan görüşleri dikkatlerinize sunmaktadır.

Dr. Nazmül İSLAM (ANKASAM Asya Pasifik Koordinatörü)

Konuya dair yaptığı değerlendirmede Dr. Nazmül İslam, “Çin Ordusu’nun Tibet üzerindeki çok boyutlu taktikleri, bu toprakları herhangi bir dış müdahaleden, özellikle de Hindistan ve Batı müdahalesinden korumak için ne kadar çaresiz olduklarını gösteriyor. Çin için Tibet’i kontrol etmek stratejik açıdan çok önemlidir. Çünkü Pekin yönetimi, bir sonraki Dalai Lama seçiminde kontrolü sağlamak istemektedir. Şi Jinping döneminde yayımlanan üçüncü Beyaz Kitap’ta Çin, din konusunu kendi değerleri üzerinden yönetme ve Tibet Budizmi’ni sosyalist topluma entegre etme arzusunu gözler önüne sermiştir. Şi’nin 2013 yılında Ulusal Halk Kongresi’nde belirttiği ‘Ülkeyi iyi yönetmek için önce sınırları iyi yönetmeliyiz ve sınırları iyi yönetmek için de istikrarı sağlamalıyız.’ ifadesi, Çin Devlet Başkanı’nın Tibet politikasındaki katı tutumunu göstermektedir.” yorumunda bulundu.

Sözlerinin devamında İslam, “Geçmiş sürece bakıldığında, 2021 yılının Şubat ayında Çinli ve Hintli askerlerin Hindistan ile Tibet arasındaki dağlık sınırdan senkronize bir şekilde çekildikleri söylenebilir. İki ülke arasındaki sınır geriliminin sonuçlarından biri de Çin’in Fiili Kontrol Hattı (LAC) olarak bilinen Hindistan sınırındaki askeri konumunu güçlendirmek amacıyla Tibet’teki askeri ve sivil tesislerini genişletmesi olmuştur. Son saha raporlarından da anlaşılmaktadır ki; Çin hava üsleri, hava savunma pozisyonları ve helikopter pistleri dahil olmak üzere LAC’ın doğusundaki askeri varlığını iki kat artırmıştır.” ifadelerini kullandı.

Sınır gerginliğine dair ayrıntılara değinen İslam, “Mevcut askeri tatbikatta, PLA Tibet Askeri Komutanlığı’na bağlı en az 10 tugay ve alay (yaklaşık 10.000 asker) yer almıştır. Buna ek olarak Çin; obüsler, toplar ve çoklu roketatar sistemleri de dahil olmak üzere en son silah teknolojilerini ve teçhizatları kullanmıştır.” dedi.

Son olarak İslam, “Hiç tereddüt etmeden, bu askeri tatbikatın ana hedefinin Hindistan’a ve Batılı müttefiklere güçlü bir mesaj göndermek olduğu öne sürülebilir. Çin, Hindistan’ın Tibet’teki kampanyasını iki yolla durdurmayı hedeflemektedir. Birincisi, Çin tarzı Budizm inancını kullanmak; yani kültürel etkidir. İkincisi ise askeri güçtür. Mevcut tatbikat da ikinci hedefinin yansımasıdır.” diyerek açıklamalarını noktaladı.‎

Dr. Zhanggui ZHOU (Yurtdışı Emniyet ve Güvenlik Enstitüsü Müdürü)

Konuya dair yaptığı değerlendirmede Dr. Zhou Zhanggui, “Çin’in yayın kuruluşu CGTN’ye göre PLA, Tibet platosu ve dağlarında ‘Kar Ülkesi-2021’ adı verilen ortak üç boyutlu tatbikatlara başladı ve buna 10’dan fazla tugay ve alay katıldı.” dedi.

