Tarih:

Paylaş:

Japonya’nın Enerji Çıkmazı

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Şubat ayının sonunda çıkan Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş, yalnızca Avrupa jeopolitik düzenini değiştirmekle kalmamış finansal piyasalar ve küresel enerji oyunu kurallarını da dönüştürmüştür. Savaşa ilk tepki olarak Avrupalı ülkeler, Rusya’dan enerji ithalatını aşamalı olarak durdurma kararlarını açıklamışlardır. Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin bu doğrultuda ana hedefleri enerji kaynağı çeşitliliğini artırmak ve yenilenebilir kaynaklara daha hızlı bir geçişin sağlanması olmuştur.

Savaştan itibaren Japonya, Rusya’ya yaptırım uygulama konusunda Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa ülkeleriyle paralel bir politika izlemiştir. Rusya kuvvetleri tarafından Ukrayna’da işlendiği iddia edilen savaş suçlarının kabulünün yanı sıra Japonya, Nisan ayında AB ve Yediler Grubu (G7) ülkelerini izleyeceğini ve Rusya kömürü ithalatını yasaklayacağını açıklamıştır.[1]

Bu kapsamda Japonya, kendini bir enerji ikileminin içinde bulmaktadır. Japonya, 2020 yılında %11,2’yle Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’ndeki (OECD) en düşük kendi kendine enerji yeterliliği oranlarından birine sahiptir.[2] Kaynakları fakir bir ada ülkesi olan Japonya, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın yaratmış olduğu küresel enerji piyasalarındaki değişimlere karşı diğer ülkelere kıyasla daha savunmasız kalmaktadır. Ayrıca, Kuril Adaları nedeniyle gergin seyreden Moskova ve Tokyo arasındaki ilişkiler, savaşın ardından daha da gerilmiştir. Japonya’nın Batı yaptırımlarına katılmasının arkasından Kremlin, Rusya ile Japonya arasında bulunan tartışmalı adalarla ilgili barış anlaşması müzakerelerinden çekilme kararı almıştır.[3] Japonya Başbakanı Fumio Kişida, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve Japonya’nın toprak bütünlüğünde nerede durduğu konusunda net olsa da Tokyo’nun karşı karşıya olduğu enerji ikilemini tam olarak nasıl ele almayı planladığı hala belirsizliğini korumaktadır.

Kaynakları kısıtlı olan Japonya, doğalgaz ihtiyacı için Rusya’ya bağımlıdır. Küresel krizin ortasında alternatif kaynaklar bulmak da Japonya için ayrıca zorluk teşkil etmektedir. Dolayısıyla Kişida, Moskova’dan tam bir kopuş yaşamak konusunda Batılı ülkelerin aksine daha isteksiz kalmaktadır. Tokyo, Sahalin Bölgesi’nde devam etmekte olan Rusya’yla ortak sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) projesini destekleme taahhüdünü sürdürürken, daha az bağımlı olduğu Rusya kömür ve petrol ithalatını aşamalı olarak sona erdirme kararını açıklamıştır.[4]

Japonya, doğalgaz kaynaklarını büyük ölçüde LNG ithalatıyla karşılamaktadır. LNG, 2021 yılı verilerine göre ülke elektriğinin %36’sını sağladığı için kritik bir öneme sahiptir. Japonya’nın LNG tedarikinin büyük kısmı uzun vadeli sözleşmelerden karşılamaktadır. Bu kapsamda Japonya’nın enerji güvenliğini sağlaması için Japonya ticaret şirketleri Mitsubishi Corp. ve Mitsui & Co’nun Sakhalin-2’deki yatırımlarını sürdürmesi gerekmektedir.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Japon ve Avrupalı ​​yatırımcıların haklarını tehdit ederek Rusya’nın Uzak Doğu’daki dünyanın en büyük entegre, ihracata yönelik petrol ve gaz ilk açık deniz gaz projesi olan “Sahalin-2 Açık Deniz Petrol ve Gaz Projesi”ni millileştirme planlarını açıklamıştır.[5] Üretiminin büyük kısmı Japonya, Güney Kore ve Çin’e giden projenin gaz ihracatının neredeyse tamamı uzun vadeli sözleşmelerle satılmaktadır. 

Putin’in bu kararı, Sahalin-2’nin, hükümetin Kremlin’in Ukrayna’yı işgal etme kararını eleştirdiği Japonya’ya LNG’nin sözleşmeye dayalı sevkiyatını askıya alma riskini de arttırmaktadır. Bu nedenle Japonya’nın projedeki hissesi ve dolayısıyla da enerji güvenliği belirsizlik içindedir. Bu karar, Japonya’yı ülkenin elektrik şebekesinin en az karşılayabileceği bir zamanda değerli bir yakıt arzını kaybetmeye daha da yaklaştırmıştır.

Tokyo, Kremlin’in bu açıklamalarının ardından Sahalin-1 ve Sahalin-2 enerji projelerindeki konumunu koruma yoluna gideceğini açıklamıştır. Bu kapsamda Japonya’nın bu yönelimi iki nedenle açıklanabilir: Birincisi Japonya, bahsedildiği gibi diğer G7 ülkesine kıyasla enerjisinde dışarıya çok daha fazla bağımlıdır ve enerji arzını riske atamayacak bir konumdadır. İkinci olarak ise Japonya’nın söz konusu iki projeden çekilmesi, Rusya’ya yaratacağı maliyetten daha fazlasını Japonya’ya yaratacaktır. Bu kapsamda, Japonya’nın Rusya petrol ve gaz projelerindeki hisselerini korumaya çabalaması ve yatırım yapmaya devam etmesi, enerji arzının devamlılığı açısından en makul seçeneklerdir.

Ancak, G7’nin Rusya’dan ihraç edilen ham petrolün fiyatına bir tavan koymayı açıklamasının ardından Kişida, bu hafta üst sınırın Rusya ham petrolünün mevcut fiyatının yarısına yerleştirilmesini hususunda bir öneride bulunmuştur:[6]

“Uluslararası toplumun, Rusya petrolünün mevcut fiyatının yaklaşık yarısı ile sınırlandırılacağı ve uluslararası toplumun bu seviyenin üzerinde petrol satın almayacağı veya satın alınmasına izin verilmeyeceği bir sistem kuracağı konusunda bir anlaşmaya vardık.”

Rusya petrolünün zaten alternatiflerine göre genellikle yüksek bir indirimle satıldığı göz önüne alındığında, yarı yarıya daha fazla indirim petrol gelirini Rusya’nın federal bütçesi için kullandığı seviyeye yaklaştıracaktır. Kişida’nın açıklamasının ardından Kremlin, Japonya’yı Rusya’ya karşı “dostça olmayan bir tutum” takındığı gerekçesiyle eleştirmiş ve bunun enerji de dahil olmak üzere iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişimini engelleyeceğini açıklamıştır. Rusya’nın eski Cumhurbaşkanı Dmitri Medvedev ise tavan fiyat tekliflerinin uygulanması halinde küresel petrol fiyatlarının varil başına 300-400 doları geçebileceği konusunda uyarıda bulunmuştur.  Medvedev, Japonya’nın “Rusya’dan ne petrol ne de doğalgaz alabileceğini ve bunun sonucunda Sahalin-2 LNG projesine katılımı olmayacağını” dile getirmiştir.[7]

Rusya’nın bu açıklamalarının ardından Japonya, enerji güvenliği için kritik öneme sahip Sahalin-2 hisselerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalmıştır. Bu kapsamda Japonya’nın enerji güvenliğini sağlayabileceği 3 senaryo bulunmaktadır:

Birincisi enerji arzını çeşitlendirme yoluna gidilebilir. Ancak bu durumun kısa vadede Japonya’ya enerji tedarikini arttırması olası değildir. Zira küresel doğalgaz piyasası hali hazırda arz sıkıntısının pençesindedir. Dünyanın en büyük LNG tedarikçisi ABD ve Katar, Avrupa piyasalarına yönlendirilmekle birlikte gaz için yoğunlaşan rekabetin ortasında rekor seviyede işlem görmektedir. Ayrıca, Sahalin-2, Japonya’ya en yakın LNG ihracat tesisidir, bu nedenle yeni tesislerden tedarik ithal etmek, gemileri daha uzun yolculuklara bağlayacak ve zaten tehlike de olan tedarik zincirlerinde fazladan sıkışmaya neden olacaktır. İthalat hacimlerine ve para birimi seviyelerine bağlı olarak, Sahalin-2’nin LNG’sinin yerini almak için ekstra maliyetler yılda 2 trilyon yen (14,78 milyar dolar) kadar artabilir.[8]

İkinci olarak ise doğalgaz dışındaki diğer kaynaklara yönelmek tercih edilebilir. Japonya’nın da dahil olduğu G-7 ülkeleri, Rusya kömür sevkiyatlarını yasaklamak için adımlar atmış, bu da kömür fiyatlarının yükselmesine neden olmuştur. Yüksek fiyatlara rağmen kömüre yönelmek, LNG’den daha mantıklı bir seçim olmayacaktır. Öte yandan alternatif kaynak olarak nükleer enerjinin kullanımı ise Japonya halkı üzerinde travma yaran Fukuşima sonrası güvenlik kurallarının değişmesini gerektirmektedir. Üstelik, halkın bu duruma destek vermesi de mümkün görünmemektedir.

