Tarih:

Paylaş:

Pakistan Dış Politikasında Çok Yönlülük Arayışları

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Hatırlanacağı üzere, 16 Ağustos 2022 tarihinde Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, “Dünya, yeni bir Soğuk Savaş dönemini göze alamaz.”[1] diyerek küresel sistemin bloklaşmaya dayalı siyaset anlayışına dönmesinin son derece tehlikeli olacağına dikkat çekmiştir. Pakistan Başbakanı’nın açıklamaları, her ne kadar uluslararası sistemle ilgili bir verilen demeçmiş gibi gözükse de esasen İslamabad yönetiminin dış politikada tercih yapmaya zorlanmayı hiçbir şekilde kabul etmeyeceğini net bir biçimde ortaya koymaktadır. Dolayısıyla Şerif, Pakistan’ın güç merkezleri arasındaki dengeleri göz önünde bulunduran çok yönlü diplomasi anlayışına yöneldiğini bir kez daha teyit etmiştir.

Bilindiği gibi Pakistan, 11 Eylül 2001 tarihli terör saldırılarının ardından Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Afganistan’a gerçekleştirdiği müdahale esnasında Taliban’la olan münasebetlerinden ötürü birtakım eleştirilere maruz kalmış ve bunun neticesinde Çin’le yakınlaşmayı seçmiştir.

İslamabad-Pekin hattında tesis edilen ilişkiler, dönemin koşulları itibarıyla ABD’nin Pakistan’a yönelik dışlayıcı politikasının da etkisi sebebiyle İslamabad’ın rasyonel bir tercihiymiş gibi gözükmüştür. Lakin zaman içerisinde İslamabad, Pekin’le tesis ettiği ilişkilerden beklediği ekonomik kazanımları elde edemediğini görmüştür. Özellikle de Kuşak-Yol Projesi’nin altı ekonomik koridorundan biri olan Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’nun (CPEC), kredi ve hibeler üzerinden gerçekleşen altyapı yatırımları vesilesiyle Pakistan’ın kalkınmasına ciddi bir katkı sağlayacağı düşünülmüş; fakat pratikte ülkenin iktisadi anlamda önemli sıkıntılarla yüzleştiği bir netice ortaya çıkmıştır.

Dahası Kuşak-Yol Projesi’ni istikrarsızlaştırmaya yönelik terör saldırıları hasebiyle Pakistan’ın güvenliksizleştiği de görülmüştür. Zira proje yatırımlarını hedef alan saldırılar sık sık haberlere yansımaktadır. Bu da İslamabad yönetimini dengeye dayalı çok yönlü bir dış politika arayışına yönlendirmiştir.

Söz konusu arayış açısından Şerif’in Pakistan Başbakanı olmasını milat olarak kabul etmek mümkündür. Bu noktada belirtmek gerekir ki; eski Pakistan Başbakanı İmran Han’ın Batı karşıtı duruşu nedeniyle Şerif’in seçilmesinin ardından İslamabad’ın Batı’yla ilişkilerini onarmaya dönük bir çaba içerisine girmesi son derece normal bir gelişmedir. Ancak Şerif’in göreve başlamasının ardından Pakistan’ın Çin’den tamamen kopmayı seçeceği yönünde iddiaların gündeme geldiği de hatırlanmaktadır.

Pakistan’ın “Batı Açılımı” şeklinde nitelendirilebilecek bir süreç başlatırken; Pekin’le ipleri koparması ise köklü devlet geleneği bulunan bu ülkenin yapacağı bir hata değildir. Bu yüzden de Şerif, iktidarının ilk gününden itibaren dengeye dayalı bir dış politika yürütüleceğini gözler önüne sermektedir. Nitekim Şerif, Başbakan olarak Pakistan Parlamentosu’nda yaptığı ilk konuşmada ABD ve İngiltere gibi devletlerle; yani Batılı aktörle ilişkileri güçlendirmek istediğini açıkça ifade etmiştir.[2] Daha sonra da Pakistanlı yetkililer, CPEC’e verdikleri önemi ortaya koyan demeçleriyle gündeme gelmiştir. Bu da Pakistan’ın dengeye dayalı çok yönlü dış politika arayışını göstermiştir. Son olarak 25 Temmuz 2022 tarihinde yaptığı açıklamada Şerif, Çin’in Pakistan’a yatırım yaptığını ve kendi kapasitesi, kaynakları, teknolojisi, makineleri ve uzmanlığı sayesinde binlerce megavat elektrik üreten santral inşa ederek Pakistan’ın krizi aşmasına yardımcı olduğunu vurgulamıştır.[3]

Pakistan’ın denge arayışlarını yansıtan bir diğer örnek ise ülkenin içinde bulunduğu ekonomik krizi aşmak için attığı adımlarda kendisini göstermiştir. Çünkü İslamabad yönetimi, bir yandan Uluslararası Para Fonu’yla (IMF) 4 milyar dolarlık bir kredi için anlaşma sağlarken;[4] diğer taraftan da Çin’den 2 milyar dolar kredi aldığını duyurmuştur.[5] Bu da Pakistan’ın iktisadi anlamda borçlanırken dahi dengeleri gözettiğini ve tek bir aktöre bağımlı hale gelmek istemediğini göstermesi bakımından oldukça mühimdir. Kısacası Pakistan, tek taraflı bağımlılık ilişkisi oluşmasından imtina etmektedir.

