Tarih:

Paylaş:

Ermeni Aktivist İşhan Verdiyan: “İlişkiler Normalleşme Eğilimi Gösterirse Her Yönde Gelişecektir.”

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Uzun yıllardır Güney Kafkasya’da güvenlik ve istikrarı engelleyen Ermenistan-Azerbaycan çatışması, 44 gün süren İkinci Karabağ Savaşı’nın ardından çözülmüştür. Çatışmaların sona ermesinin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen iki ülke arasındaki sınırların belirlenmesi ve Zengezur Koridoru’nun açılması konularında henüz beklenen netice elde edilememiştir. Dahası bölgedeki normalleşme arayışları da yeni yeni somut bir boyut kazanmaktadır. Bu kapsamda Ermenistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Vuhan Hunanyan’ın Türkiye’yle önkoşulsuz normalleşmeye hazır olduklarını Rusya’ya ilettiklerini belirten açıklaması dikkatleri üzerine çekmiştir.

Bu bağlamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Türkiye-Ermenistan ve Azerbaycan-Ermenistan hattında cereyan eden gelişmelere ilişkin Ermeni aktivist İşhan Verdiyan’ın görüşlerini dikkatlerinize sunmaktadır.

– Sayın Verdiyan, Ermenistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hunanyan, halihazırda Türkiye’yle herhangi bir müzakere süreci olmadığını; ancak Ermenistan’ın önkoşulsuz olarak görüşmelere hazır olduğunu açıkladı. Bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aslında bu tarz gelişmeler için geç kalındığına inanmaktayım. Yine de bu adımları memnuniyetle karşılıyorum. Ancak benim Ermenistan Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı her açıklamaya karşı şüpheci bir yaklaşımım var. Ermenistan Dışişleri Bakanlığı’nın sadece kâğıt üzerinde olduğunu düşünmekteyim. Zira bağımsızlığın üzerinden geçen 30 yılda Ermenistan’ın beş sınır komşusu arasında ekonomik ve askeri olarak en güçlü devlet olan Türkiye’yle ilişkileri düzeltmemesi ya da en azından diyalog kuramamış olması Ermenistan Dışişleri Bakanlığı’nın etkisizliğini göstermektedir. Çünkü Ermenistan’ın 328 km’lik bir sınırı paylaştığı bir devletle ilişki kuramamasından bahsediyoruz. Yine de bu tür açıklamaları daha önce duymuyor olmamızdan dolayı takdir etmek gerektiği kanaatindeyim. Gelişmelerin nasıl ilerleyeceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz.

– Sizce Ermenistan-Türkiye ilişkilerinin normalleşmesinde Rusya nasıl bir rol oynamaktadır?

Ermenistan-Türkiye ilişkilerinin normalleşmesi sürecini bu iki komşu ülkenin kendilerinin yürütmesi gerektiğine ve karşılaşacakları zorlukları barışa yönelik ortaya koyacakları iradeyle anlaşabileceklerine inanmaktayım. Hatta kendi aralarındaki görüşmelerde tercümanlığı da Türkiye’de yaşayan Ermeniler yapabilir. Yani ikili münasebetlerin normalleşmesi sürecinde Türkiye’de yaşayan ve sayısı 10 binlerle ölçülen Ermeni topluluğunun potansiyeli kullanılabilir. Bir diğer ifadeyle Ankara-Erivan hattında Türkiye Ermenileri köprü olabilir.

İlişkilerin normalleşmesinde Rusya’nın rolüne gelince, bu konu biraz da Ermenistan’ın iç siyasetine bağlıdır. Erivan’ın Ankara’yla ilişkisinin normalleşmesi, Moskova’nın da istediği bir şeydir. Çünkü Ermenistan’da çok büyük Rus yatırımı vardır ve ülkede yaşanan istikrarsızlıklar, Rusya için en azından bu anlamda tehdit teşkil etmektedir. Yine de tekrar etmekte yarar olduğuna inanıyorum ki; her şey Ermenistan’ın iç siyasetindeki dengelere bağlıdır. Yani bugün Nikol Paşinyan farklı bir resim çiziyor. Bazı anlaşmalar yapılabilir. Fakat en güçlü muhalif lider olan Robert Koçaryan’ın Başbakan olması halinde durum değişebilir. Çünkü Paşinyan, Kremlin’in güvenmediği bir adaydır. Ancak bu tablo, sadece Rusya için geçerlidir. Diğer devletlerin, özellikle de Türkiye’nin ona güvenmemesi için bir neden yoktur.

– Peki, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın 15 Aralık 2021 tarihinde Brüksel’de gerçekleştirecekleri görüşmelerden ne gibi sonuçlar beklenmelidir?

Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki anlaşmazlıklar, yalnızca iki tarafı ilgilendiren bir hadise değildir. Mesele, coğrafi olarak bölgede bulunmayan devletlerin de karıştığı ve mevzubahis taraflarla anlaşmadan ilerlemenin mümkün olmadığı bir sorundur. Bu yüzden de ikili görüşmenin sonuçlarının ne olacağını tahmin etmek zordur. Lakin söz konusu durum, Bakü ve Erivan’ın kendi beklentilerinin ve hedeflerinin bulunmadığı anlamına gelmemektedir. Zira birçok mesele bu iki devlete bağlıdır. Ancak çözüm yalnızca iki aktöre bağlı değildir. Kısacası henüz belli olmayan ya da bizim bilmediğimiz birçok detay vardır.

– Erivan, Bakü’yle müzakerelerde Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu yerine Doğu Ortaklığı Zirvesi Platformu’nu kullanmaya karar verdi. Sizce, görüşmelerin AGİT Minsk Grubu çerçevesinde devam ettirilmesinde ısrar eden Paşinyan’ı buna ikna eden sebepler nelerdir?

Paşinyan’ın yerinde olsam müzakerelerin AGİT Minsk Grubu çerçevesinde yürütülmesi ısrarından kesinlikle vazgeçerdim. Bir telefon görüşmesiyle 10 dakikada çözülebilecek bir sorunu, büyük miktarda kaynak aktarılan ve imkanlar sağlanan AGİT Minsk Grubu, 30 yılda çözememiştir. Yani gerekli hiçbir adım atılmamış; tam tersine süreç dondurulmuştur. Bu anlamda ben AGİT Minsk Grubu’nun önerdiği formatı kesinlikle kabul etmiyorum.

– Siz yakın gelecekte Türkiye-Ermenistan ve Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinin nasıl seyredeceğini düşünüyorsunuz?

Bu konuda henüz bilgilendirilmediğimiz birçok detayın olduğuna inanmaktayım. İlişkiler normalleşirse, bunun Türkiye-Ermenistan ve Azerbaycan-Ermenistan ayrımı olmadan gerçekleşeceğine ve her yönde ilişkilerin iyileşeceğine inanıyorum. Bu nedenle de varılacak anlaşmalarda her bir detayın değerlendirileceğini düşünüyorum. Açıkçası Paşinyan, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü resmen tanımalıdır. Azerbaycan ve Türkiye tarihsel olarak Ermenileri desteklemiştir. Bu anlamda Ermeniler, Türklere haksızlık etmektedir. Bunun anlaşılması gerekmektedir.

Ermeni diasporasının bu konudaki sessizliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aslında diaspora susmuyor. Sesleri hala yüksek çıkan lobicilik merkezleri var. Ancak onlar, bulundukları ülkede yaşayan Ermenilerin fikirlerini temsil ediyor. Ben yurtdışında yaşayan saygıdeğer vatandaşlarımızın haklarının ilgili devletler tarafından korunduğuna inanıyorum. Diasporanın tutumu, Ermenistan halkının ve bugünkü Ermenistan Hükümeti’nin görüşlerini hiçbir şekilde yansıtmamaktadır. Lobiciler, kendi konumlarını güçlendirmek için hayatlarını sürdürdükleri devletlerin çıkarlarına göre hareket etmektedir. Bu yüzden Erivan yönetimine etki etmeye çalışsalar da kabul edilecek kararlarda sadece Ermenistan halkının çıkarlarının göz önünde bulundurulacağını düşünmekteyim.

Röportajda yer alan görüşler, aktivistin kişisel görüşleri olup, Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi’nin (ANKASAM) yayın politikasını yansıtmayabilir.

Bu röportajın orijinal hali 03.12.2021 tarihinde The International Asia Today’da Rusça ve İngilizce olarak yayınlanmıştır.

Rusça versiyonu için tıklayınız: https://theasiatoday.org/interviews-ru/армянский-активист-ишхан-вердиян-ес/?lang=ru

İngilizce versiyonu için tıklayınız: https://theasiatoday.org/interviews/armenian-human-rights-activist-ishan-verdiyan-if-relations-tend-to-normalize-they-will-develop-in-all-directions-without-distinction-between-azerbaijan-armenia-and-turkey-armenia/

Ülviye FİLİYEVA ERKEÇ
Ülviye FİLİYEVA ERKEÇ-Lisans eğitimini Bakü Devlet Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nde tamamlayan Ülviye Filiyeva Erkeç, aynı zamanda Karabük Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden de mezun olmuştur. Yüksek lisans derecesini, Aksaray Üniversitesi Kent Sosyolojisi Programı’nda sunduğu “Türk ve Rus Basınındaki Algılanışı ile Türkiye’ye Evlilik Yolu ile Göç Olgusu” başlıklı tezle elde eden Erkeç, Karabük Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Bölge Çalışmaları Bilim Dalı’ndaki yüksek lisans eğitimini de sürdürmektedir. Filiyeva Erkeç, ileri seviyede İngilizce, Rusça, Avarca ve Azerbaycan Türkçesi bilmektedir. ANKASAM bünyesinde yürütülen çalışmalara katkıda bulunan Filiyeva Erkeç, Orta Asya ve Kafkasya bölgelerine yönelik akademik çalışmalarını sürdürmektedir.