Tarih:

Paylaş:

Kabil Üniversitesi Ulusal Politika Araştırmaları Merkezi Başkan Vekili Doç. Dr. Ajmal Kakar: “Afgan Parası Sadece Taliban Döneminde Değil Eski Rejimde de Değer Kaybediyordu.”

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Taliban 20 yıl savaşın ardından 15 Ağustos 2021 tarihinde yeniden Afganistan’a egemen olmuştur. Bu gelişmenin ardından ABD, Afganistan’ın rezervlerini bloke etmiştir. Uluslararası toplum ise Afganistan’a yönelik yardımları büyük ölçüde durdurmuştur. Buna bağlı olarak son bir ay içerisinde Afgan parası yabancı para birimlere karşı büyük bir değer kaybı yaşamıştır. Kuşkusuz bu durum, Afgan halkının günlük hayatını olumsuz etkilemektedir.  Birleşmiş Milletler (BM), Afganistan ekonomisinin çöküşünü ve insani krizi önlemek için 2022 yılının Mart ayının sonuna kadar her hafta 20 milyon dolar yardım göndereceğini açıklamıştır.

Bu bağlamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Afganistan’da yaşanan ekonomik-insani krize ilişkin e Kabil Üniversitesi Ulusal Politika Araştırmaları Merkezi Başkan Vekili Doç. Dr. Ajmal Kakar’ın görüşlerini dikkatlerinize sunmaktadır.

Bildiğiniz gibi, 15 Ağustos 2021 tarihi itibarıyla ikinci Taliban dönemi başladı. 7 Eylül 2021 tarihinde de hükümet kuruldu. Bu süreçte Taliban’ın ekonomi politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Henüz Taliban iktidarı çok yenidir. Dolayısıyla makroekonomi politikalarından bahsetmek zordur. Fakat dört ayı aşkın sürede yaşanan gelişmelerden hareketle bazı tespitlerde bulunmak da mümkündür. Öncelikle belirtmek gerekir ki; 20 yıllık işgalin ardından eski rejimin tüm kurumları çökmüştür. Mevcut durumda Afgan halkının beklentilerini karşılayacak bir siyaset üretmek oldukça zordur. Taliban’ın atamalarına bakıldığında, ülkede yaşanan göçün de etkisiyle kadro eksikliği görülmektedir. Yetişmiş insan problemi vardır. Ayrıca atamalarda liyakat de göz önünde bulundurulmalıdır. Mesela bir Taliban komutanı, Merkez Bankası Başkanı olarak atanmıştır. Zira bu tarz gelişmeler, başarılı ekonomi politikalarının üretilmesini zorlaştırmaktadır. Son dört aydaki hadiselerden ekonomik bakımdan en çok etkilenen sektör bankacılık olmuştur. Çünkü sektöre olan güven azalmıştır. Ayrıca enflasyonun artışı, halkın alım gücünü azaltmış ve Afgan halkı fakirleşmiştir. Örneğin devlet memurlarının maaşlarının ödenmesinde bile sorunlar yaşanmaktadır. Fakat bu sorun, yalnızca Taliban’ın tutumundan kaynaklanan bir mesele değildir. Uluslararası toplum da Afganistan’daki insani krizin derinleşmesinin sorumlularındandır. Özellikle de Afganistan’ın rezervlerinin bloke edilmesi, Taliban’ın değil; Afgan halkının cezalandırılmasını beraberinde getirmiştir.Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, Afganistan ulusal kalkınma noktasında %30’luk bir gerileme yaşamıştır. Bu da ülkede büyük ekonomik ve sosyal şoklar yaşanabileceğine işaret etmektedir. Nitekim Taliban, devlet memurlarının maaşlarını %50 oranında azaltmıştır. Ayrıca çalışma karşılığında buğday vadetmektedir. Dolayısıyla iktisadi anlamda Afganistan tıkanmıştır. Taliban’ın da sorunları çözecek somut projeler geliştirdiğini söylemek mümkün değildir.

Peki, sizce Afgan parasının değer kaybetmesine sebep olan faktörler nelerdir?

