Ermenistan’da Darbe Hareketliliği

Ermenistan Ordusu’nun Başbakan Nikol Paşinyan’ı istifaya çağıran bir muhtıra yayınlamasının ardından Ermenistan’daki hareketlilik artmıştır. Paşinyan, ordunun attığı bu adımı bir “darbe girişimi” olarak nitelendirmiş ve halkı sokaklara çağırmıştır. Gelişen olaylar neticesinde Paşinyan, Genelkurmay Başkanı Onik Gasparyan’ı görevden almış olsa da kendisi görevini bırakmayacağını belirtmiştir. Paşinyan’ın aldığı karar ise Cumhurbaşkanı Armen Sarkisyan tarafından veto edilmiştir.

Bu kapsamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Ermenistan’da yaşanan darbe girişiminin ne anlama geldiğini değerlendirmek üzere alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinden alınan görüşleri dikkatlerinize sunmaktadır.

Dr. Öğr. Üyesi Emre OZAN (ANKASAM Türk Dış Politikası Danışmanı)

İkinci Dağlık Karabağ Savaşı’nda alınan yenilginin ardından Ermenistan siyasetinde her şeyin kaldığı yerden devam etmesinin ve Paşinyan’ın iktidarını hiçbir şey olmamış gibi sürdürmesinin beklenemeyeceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Emre Ozan, “Ermenistan siyasetinin savaş sonrası dönemde hareketlenmesi son derece normal ve anlaşılır bir durumdur. Son zamanlarda Ermenistan Başbakanı’nın yaptığı açıklamalara ve ordudan gelen mesajlara bakıldığında, iki tarafın da yenilginin siyasal sorumluluğunu birbirlerinin üzerine yıkmaya çalıştığı görülmektedir. Paşinyan, söz konusu başarısızlığın sorumlusunun ordu olduğunu ileri sürmektedir. Kendisinin darbe girişiminden hemen önce dile getirdiği Rusya’dan alınan İskender füzelerinin işe yaramadığı iddiası ise bardağı taşıran son damla olmuştur. Muhtemelen bu iddia Rusya’yı da kızdırmıştır. Moskova, darbe sonrasında konunun Ermenistan’ın iç meselesi olduğunu söylese de Ermenistan Ordusu’nun Rusya’yla yakın bir ilişkisi vardır. Buna karşılık Moskova’nın Paşinyan’a çok sıcak bakmadığı da bilinmektedir. Dolayısıyla Rusya, darbe girişimini açıkça desteklemiyor olmasına rağmen mevcut gelişmelerden memnundur.” dedi.

Darbenin başarılı olup olmayacağının ilerleyen günlerde görüleceğini ifade eden Ozan, “Sonuç ne olursa olsun Ermenistan, bu süreçten daha da zayıflamış olarak çıkacaktır. Zaten Ermenistan, ekonomik olarak son derece kırılgan bir ülkedir. Rusya’ya büyük ölçüde bağımlı durumdadır. Paşinyan, Batılı ülkelerle kurduğu ilişki vasıtasıyla bu bağımlılığı azaltmak istemiştir. Ancak şu ana kadar bunda başarılı değildir. Dolayısıyla darbe girişimi sonrasında Ermenistan siyasetinde Rusya yanlıları ile Batı yanlıları arasındaki ayrışma daha da belirginleşebilir. Bu da Ermenistan’ın kırılganlığını artıracaktır.” yorumunda bulundu.

Dr. Öğr. Üyesi Elşan İZZETGİL (Kastamonu Üniversitesi-Uluslararası İlişkiler)

