Tarih:

Paylaş:

Karadağ ve Sırp Ortodoks Kilisesi: Bir Kimlik ve Egemenlik Meselesi

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Bir halkı ya da topluluğu ulus haline getiren birçok faktör bulunmaktadır. Bunların başında ortak bir tarih anlatısı, kültür ve dil gelmektedir. Ancak diğer bir önemli bir faktör ise “din” faktörüdür. Din bir toplumun veya halkın kendini tanımlama noktasında ve bir anlatı oluşturmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda incelemelere bakıldığında, Hıristiyan Ortodoks toplumların ve ülkelerin kendini tanımlaması esnasında dini faktörü çokça kullandığı görülmektedir. Bu tanımlama çoğu zaman toplumları bir araya getirirken; böldüğü ve parçaladığı da görülmektedir.

Söz konusu parçalanmanın son dönemde yaşandığı yerlerden birisi de Karadağ’dır. Gelinen noktada ülkede iki farklı Ortodoks Kilisesi’nin bulunması etnik tartışmalara neden olurken; iç siyasetin dengelerini de altüst etmektedir. Özellikle de geçtiğimiz günlerde hükümet ile Karadağ’daki Sırp Ortodoks Kilisesi arasında imzalanan “Temel Sözleşme”, Karadağ Ortodoks Kilisesi ve birçok Karadağlı tarafından tepkiyle karşılanmıştır. Sonuçta, devam eden gösteriler ve muhalefetin hükümete karşı güven oylaması talebiyle görevdeki Dritan Abazoviç Hükümeti düşmüştür.

Tüm bu yaşananlar, dinin hala Balkanlarda mühim bir etken olduğunu gösterirken; gelişmeler, sadece bir hükümet ile kilise arasında yaşanan gerilim olarak algılanmamalıdır. Zira Sırp Ortodoks Kilisesi ile hükümetin bu yakınlaşması, egemenlik ve kimlik tartışmalarını da beraberinde getirmiştir.

Dünden Bugüne Sırp Ortodoks Kilisesi ve Karadağ

Halihazırda cereyan eden hadiselerin anlaşılması için kısaca tarihsel arka plana değinmekte fayda vardır. Zira tüm bu gelişmeler, ortak bir tarihin sonucudur. Tarih boyunca Karadağ ve Sırbistan’ın yakın ilişkilere sahip olduğu bilinmektedir. 12. ve 13. yüzyıllar arasında bir Prenslik olan Karadağ, 15. yüzyılda ise Osmanlı Devleti’nin bir parçası haline gelmiştir. Ancak tarih boyunca birçok kez Osmanlı İmparatorluğu’na karşı ayaklanan Karadağ, 1878 senesinde tekrar bir Prenslik olmuştur. 1918 yılında ise Yugoslavya’ya dahil olmuştur. Bu noktada Yugoslavya içerisinde Karadağ ve Sırbistan’ın son derece yakın ilişkilere sahip olduğunu belirtmekte yarar vardır.

Öyle ki; Yugoslavya’nın dağılma sürecinde Sırbistan’la beraber hareket eden Karadağ, Bosna Savaşı’nda ve Hırvatlara karşı yapılan saldırılarda, Sırbistan’ın yanında yer almıştır. Hatta bu dönemde Sırplar ve Karadağlılar, kendilerini aynı etnik gruba mensup olarak görmüşlerdir. Zira aşırı milliyetçi Sırp siyasetçilerin de Karadağlı olduğu görülmektedir. Yugoslavya’nın dağılmasıyla birlikte Sırbistan’la bir konfederasyon kuran Karadağ, mevzubahis dönemde hızla Sırbistan’dan uzaklaşarak yüzünü Batı’ya dönmeye başlamıştır. 2006 senesinde bağımsızlığını ilan eden Karadağ, bu dönemden itibaren Sırpların iç siyasetteki etkisini azaltama çabası içerisine girmiştir.