Aslında Afgan parası, Taliban dönemiyle birlikte değer kaybetmeye başlamadı. Eski rejim döneminde de değer kaybediyordu. Bilindiği gibi, 2003 yılındaki para reformundan sonra 1 dolar 45 Afgani olarak belirlenmiştir. Ancak Taliban Kabil’e girmeden bir gün önce; yani 14 Ağustos 2021 tarihinde 1 dolar 82.01 Afgani olarak bozdurulmuştur. Eski rejimin aniden yıkılması ise Afgan parasının biraz daha değer kaybetmesine yol açtı. Çünkü rejimin yıkıldığı ilk günlerdeki psikolojik ortamın da etkisiyle ülkeden çıkmak isteyenlerin fazla dolar alması ve piyasadaki düzensizlik Afgan parasının değer kaybetmesini hızlandırmıştır. Fakat bu durum, dört ay içerisinde düzelmemiştir.

Öncelikle vurgulamak gerekir ki; aslında Afgan parası gerçek değerini almaktadır. Günümüz koşullarında ulusal paranın ana desteği, gayrisafi yurtiçi hasıladan (GSYİH) gelmekte ve GSYİH bir devletin ulusal parasının itibarının belirlenmesinde etkili olmaktadır. 2003 yılında yapılan para reformlarının sonunda Afgan parasının değeri gerçek şekilde değil; yapay biçimde belirlenmiş ve 18 yıl boyunca bu durum devam etmiştir. Bir diğer ifadeyle, Afgan parasının değeri, müdahale edilerek ya da dolar satarak belirlenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda 2003 yılından beri her hafta yabancı yardımlardan 120-150 milyon dolar Afganistan borsası olarak bilinen Şahzade Marketi’nde satılmıştır. Üstelik son 20 yılda sadece Afgan parasının değeri değil; Afganistan ekonomisi de yapay şekilde oluşmuş ve temeli yabancı yardımlara dayandırılmıştır. Dolayısıyla Afganistan’ın GSYİH’si bir yıl veya dört ay öncesine karşılaştırılacak durumda değildir. Zira yardımlar eskisi gibi devam etmemektedir.  Bu nedenle de Afgan parasının değerinin yapay şekilde sabitlemek mümkün değildir. Kısacası piyasadaki hareketlilik, Afgan parasının gerçek değerini almaya itmektedir. Bu yüzden de 1 doların 120-300 Afgani arasında sabitleneceğini öngörüyorum.

Daha da önemlisi, Afganistan’da tüketim sorunu bulunmaktadır. Tüketimin azalması, üretimin azalmasına ve GSYİH’nin düşmesine neden olacaktır. Bu da piyasada Afgan parasının dolaşım hızını zayıflatarak değerinin kaybetmesinde yol açacaktır. Bunlarla birlikte psikolojik savaş, piyasadaki aktörlerin geleceğe güvenmemesi, ülkenin gelir kaynaklarının azalması, ihracatın azalması, ülkeyi terk etmek isteyenlerin fazla dolar satın alması, yatırımcıların sermayelerinin ülkeden çekmesi, dolar kaçakçılığı, alanında uzman olmayan insanların ekonomi kurumlarının başına getirilmesi, Taliban yönetiminin uluslararası toplum tarafından tanınmaması ve Afganistan rezervlerinin bloke edilmesi, Afgan parasının değerinin kaybetmesine neden olan sebepler arasında sayılabilir.

BM, Afganistan ekonomisinin çöküşün eşiğinde olduğunu ifade ederek ülkeye haftalık 20 milyon dolar yardım gönderileceğini duyurdu. BM’nin yardımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu adım, Afganistan’daki ekonomik çöküşü ve insani krizi önleyebilir mi?

BM’nin insani yardımları memnuniyet vericidir. Açıkçası 1 dolar bile değerlidir. Uluslararası toplum şunu fark etmelidir ki; Afganistan’da sadece Taliban değil; 33 milyon Afgan yaşamaktadır. Üstelik bu insanların büyük çoğunluğu açlık gibi sorunlarla karşı karşıyadır. Bu sebeple de yapılacağı duyurulan yardımlar, krizin yavaşlamasını sağlayarak ekonomik çöküşün önlenmesine katkıda bulunabilir. Fakat bu noktada yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması da önem arz etmektedir. Yardımların ulaştırılması konusu, eski rejim döneminde de sorunlu bir mevzuydu. Çünkü şeffaf bir mekanizme geliştirilememiştir. Aslında yardımlar, Taliban için de fırsattır. Taliban, insani yardımların devam etmesi ve adaletli bir şekilde dağıtılması için uluslararası toplumu ikna etmelidir. Unutulmamalıdır ki; Afganistan’daki kriz önlenemezse, önce bölge devletlerini ve daha sonra da dünyayı etkilemesi kaçınılmaz olan bir göç hareketi yaşanacaktır.