Ermenistan’da yaşanan darbe girişiminin anlaşılması için perde arkasındaki gelişmelerin iyi okunması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Elşan İzzetgil, “Sarkisyan ile Paşinyan arasında yaşanan çeşitli tartışmaların da etkisiyle olaylar patlak vermiştir. Sarkisyan, İkinci Dağlık Karabağ Savaşı’yla ilgili olarak Paşinyan’ı eleştirerek İskender füzelerini kullanması gerektiğini belirtmiştir. Paşinyan ise Cumhurbaşkanı’nın bildiği konularda soru sormamasını, eleştirilerin yersiz olduğunu ve füzelerin zaten çok küçük bir kısmının kullanışlı olduğunu ifade etmiştir. Mevzubahis açıklama çok önemlidir. Çünkü Paşinyan, Rusya’dan alınan füzeleri kötüleme yoluna gitmektedir. Bu tartışma neticesinde Ermenistan Genelkurmay Başkanı Gasparyan, hükümetin istifasını istemiştir. Buna karşılık Paşinyan ise Gasparyan ve bazı askerlerin görevden alınmasını talep etmiştir. Gelişen olayların ardından bir yandan Paşinyan’ın istifasını talep eden “Anavatanı Kurtarma Hareketi” olarak adlandırılabilecek grubun destekçileri; diğer taraftan da Paşinyan yanlıları sokağa çıkmaktadır.” dedi.

Paşinyan’ın sokağa çıkıp kendisine destekçi ararken polise güvendiğini ifade eden İzzetgil, “Bununla birlikte toplumda sosyal güvencesi olmayan bir alt kesim de bulunmaktadır. Bu kesim, eski yöneticilere nefret beslemektedir. Ermenistan Başbakanı, bu durumu kullanarak söz konusu kesimi de kendisine çekmek istemektedir. Unutulmaması gereken diğer bir nokta da son yıllarda yaşanan bazı gelişmelerden dolayı Paşinyan’ın istifa etmesi durumunda yargılanma ihtimalinin bulunmasıdır. Dolayısıyla Ermenistan Başbakanı istifa etmek istememektedir. Bununla birlikte Paşinyan, Batılı bir bakış açısına sahiptir. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) dağılmasının ardından Ermenistan’ın düştüğü duruma Rusya’nın sebep olduğunu düşünmektedir. Sırtını Rusya’ya yaslayan bir Ermenistan’ın bu kötü durumundan kurtulamayacağını ve yüzünü Batı’ya dönmesi gerektiğini belirtmektedir.” şeklinde konuştu.

Ülkede meydana gelen gelişmelerin bölge açısından yansımalarına da değinen İzzetgil, “Eğer Paşinyan istifa ederse, yerine gelecek yönetici muhtemelen Rus yanlısı olacaktır ve 10 Kasım 2020 tarihinde Azerbaycan’la imzalanan anlaşmanın birtakım maddelerini uygulamaktan kaçınacaktır. Ancak Rusya’nın bölgedeki varlığı devam ettiği sürece, yeni bir çatışmanın çıkma olasılığı bulunmamaktadır. Fakat Nahçıvan’a açılacak koridorda isteksiz davranabilirler ya da bunu reddetme yoluna gidebilirler. Dolayısıyla Ermenistan’da yaşanabilecek iktidar değişikliği, bölgeyi olumsuz etkileyecektir.” yorumunu yaptı.

Paşinyan’ın düşük profilli bir lider olmasından dolayı görevde kalmasının hem Türkiye hem de Azerbaycan açısından olumlu olduğunun altını çizen İzzetgil, “Olası bir istifada Paşinyan’ın yerine gelecek kişinin Rus yanlısı olması, Türkiye’ye ve Azerbaycan’a hiçbir şey kazandırmayacaktır. Hatta çıkarlarımıza ters düşecektir.” dedi.

İlerleyen dönemde yaşanabilecek gelişmelerin tahmin edilmesinin zor olduğunu da vurgulayan İzzetgil, “Paşinyan’ın istifa etmemekte kararlı göründüğünü söyleyebiliriz. İkinci Dağlık Karabağ Savaşı’nda ülkenin öyle ya da böyle elinde tuttuğu toprakları kaybetmesi büyük bir hezimet olmuştur. Böyle bir hezimete rağmen Paşinyan görevde kalmıştır. Bu nedenle de son günlerde istifa etmesi gerektiği konusunda yapılan eleştirileri dikkate alacağına inanmak mantıksızdır. Üstelik Rusya açısından da Paşinyan’ın istifa etmesi/ettirilmesi acil değildir. Çünkü Moskova, zaten istediğini elde ederek hukuki temellere dayalı bir şekilde Dağlık Karabağ’a girmiştir. Bir süre daha bölgede olmaya devam edecektir. Rusya, artık bölgeyle karayolu ve demiryolu ulaşımına sahip olacaktır. Yani Ruslar, Kafkasya’ya hükmetme konusunda konumunu muhafaza etmiş; hatta kuvvetlendirmiştir.” açıklamasında bulundu.

