Tarih:

Paylaş:

Prof. Dr. Dmitry Mosyakov: “Doğu ve Güneydoğu Asya’daki ABD-Çin çatışması ve rekabeti tam ölçekli bir savaşın başlamasına sebep olabilir.”

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Güneydoğu Asya, Hindistan ve Çin arasında uzanan, kendi tarihine sahip tamamen benzersiz bir bölgedir. Güneydoğu Asya ülkeleri, geleneksel dengeleme hareketini hızlandırmak ve Japonya, Avrupa Birliği (AB), Hindistan ve Rusya da dahil olmak üzere üçüncü taraflardan destek almak için eskisinden çok daha aktif bir siyaset yürütüyorlar. Artık Amerika Birleşik Devletleri (ABD)-Çin ilişkilerinin nesnesi olmak yerine bölgesel meselelerin aşılmasında etkin rol oynayan jeopolitik bir özne haline gelmek istiyorlar. Nitekim bunun bir yansıması olarak G20 Zirvesi’nin Endonezya’da düzenlenmesi son derece kritik bir gelişmedir.

Bu kapsamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Moskova Beşerî Bilimler Üniversitesi Güneydoğu Asya, Avustralya ve Okyanusya Merkezi Başkanı Prof. Dr. Dmitry Mosyakov’un görüşlerini dikkatinize sunmaktadır.

1. Güneydoğu Asya’ya jeopolitik mücadele arenası denilebilir mi? Bu bölgede küresel aktörlerden ABD mi; yoksa Çin mi daha etkilidir?

İlk olarak Güneydoğu Asya, yeni dünya düzeninin mühim siyasi merkezidir. Bu yüzden de bölgeyi yakından takip etmek gerekmektedir. Kuşkusuz ABD ile Çin arasındaki rekabet, bölge ülkelerinin yönelimlerini etkiliyor. Fakat buradaki problem, Çin’in Güneydoğu Asya’yı kendi bölgesi olarak algılamasıdır. Çin, tarihsel zayıflığı döneminde büyük ölçüde etkisini yitirdiği bölgeye, artık “Yükselen Çin” olarak nüfuz etmek istemektedir. Bir anlamda bölgenin eski sahibine dönmesini amaçlayan bir Pekin söz konusudur. Fakat Güneydoğu Asya ülkeleri, kendilerini hiçbir zaman Çin’in kayıp bölgesi olarak görmediler. Zaten sömürge öncesi dönemde de ilişkiler oldukça karmaşıktı. Ancak bu ülkeler, asla Çin’in kontrolü altında değildi. Örneğin Vietnamlılar ve Myanmarlar Çin işgallerine karşı başarılı direnişler sergilediler. Dolayısıyla Çin’in politikası, bölge devletleri tarafından egemenliklerini tehdit edebilecek bir yayılmacılık şeklinde algılanmaktadır.

Böylesi bir atmosferde bölge ülkelerinin Çin’e karşı bir denge arayışına yönelmesi normaldir. ABD de bu işlevi görmektedir. Ancak Güneydoğu Asya ülkeleri, ABD’yle işbirliklerini geliştirirken Washington’a da tam anlamıyla güvenen bir çizgide değildir. Çünkü bu devletler, bağımsızlıklarını koruma arzusu içerisindedir. Bu yüzden de Güneydoğu Asya ülkeleri, Hindistan, Avustralya, Japonya ve Rusya gibi bölgede ekonomik olarak faaliyet gösteren devletlerle yakın münasebetler geliştirmektedir. Böylece egemenliklerini ve bağımsızlıklarını koruyabileceklerine inanıyorlar. Yani bölgede birden çok aktörle yakın münasebetler geliştirmek suretiyle denge tesis etmeye çabalayan devletler vardır. Bu da tüm aktörlerle pragmatik ilişkiler geliştirilmesi anlamına gelmektedir.

2. Endonezya gibi bazı Güneydoğu Asya ülkeleri için de aynı hassasiyet geçerli mi?

Mevcut koşullarda Endonezya’nın küresel hedefleri hakkında konuşmak doğru olmayacaktır. Çünkü Endonezya, hala gelişmekte olan bir ülkedir ve aşması gereken önemli ekonomik sorunları vardır. Nitekim bölgedeki siyasi ihtilaflar konusunda da Endonezya seçkinlerinin kararsız bir pozisyon aldıkları görülmektedir. Bir yandan ülkenin elitleri tarafından ASEAN’ın önemine dikkat çekilirken; diğer taraftan da ASEAN’ın dayatacağı ve dayattığı sınırlandırmalara vurgu yapılıyor.

Bu noktada belirtmek gerekir ki; Endonezya’nın modern dünyadaki yerini sağlamlaştırma noktasında iki yolu bulunmaktadır. Bunlardan ilki ülkenin ASEAN içerisindeki rolünün güçlendirilmesidir. İkinci yol ise ASEAN’dan ayrı bir strateji geliştirip örgütten çekilerek bağımsız bir politika üretmektir. Lakin ikinci seçeneğin Güneydoğu Asya’nın siyasi istikrarını zedeleme olasılığı göz ardı edilemez.

3. Peki siz, Doğu ve Güneydoğu Asya’da sıcak savaş riski görüyor musunuz?

Doğu ve Güneydoğu Asya’daki ABD-Çin çatışması ve rekabeti tam ölçekli bir savaşın başlamasına sebep olabilir ve bu da dünyayı çok daha tehlikeli bir noktaya sürükleyebilir. Halihazırda ABD, bölgeye modern füzeler konuşlandırma niyetindedir. Nitekim ABD Hint-Pasifik Komutanlığı, Tayvan, Filipinler ve Japon adası Okinawa’da nükleer savaş başlığı olmayan kısa ve orta menzilli kara tabanlı hassas füzeler konuşlandırmayı planlıyor. Görüldüğü kadarıyla Pekin yönetimi de Çin’in doğusunda savaşa hazırlık yapıyor ve ülke iyice silahlanıyor. Elbette bu gelişmeler, savaş riskini arttırmaktadır. İki nükleer gücün savaşı olasılığının konuşulması bile endişe vericidir. Çünkü bunun tüm dünya için acı sonuçları olabileceğini biliyoruz.


Prof. Dr. Dmitry Mosyakov 

Prof. Dr. Dmitry Valentinovich Mosyakov, Moskova Beşerî Bilimler Üniversitesi Güneydoğu Asya, Avustralya ve Okyanusya Araştırmaları Merkezi Başkanı’dır. Mosyakov, Doğu ve Güneydoğu Asya ülkelerinin güncel sorunları hakkında çalışmalar yapmaktadır.

Kenan AĞAZADE
Azerbaycan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı'na bağlı ADA Üniversitesi'nin Uluslararası İlişkiler bölümünde (2013-2018) lisansını yapan Kenan AĞAZADE, değişim programıyla Büyük Britanya'daki Glasgow Üniversitesi'nde okumuştur (2016-2017). Yüksek lisansını Küresel Politika ve Toplumsal Değişim alanında (2018-2020) İsveç'teki Malmö Üniversitesi'nden tamamlayan Kenan AĞAZADE, İsveç'te Rusya ve Kafkasya Bölgesel Araştırma Merkezi'nde (2019-2020) araştırma görevlisi olarak çalışmıştır. İyi derecede Rusça, İngilizce ve İsveççe bilmektedir.