Rusya-AB İlişkilerinde Yaptırım Krizi

Muhalif Rus lider Aleksey Navalni’nin tutuklanmasının ardından sadece Rusya’da değil; başta Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde olmak üzere tüm dünyada baş gösteren Moskova karşıtı protestolar, yaptırım tartışmalarını gündeme getirmiştir. Protestolara katıldıkları gerekçesiyle “persona non grata (istenmeyen kişi)” olarak ilan edilen bazı Avrupalı büyükelçilerin sınır dışı edilmesi sebebiyle Rusya ile AB arasındaki ilişkiler gerilmiştir. Bu durum, AB’nin Rusya’ya yaptırım uygulayacağını açıklamasına neden olmuştur.

Söz konusu gelişmeler ışığında Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Navalni’nin tutuklanmasının ardından Rusya-AB ilişkilerini seyrini ve yaptırım kararlarının ne anlama geldiğini değerlendirmek üzere alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinden alınan görüşleri dikkatlerinize sunmaktadır

Doç. Dr. Nuri KORKMAZ (ANKASAM Dış Politika ve Güvenlik Danışmanı)

Rusya ile AB arasındaki münasebetlerin Navalni protestoları sebebiyle gerginleştiğini dile getiren Doç. Dr. Nuri Korkmaz, “Özellikle bazı Avrupalı büyükelçilerin sınır dışı edilmesi nedeniyle yaşananlar, taraflar arasındaki ilişkilerde tansiyonu yükseltmiştir. Aslında geçmiş dönemde Rusya ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasındaki krizlerde de bazı büyükelçilerin sınır dışı edilmelerine şahit olmuştuk. Ancak Navalni’ye destek amacıyla gerçekleşen eylemler kapsamında Rusya’ya karşı bir cephe açılmış gibi görünmektedir. Fakat Avrupa’nın enerjiye olan ihtiyacı çerçevesinde Rusya’ya olan bağımlılığı da göz ardı edilmemelidir.” dedi.

Yaptırım kararına rağmen ilişkilerdeki karşılıklı bağımlılık durumunun zaman içerisinde AB’yi Rusya konusunda yapıcı bir politika uygulamaya iteceğini öne süren Korkmaz, “Başta Doğu Avrupa ülkeleri olmak üzere Avrupa’daki birçok devlet, Rusya’ya karşı %100’lere ulaşan bir enerji bağımlılığına sahiptir. Bu da AB’nin çok sert hamleler yapmasını engelleyebilir. Çünkü sadece Doğu Avrupa ülkelerinin değil; Almanya ve Fransa gibi bölgenin büyük ve zengin devletlerinin de eli kolu bağlıdır. Kuzey Akım-2 adı verilen doğalgaz boru hattıyla ilgili olarak Almanya’nın ABD Eski Başkanı Donald Trump döneminde başlattığı bir süreç vardı. Bu konuda Berlin’in göreve yeni gelen Joe Biden’ı da ikna etmeyi hedefleyen bir strateji izleyeceği öngörülebilir. Çünkü Almanya, doğrudan bir boru hattıyla Rus gazının ülkeye gelmesi için çalışmalar yürütmektedir. Dolayısıyla Almanya, gelinen noktada ABD’yi ikna etmeye yönelecektir.” yorumunu yaptı.

Murat BİLHAN (Emekli Büyükelçi)

AB’nin kendi prensiplerine sadakat göstermek amacıyla Rusya’ya yaptırım uygulama kararı aldığını belirten Emekli Büyükelçi Murat Bilhan, “Ancak uygulanması planlanan yaptırımların lafta kalacağı ifade edilebilir. Çünkü olası yaptırımlar, Rusya üzerinde ciddi etkiler yaratmayacaktır. Rusya’nın ekonomik kaynakları ve insan gücü bakımından AB’ye göre ciddi avantajları vardır. Dolayısıyla yaptırımların uygulanması, Moskova’nın canını çok fazla acıtmayacaktır.” açıklamasında bulundu

Yaptırım meselesinin sembolik bir anlam taşıdığını öne süren Bilhan, “AB, bu adımla Rusya’nın Avrupa ailesine ait olmadığını ifade etmek istemektedir. Bunun sebebi ise Rusya’nın AB ülkelerinden farklı bir siyasal yapıya sahip olması ve muhalefeti kolaylıkla kısıtlamasıdır. Rusya’daki anayasal düzen, AB’ye göre son derece katıdır. Ancak belirttiğim gibi, AB’nin bu tavrı retorikten ibarettir. Yani eylemsel düzeyde ciddi bir etkisi olmayacaktır.” dedi.

