Tarih:

Paylaş:

Lukaşenko’nun Açıklamasının Dinamikleri ve Özbekistan

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

2022 yılının ilk günlerinde Kazakistan’da ekonomik gerekçelerle başlayan protestolar, kısa süreç içerisinde şiddet eylemlerine dönüşmüştür. Bu süreçte Orta Asya ülkelerinin söz konusu protestolardan etkileneceğine dair bir algı oluşmuştur. Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nün (KGAÖ) Kazakistan’da yaşanan olaylarla ilgili 10 Ocak 2022 tarihinde düzenlediği olağanüstü toplantıda Belarus Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko, “Kazakistan’da alınması gereken dersleri, öncelikle Özbekistan’ın öğrenmesi gerekiyor. Aldığımız bilgilere göre, gözlerini şimdi Özbekistan’a çevirmiş durumdalar.” demiştir.[1]

Lukaşenko’nun konuşması dikkatle incelendiğinde, aslında bunun Moskova’nın görüşleri olduğu söylenebilir. Buradaki hedef, aslında Özbekistan değil; Özbekistan bağlamında Türk Dünyası, Orta Asya ve daha genel anlamda Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) coğrafyasıdır. Moskova, tekrar BDT coğrafyasında hegemonyasını inşa etmeye çalışmaktadır. Lukaşenko ise bunu dile getirmiştir.

Normal şartlarda Moskova, terör gibi tehdit söylemleriyle ülkeleri kendisine bağımlı kılmak istemektedir. Bu bağlamda Kazakistan’daki eylemler vesilesiyle Özbekistan’a yapılan çağrı üzerinden diğer devletlerin Rusya’yla yakın işbirliğine davet edilmesi söz konusudur.Lakin bu noktada unutulan bir ayrıntı vardır. Başta Kazakistan ve Özbekistan olmak üzere bölge devletleri; bağımsızlıklarını, egemenliklerini, toprak bütünlüklerini ve üniter yapılarını korumak istemektedir. Özbekistan da bunu yapma gücüne sahip olduğunu ve kimseye muhtaç olmadığını belirtmektedir. Zira Özbekistan’da merkez ve çevre; yani yönetim ile toplum arasında güçlü bir birliktelik vardır. Tehditlere karşı Özbek yönetiminin ve halkının gösterdiği yekpare duruş, Taşkent’in en güçlü yanıdır. Kuşkusuz Taşkent yönetimi, Lukaşenko’ya bu sözleri kimin söylettirdiğinin farkındadır.

Özbekistan Cumhurbaşkanı Sayın Şevket Mirziyoyev, 13 Ocak 2022 tarihinde Güvenlik Konseyi toplantısında ülkesine yönelik yapılan açıklamaya ilişkin şunları söylemiştir:[2]

“Geçen gün bazı devletlerin liderleri tarafından Özbekistan’ın Kazakistan’da yaşananlardan ders alması gerektiğine dair mantıksız açıklamalar yapıldı. Bölgedeki durumu, tüm zorlukları ve güvenlik tehditlerini yakından izliyoruz. Herhangi bir tehdide uygun şekilde yanıt vermek için gerekli potansiyele ve güce sahibiz.”

Bu bağlamda aşağıdaki görsel, dünyanın en güçlü 51. ordusuna sahip olan Özbekistan’ın gücü ve caydırıcı potansiyeli hakkında fikir vermektedir.

Görsel 1: Rakamlarla Özbekistan Ordusu

Üstelik Taşkent yönetimi, tehditlere karşı askeri kapasitesini arttırma noktasında da mühim adımlar atmaktadır. Ülkenin istikrarlı bir şekilde kalkınmasının, barış ve huzur ortamında gerçekleşebileceğini bilen Taşkent yönetimi, yeni teknolojilerin kullanılması, hava savunma sisteminin güçlendirilmesi, bilgi güvenliğinin sağlanması, askeri personelin eğitilmesi ve moralinin arttırılması çerçevesinde çok boyutlu bir politikayı hayata geçirmektedir.[3]

Aslında Lukaşenko’nun konuşması, Türk Devletleri Teşkilatı bazında da Kremlin’in gerçek niyetini göstermiştir. Burada özellikle Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova’nın Türkiye’ye yönelik “Türk yetkililerin kötü niyetli söylemlerden şiddetle kaçınmalarını bekliyoruz.” şeklindeki sözleri dikkat çekmektedir.[4] Ayrıca Zaharova’nın “Kazakistan için trajik, zorlu ve olağanüstü bu durum, çabaların birleştirilmesini gerektiriyor ve ‘bulanık suda balık yakalama’ fırsatı olarak görülmemeli” ifadeleri ile suçlayıcı bir tutum takındığı görülmektedir.[5] Lakin ne Türkiye’nin ne de Türk Devletleri Teşkilatı’nın Kremlin’in iddia ettiği gibi saldırgan ve emperyal bir yaklaşımı bulunmamaktadır. Ortada böyle bir amaç olmamakla birlikte Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Dünyası 2040 Vizyonu Stratejik Belgesi’nde şeffaf bir örgüt olarak hem üye ülkeler arasındaki dayanışmayı güçlendirme hem de diğer aktörlerle ilişkileri geliştirme hedefiyle hareket ettiğini açıklamıştır.[6]

Diğer yandan Moskova’nın kendi bölgesel hegemonyasını tesis etmeye askeri ve iktisadi kapasitesinin yetmeyeceği ortadadır. Çünkü Rusya, “Eski Rusya”; Türk Dünyası da “Eski Türk Dünyası” değildir. Bu durum göz ardı edilmemelidir. Yani Kremlin’in söylemleriyle kapasitesi örtüşmemektedir. Kuşkusuz bu durum, Rusya’ya zarar verecektir. Bu noktada Lukaşenko’nun açıklaması da Moskova’nın bir anlamda bölge devletleriyle olan ilişkilerine zarar vermiştir. Zira yaşanan gelişmeler, Rusya’nın hırslarını gözler önüne sermiştir. Bunu da en iyi Moskova bilmektedir.

Lukaşenko’nun konuşması, Taşkent ile Moskova arasında düne kadar KGAÖ’ye gözlemci üyelik opsiyonu da dahil konuşulan seçeneklere darbe vurmuştur. Taşkent’ten yapılan açıklamalara bakıldığında, Özbekistan’ın güvenliğini sağlama noktasında sahip olduğu gücü ve kararlılığı ortaya koyduğu söylenebilir.

Özbekistan, 30 yıldır bağımsız olsa da bin yıllara dayanan geçmişi ve devlet aklıyla topraklarında yaşanan güvenlik sorunlarını bertaraf edebilmiştir. Afganistan gibi güvenlik sorunlarının bulunduğu bir ülkeye sınırı olan Özbekistan, günümüzde de çeşitli tehditlere karşı etkili bir mücadele ve yapıcı bir politika ortaya koymaktadır. Bu da Moskova ve Minsk’in Taşkent’i fazla küçümsediklerini göstermektedir. Lakin sahadaki gerçeklik tam tersidir.

Kısacası Türkiye ve Türk Dünyası, ortak çıkar ve karşılıklı saygı çerçevesinde uzun vadeli bir süreç başlatmıştır. Bu sürecin en önemli araçlarından biri ise Türk Devletleri Teşkilatı’dır. Moskova’nın söz konusu tepkileri nedeniyle herhangi bir geri adım atılmayacağı aşikardır. Ayrıca bölgenin de barışçıl bir entegrasyon sürecine ihtiyacı vardır. Türk Devletleri Teşkilatı da bu kapsamda yola çıkmıştır ve artık geri dönüşten bahsedilemez.


[1] “Belarus Devlet Başkanı Lukaşenko: “Kazakistan’dan Sonra Sırada Özbekistan Var””, Ulusal Kanal, https://www.ulusal.com.tr/dunya/belarus-devlet-baskani-lukasenko-kazakistan-dan-sonra-sirada-ozbekistan-var-h297203.html, (Erişim Tarihi: 15.01.2022).

[2] “Shavkat Mirziyoyev: We have the Power to Adequately Respond to Any Threat”, Uzreport, https://uzreport.news/politics/shavkat-mirziyoyev-we-have-the-power-to-adequately-respond-to-any-threat, (Erişim Tarihi: 15.01.2022); “Shavkat Mirziyoyev Commented Lukashenko’s Remarks”, The Tashkent Times, https://tashkenttimes.uz/national/8177-shavkat-mirziyoyev-commented-lukashenko-s-remarks, (Erişim Tarihi: 15.01.2022).

[3] “Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev Hava Savunma Sisteminin Güçlendirilmesi Talimatını Verdi”, ANKASAM, https://www.ankasam.org/ozbekistan-cumhurbaskani-sevket-mirziyoyev-hava-savunma-sisteminin-guclendirilmesi-talimatini-verdi/, (Erişim Tarihi: 15.01.2022).

[4] “Rusya’dan Ankara’ya Kazakistan Uyarısı: ‘Kötü Niyetli’ Açıklamalardan Kaçının”, Euronews, https://tr.euronews.com/2022/01/13/rusya-dan-ankara-ya-kazakistan-uyar-s-kotu-niyetli-ac-klamalardan-kac-n-n, (Erişim Tarihi: 15.01.2022).

[5] “Zaharova: KGAÖ Barış Güçlerini ‘İşgalci’ Olarak Görenler, Kazakistan’ın Egemenliğine Saygı Duymuyor”, Sputnik, https://tr.sputniknews.com/20220113/zaharova-kgao-baris-guclerini-isgalci-olarak-gorenler-kazakistanin-egemenligine-saygi-duymuyor-1052720216.html, (Erişim Tarihi: 15.01.2022).

[6] “Türk Dünyası 2040 Vizyonu”, Türk Devletleri Teşkilatı, https://www.turkkon.org/assets/pdf/haberler/turk-dunyasi-2040-vizyonu-2396-98.pdf, (Erişim Tarihi: 15.01.2022).

Emrah KAYA
ANKASAM Dış Politika Uzmanı Emrah KAYA, Akdeniz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezundur. Yüksek lisans derecesini 2014 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde hazırladığı “Latin Amerika'da Sol Liderlerin Yükselişi ve Uluslararası Politikaya Etkisi: Venezuela-Bolivya Örneği (Rising of the Left Leaders in Latin America and its Effects to International Politics: An Example of Venezuela-Bolivia)” başlıklı teziyle almıştır. Doktora eğitimine yine Süleyman Demirel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde devam eden KAYA, tez aşamasındadır. Başlıca çalışma alanları; Orta Asya, Latin Amerika, Güvenlik, Terörizm, Barış Süreçleri’dir. KAYA’nın çeşitli kitap ve dergilerde çalışmalarının yanı sıra ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarında analizleri yayınlanmıştır.