Tarih:

Paylaş:

Güney Kore’nin Hint-Pasifik Strateji Belgesi’nde Kuzey Pasifik Bölgesi’nin Yeri

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Güney Kore’nin Asya-Pasifik Strateji Belgesi, 28 Aralık 2022 tarihinde “Özgür, Huzurlu ve Müreffeh Hint-Pasifik Bölgesi” ismiyle Güney Kore Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanmıştır.[1]  Belge, toplam 4 bölüm ve 43 sayfadan oluşmaktadır. Söz konusu belge, genel itibarıyla Güney Kore’nin Hint-Pasifik stratejisini, bölgedeki mevcut durumunu, tehdit algılamalarını, aktörlerle olan ikili ilişkilerini, politik tutumunu, hedeflerini, öngörülerini, tespitlerini, ittifaklarını ve jeopolitik ve jeoekonomik perspektifini göstermesi açısından oldukça önemlidir. Nitekim belgenin “Vizyon, İşbirliği İlkeleri ve Bölgesel Kapsam” başlıklı ikinci bölümünün son kısmında bölge bazlı stratejiler ele alınmıştır. Bu noktada ilk olarak Kuzey Pasifik bölgesi üzerinden yapılan değerlendirme hem Güney Kore’nin bölgesel tutumu hem de bölgenin genel çerçevesi açısından önem arz etmektedir.

Belgenin Kuzey Pasifik üzerinden yaptığı inceleme, Güney Kore’nin de coğrafi olarak söz konusu bölgede yer aldığı ve bu sebeple Kuzey Pasifik’in Seul yönetimi için kayda değer bir öneme haiz olduğu çıkarımıyla başlamaktadır.

Bu noktada Güney Kore’nin belgede bu bölgeye diğer bölgelerden daha fazla vurgu yapması, genel olarak Seul Hükümeti’nin özgür, huzurlu ve müreffeh bir Hint-Pasifik stratejisi çerçevesinde ilk olarak kendi merkez-çevre ilişkisini ve kendi güvenlik algılarını ön plana koyduğunu göstermektedir.

Belgede karşılıklı fayda temelinde bölge devletleriyle olan ikili ve çok taraflı anlaşmaların derinleştirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buradan hareketle Güney Kore’nin bölgede tehdit olarak algıladığı Kuzey Kore ve Çin gibi devletlerle aslında tek başına başa çıkabilme kapasitesinin olmadığı düşünülebilir. Halihazırda Seul, Kuzey Kore’nin nükleer gücünün bölgenin güvenlik çerçevesini kırılganlaştırması hasebiyle Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Japonya’yla düzenlediği askeri tatbikatlara büyük ehemmiyet atfetmektedir.

Bununla birlikte Seul’un diğer başkentlerle olan ikili ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğini dile getirmesi gerek bölgesel güvenliğin gerekse de karşılıklı bağımlılığın inşa edilerek hem çatışma ortamının yumuşaması hem de olası çatışmaların önüne geçilmesi amacını güttüğü söylenebilir. Bunun yanı sıra kolektif çaba vurgusunun yapılması, Batı’nın, Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü’nün (NATO) ve özellikle de ABD’nin Hint-Pasifik bölgesindeki ittifakını genişletmek istediği ve Seul’un buna olumlu yaklaştığı şeklinde okunabilir.

Aynı zamanda Güney Kore, söz konusu belgede ABD’yle olan müttefiklik ilişkilerinin güçlendirileceği vurgusunu yapmıştır. Zaten her iki aktör de bölge üzerinde “ortak düşman” ve ortak amaçlar düzlemi üzerinden dış politika üretim süreçlerinde güçlü bir diyalog yürütmektedir. Fakat Güney Kore, mevzubahis işbirliğinin daha da derinleştirilmesine dönük bir irade ortaya koymaktadır. Bu da Seul’un bölgesel güvenlik çerçevesinde Batı’nın desteğine ihtiyacı olduğu şeklinde yorumlanabilir.

ABD’yle müttefikliğin geliştirilmesi yönünde ciddi bir irade ortaya konan Güney Kore, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi ortak değerleri ön plana çıkarmaktadır. Mevzubahis durum ve belirtilen değerler de Güney Kore’nin halihazırda benimsediği Batı perspektifini güçlendirir niteliktedir.