Avrupa’nın enerji konusunda Rusya’ya ihtiyacı olduğunu da vurgulayan Bilhan, “Rusya, enerji ihracatçısı olmasına güvenmektedir. Çünkü yenilenebilir enerji türleri dünyada henüz yaygın bir şekilde kullanılmamaktadır. Avrupa’da da durum farklı değildir. Bölgedeki hiçbir ülke yenilenebilir enerjiye tamamen geçememiştir. Bu yüzden de Rus enerji kaynakları, bölge açısından son derece değerlidir. Avrupa’nın Rusya’ya olan enerji bağımlılığından kurtulması ise enerji kaynaklarını çeşitlendirmesini gerektirmektedir. Halihazırda AB ülkelerinin Rusya dışında enerji temin edebilecek alternatifleri yoktur. Buna karşılık Avrupa da Rusya için vazgeçilemez bir bölgedir. Yani taraflar arasındaki münasebetlerde bir karşılıklı bağımlılık durumu söz konusudur.” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

Doç. Dr. Fahri ERENEL (Emekli Tuğgeneral)

AB’nin uyguladığı yaptırım kararlarının hesaplanmış bir risk olduğunu ifade eden Emekli Tuğgeneral Doç. Dr. Fahri Erenel, “Avrupa’da henüz kış şartları etkisini yitirmemişken; AB üyelerinin Rusya’dan aldıkları doğalgaz da göz önünde bulundurulduğunda, Moskova’yla girdikleri bu tarz bir gerginliğin önceden hesaplanmış olması gerekir. Özellikle de AB’nin siyasi devi olan Almanya, enerji ihtiyacının %60-70’ini Rusya’dan karşılamaktadır. Berlin yönetiminin Kuzey Akım-2 Enerji Hattı’na ihtiyacı vardır. Böyle bir süreçte Moskova’nın uygulayacağı karşı yaptırım, Avrupa’ya enerji akışının kesilmesi yönünde olabilir. Dolayısıyla AB’nin olası alternatifler hususunda ciddi şekilde hesap yapmış olması gerekmektedir.” dedi.

AB’nin yaptırım kararlarında ABD’nin etkisinin bulunduğuna dikkat çeken Erenel, “ABD’nin Ukrayna’ya yaptığı para yardımı, Transdinyester konusunda bölgedeki bağımsızlık söylemlerinin artması, Ukrayna ve Kırım’da Ukraynalıların tamamen serbest bırakılması için yayımlanan deklarasyon ve Belarus, Gürcistan ve Moldova’nın NATO’ya dahil edilme ihtimalinin artması Rusya’yı çevreleme politikası olarak düşünülebilir.” yorumunu yaptı.

Trump döneminde AB ülkeleriyle yaşanan zıtlaşmanın Biden döneminde terk edildiğini ve bunun da AB ülkelerine güven verdiğini söyleyen Erenel, “Avrupa’nın birincil tehdit olarak ilan edilen Rusya’ya karşı endişelendiği nokta, Belarus, Moldava ve Ukrayna üzerinden batıya doğru ilerleme hamlesidir. Söz konusu ilerleyişi kesmek adına AB, Navalni’nin tutuklanmasını bir avantaj olarak değerlendirmiştir.” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

Dr. Öğr. Üyesi Nurgül BEKAR (Ufuk Üniversitesi-Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler)

AB’nin Rusya’ya uygulayacağını açıkladığı yaptırımların Moskova’yı çok fazla tedirgin etmeyeceğini iddia eden Dr. Öğr. Üyesi Nurgül Bekar, “Çünkü genelde AB’nin özelde ise Almanya’nın Rusya’yla olan enerji bağımlılığı, yaptırımların Moskova’yı tedirgin edecek boyuta ulaşmayacağına işaret etmektedir. AB değerleri de göz önünde bulundurulduğunda, bazı yaptırımların getirilmesi gerekmekteydi. Ancak bahse konu olan yaptırımlar, Moskova’yı doğrudan hedef alacak nitelikte değildir.” dedi.