Uluslararası toplumun Taliban’dan çoğulcu ve kadın haklarına saygılı bir hükümet kurma gibi bazı talepleri bulunmakta ve yardımlar da bu koşulların yerine getirilmesine bağlanmaktadır. Taliban ise uluslararası topumun tüm isteklerinin yerine getirdiğini iddia etmektedir. Böyle bir ortamda Afganistan’ı nasıl bir gelecek bekliyor? Taliban ekonomik ve insani krizi önlemek için ne gibi adımlar atabilir?

On yıl önce dünyanın bir köye benzediği iddiaları konuşulurken; şimdi de ortak ihtiyaçların hızla artması dünyayı büyük bir aileye benzetmiştir. Dolayısıyla bir devletin sadece kendi çıkarlarını düşünerek uluslararası toplumdan izole bir şekilde varlığını sürdürmesi mümkün değildir. Bu anlamda Taliban da bazı adımlar atmalıdır. Örneğin İslam Dünyası’ndaki gerçeklere bakarak kadın haklarına saygı gösterilmeli ve kadınların çalışma ve eğitim haklarını tanımalıdır. Bilimsel ve sivil toplum alanları sınırlamamalı ve uluslararası toplumun dini ve ulusal çıkarlara karşı olmayan isteklerine olumlu cevap verilmelidir. Ayrıca tüm etnik grupların ve siyasi görüşlerin temsil edildiği bir hükümet kurularak Afganistan’ın uluslararası toplumdan tecrit edilmesi önlenmelidir. Yani Taliban, halkın her kesimine kucak açmalı ve kardeşlik ruhuyla hareket etmelidir. Aslında Taliban, bu yönde bazı mesajlar da vermektedir.

Bahse konu olan adımların atılması, uluslararası toplumun ikna edilmesini ve insani yardımların artarak devam etmesini beraberinde getirebilir. Lakin Taliban yönetimi, yaptığı bir açıklamayla uluslararası toplumun desteği olmadan 2022 yılının bütçesinin hazırladığını duyurmuştur. Taliban’ın söz konusu açıklamaları, Afganistan’ın gerçekleriyle örtüşmemektedir. Çünkü Taliban, bu hamlesiyle Afganistan’ın yardıma ihtiyacı olmadığını ve kendi ayakları üzerinde durduğu mesajını vermiştir. Ancak Taliban sahadaki gerçekleri görmeli ve uluslararası toplumun desteğini alacak programlar hazırlamalı ve Afganistan’ın kalkınmasını sağlamalıdır.


Ahmad Khan DAWLATYAR
Ahmad Khan Dawlatyar, 2013 yılında Kunduz Üniversitesi Hukuk ve Siyaset Bilimi Bölümü’nden mezun olmuştur. Yüksek lisans derecesini Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Siyaset Bilimi Anabilim Dalı’nda “Türkiye Cumhuriyeti ve Afganistan İslam Cumhuriyeti Anayasalarında Güçler Ayrılığı İlkesi Üzerine Karşılaştırmalı Bir Analiz” başlıklı teziyle 2019 yılında almıştır. Çeşitli bilimsel etkinliklere katılan Dawlatyar, Afganistan sorunuyla ilgili bildiriler ve makaleler sunmuştur. Bu kapsamda “Afganistan Sorununun Dini ve İdeolojik Nedenleri” başlıklı sunumu yayınlanmıştır. Halihazırda Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktora eğitimine devam etmektedir. ANKASAM bünyesinde yürütülen çalışmalara katkıda bulunan Ahmad Khan Dawlatyar’ın başlıca çalışma alanları Afganistan ve Pakistan’dır. Dawlatyar, anadil seviyesinde Farsça, Özbekçe, Türkçe ve Peştunca dillerine hakimdir. Ayrıca orta düzeyde İngilizce bilmektedir.