Zhou, “Bu tatbikatlar, birçok gözlemci tarafından PLA’nın herhangi bir sınır çatışmasına ve hatta savaşa hazır olduğu yönünde Hindistan’a verilen mesajı şeklinde yorumlanmıştır. Tarih boyunca Çin-Hindistan sınır bölgelerinde çeşitli çatışmalar yaşanmıştır. İlk kez 1962 yılında PLA’nın Tibet ve Sincan-Uygur Özerk Bölgesi’ndeki sınır savunma güçleri, sınır bölgelerinde Çin topraklarını işgal eden Hindistan güçlerine karşı meşru müdafaada bulunmuştur. Çin, zafer kazandıktan sonra birliklerini buradan çekmek için inisiyatif almıştır. Bu da Çin’in sınır sorunlarını barışçıl yollarla çözme konusundaki tutarlılığını göstermektedir. En son 15 Haziran 2020 tarihinde Çin-Hindistan sınır bölgesinde, Hindistan’ın gerçekleştirdiği bir saldırı yaşanmıştır. Haziran 2020’den bu yana taraflar arasında birkaç görüşme gerçekleşmiştir. Ancak geçtiğimiz yıl Hindistan Ordusu, defalarca sınırdaki asker sayısını arttırdığına dair sinyaller vermiştir.” ifadelerini kullandı.

Çin’in savaş yeteneklerini geliştirdiğine dikkat çeken Zhou, “Taktiksel kabiliyet açısından söz konusu tatbikatlar yüksek irtifa alanlarının ve üç boyutlu operasyonların karakteristiğini göstermiştir. Ortak keşif, ateş gücü saldırısı, üç boyutlu nokta atışı, temizleme, bastırma ve diğer pratik operasyonlar yoluyla PLA, kapsamlı olarak çeşitli savaş birimlerinin ve ateşli silah türlerinin operasyonel verimliliği test etti ve birliklerinin yüksek irtifa bölgelerindeki savaş kabiliyetlerini geliştirdi.” değerlendirmesinde bulundu.

Sınır güvenliğinin ulusal güvenlikle ilgili olduğunu vurgulayan Zhou, “Konu Tibet Sorunu’na geldiğinde Şi, o çok bilinen ‘Bir ülkeyi yönetmek için sınırı yönetmeliyiz ve sınırı yönetmek için önce Tibet’i istikrara kavuşturmalıyız.’ ifadelerini kullanmıştır. Tibet, özel bir etnik bölge ve önemli bir ulusal güvenlik bariyeridir. 1951 yılında Çin Merkezi Hükümeti ve Tibet Yerel Hükümeti, Pekin’de Tibet’in barışçıl kuruluşuna yönelik tedbirlere ilişkin bir anlaşma imzalamış ve bu anlaşma, Tibet’in bölgesel ulusal özerkliğinin uygulanmasının temelini atmıştır. Tibet’in barışçıl kurtuluşu, Çin Halk Cumhuriyeti’nin 1949 yılında kurulmasından sonra Çin’in yeniden birleşmesinde önemli bir olay olmuştur. Pekin’e göre Tibet, Çin’in ayrılmaz bir parçasıdır ve Tibet Sorunu’yla ilgilenmek Çin’in iç meselesidir. Açıkçası Çin, dış güçlerin din ve insan hakları gibi konulardan yararlanarak Tibet’i Çin’den ayırmasına izin vermeyecektir.” açıklamasında bulundu.

Son olarak Zhou, “70 yıldan fazla bir süredir Tibet’teki her türlü etnik gruba mensup insanlar ekonomik ve kültürel refahla, iyi ekolojik çevreyle ve çok yönlü sosyal ilerlemeyle yeni bir Tibet yaratmışlardır. Tibetliler, Tibet nüfusunun %90’ından fazlasını oluşturmaktadır. Çin için en önemli husus, ulusal birliği korumanın Tibet’i yönetme stratejisinin temel ilkesi olmasıdır.” diyerek değerlendirmelerini noktaladı.

Ahmet Bülent MERİÇ (Emekli Büyükelçi)

Yaptığı değerlendirmede Emekli Büyükelçi Ahmet Bülent Meriç, “Çin Ordusu, Tibet Özerk Bölgesi’nde kapsamlı bir askeri tatbikat başlatmıştır. ‘Kar Ülkesi-2021’ olarak isimlendirilen tatbikat, canlı bir senaryo esas alınarak gerçekleştirilmiştir. Çin Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, PLA Tibet Askeri Komutanlığı’na bağlı 10’dan fazla tugayın katıldığı tatbikatta, yüksek rakımlı bir alanda birliklerin eşgüdümlü hareket etme, isabetli atış yapma ve hedefi kısa sürede imha etme yeteneklerinin denendiği vurgulanmıştır.” dedi.