Son olarak darbe girişiminin ardından Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun Ermeni meslektaşını aradığını hatırlatan İzzetgil, “Konuşmada, Gümrü’de bulunan Rus hava üssünün genişletilmesi ele alınmıştır. Dolayısıyla Moskova, Erivan üzerindeki etkisini daha da kuvvetlendirmeye çalışmaktadır. Kısa vadede Rusya’nın Ermenistan’da bir yönetim değişikliğini zorlayacak adım atması beklenmemelidir.” diyerek değerlendirmelerini sonlandırdı.

Prof. Dr. Celalettin YAVUZ (İstanbul Ayvansaray Üniversitesi İİSBF Dekanı ve Güvenlik Bilimleri Yüksek Lisans Programı Anabilim Dalı Başkanı)

Prof. Dr. Celalettin Yavuz, Paşinyan’ın sokak gösterileriyle iktidara geldiğini hatırlatarak, “Rusya, zamanında bu durumdan hiç memnun olmamıştır. Diğer yandan 2019 yılında Ermenistan ekonomisinde gözle görülür bir büyüme yaşanmıştır. 2020 yılında ise Covid-19 salgını tüm devletler gibi Ermenistan’ı da etkilemiştir. Normal şartlarda ülke ekonomisine diaspora Ermenilerinden büyük destek gelirken; salgınla birlikte bu destekte %40-50 oranında düşüş yaşanmıştır.” dedi.

Paşinyan’ı etkileyen asıl noktanın İkinci Dağlık Karabağ Savaşı olduğunu ifade eden Yavuz, “Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Batı tarafından savaşın çıkış nedeni olarak salgın sebebiyle bozulan Azerbaycan ekonomisi gösterilmiş ve taciz atışlarının Azerbaycan tarafından yapıldığı ima edilmiştir. Ancak durum gerçeği yansıtmamaktadır. İlk saldırı, Ermenistan’dan gelmiştir. Lakin savaşın çıkmasıyla birlikte Erivan yönetimi, daha çatışmaların ilk günlerinde hezimete uğrayacağını anlamıştır. Nitekim sahadaki vaziyet de böyle tecelli etmiştir. Ancak burada önemli olan nokta, Rusya’nın olaylara uzun bir süre müdahale etmemesidir. Bunun sebebi ise Paşinyan’a ve Ermenistan’a bir ders vermek istemesidir. Fakat unutulmamalıdır ki Rusya, olayların kendi sınırları içine sıçramasından korktuğu için sokak gösterilerinden hoşlanmamaktadır.” yorumunu yaptı.

Yavuz, “Ermenistan Başbakanı, Dağlık Karabağ konusunda kendinden önceki Ermenistan liderlerinden ayrılmaktadır. Bunun birinci nedeni Paşinyan’dan önceki liderlerin ve şu anda görev yapan Cumhurbaşkanı Sarkisyan’ın Dağlık Karabağ kökenli olmasıdır. Yani bu isimler bölgeyi Ermenistan’a bağlama konusunda çok istekli olmuşlardır. Bu durumun ikinci sebebi ise Rusya faktörüdür. Üçüncü gerekçe de Paşinyan’ın Dağlık Karabağ odaklı Ermenistan milliyetçiliğine uzak olmasıdır. Dolayısıyla 44 günlük savaş ve savaşın kaybedilmesinin ardından Paşinyan ile Sarkisyan arasındaki kırılma belirginleşmiştir. İşte bu ortamda Paşinyan karşıtları, halkı “galeyana” getirmenin çok kolay olacağını düşünmüşlerdir. Öte yandan Paşinyan’ın da sokak hareketlerini iyi bildiğini gözden kaçırmamak gerekir. Zaten çok geçmeden halkı sokağa toplaması da bunu göstermektedir.” açıklamasında bulundu.