İslamabad’ın denge politikasını yansıtan bir diğer örnek de ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin 2 Ağustos 2022 tarihinde gerçekleştirdiği Tayvan ziyaretinin ardından, 3 Ağustos 2022 tarihinde, Pakistan’ın “Tek Çin Prensibi”ni desteklediğini açıklaması[6] ve bundan kısa bir süre sonra ise ABD ve Orta Asya ülkeleriyle birlikte Taciksitan’da düzenlenen “Bölgesel Güvenlik-2022” isimli tatbikata katılmasıdır.[7]

Anlaşılacağı üzere Pakistan, bölgesel güvenlik bakımından komşusu olan Çin’in toprak bütünlüğü noktasında Pekin’in geleneksel tezlerine olan desteğini yineleyerek Çin’i karşısına almamaya özen göstermektedir. Ancak bunu yaparken de Güney Asya-Orta Asya hattındaki bölgesel güvenlik meselelerinde ABD’yle yakın çalışabileceği mesajını vermektedir.

Sonuç olarak Pakistan, dış politikasında çok yönlü bir diplomasi anlayışı doğrultusunda hareket etmektedir. Bu nedenle de Şerif dönemiyle birlikte İslamabad’ın Washington-Pekin dengesini göz önünde bulunduran ve tek taraflı bağımlılık ilişkilerinden sakınmaya özen gösteren bir politika uyguladığı söylenebilir. Öyle görünüyor ki; söz konusu dış politika, ustalıkla işlenmekte ve bu yüzden de sağlıklı neticeler doğurmaktadır.  Hiç şüphe yok ki; mevzubahis politikanın başarılı bir biçimde devam ettirilmesi, ülkenin ekonomik durumunun, güvenliğinin, egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve bağımsızlığının kuvvetlenmesine katkı sağlayacaktır. Çünkü Şerif’in bloklaşmaya karşı çıkan açıklamaları, çok yönlülüğü esas alan stratejinin sürdürülmesindeki kararlılığın dışa vurumudur.


[1] “World can’t Afford Another Cold War Era PM Shehbaz Says”, Dawn, https://www.dawn.com/news/1705201/world-cant-afford-another-cold-war-era-pm-shehbaz-says, (Erişim Tarihi: 18.08.2022).

[2] “ABD Yeni Pakistan Başbakanı Şerif’i Tebrik Etti”, TRT Haber, https://www.trthaber.com/haber/dunya/abd-yeni-pakistan-basbakani-serifi-tebrik-etti-672477.html, (Erişim Tarihi: 17.08.2022).

[3] “Pakistan Başbakanı: Çin Her Zaman Pakistan’a Destek Veriyor”, Lotus News, https://www.ajanslotus.com/pakistan-basbakani-cin-her-zaman-pakistana-destek-veriyor, (Erişim Tarihi: 17.08.2022).

[4] “Pakistan Reaches Agreement with IMF for $4 Billion Lifeline”, Wall Street Journal, https://www.wsj.com/articles/pakistan-reaches-agreement-with-imf-for-4-billion-lifeline-11657783994, (Erişim Tarihi: 17.08.2022).

[5] “China Rolls over $2bn Loan for a Year”, International The News, https://www.thenews.com.pk/print/979367-china-rolls-over-2bn-for-a-year, (Erişim Tarihi: 17.08.2022).

[6] “Pakistan Reaffirms ‘One-China’ Policy”, Ministery of Foreign Affairs Goverment of Pakistan, https://mofa.gov.pk/pakistan-reaffirms-one-china-policy/#:~:text=Pakistan%20reaffirms%20its%20strong%20commitment,for%20regional%20peace%20and%20stability, (Erişim Tarihi: 18.08.2022).

[7] “National Guardsmen Participate in Regional Cooperation 22”, U. S. Army, https://www.army.mil/article/259290/national_guardsmen_participate_in_regional_cooperation_22, (Erişim Tarihi: 18.08.2022).

Dr. Doğacan BAŞARAN
Dr. Doğacan BAŞARAN, 2014 yılında Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Yüksek lisans derecesini, 2017 yılında Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda sunduğu ‘’Uluslararası Güç İlişkileri Bağlamında İkinci Dünya Savaşı Sonrası Hegemonik Mücadelelerin İncelenmesi’’ başlıklı teziyle almıştır. Doktora derecesini ise 2021 yılında Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı‘nda hazırladığı “İmparatorluk Düşüncesinin İran Dış Politikasına Yansımaları ve Milliyetçilik” başlıklı teziyle alan Başaran’ın başlıca çalışma alanları Uluslararası ilişkiler kuramları, Amerikan dış politikası, İran araştırmaları ve Afganistan çalışmalarıdır. Başaran iyi derecede İngilizce ve temel düzeyde Farsça bilmektedir.