Tarih:

Paylaş:

İran’da İslam Devrimi’nin 40. Yıldönümüne Bir Kala “Karşı Devrim” Mümkün mü?

Benzer İçerikler

11 Şubat 2018 tarihinde İran İslam Devrimi’nin 39. yıldönümü kutlamalarında konuşan Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin ana gündem maddesi şüphesiz 28 Aralık 2017 protestoları sonrası açıktan sorgulanmaya başlanan İslami yönetimin geleceği olmuştur. Cumhurbaşkanı Ruhani, ülkedeki muhalif kesimlerin devrimin ilk gününden bu yana yönetimden dışlanmasına atıfta bulunarak, “Biz bazı insanları yanımızda tutabilecekken devrim treninden aşağı ittik. Bugün herkesi tekrar devrimin başarı ve zaferi olan bu trene davet etmeliyiz.” sözlerini sarf etmiştir. Bahsi geçen bu “İslam Devrimi treni”nden atılanlara günümüzde İran’ın eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın da dahil olduğu iddia edilebilir. Lakin Devrim Rehberi Ali Hamaney’i hırsızlıkla suçlayan ve huzursuzluğun devrimin temellerine sirayet ettiğini vurgulayan Ahmedinejad, İran’da İslami yönetimin geleceğini açık bir şekilde tartışmaya açmıştır.
Böylelikle İran’da İslami sistemin bir parçası olarak cumhurbaşkanlığı yapmış radikal muhafazakâr ismin Devrim Rehberliği, Yargı erki ve Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO) ifade eden yerleşik nizam tarafından doğrudan hedef alınması, ülkenin geleceğinin daha fazla sorgulanmasına yol açmıştır. 28 Aralık 2017 tarihinde İran’ın Meşhed kentinde patlak veren ve ardından ülke geneline yayılan ekonomik temelli protestolar İslami yönetimin geleceğini tartışmaya açmıştır. İran halkının hem 12. hükümetten hem de İslami yönetimden ümidini keserek sokaklara dökülmesinin sebepleri, İran’daki son bir yıllık süreç analiz edildiğinde dahi kolaylıkla anlaşılabilir. İran’da ikinci kez ve yeniden büyük umutlarla cumhurbaşkanlığına seçilen Hasan Ruhani’nin yerleşik nizamla yaşadığı çekişmeler, toplumsal düzeydeki huzursuzluğu ciddi bir şekilde arttırmış ve neredeyse yeni bir devrimin kapısını aralamıştır. Dolayısıyla ilk aşamada Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin reform çabalarını, yerleşik nizamla yaşadığı görüş ayrılıklarını ve bu kapsamda karşılaştığı zorlukları ele almakta fayda vardır.

Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk Tamer, 2014 yılında Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Gazi Üniversitesi Ortadoğu ve Afrika Çalışmaları Bilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başlamıştır. 2016 yılında “1990 Sonrası İran’ın Irak Politikası” başlıklı teziyle master eğitimini tamamlayan Tamer, 2017 yılında ANKASAM’da Araştırma Asistanı olarak göreve başlamış ve aynı yıl Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Programı’na kabul edilmiştir. Uzmanlık alanları İran, Mezhepler, Tasavvuf, Mehdilik, Kimlik Siyaseti ve Asya-Pasifik olan ve iyi derecede İngilizce bilen Tamer, Gazi Üniversitesindeki doktora eğitimini “Sosyal İnşacılık Teorisi ve Güvenlikleştirme Yaklaşımı Çerçevesinde İran İslam Cumhuriyeti’nde Kimlik İnşası Süreci ve Mehdilik” adlı tez çalışmasıyla 2022 yılında tamamlamıştır. Şu anda ise ANKASAM’da Asya-Pasifik Uzmanı olarak görev almaktadır.