Tüm bunlara ek olarak ABD’yle kurulan müttefikliğin temelinde “liberal demokrasi” kavramının yer aldığı da belgede açıkça dile getirilmektedir. Nitekim Soğuk Savaş sonrası ABD ve NATO önderliğindeki yeni dünya düzeninin Batı’nın “liberal demokrasi” çerçevesinde kurulduğu bilinmektedir. Bu da Güney Kore’nin hem ideolojik hem de jeopolitik olarak Batılı değerler çerçevesinden konumlandığı anlamına gelmektedir. Bu aşamada Güney Kore’nin temel gayesinin demokrasi ve insan hakları gibi değerler üzerinden Kuzey Kore kaynaklı tehditlere karşı Batı’nın desteğini almak olduğu ifade edilebilir.

Öte yandan belgede ABD’yle ittifakın önemli bir ayağını da teknoloji üretimi, ekonomi ve tedarik zincirlerindeki konumların oluşturduğunun altı çizilmiştir. Ayrıca yine ABD ve Japonya’yla oluşturulan birlikteliğin yalnıza Kuzey Kore tehlikesinden kaynaklanmadığı ve başka birçok birliktelik alanlarını da kapsadığı söylenmiştir. Seul’un bahse konu olan açıklamalar aracılığıyla mevzubahis ittifakın kalıcılığını sağlamaya çabaladığı öne sürülebilir.

Belgenin son kısmında ise Japonya’yla da ortak değerler bağlamında geliştirilen işbirliğinin derinleştirileceği belirtilmiştir. Ayrıca Çin’le karşılıklılık bağlamında ve uluslararası hukuk kurallarına uygunluk çerçevesinde daha olgun ilişkilerin tesis edileceği söylenmiştir. Tüm bunlara ek olarak Kanada, Moğolistan ve diğer ülkelerle de yine karşılıklı çıkara dayalı işbirliklerinin geliştirileceğine değinilmiştir.

Bu noktada Japonya’nın isminin zikredilmesi ve işbirliğinin geliştirileceği vurgusunun yapılması, Seul’un Tokyo’nun artan savunma harcamalarının bölgesel ittifaka zarar vermesini engelleme çabası olduğu iddia edilebilir. Bununla birlikte Kanada ve Moğolistan gibi ülkelerin isminin geçirilmesi de Güney Kore’nin hiçbir aktörü es geçmek istemediği ve bölgesel ve küresel refah hedefleri doğrultusunda tüm devletlere önem verdiği şeklinde değerlendirilebilir. Diğer taraftan Çin’e yönelik uluslararası hukuk vurgusu oldukça önemlidir. Lakin Çin’le ilişkilerin olgunlaştırılacağı da dile getirilmiştir. Buradan hareketle Güney Kore’nin Çin’le diyalog kanallarını açık tutmaya çabalayacağı öne sürülebilir.

Sonuç olarak Seul yönetimi, yayınladığı strateji belgesinde Kuzey Pasifik Bölgesi’ne özel önem atfetmiştir. Bu önemin de Güney Kore’nin hissettiği tehlikelerin bu bölgede yer almasından kaynaklandığı ifade edilebilir.


[1] “Strategy for a Free, Peaceful and Prosperous Indo-Pacific Region”, Ministry of Foreign Affairs Republic of Korea, https://www.mofa.go.kr/viewer/skin/doc.html?fn=20221228060752073.pdf&rs=/viewer/result/202212, (Erişim Tarihi: 08.01.2023)

Zeki Talustan GÜLTEN
Zeki Talustan Gülten, 2021 yılında Yalova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden “Amerikan Dış Politikası” başlıklı bitirme teziyle mezun olmuştur. Halihazırda Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda Tezli Yüksek Lisans öğrenimine devam eden Gülten, lisans eğitimi esnasında Erasmus+ programı çerçevesinde Lodz Üniversitesi Uluslararası ve Politik Çalışmalar Fakültesi’nde bir dönem boyunca öğrenci olarak bulunmuştur. ANKASAM’ın çalışmalarına katkıda bulunan Gülten’in başlıca ilgi alanları; Amerikan Dış Politikası, Asya-Pasifik ve Uluslararası Hukuk’tur. Gülten, iyi derecede İngilizce bilmektedir.