Meriç, “Tatbikatın Tibet’in Çin’e bağlanmasının 70. yıldönümüne rastlaması, Pekin’in askeri imkân ve kabiliyetlerini göstermek suretiyle başta Hindistan olmak üzere Tibet’in bağımsızlığını savunan devletlere bir mesaj verdiğini ortaya koymaktadır. 5000 metreye yakın rakımıyla ‘dünyanın çatısı’ olarak isimlendirilen Tibet, 1950 yılında Çin’e katılmıştır. Pekin yönetimini tanımayan muhalifler, Hindistan’ın daveti üzerine 1959 yılında Dalai Lama’nın başkanlığında Sürgündeki Tibet Hükümeti’ni kurmuşlardır. Böylece uluslararası alanda Tibet’in statüsü tartışmalı hale gelmiştir.” sözleriyle durumu özetledi.

Son olarak Meriç, “Tibet’in Çin’deki ana akım Mahayana Budizminden ayrışan ve toplumu katmanlaştıran Brahmanizmin izlerini taşıyan Vajrayana Budizmini (Lamaizm) benimsemiş olması, Çin ana toplumuyla kültürel açıdan farklılık oluşturmakta ve bağımsızlık yanlılarına dini bakımdan güç vermektedir.” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

Doç. Dr. Fahri ERENEL (İstinye Üniversitesi)

Çin’in etnik azınlıkların yönetimini kolaylaştırmak için oluşturduğu beş özerk bölgeden birinin Tibet olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Fahri Erenel, “Tibet, Çin’in ‘Tek Çin’ politikası kapsamında, Sincan-Uygur Özerk Bölgesi’yle birlikte aralıksız takip ettiği bir bölgedir. Her iki bölgenin de en önemli özelliği ayrı dinlere sahip olmalarıdır. Uygurlar İslam dinine, Tibetliler ise Budizme bağlıdır. Bu durum, Çin’in bu bölgelere yönelik yaklaşımını derinden etkilemektedir. Ayrıca bahse konu olan yerlerin sınır bölgelerinde bulunması, Uygur bölgesinin Batı’yla ve Tibet’in Batı ve Hindistan’la yakın ilişkileri nedeniyle Çin tarafından bir güvenlik sorunu olarak algılanmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Erenel, “Tibetliler, dönem dönem Çin yönetimine karşı itirazlarda bulunmuş ve bu nedenle Pekin’in sert müdalelelerine maruz kalmıştır. Nitekim bölgede ayrılıkçı eğilimler de söz konusudur. Sürgünde hükümet olarak nitelendirilen bir yapısı da vardır. Bu sürgünde hükümet, Hindistan’da bulunmaktadır.” dedi.

Erenel, “Tibet bölgesinin özellikle son yıllarda ekonomide sağladığı gelişmeler, Tibetli Lider Dalai Lama’ya Nobel ödülü verilmiş olması ve Tibetlilere her defasında kapılarını açan Hindistan’ın giderek artan desteği, Çin’de Tibet’in kaybedileceğine yönelik endişelerinin artmasına neden olmaktadır.” yorumunu yaptı.

Son olarak Erenel, “Dünyanın en yüksek bölgesinde yapılan tatbikat, Çin’in artan endişelerine karşı ülke içine ve dışına gözdağı verme amacı taşımaktadır. Çin, özellikle yüksek rakımlı bölgelerde harekât için ordusunda eğitim, donanım vb. konularda tespit ettiği eksiklikleri giderdiğini göstererek Hindistan’ı uyarmaktadır. Yine bu bölge için inşa etmeyi planladığı baraj da Hindistan üzerinde baskı kurmanın bir aracı olarak düşünülmelidir.” diyerek açıklamalarını noktaladı.