Bu duruma en güzel örneğin Kırım Meselesi olduğunu hatırlatan Bekar, “Zamanında AB, Kırım sebebiyle Rusya’ya yaptırım uygulayacağını açıklamıştı. Aslında bu yaptırımları günümüzde de uygulamaktadır. Fakat mevzubahis yaptırımlar, siyaseti değiştirecek ya da siyaseten bir baskı gücü haline gelecek nitelikte değildir. Mevcut durumda gündeme gelen yaptırımların da ciddi bir baskı oluşturabileceğini zannetmiyorum.” açıklamasında bulundu.

Celal KAZDAĞLI (Gazeteci)

Gazeteci Celal Kazdağlı, “Yakın tarihte gerçekleştirilen uluslararası toplantılar incelendiğinde, ABD’nin Rusya’yı yakın tehdit olarak gördüğü ve AB’nin de bu endişeyi paylaştığı anlaşılmaktadır. ABD, yayımladığı belgelerde asıl tehdidin Çin olduğunu belirtmesine rağmen şimdilik Rusya’yı yakın tehdit olarak ön plana çıkarmaktadır.” dedi.

Rusya’nın yakın tehdit olarak algılanmasının nedeninin Trans-Atlantik ilişkilerin güçlendirilmesine hizmet edecek bir araç olmasından kaynaklandığını ifade eden Kazdağlı, “Trump zamanında bozulan ilişkiler, Biden’la birlikte onarılmaya başlanmıştır. Navalni’ye destek amacıyla düzenlenen protestolar, tam da bu stratejinin ortasında kendini göstermiştir. ABD, değerler ve demokrasi çerçevesinde Navalni’yi desteklediğini dile getirse de buradaki asıl amaç, Batı’nın kendi birliğinin pekiştirilmesidir.” yorumunu yaptı.

Navalni protestolarının Rusya’nın kendi iç meselesi olduğunu söyleyen Kazdağlı, “Güncel protestolar, ülkedeki ekonomik sıkıntılardan ve uzun yıllardır devam eden Vladimir Putin yönetimine oluşan tepkiden kaynaklanmaktadır. Moskova ise bahsi geçen eylemleri ABD ve AB’yle ilişkilendirmektedir. Bu da çok doğaldır. Zira ülkeler, kendi içlerinde yaşadıkları problemlerin faturasını zaman zaman dışarıya kesmeyi tercih ederler.” açıklamasında bulundu.

Son olarak Kazdağlı, “AB üyeleri açısından bir enerji bağımlılığı durumunun olduğu doğrudur. Ancak bu hem AB’nin hem de ABD’nin Rusya’yı yakın tehdit olarak gördüğü gerçeğini değiştirmeyecektir. Enerji bağımlılığının ne kadar süreceği ise belirsizdir. Çünkü dünya büyük bir dönüşüm içerisindedir. Bu süreçte petrol ve doğalgaza bağımlılık giderek azalmaktadır. Bu durum ise belli bir süreyi gerektirmektedir. Dolayısıyla tüm tarafların zamana ihtiyacı vardır. Şimdilik taraflar, karşılıklı olarak birbirlerini idare etmektedir. Biden’ın politikası, Rusya’yı yakın; Çin’i ise asıl tehdit olarak gören ve dünyayı da buna göre yeniden şekillendirmeye çalışan bir yaklaşım üzerine inşa edilmektedir.” diyerek sözlerini tamamladı.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

SOSYAL MEDYA HESAPLARIMIZ

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz