Tarih:

Paylaş:

Hindistan-Rusya İlişkilerinde “Stratejik Ortaklığa” Doğru

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, 28 Ağustos 2022 tarihinde vermiş olduğu bir röportajda, Hindistan’la ilişkilerin en üst düzeyde olduğunu, Yeni Delhi’nin önerisiyle bu ilişkilerin “Ayrıcalıklı Stratejik Ortaklık” şeklinde anılmaya başlandığını ve Moskova’nın başka hiçbir ülkeyle bu şekilde tanımlanacak bir ilişkisinin olmadığını belirtmiştir.[1] Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 2021 yılının sonundaki Yeni Delhi ziyareti, bu ortaklığın en önemli simgesi olmuştur. Bunun yanı sıra Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), BRICS ve Rusya-Hindistan-Çin troykası çerçevesinde çok kutupluluk ekseninde yürütülen işbirliği, günümüzde müttefiklik ilişkisinin de ötesine geçmeye başlamıştır.

Hindistan’ın Rusya’da düzenlenen ve Çin’in de yer alacağı çok uluslu askeri tatbikat Vostok-2022’ye katılması, Moskova-Yeni Delhi ilişkilerinin tahmin edilenden çok daha üst düzeyde olduğunu göstermektedir. QUAD üyesi olması itibarıyla düzenli olarak ABD ve müttefiklerinin tatbikatlarına katılan Hindistan, 2021 senesinde Rusya’nın Zapad-2021 tatbikatlarına yine Çin’le birlikte katılmıştır. Bu durum, Hindistan’ın dış politikasının giderek çok vektörlü hale geldiğinin işareti olmuştur. ABD-Rusya rekabetinden güçlenerek çıkan Hindistan, Batı veya Doğu ekseninde yer almak yerine bağlantısız bir ülke olarak kendi yolunu çizmektedir.

Rusya’yla ilişkilerinde de bu hassasiyetler dikkat çekmiştir. Örneğin Vostok-2022’ye katılmasına rağmen Yeni Delhi, QUAD’taki müttefiki Tokyo’nun hassasiyetini de gözeterek Okhotsk Denizi ve Japonya Denizi’ndeki tatbikatlarda yer almamıştır.[2] Benzer şekilde Hindistan, söz konusu tatbikatlarda Çin’in yer aldığı bölümlere katılmak istemediğini Rusya’ya iletmiş olabilir. Yeni Delhi’nin tatbikatlardaki rolünün stratejik komuta kademeleri ve personel iştirakiyle sınırlı olduğu, denizcilik bölümüne ve Çin’in yer aldığı kısımlara katılmadığı söylenebilir. Hindistan’ın buradan elde edeceği en pratik fayda, Çin’in askeri yeteneklerini yakından görecek olmasıdır.

Rusya’nın ev sahipliğindeki bu tatbikata Suriye’den Nikaragua’ya, Azerbaycan’dan Laos ve Belarus’a kadar çok sayıda ülke katılmıştır. Bu yüzden Vostok-2022 kapsamında Hindistan’ın özellikle de eski Sovyet ülkeleri olan Belarus, Azerbaycan, Kırgızistan, Kazakistan ve Tacikistan’la aynı tatbikatlarda yer alması önemlidir. Bu sayede Asya ülkelerine yüzünü dönmeyi amaçlayan Yeni Delhi, gelecekte de Orta Asya devletleriyle ikili ve çok taraflı tatbikatlar düzenlemeyi gündemine alabilir. Nitekim Hindistan, denizlerde ABD’nin müttefiki olarak kabul edilirken; Asya’da genellikle Rusya’ya yakın kabul edilmektedir. Bu yüzden Vostok-2022 tatbikatları, Hindistan’ın Rusya’nın da yardımıyla Asya’ya açılmasına katkıda bulunabilir. Başka bir ifadeyle Yeni Delhi, bir Avrasya gücü olduğunu yeniden kanıtlamak için Moskova’nın yardımına ihtiyaç duyabilir.

ABD’nin Tepkisi

Washington yönetimi, Yeni Delhi’nin Moskova’yla tarihi bağları olduğunu ve dış politikasını ondan uzaklaştırmasının uzun vadeli bir hazırlık gerektireceğini söylemiştir.[3] Nitekim ABD, Hindistan’a askeri kapasitesini ve savaş yeteneklerini geliştirmesi için destek vermesine rağmen Rusya’yla kıyaslandığında bu yeterli değildir. Zira Hindistan’a en fazla silah satan ülke, %42 payla halen Rusya’dır. İkinci sırada %27’lik payla Fransa ve üçüncü olarak da %12’yle ABD gelmektedir.

Savaş yetenekleri konusunda ise ABD, 2020 yılından beri Hindistan’a Çin’le olan sınır çatışmalarında yardımcı olabilmek adına dağ savaşı eğitimleri vermektedir. Buna rağmen Hindistan’ın Rusya’nın askeri tatbikatına katılacak olmasını Washington yönetimi, kısmen anlayışla karşılamıştır. Çünkü Hindistan’a bu konuda yeterince destek vermediğinin farkındadır. Hindistan, aynı Türkiye örneğinde olduğu gibi, yıllardır ABD’den savaş uçağı ve diğer askeri teçhizatları talep ettiğini; ancak bu konuda yeterli desteği göremediğini ve bu yüzden de Rusya’ya yöneldiğini söylemektedir. Konuyla ilgili ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price şunları kaydetmiştir:[4]

Bir ülkenin dış politikasını veya bir ülkenin güvenlik düzenini veya savunma tedarik uygulamalarını Rusya gibi bir ülkeden uzaklaştırmak bir gecede yapabileceğimiz bir şey değil. Bu, haftalar hatta aylar boyunca yapabileceğimiz bir şey de değil. Bunu uzun vadeli bir zorluk olarak görüyoruz.

Yukarıdaki ifadeden, ABD’nin askerî açıdan Hindistan’ı kendi yanına çekebilmesi için önünde 5-10 yıllık bir sürece ihtiyacı olduğu sonucuna varabiliriz. Bu süre zarfında Hindistan’ın Rusya’yla ortaklığını derinleştirmesi ise kaçınılmaz görünmektedir. Dolayısıyla ABD, bu gelişmelere daha geniş çerçeveden bakmaktadır. ÖrneğinABD Başkanı Joe Biden, Rusya’yla askeri tatbikatlara katılan her ülkeyle ilgili endişeler taşıdıklarını, bunun sadece Hindistan’la sınırlı olmadığını belirtmiştir.[5] Zira Ukrayna’yla savaş halindeyken; Rusya’nın askeri tatbikatlarına katılmak, aynı zamanda onun askeri gücünü takdir etmek ve dolayısıyla Ukrayna’daki savaşı desteklemek anlamına gelebilir.

Çin ve Hindistan’ın yanı sıra Laos, Moğolistan, Nikaragua, Suriye, Belarus, Tacikistan, Azerbaycan, Kırgızistan ve Kazakistan gibi ülkelerin tatbikatlara katılmaları, ABD’nin karşı cephesinde konumlanmaları ve Rusya’nın savaşına destek olmaları şeklinde yorumlanmaktadır. Moskova ise bunu, kendi etrafındaki bir eksen inşasından ziyade; Batı’nın hegemonyasını yıkma ve çok kutupluluğu tesis etme çabası olarak görmektedir.  

Jeopolitik Sonuçları

Hindistan’ın ABD’yle ilişkileri müttefiklik olarak tanımlanırken; Rusya’yla ilişkilerinin tüm düzeylerde stratejik ortaklık seviyesine yükseltilmesi, bölgesel ve küresel jeopolitikte ciddi kırılmalara yol açabilir. Zira müttefiklik ilişkisinde taraflar, birbirlerinin ulusal çıkarlarına saygı duymakta ve ikili ilişkilerdeki ve dış politikadaki birtakım görüş ayrılıkları tolore edilebilmektedir. Ancak stratejik ortaklık hem ikili ilişkilerde hem dış politika konularında mutlak işbirliği anlamına gelmektedir. Bu işbirliği düzeyi, genellikle “ittifak” şeklinde nitelendirilmektedir.

Bu noktada Lavrov’un vurguladığı bir hususu yeniden dikkat çekmek gerekirse, ikili ilişkilerin “Ayrıcalıklı Stratejik Ortaklık” seviyesine çıkarılması, Yeni Delhi’nin ısrarlı talepleri sonucunda gerçekleşmiştir. Hatta bu ısrarlar sonucunda ilişkiler, “Öncelikli ve Ayrıcalıklı Stratejik Ortaklık” ismini almıştır. Normalde Rusya, hiçbir ülkeyle bu tür bir ilişkiyi kabul etmemektedir. Burada Hindistan’ın Rusya’yla ilişkilerini bir üst seviyeye çıkarma konusunda özel bir çabasının olduğu söylenebilir.