Üçüncü ve en kötü durum ise Japonya’nın Sahalin-2’deki yeni operatöre yatırım yapmaması ve sözleşmelerin feshedilmesidir. Böyle bir seçenek, Japonya’nın enerji güvenliğine keskin bir darbe vurmuş olacaktır. Çünkü LNG arzının kesilmesi, ülke çapında devam eden elektrik sıkışıklığı ve elektrik faturalarının yüksekliği nedeniyle bir felakete yol açacaktır.  

Özetlemek gerekirse Japonya, aşırı hava koşulları, eski elektrik santrallerinin emeklilik durumunda olması ve nükleer reaktörlerin yeniden başlatılmasındaki gecikmeler nedeniyle sıkışık elektrik kaynaklarıyla mücadele etmektedir. LNG sevkiyatlarındaki herhangi bir kesinti, şebekelerini daha da genişletmekle tehdit ederek ülkenin bazı bölgelerinde elektrik kesintisi riski taşımaktadır. Ayrıca yukarıda bahsi geçen ilk senaryonun yaşanması ve alternatif ve “pahalı” LNG kaynaklarını almak, tüketiciler ve işletmeler için elektrik faturalarını artırırken, enflasyon sıkıntılarının da derinleşmesine yol açacaktır. Bu kapsamda bahsi geçen senaryolardan yine en mantıklısı Sahalin-2’den LNG tedarik etmeye ve dolayısıyla da Rusya ile başta enerji olmak üzere ticari ilişkilerde sakin bir dinamiğin yakalanması olacaktır.

Öte yandan, Japonya’nın Rusya’yla ilişkilerini yatıştırmaya çabalaması, Rusya’yı piyasalardan silmeye ant içmiş G7 ülkeleri arasında bir aykırılık yaratacak ve Japonya’nın üzerinde ekstra bir baskı oluşmasıyla sonuçlanacaktır. Böyle bir durumda Japonya’nın ya enerji arz güvenliğini ya da G7 ülkeleriyle işbirliğini tercih etmesi beklenmektedir. Lakin, tıpkı AB’nin Macaristan, Slovakya ve Çekya gibi Rusya enerjisine bağımlı ülkelere yaptırım konusunda muafiyet tanıması gibi Japonya’da doğru bir yaklaşımla G7 ülkelerinin onayını alabilir. Böylece hem enerji arz güvenliğini sağlayacak hem de Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ardından blok halinde hareket eden Batılı ülkeleri takip etmesine olanak tanıyacaktır.


[1] “Japan Hits Russia and Belarus with More Sanctions Over Ukraine Envasın”, Japan Times,

https://www.japantimes.co.jp/news/2022/03/08/national/japan-russia-belarus-sanctions-ukraine/, (Erişim Tarihi: 05.07.2022).

[2] Catharina Klein, “Self-Sufficiency Rate of Primary Energy in Japan From Fiscal Year 2011 to 2020, Statisca, https://www.statista.com/statistics/1116602/japan-primary-energy-self-sufficiency-rate/, (Erişim Tarihi: 05.07.2022).

[3] “Russia Halts Peace Treaty Talks with Japan Over Sanctions”, Nikkei Asia, https://asia.nikkei.com/Politics/International-relations/Russia-halts-peace-treaty-talks-with-Japan-over-sanctions, (Erişim Tarihi: 05.07.2022).

[4] “Japan to Take Time Phasing Out Russian Oil İmports, Says PM Kishida”, Reuters, https://www.reuters.com/world/asia-pacific/japan-ban-russian-oil-imports-in-principle-pm-kishida-2022-05-08/, (Erişim Tarihi: 05.07.2022).

[5] “Russia transfers Sakhalin-2 to new operator without compensation”, Nikkei Asia, https://asia.nikkei.com/Politics/International-relations/Russia-transfers-Sakhalin-2-to-new-operator-without-compensation, (Erişim Tarihi: 06.07.2022).

[6]  “Kremlin Slams Japan’s ‘Unfriendly’ Stance Amid G7 Oil Price Cap Talk”, The Japan Today,

https://japantoday.com/category/politics/kremlin-slams-japan’s-’unfriendly’-stance-amid-oil-price-cap-talk1, (Erişim Tarihi: 07.07.2022).

[7] Aynı yer.

[8] “Russia move on Sakhalin-2 thrusts Japan into an energy dilemma”, Asia Nikkei, https://asia.nikkei.com/Business/Energy/Russia-move-on-Sakhalin-2-thrusts-Japan-into-an-energy-dilemma, (Erişim Tarihi: 07.07.2022).

Elif TEKTAŞ
2020 yılında Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olan Elif Tektaş, aynı yıl Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda Ortadoğu ve Afrika Çalışmaları Bilim Dalı’nda yüksek lisans programına başlamıştır. Halihazırda yüksek lisans eğitimine devam eden Tektaş, iyi derecede İngilizce bilmektedir.