Her ne kadar Sırbistan’dan uzaklaşsa da ülkede var olan Sırp Ortodoks Kilisesi’nin (SPC) Sırbistan’ın bir uzantısı olarak varlık göstermesi nedeniyle zaman zaman gerilimler yaratmıştır. Aslında son dönemde yaşanan gerilimler de bundan kaynaklanmaktadır. 1219 yılında otosefali; yani kendi kendini yöneten bir statüye kavuşan Sırp Ortodoks Kilisesi, bu tarihten sonra yüzyıllarca bölgedeki Sırp kimliği ile Ortodoksluğun özdeşleşmesi için çalışmıştır. Bu dönemde kilisenin kurucusu olan Aziz Sava’nın dokuz piskoposluk oluşturduğu ve bunlardan bir tanesinin de Karadağ Zeta’da yer aldığını bilinmektedir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliği sırasında SPC’den bir nebze ayrı bir yapıya sahip olan Karadağ Ortodoks Kilisesi, 1920 yılında SPC’yle birleştirilmiştir. Ancak 1993 yılında Yugoslavya’nın dağılma sürecinin getirdiği gelişmelerle beraber Karadağ Ortodoks Kilisesi Çetinye’de kurulmuştur.[1] Bu dönemde Karadağ Hükümeti ile Karadağ Ortodoks Kilisesi’nin ortak hareket ederek Karadağ’ın Sırbistan’dan ayrılması ve tekrar bağımsız olması yönünde çalışmalar yürüttüğü ifade edilmektedir.

1997 yılına gelindiğinde ise iktidarda bulunan Karadağ Sosyalistleri Demokratik Partisi (DPS) lideri Milo Cukanoviç’in de girişimleriyle o dönem Sırbistan’ın lideri Slobodan Miloşeviç’ten ve politikalarından uzaklaştığı görülmektedir. 2006 yılındaki bağımsızlığı takip eden süreçte ise Karadağ Ortodoks Kilisesi, faaliyetlerini genişletmeye çalışmıştır. Bu da SPC ve Sırbistan tarafından tepki ile karşılanmıştır.

İki Kilisenin Gölgesinde Yaşanan Gerginlikler

Gelinen noktada SPC ve Karadağ gerginliklerle anılmaktadır. Henüz 2021 yılının Eylül ayında SPC’nin yeni metropolitinin taç giyme töreni sırasında protestolar boy göstermiştir. Aslında olayların çıkış noktası, 2020 yılında Karadağ’da uzun dönemdir görevde olan Metropolit Amfilohiye’nin 2020 senesinin Ekim ayında vefat etmesidir. Bunu takip eden yılda ise Amfilohiye’nin yerini doldurması için SPC Belgrad’da gerçekleştirdiği toplantı sonrasında yeni bir Metropolit atanmıştır. İşte olaylar da bu noktadan sonra gergin bir hal almıştır. Zira geleneklere göre yeni Metropolit’in taç giyme töreni, Karadağ’da bulunan Çetinye’de yapılacaktır. Bu ise birçok Karadağlı milliyetçi tarafından tepkiyle karşılanmıştır.[2] Çünkü bu hareket, Karadağ’ın egemenliğine yapılan bir saldırı niteliğindeydi. Buna ek olarak Cumhurbaşkanı Milo Cukanoviç’in protestolara katılma çağrısında bulunması da gerilimi tırmandırmıştır.

Tüm yaşananlara rağmen yeni Metropolit, yüksek güvenlik önlemleriyle Çetinye’ye getirilmiş ve taç giyme töreni gerçekleştirilmiştir. Bu sırada Cumhurbaşkanı Cukanoviç törenin gerçekleştirilmesine şiddetle karşı çıkarak iptal edilmesi gerektiğini savunurken; dönemin hükümeti ve Başbakan Zdravko Krivokapiç’in ise törenin gerçekleştirilmesi doğrultusunda kiliseye destekte bulunmuştur.[3]

2020 yılında gergin bir seçim ortamında kurulan Krivokapiç Hükümeti, Sırp yanlısı bir yönetim olup; hükümetin kurulmasının ardından Karadağlı Sırplar ve kiliseyle birlikte hareket ederek Karadağlılara ve Karadağlı Müslümanlara gövde gösterisi yapmıştır. Hatta gazeteci Bayram Pomak’ın da ifade ettiği üzere, bu dönem sokaklarda Çetnik marşları dahi seslendirilmiştir.[4]