Bu yakınlaşmanın en önemli sonucu, Çin’in dış politikası üzerinde hissedilecektir. Nitekim Çin-Rusya ilişkileri de stratejik ortaklık seviyesinde kabul edilmektedir. Yeni Delhi, Çin-Rusya ilişkilerindeki bu seviyenin üzerine çıkabilmek için Moskova’ya “ayrıcalıklı ve öncelikli stratejik ortaklık” önermiştir. Kısacası Yeni Delhi, Moskova’ya Pekin’den daha yakın olmak istemektedir. Zira Rusya-Hindistan yakınlaşması, Çin’i küresel sistemde ötekileştirebilir ve yalnızlaşmasına yol açabilir. Bu yüzden Moskova yönetimi, her iki aktörle de arasını iyi tutabilmek maksadıyla troyka çerçevesinde işbirliğini savunmaktadır.

Hindistan-Rusya arasındaki “Öncelikli ve Ayrıcalıklı Stratejik Ortaklığın” en önemli etkisi ABD’nin Hint-Pasifik siyaseti üzerinde görülebilir. Washington, uzun zamandır QUAD çerçevesinde daha fazla işbirliğine yanaşmayan Yeni Delhi’yle işbirliği yaptığı alanları azaltabilir ve Pasifik’te kuracağı yeni ittifaklardan Hindistan’ı tamamen dışlayabilir. Bu durum, ABD’nin Çin’i çevreleme stratejine de darbe vuracaktır. Diğer taraftan ABD-Çin yakınlaşmasını da beraberinde getirecektir. Çünkü Rusya-Hindistan ittifakı nedeniyle Pekin, “öteki” durumuna düşebilir. Buna rağmen Çin’in hiçbir zaman Rusya’dan uzaklaşmayacağı ve troyka çerçevesinde Hindistan’la diyaloğunu sürdüreceği tahmin edilebilir.

Her durumda Çin, Hindistan’ın Rusya’yla yakınlaşmasında bir bariyer vazifesi üstlenmektedir. Çin-Hindistan rekabeti nedeniyle Yeni Delhi’nin Moskova’yla yakın işbirliği kuramaması, Washington’ın çıkarlarına uygundur. Bu yüzden Hindistan-Çin düşmanlığı ve Rusya-Çin ittifakı; yani mevcut statüko, ABD’nin Hindistan’la ilişkilerini geliştirmesine imkân sağlamaktadır.  Buna rağmen Hindistan, mevcut statükoyu kırarak Rusya’yla bir ittifak kurma niyetindedir. Hindistan’ı ötekileştiren bizzat ABD’nin kendisidir. Bu yüzden sonuçlarına katlanacak olan da kendisidir.


[1] “Foreign Minister Sergey Lavrov’s Interview with Zvezda Television Channel for a Documentary Covering the Non-Aligned Movement, Moscow, August 28, 2022”, Mid Ru, https://mid.ru/ru/foreign_policy/news/1827555/?lang=en, (Erişim Tarihi: 31.08.2022).    

[2] “India to Join Russia’s Vostok 2022 Wargames, But Stay Away from Naval Drill to Avoid Hurting Japan’s Sensitivity”, Deccan Herald, https://www.deccanherald.com/national/india-to-join-russia-s-vostok-2022-wargames-but-stay-away-from-naval-drill-to-avoid-hurting-japan-s-sensitivity-1140572.html, (Erişim Tarihi: 31.08.2022).                       

[3] “India, China to Send Troops to Russia for Military Exercise”, Economic Times, https://economictimes.indiatimes.com/news/defence/india-china-to-send-troops-to-russia-for-military-exercise/articleshow/93647132.cms?from=mdr, (Erişim Tarihi: 31.08.2022).                            

[4] Aynı yer.    

[5] “US Concerned About India’s Participation in Russia Military Exercises”, Al Arabiya, https://english.alarabiya.net/News/world/2022/08/30/US-concerned-about-India-s-participation-in-Russia-military-exercises, (Erişim Tarihi: 31.08.2022).

Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk Tamer, 2014 yılında Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Gazi Üniversitesi Ortadoğu ve Afrika Çalışmaları Bilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başlamıştır. 2016 yılında “1990 Sonrası İran’ın Irak Politikası” başlıklı teziyle master eğitimini tamamlayan Tamer, 2017 yılında ANKASAM’da Araştırma Asistanı olarak göreve başlamış ve aynı yıl Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Programı’na kabul edilmiştir. Uzmanlık alanları İran, Mezhepler, Tasavvuf, Mehdilik, Kimlik Siyaseti ve Asya-Pasifik olan ve iyi derecede İngilizce bilen Tamer, Gazi Üniversitesindeki doktora eğitimini “Sosyal İnşacılık Teorisi ve Güvenlikleştirme Yaklaşımı Çerçevesinde İran İslam Cumhuriyeti’nde Kimlik İnşası Süreci ve Mehdilik” adlı tez çalışmasıyla 2022 yılında tamamlamıştır. Şu anda ise ANKASAM’da Asya-Pasifik Uzmanı olarak görev almaktadır.