Tarih:

Paylaş:

Rus Enerji Kaynakları, Gerileyen AB Ekonomisi ve Amerikan Çıkarları

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Ukrayna’daki durumu analiz eden uzmanlar, genellikle Rusya ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasındaki çatışmaya odaklanmaktadır. Fakat Washington’un amacı, bir anlamda Rusya’nın Ukrayna’da batağa saplanması ve Avrupa’nın Rus enerji kaynaklarından uzaklaştırılmasıdır. Lakin bu politikalar hem Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin hem de Ukrayna’nın ağır ekonomik sorunlarla yüzleşmesine sebebiyet vermektedir.

2022 senesinin Eylül ayında AB, Rus petrolü için tavan fiyat uygulanması önerisinde bulunmuştur. Bu durum ise Avrupa pazarındaki birçok malın maliyetini olumsuz etkileyecektir.[1] Buna ek olarak Avrupalı devletlerin Rusya’dan doğalgaz ithalatını sonlandırmayı hedefledikleri bilinmektedir. Örneğin AB ekonomisinin lokomotifi olan Almanya 2022 yılının başında Kuzey Akım-2’yi rafa kaldırma kararı almıştır. Berlin yönetimi, Almanya ekonomisine ve özellikle de sanayisine büyük fayda sağlayacağı öngörülmesine rağmen böylesi bir karar almıştır. Avrupa Komisyonu’nun tahminlerine göre Almanya, 2023 senesinde ekonomik resesyona (küçülme) girecektir. Elbette bundan yalnızca söz konusu ülke değil; AB’nin geneli olumsuz etkilenecektir.

Avrupa Komisyonu’na göre, 2023 yılında Almanya’nın gayrısafi yurtiçi hasılasında %0,6 daralma beklenmektedir. Dahası bu rakam, İsveç’le birlikte AB’nin yirmi yedi ülkesi arasındaki en kötü göstergedir. Nitekim konuyla ilgili açıklama yapan Almanya Ekonomi Bakanı Robert Habeck, “Hızla sosyo-ekonomik bir krize dönüşen ciddi bir enerji krizi içindeyiz.” ifadelerini kullanmıştır.[2] Bununla birlikte AB genelinde ve Avro bölgesinde 2023 yılının Haziran ayında ekonominin %0,3 ile %1,4 arasında büyüyeceği düşünülmektedir. 2024 yılına kadar AB’de ekonomik büyümenin ortalama %1,6 ve avro bölgesinde ise %1,5 olacağı öngörülmektedir. Oysa IMF, 2021 senesinde 2022 yılında %5’lik bir büyüme öngörmekteydi. Avrupa Komisyonu, bu tür değişiklikleri, enerji krizi, enflasyon ve iş dünyasının duyarlılığıyla ilişkilendirmektedir.[3]

Avrupa Komisyonu’nun Ekonomiden Sorumlu Üyesi Paolo Gentiloni’ye göre, ekonomik göstergeler önemli ölçüde kötüleşmiştir ve iki çeyreklik bir düşüşe yaklaşılmaktadır. Bunun nedeninin Ukrayna’daki savaştan kaynaklanan “belirsizlik”, yüksek enerji fiyatları ve enflasyona bağlı olarak satın alma gücünün azalması olduğu söylenebilir.[4]

Aslında Ukrayna Krizi, Avrupa kıtasında yaşanan bir güvenlik sistemi krizidir. Oysa bu kriz, daha büyük çatışmalara yol açmadan yönlendirilebilirdi. Ancak ABD, krizin tırmanmasını kendi çıkarları doğrultusunda kullanmıştır. Öncelikle Washington yönetimi, AB’yi Rusya’yla karşı karşıya getirmiştir.

Bu kapsamda ABD, AB’yi ciddi kararlar almaya zorlayarak Brüksel ile Moskova arasındaki ticaretin azalmasını ve ekonomik savaşın şiddetlenmesini sağlamıştır. Ukrayna’daki çatışma, ABD tarafından AB’nin Rusya’yla işbirliğinden uzaklaştırılması için uygun zemin yaratmıştır. Halbuki ucuz Rus enerjisi, Avrupa ekonomisi ve üretimi için hayati öneme sahiptir. Güçlü Avrupa ekonomisi ise ABD ekonomisine bir rakip olarak da görülmektedir. Zira uzun yıllar boyunca AB şirketleri, Amerikan endüstrisi için mühim bir rekabeti temsil etmiştir. Bu da Washington tarafından desteklenen ve teşvik edilen “Transatlantik Ortaklığın” gerçekleşmemesinin nedenlerindendir. Çünkü ABD, Atlantik kıyısının iki yakasını ortak pazara dönüştürerek birkaç hedefe ulaşmak istemişti.

Bunlardan ilki, Amerikan liderliğinde küresel bir ekonomik merkezin kurulması ve ABD’nin Avrupa pazarındaki konumunu koruyabilmesiydi. İkincisi ise küresel ekonominin merkezi olan Transatlantik pazarına Çin’in girmesini engellemekti. Üçüncüsü de Çin’in ekonomik gücüne karşı “tek bir Batı olarak” beraber hareket edebilmekti.

Söz konusu hedefler nedeniyle ABD, Avrupa’nın ekonomik açıdan bağımsız olmasını engellemek ve buna olanak sağlayan Rus enerji kaynaklarıyla bağını kesmek istemektedir. Aynı şekilde ABD’nin stratejik hedefi Çin’le stratejik ortak olarak kendisini konumlandıran; ancak aynı zamanda ekonomik gelirlerinin büyük bir bölümünü Avrupa’yla yaptığı ticari ilişkilerinden elde eden Rusya’nın imkanlarını elinden almaktır.

Sonuç olarak Ukrayna Savaşı’nın ne kadar süreceğini söylemek zordur. Fakat savaşın uzaması, yalnızca Rusya’yı değil; Avrupa’yı iktisadi bakımdan olumsuz etkilemektedir. Kuşkusuz süreç, AB’nin ABD’ye olan bağımlılığını arttırmaktadır. Bu da Washington yönetiminin küresel hedeflerine hizmet etmektedir.


[1] “ЕС решил ускорить введение потолка цен на российскую нефть”, VTB, https://www.rbc.ru/economics/23/09/2022/632cef249a794744958db323, (Erişim Tarihi: 23.11.2022).

[2] “Минэкономики ФРГ прогнозирует падение ВВП страны на 0,4% в 2023 году”, Vedomosti, https://www.vedomosti.ru/economics/news/2022/10/12/945197-minekonomiki-frg-prognoziruet-padenie, (Erişim Tarihi: 28.11.2022).

[3] “Прогноз Еврокомиссии: ЕС вступит в рецессию в четвертом квартале 2022 года”, Frank Media, https://frankrg.com/101261, (Erişim Tarihi: 23.11.2022).

[4] Паоло Джентилони: “Рецессию в Евросоюзе можно избежать”, Euronews, https://ru.euronews.com/my-europe/2022/11/22/eu-economic-semester, (Erişim Tarihi: 23.11.2022).

Dr. Sabir ASKEROĞLU
Lisans öğrenimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümünde tamamlayan Dr. Sabir Askeroğlu, yüksek lisans derecesini Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda almıştır. Doktora eğitimini İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda tamamlayan Dr. Askeroğlu, çeşitli düşünce kuruluşlarında görev yapmıştır. Başlıca ilgi alanları, Avrasya çalışmaları ve Rus dış politikası olan Dr. Askeroğlu, iyi derecede Rusça ve İngilizce bilmektedir.