Öte yandan söz konusu süreçte Karadağ’da duvarlara İslam karşıtı sözlerin yazıldığı bilinmektedir. 2020 seçimlerinin arkasında yatan gerilimin sebebi ise Cukanoviç’in 2019 yılında çıkarmış olduğu “Dini Özgürlükler Yasası”ydı. Zira bahsi geçen yasa, 1918 yılına kadar Karadağ’da inşa edilmiş dini yapıların devletin mülkiyetine geçmesinin önünü açmıştır. Bu ise başta SPC olmak üzere, Sırplar tarafından tepkiyle karşılanmış ve seçimlere kadar ülke çeşitli protestolara ev sahipliği yaparak gergin bir ortama hapsolmuştur.[5] Bahse konu olan dönemde Cukanoviç’in bu hareketiyle SPC’nin ve dolayısıyla Sırbistan’ın ülkedeki etkisinin azaltılması ve Karadağ Ortodoks Kilisesi’ne hareket alanı sağlanması amaçlanmıştır.

Bu gelişmeler ise SPC’nin hükümete baskı yaparak bu mülkleri devralabilmesinin yolunu açmıştır. Öte yandan Karadağ Ortodoks Kilisesi’nin yetkileri reddedilerek etki alanı da daraltılmaya çalışmıştır. Bu bağlamda ülkeyi derinden sarsacak ve bir gelişme 3 Ağustos 2022 tarihinde yaşanmıştır. 2022 senesinin Nisan ayından beri hükümette bulunan Başbakan Dritan Abazoviç, SPC Patriği Porfiriye’yle beraber apar topar 3 Ağustos 2022 tarihinde “Temel Sözleşme” (Temeljni ugovor) olarak bilinen ve SPC’nin kendine ait olduğunu iddia ettiği birçok dini mülkü ve yapıyı devralabilme imkânı tanıyan bir sözleşme imzalanmıştır.[6] Bunun yanı sıra söz konusu sözleşme, SPC’ye Karadağ içerisinde “resmi bir statü” tanımakla beraber SPC ve hükümet arasındaki ilişkileri ve Karadağ’daki diğer kiliselerle olan ilişkilerine düzenleme getirdiği belirtilmiştir.

Abazoviç ve SPC arasında imzalanan bu sözleme sonucunda başta DPS olmak üzere muhalefetten ve Karadağlı halktan tepkiler yükselmiştir. Bu nedenle ülke yine protestolara sahne olmuş ve gerilim tırmanmıştır. Tüm bunlar devam ederken Abazoviç, bir video yayınlayarak “uzun süredir devam eden bir sorunu” sona erdirmiş olduğundan dolay gurur duyduğunu ifade etmiş ve bu sözleşmenin ülkeye barış ve hoşgörü getireceğini savunmuştur.

Diğer taraftan yaşanan gelişmelere sadece muhalefetten tepki gelmemiş, Abazoviç’in kendi kabinesinden de tepkiler yükselmiştir. Yaptığı açıklamada Dışişleri Bakanı, Abazoviç’in böyle bir yetkisi olmadığını ifade etmiştir.[7] DPS ise hükümete yönelik güven oylaması girişimini başlatarak sözleşmenin yaratmış olduğu tartışmaların farklı bir boyuta taşınmasına neden olmuştur.

Sonuçta 19 Ağustos 2022 tarihinde hükümete karşı yapılan güven oylaması neticesinde Abazoviç ve hükümeti yeterli oyu alamayarak iktidardan düşmüştür.[8] Hükümete karşı yapılan bu güven oylamasının arkasında SPC’yle yapılan anlaşmanın yanı sıra ortaya atılan yolsuzluk iddiaları ve hükümetin Avrupa Birliği (AB) gündemini terk ettiği yönündeki eleştiriler de etkili olmuştur. Ayrıca Abazoviç’in bu sözleşmeyi imzalamasının ardında “Açık Balkan Girişimi”nde yer almak adına Sırbistan’la yakınlaşmaya çalışması da vardır. Fakat kısa vadede olumlu sonuçlar getirmesi öngörülen bu adımın uzun vadede Karadağ’daki etnik ve dini bölünmeyi derinleştirdiği ve milli kimlik ve egemenlik tartışmalarını alevlendirdiği söylenebilir.