Mehmet Emre ÖZTÜRK (Gazeteci-CRI Türk)

“Kar Ülkesi-2021” tatbikatının bölgesel ölçekte olduğu kadar uluslararası boyutta da büyük önem arz ettiğini öne süren Gazeteci Mehmet Emre Öztürk, “Teknik açıdan bakıldığında, yaklaşık 4.500 metre yükseklikte gerçekleştirilen tatbikatta PLA’nın Tibet Askeri Komutanlığı’na bağlı 10’dan fazla tugay ve alayı yer almıştır. Zorlu bir savaş arazisi üzerinde çok boyutlu muharebe temasının icra edildiği görülmüştür. Tatbikatlarda gerçek mühimmat kullanılmıştır. Farklı arazilerde gece ve gündüz senaryolarının değerlendirildiği tatbikat, PLA’nın muharebe yeteneklerini, ve Tibet’in istikrarını koruma konusundaki kararlığını gözler önüne sermiştir. Ayrıca tatbikatın ikinci gününde, düşman hedeflerine yönelik denenen senaryo, Hindistan’la olası bir çatışmada Çin Ordusu’nun teknolojiden nasıl yararlanacağını ortaya koymuştur.” ifadelerini kullandı.

Öztürk, “PLA, sahip olduğu savaş gücünü sahada daha iyi şekilde uygulamak için 2021 yılını yoğun bir tatbikat sezonuyla geçirmiştir. Ordunun bu yıl Tibet bölgesinde sınırın yakınında 100’den fazla tatbikat gerçekleştirdiği bilinmektedir. Bu bağlamda Çin’in Bohai Denizi, Sarı Deniz, Doğu Çin Denizi, Tayvan Boğazı ve Güney Çin Denizi’nde en az 120 tatbikat düzenlediği belirtilmektedir. Afganistan’da yaşanan gelişmelerin ardından bir diğer önemli tatbikat da Çin ve Rusya’dan gelmiştir. Çin ve Rusya’ya ait kuvvetlerin kısa süre önce Çin’in kuzey batısında bulunan Ningksia Huy Özerk Bölgesi’nde müşterek bir tatbikat gerçekleştirmiştir. Büyük bir güç olarak sahneye inen Çin, askeri gücünden emin olduğunun mesajını vermiştir” dedi.

Tibet’in Çin için önemine değinen Öztürk, “Tibet Sorunu, Şi’nin liderliği döneminde öne çıkan bir meseledir. Şi, 30 yıl aradan sonra, bölgeyi ziyaret eden ilk devlet başkanı olarak kayıtlara geçmiştir. Tibet’i resmi olarak ziyaret eden son Çinli lider, 1990 yılında Jiang Zemin’di. 2021 yılının Temmuz ayında gerçekleşen bu ziyarette Şi’nin ruhani lider Dalai Lama tarafından kullanılan Potala Sarayı’nın önünde yer alan ‘Barışçıl Kurtuluş Anıtı’ önünde halkla bir araya gelmesi, yeni bir sürecin başladığına işaret etmiştir. 1959 senesinde silahlı isyanların başarısız olmasından sonra, Hindistan’a kaçan ayrılıkçı gruplar, ‘Tibet’in bağımsızlığı’ için kampanya yürütmeye başlamıştır. 1980’li yıllardan beri bölgede meydana gelen huzursuzlukta aktif rol oynayan ayrılıkçı gruplar, Batı’nın Çin’i kontrol altına almak için kullanabileceği bir koz haline gelmiştir.” yorumunu yaptı.

Son olarak Öztürk, “Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zhao Lijian, 29 Temmuz 2021 tarihinde düzenlediği basın toplantısında, ‘14. Dalai Lama hiçbir şekilde sadece dini bir şahsiyet değil; daha çok Çin karşıtı ayrılıkçı faaliyetlerde bulunan siyasi bir kaçaktır.’ ifadelerini kullanarak Tibet’e karşı olan tutumunu teyit etmiştir. Çinli güvenlik kaynakları, 14. Dalai Lama’nın vefatından sonra destekçilerinin daha agresif hale geleceğine ve terör saldırılarıyla ön plana çıkabileceğine inanmaktadırlar. Batı’nın bunu ne ölçüde destekleyeceği ise soru işaretidir. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda, son tatbikatlar için şu değerlendirmeyi yapmak mümkündür: Çin olası tehditlere karşı hazırlık yapmaktadır.” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

Özge ELETEK
Özge Eletek 1999 yılında İzmir’de doğdu. İlk ve orta öğretim hayatını İzmir’de tamamlayan Eletek, 2017 yılında Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü kazandı. Çeşitli düşünce kuruluşlarında birçok konferans ve seminere katılan Eletek, Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi’ndeki stajını sürdürmektedir.