Gelinen noktada bir tarafta halkın gücüne dayanan Paşinyan’ın; diğer tarafta ise Rusya’nın ruhuyla birlikte hareket etmek isteyen Ermenistan milliyetçilerinin olduğunu belirten Yavuz, “Paşinyan’ın İskender füzelerinin patlamadığı yönündeki açıklamalarına Rusya çok büyük tepki göstermiştir. Ardından Ermenistan Başbakanı, söylediklerinin yanlış anlaşıldığını belirten bir açıklama yapmıştır. Yani Paşinyan, kendisini istifaya çağıranların arkasında Rus gücünün bulunduğunun farkına varmıştır. Ancak Rusya da muhalifleri desteklediğini hissettirmeden adım atmaya çalışmaktadır. Çünkü açık açık hissettirdiği takdirde hem Ermenistan hem de dünya kamuoyunda olumsuz bir imaja sahip olacaktır. Fakat olayların arkasında Moskova’nın olmadığını söylemek çok da gerçekçi değildir.” dedi.

Son olarak gelecek dönemde neler yaşanabileceğine değinen Yavuz, “Paşinyan, halkın isteği doğrultusunda gerekirse erken seçime gidebileceklerini açıklamıştır. Ancak ülke büyük bir açmazdadır. Gidişat göstermektedir ki Ermenistan’ı bir erken seçim beklemektedir. Batı Dünyası’nın Ermenistan’da yaşananlara ilişkin ne derece etkisi olduğu bilinmezliğini korumaktadır. ABD Başkanı Joe Biden’ın da henüz konuyla ilgili bir açıklaması olmamıştır. Neler yaşanacağını hep birlikte göreceğiz.” diyerek değerlendirmelerini noktaladı.

Halil AKINCI (Emekli Büyükelçi)

Geçtiğimiz aylarda Ermenistan’da yaşanan olayların darbe girişimine zemin hazırladığını ifade eden Emekli Büyükelçi Halil Akıncı, “Ermenistan, Dağlık Karabağ ve doğrudan Azerbaycan’a bağlı olan çevre ilçeleri elinde tutacağından son derece emindi. Ancak yaşanan 44 günlük savaş sonrasında hiç ummadığı bir yenilgi aldı. Asıl mesele de bundan kaynaklanmaktadır. Ermeni toplumu “Bu yenilginin bedelini kim ödeyecek?” sorusunu dillendirmektedir. Paşinyan, bu sorumluluğu askerlere yıkmak istemiştir. Bunun sonucunda ordu kendilerinin bir kabahati olmadığını ve Paşinyan’ın yürüttüğü diplomasinin başarısız olduğunu söylemiştir.” dedi.

Rusya’dan alınan İskender füzelerine ilişkin tartışmaların tamamen bahane olduğunu vurgulayan Akıncı, “Darbe girişiminin arkasında kimin olduğu tartışmalıdır. Rusya, Paşinyan’dan memnun değildir. Ancak Paşinyan’ı devirmesi de gelinen noktada anlamsız olacaktır. Çünkü şu anda halkın bir tepkisi bulunmaktadır. Moskova, Paşinyan’a karşı halktaki tepkinin devam etmesini ve Ermenistan Başbakanı’nın yıpranmasını istemektedir.” yorumunu yaptı.