Görüldüğü üzere, Karadağ’da iki farklı kilisenin bulunması birçok ihtilafın yaşanmasının önünü açmıştır. Üstelik bu ihtilaflar burada da kalmayacaktır. Zira SPC ve Karadağ Hükümeti/Hükümetleri arasında uzun süredir devam eden gerilimlerin sadece dini sebepler değil; bunun ötesinde tarihi, siyasi ve jeostratejik boyutları da vardır.

Bu çerçevede Karadağ’da SPC’ye verilen bir yetki, Sırbistan’a verilmiş görülmektedir. Nitekim verilen yetkiyle Sırbistan’ın SPC aracılığıyla Karadağ’daki hareket alanını konsolide ettiği söylenebilir. Buna ek olarak SPC’nin adımları, Karadağlıların milli kimliği konusunda tartışmaların ortaya atılmasına sebebiyet vermektedir. Bu bağlamda Karadağ Ortodoks Kilisesi Metropoliti Mihailo’nun yaşanan gelişmelerin ardından yaptığı açıklaması dikkat çekicidir. Mihailo, bu sözleşmenin imzalanmasıyla artık Karadağ devletinin ve ulusal kimliğinin var olmayacağını; artık Sırbistan’ın bir parçası haline geldiğini ifade etmiştir.[9] Bu sözler, dikkat çekici olmakla beraber endişe vericidir. Zira Mihailo’nun sözlerinin haklılık payı vardır.

Neticede Balkanlar’da din, siyasi alandaki etkisini korumaktadır. Diğer bir ifadeyle, bu coğrafyada teo-stratejik boyutlarla şekillenen politikalar ve alınan kararlar son derece yaygındır. Halk, kilise ve karar alıcılar arasındaki bağ son derece kuvvetlidir.[10] Bu yüzden de SPC’yi çok iyi kullanan Sırbistan, Karadağ’daki varlığını SPC aracılığıyla sürdürmektedir. Her ne kadar 2006 yılında tarafların yolları ayrılmış olsa da Sırbistan, Karadağ içerisindeki yerini ve hareket alanını korumaktadır. Unutulmamalıdır ki; bugün her ne kadar Aleksander Vucic liderliğindeki Sırbistan’ın işbirliği söylemini yinelediği görülse de Vucic’in aşırı milliyetçi dönemleri hafızalardaki yerini korumaktadır. Zira “Büyük Sırbistan Projesi” halen Sırp milliyetçilerinin gizli ajandasının ilk maddesidir.

Özellikle de Sırpların Karadağlıları ayrı bir millet olarak görmeyip; Sırp olarak kabul etmeleri, bunun göstergesidir. Bu da bir Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ülkesi olan Karadağ için sorun teşkil etmektedir. Zira NATO’ya katıldığı dönemden beri Rusya’nın bu ülkedeki etkisi bir hayli azalmış ve hareket alanı daralmıştır.

Bu bağlamda Rusya-Ukrayna Krizi’nin gölgesinde Rusya, buradaki hareket alanını sağlamlaştırarak istikrarsızlık oluşturmak için Sırbistan’ı ve Karadağlı Sırpları kullanabilir. Zira Panslavizm, Sırplar arasındaki yerini hala korumaktadır. Yaşanan gelişmelerin bu boyutuyla sadece iç siyaseti etkileyen gelişmeler değil; uluslararası yansımaları da olan bir gerginlik olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü dini kurumların ve Sırbistan’ın ülkedeki etkisi düşünüldüğünde, iki kilise üzerinde de buradaki gerginliğin çatışmaya dönüşme olasılığı her zaman ihtimal dâhilindedir. Bu çerçevede Karadağ’da son dönemde yaşanan gelişmelerin bölgedeki donuk halde bulunan etnik ve milli gerilimleri harekete geçirerek zaten istikrarsızlığa doğru sürüklenen bölgede domino etkisi yaratarak Balkanlardaki dengeleri bozabileceği söylenebilir.


[1] “Kratak osvrt na istorijat Crnogorske Pravoslavne Crkve”, Crnogorske Pravoslavna Crkva, https://www.cpc.org.me/latinica/istorija/624-kratak-osvrt-na-istorijat-crnogorske-pravoslavne-crkve/, (Erişim Tarihi: 26.08.2022).

[2] “Crna Gora, crkva i protesti: Mitropolit Joanikije ustoličen u Cetinjskom manastiru, suzavac, kamenice, barikade i hapšenja”, Danas, https://www.danas.rs/bbc-news-serbian/crna-gora-crkva-i-protesti-mitropolit-joanikije-ustolicen-u-cetinjskom-manastiru-suzavac-kamenice-barikade-i-hapsenja/, (Erişim Tarihi: 26.08.2022).

[3] “Serbıa-Montenegro|The Growing Religious Divide”, Youtube, Prof James Ker-Lindsay, 10 Eylül 2021, https://www.youtube.com/watch?v=7k1WIA_pt9s&list=PLUzSOLzcfKuNFIHucLAfDd7w-UVln6ovq&index=7, Erişim Tarihi: 26.08.2022).

[4] Bayram Pomak, “Karadağ ile Sırbistan Arasındaki Kilise Savaşı,” Balkan Postası, https://balkanpostasi.net/karadag-ile-sirbistan-arasinda-kilise-savasi/ Erişim Tarihi: 26.08.2022).

[5] “Montenegro’s Not-So-Merry Legal Challenge To The Serbian Orthodox Church Riles Society”, Radio Free Europe, https://www.rferl.org/a/montenegro-s-not-so-merry-legal-challenge-to-the-serbian-orthodox-church-divides-society/30347966.html, (Erişim Tarihi: 26.08.2022).

[6] “U tajnosti potpisan Temeljni ugovor između Crne Gore i Srpske pravoslavne crkve”, Al Jazeera Balkans, https://balkans.aljazeera.net/videos/2022/8/3/u-tajnosti-potpisan-temeljni-ugovor-izmedju-crne-gore-i-srpske-pravoslavne-crkve (Erişim Tarihi: 27.08.2022).

[7] “Nakon potpisivanja Temeljnog ugovora sa SPC upitan opstanak Vlade”, Radio Slobodna Evropa, https://www.slobodnaevropa.org/a/crna-gora-srpska-pravoslavna-crkva-potpisan-temeljni-ugovor/31972164.html, (Erişim Tarihi: 27.08.2022).

[8] “Pala Vlada, glasali i Demokrate, Prava i Ujedinjena CG”, Radio i Televizija Crne Gore, https://www.rtcg.me/vijesti/politika/374667/pala-vlada-glasali-i-demokrate-prava-i-ujedinjena-cg.html, (Erişim Tarihi: 27.08.2022).

[9] “Crnogorski mitropolit Mihailo: “Crna Gora više ne postoji””, Balkan News, https://www.balkannews.ba/region/crnogorski-mitropolit-mihailo-crna-gora-vie-ne-postoji-h5344.html, (Erişim Tarihi: 27.08.2022).

[10] Nikola Gajić, “The Position of the Serbian Orthodox Church and the Serbian State Regarding the Montenegrin Law on Religious Freedom” Politics and the Nationalism in the Balkans, Institute For Foreign Affairs and Trade, Budapeşte, 2022, s. 174-175.

Mustafa ÇUHADAR
Mustafa Çuhadar, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunudur. Lisans döneminde disiplinlerarası çalışmalarına ağırlık veren Çuhadar'ın başlıca çalışma alanları, Balkanlar ve İstihbarat çalışmalarıdır. 2021 yılında Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü’nde yüksek lisans eğitimine başlayan Çuhadar, halihazırda Bosna Hersek’teki siyasi partileri inceleyen yüksek lisans tezini hazırlamaktadır. Çuhadar, iyi derecede İngilizce, Boşnakça, Hırvatça ve Sırpça ve temel seviyede Almanca bilmektedir.