Tüm bunlara ek olarak Akıncı, “Anayasaya uygunluk açısından askerin istifa çağrısı yapmaması gerekmektedir. Başbakan ya bir seçimle değişir ya da kendisi istifa eder. Gelinen noktada bunun yükünü Paşinyan çekmektedir. Bununla birlikte bir ittifak içinde bulunan tarafların orduları da birbirine yakın olmalıdır. Rusya ve Ermenistan ittifak içerisinde olduğu için iki ülkenin orduları da yakın ilişkilere sahiptir. Dolayısıyla Moskova’nın ordu tarafından gerçekleştirilen darbe girişiminden haberinin olmaması mümkün değildir. Ancak Rusya’nın bahse konu olan darbe girişimini doğrudan teşvik ettiğini de düşünmemekteyim. Çünkü Ermenistan zaten yıpranmıştır. Üstelik Rusya, müttefikinin daha fazla yıpranmasını da istemeyecektir. Dahası Rusya, barışın garantörü olarak bölgeye yerleşmeyi de başarmıştır. Bu nedenle de Moskova, söz konusu darbe girişiminin ülkenin kendi iç dinamikleri çerçevesinde çözülmesini isteyecektir. Zaten gidişat da bu yöndedir.” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

Elnur Enveroğlu (Gazeteci-Eurasia Diary)

Paşinyan yönetimine duyulan güvensizliğin 10 Kasım 2020 tarihinde imzalanan ateşkes anlaşmasının ardından başladığını ifade eden Gazeteci Elnur Enveroğlu, “Aslında Paşinyan, 2018 yılında iktidara geldiğinde, Azerbaycan’ın işgal altındaki yedi bölgesini Dağlık Karabağ’a iade etme sözü vermiştir. Ancak ülkedeki Dağlık Karabağ kökenli eski yöneticiler ve yurt dışındaki Ermeni lobisi, Paşinyan’ın vaatlerini yerine getirmesini önlemeye çalışmıştır. Bu nedenle de Paşinyan sözünü tutamamıştır. Buna bağlı olarak da Bakü yönetimi, sorunları askeri yollarla çözmek durumunda kalmıştır.” dedi.

Paşinyan’ın iktidarda kalmasının hem Türkiye hem de Azerbaycan için avantaj olduğunu söyleyen Enveroğlu, “Paşinyan iktidarda kaldığı sürece Erivan, Ankara ve Bakü’yle ilişkilerini normalleştirerek ekonomik kalkınmasını geliştirebilir. Öte yandan Ermenistan, saldırgan ilkelerden uzaklaşarak barış yanlısı bir devlet haline gelirse, bölgede istikrar sağlanacaktır. Ermenistan’ın Türkiye ve Azerbaycan’la ilişkileri normalleştirmesi, Rusya’nın bölgedeki nüfuzunu da azaltabilir. Ancak Rusya bunu istememektedir.” ifadelerini kullandı.

Enveroğlu, “Ermenistan’da istikrar sağlanırsa ve Erivan, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğüne saygı gösterirse ortada ciddi bir sorun kalmayacaktır. Bu da Rusya’nın bölgede barış gücü görevlilerini tutmasına gerek olmadığı anlamına gelecektir. Ancak bu tablo, Rusya’nın çıkarlarına uygun değildir. Bu nedenle de Moskova, Dağlık Karabağ Sorunu’nun çözümsüz kalması için elinden geleni yapmaktadır. Böylelikle de bölgedeki askeri varlığını sürdürmek istemektedir.” yorumunu yaptı.

Ermenistan’da yaşananların arkasında Rusya’nın bulunduğunu öne süren Enveroğlu, “Paşinyan, Batı yanlısıdır ve Rusya’yla sınırlı ilişkileri vardır. Bu nedenle de Moskova, Ermeni lideri savaş sırasında yalnız bırakmış ve adeta cezalandırmıştır. Yaşanan darbe girişiminde bile Moskova, Ermenistan’ın iç meselelerine karışmadığını dile getirerek darbeyi kınamamıştır.” açıklamasında bulundu.

Son olarak Rusya’nın Ermenistan’ı “kendi tebaası” olarak gördüğünü iddia eden Enveroğlu, “Rusya, Ermenistan’da iktidarda olan kadroların Batı’yla değil; Moskova’yla ittifak içinde olmasını istemektedir. Aksi durumu ise cezalandırmaya çalışmaktadır.” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

SOSYAL MEDYA HESAPLARIMIZ

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz