Tarih:

Paylaş:

Rusya-Hindistan Yakınlaşması ve Çok Kutuplu Dünyanın İnşası

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 19 Kasım 2021 tarihinde yaptığı bir açıklamada Moskova’nın Hindistan’ı çok kutuplu dünyanın bağımsız ve güçlü merkezi olarak gördüğünü belirtmiştir.[1] Ayrıca Vladimir Putin’in 6 Aralık 2021 tarihinde ilk kez düzenlenecek olan “2+2” formatlı Hindistan-Rusya Zirvesi’ne katılmak üzere Yeni Delhi’ye gitmesi beklenmektedir. Dışişleri ve Savunma Bakanları’nın da yer aldığı 2+2 formatlı görüşmeleri Rusya daha önce Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Fransa ve Japonya gibi ülkelerle bir sorun çözme mekanizması olarak kullanmıştır. Şimdi bu formatı Moskova, Yeni Delhi yönetimiyle gerçekleştirmektedir. 

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar’a göre ABD, Hindistan’ın Rusya ve Çin’le olan ilişkileri konusunda çok daha esnek davranmakta, artık bu konuda yeni önerilere ve işbirliklerine açık olduğunu göstermektedir.[2] Yeni Delhi’nin düşüncesine göre, ABD ile Çin arasındaki küresel rekabet, Soğuk Savaş dönemine dönüşün başlangıcına işaret etmektedir. Bu çatışma ortamı, dünyayı iki kutuplu hale getirmektedir. Hindistan ise Soğuk Savaş döneminde (1955 yılında) Bağlantısızlar Hareketi’nin kurucusu olarak “üçüncü dünya ülkeleri” için alternatif bir eksen yaratmıştı. Başka bir ifadeyle Hindistan, Soğuk Savaş döneminde bile başlı başına bir eksendi. Öyleyse bugün ABD ile Çin arasındaki kutuplaşmanın çözülmesi için yeni “üçüncü eksene” veya çok kutupluluğa ihtiyaç vardır. 

Bu noktada Pekin, Batı’ya meydan okuyarak çok kutupluluğu savunduğunu dile getirse de Rusya nezdinde güvenilir bir aktör değildir. Çünkü aynı zamanda Moskova’nın da rakibidir. Üstelik Batı’nın hegemonyasına meydan okuma konusunda Rusya’dan daha agresiftir. Aslında Rusya ve Çin’in yakın çevresindeki agresif eylemlerinin Batı için ne kadar büyük bir tehdit olduğunu değerlendirmek göreceli bir yaklaşım olacaktır. Bu bağlamda ABD’deki en önemli tartışmalardan biri de ülkenin asıl düşmanının Rusya mı; yoksa Çin mi olduğudur. ABD için “gerçek tehdit” yakın çevresinde (Pasifik’te) kendisine ulusal bir güvenlik tehdidi oluşturan Çin’dir. Rusya ise daha çok Avrupa’nın güvenliği için tehdittir. 

ABD, Çin’in meydan okumasıyla daha rahat mücadele edebilmek için Rusya sorununu Avrupa’ya havale etmeye (buck-passing) çalışmaktadır. Bu konuda Washington, Avrupa’nın ve özellikle Almanya’nın Rusya’yla gerçek manada mücadele edeceğinden emin olmak istemektedir. Rusya ve Çin ise Batı hegemonyasını kendi içerisinde parçalamaya odaklanmaktadır. Bu bakımdan hem Atlantik (ABD ve İngiltere) içerisindeki hem de Avrupa içerisindeki (İngiltere, Almanya ve Fransa) hem de Atlantik-Avrupa hattındaki kavgayı körüklemek, Batı hegemonyasının içeriden yıkılmasına yol açacaktır. 

Rusya ve Çin, eğer Batı’yı kendi içinde parçalayabilirse, çok kutupluğu kendiliğinden gerçekleştireceklerdir.  Fakat Çin’in Batı’ya meydan okuması, Rusya açısından tehlikeli olarak görülmektedir. Çin’in bu yükselişi, Rusya açısından özellikle Avrasya siyasetinde başlı başına bir tehdit olabilir. Bu konuda Rusya, özellikle Avrasya bölgesinde Çin’e nazaran, onun rakibi Hindistan’la çok daha fazla ortak çıkarları olduğunu düşünmektedir.

Her şeyden önce Rusya, Hindistan’ın son 2 yıl içerisinde en büyük silah tedarikçisi haline gelmiştir. Ayrıca Hindistan, diğer Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QUAD) ülkeleriyle yaptığı gibi Rusya’yla da Askeri Lojistik Anlaşması (RELOS) ve donanmalar arası işbirliği mutabakatı imzalamayı planlamaktadır. Eğer bu gerçekleşirse Hint gemileri Arktik’teki Rus limanlarını, Rus gemileri ise Hindistan’ın Hint Okyanusu’ndaki limanlarını düzenli olarak ziyaret edebilecektir. Rusya’yı Hindistan’a bağlayan en önemli ulaştırma projesi ise Vladivostok-Chennai Ekonomi Koridoru’dur. Başka bir ifadeyle Rusya, Hindistan’ı Hint-Pasifik’teki tutunma noktası olarak görmektedir. Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru ise İran, Azerbaycan ve Afganistan’daki zorluklar nedeniyle geri planda kalmış olsa da söz konusu projeden tamamen vazgeçilmiş değildir. Bunun yanı sıra taraflar, 10-11 milyar dolar olan ikili ticaret hacminin 30 milyar dolara çıkartılması için çaba sarf etmektedir. Moskova, Hindistan’ın özellikle Rusya’nın Uzak Doğu eyaletinde yatırım potansiyelini araştırmasını ve Vladivostok limanı üzerinden bir koridor oluşturmasını arzulamaktadır. Ayrıca Hindistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği’yle (AEB) Serbest Ticaret Anlaşması imzalama sürecinde sona yaklaşıldığı ve 6 Aralık 2021 tarihindeki 2+2 formatlı Putin-Modi Zirvesi’nde bunun netleştirileceği belirtilmektedir.

İki büyük gücü bir araya getiren bir başka husus ise Afganistan meselesidir. Yeni Delhi, 10 Kasım 2021 tarihinde Afganistan konulu Bölgesel Güvenlik Diyaloğu toplantısına ev sahipliği yapmış, etkinliğe Rusya, İran ve beş Orta Asya ülkesinin güvenlik danışmanları katılmıştır. Hindistanlı üst düzey diplomatlar ve akademisyenler, Yeni Delhi’nin son dönemde dış politikada bir açılım yapmak zorunda olduğunu dile getirmektedirler. Örneğin Hindistan’ın önde gelen düşünce kuruluşlarından Carnegie Hindistan’ın kurucu direktörü Raja Mohan, Hindistan’ın yeni ve kapsamlı bir Avrasya stratejisine ihtiyacı olduğunu belirtmektedir.[3] Yeni Delhi’deki Afganistan toplantısına katılan ülkeler, Hindistan’ın yeni Avrasya açılımının çekirdeğini oluşturabilir. Bu bakımdan Hindistan’ın uluslararası sistemdeki “üçüncü bir eksen” oluşturma stratejisinde Avrasya ülkeleri olan Rusya, İran ve beş Orta Asya ülkesi merkezi bir rol oynayabilir.  

Hindistan; çok kutupluluktan yana olmak, yeni bir eksen yaratmak veya mevcut ittifaklara dahil olmak arasında bir tercih yapmak durumundadır. Halihazırda Hindistan’ın üç önemli açılımı veya ekseni vardır: Birincisi, 2000’li yılların başında kurduğu ve daha sonra Afganistan’ın da buna eklendiği Rusya-İran-Hindistan eksenidir. Bu bağlamda Afganistan, Hindistan’ın Orta Asya’ya açılan kapısıdır. İkinci eksen ise 2017 yılında ABD, Japonya ve Avustralya’yla birlikte oluşturduğu ve özellikle Hint-Pasifiğe odaklanan OUAD ittifakıdır. Üçüncü eksen de 2021 yılında Ortadoğu ve Akdeniz bölgesinde oluşturulan ve İsrail-BAE ve ABD’nin dahil olduğu QUAD 2.0 ittifakıdır. Böylece Hindistan hem Orta Asya hem Hint-Pasifik hem de Ortadoğu-Akdeniz’i kontrol altına almayı amaçlamaktadır. Bunlar aynı zamanda Yeni Delhi’nin çok kutuplu dünya arayışının birer parçasıdır. Bu noktada sorulması gereken sorular “Rusya ve Hindistan, birlikte yeni bir eksen oluşturarak ABD-Çin arasındaki iki kutuplu sisteme meydan okuyabilirler mi?”, “Hindistan’ın Rusya’yla yakınlaşması, ABD’nin Hint-Pasifik’te Çin’e karşı kurmak istediği eksenin bozulması-dağılması anlamına gelir mi?” ve “Rusya’nın Hindistan’la yakınlaşması, Moskova’nın Çin’le olan ittifakını zedeler mi?” sualleridir.

Öncelikle Rusya ile Hindistan arasında karşılıklı güvensizliğin olduğundan bahsetmek gerekir. Eğer Rusya, özellikle Hint-Pasifik’te Çin’in ekseninde hareket ederse, Hindistan da ABD’yle yakınlaşacaktır. ABD, Çin karşısında Hindistan ve diğer bölgesel güçleri kendi yanına çekmeye çalışmaktadır. Çin de Rusya’yı arkasına almayı hedeflemektedir. Böylelikle iki kutuplu bir sistem ortaya çıkmaktadır. Bu kutuplaşmayı bozacak en önemli denklem ise Rusya-Hindistan ittifakıdır. 

Rusya’nın Hindistan’a S-400 teslimatına başlamış olması, bu kırılmanın başlangıcı olabilir. ABD, Hindistan’a Rusya’dan silah tedarik ettiği için ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CATSAA) yaptırımlarını uygulamayı planlamaktadır. Fakat ABD’li senatörler, Çin’e karşı önemli müttefiklerinden biri olan Hindistan’a yaptırım uygulanırsa Yeni Delhi’nin daha fazla Moskova eksenine kayacağı endişesini taşımaktadırlar. Bu yüzden Hindistan’ın önümüzdeki süreçte Rusya’yla olan ilişkileri, ABD’nin yaptırımlar konusundaki tutumunda belirleyici olacaktır. Eğer ABD ve Çin, Soğuk Savaş dönemine dönmeyi planlıyorlarsa, Hindistan da oyunu kurallarına göre oynayıp (aynı 1955’lerde olduğu gibi) bağımsız bir eksen oluşturmaya yönelebilir. Rusya, bu anlamda Hindistan’ın önemli bir partneri haline gelebilir. 


[1] “Russia Views India As Independent, Strong Centre of The Multipolar World: President Putin”, Goa Chhonicle, https://goachronicle.com/russia-views-india-as-independent-strong-centre-of-the-multipolar-world-president-putin/,(Erişim Tarihi: 15.11.2021).

[2] “China Should be in No Doubt About India’s stand: Jaishankar”, Time of India, https://bit.ly/3kWyIL8, (Erişim Tarihi: 15.11.2021).

[3] India Needs A New, Integrated Approach to Eurasia”, Indian Express, https://indianexpress.com/article/opinion/columns/india-needs-a-new-integrated-approach-to-eurasia-7613805/, (Erişim Tarihi: 15.11.2021).

Cenk TAMER
ANKASAM Asya-Pasifik Uzmanı 2014 yılında Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olan Cenk TAMER, aynı yıl Gazi Üniversitesi Ortadoğu ve Afrika Çalışmaları Bilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başlamıştır. 2016 yılında “1990 Sonrası İran’ın Irak Politikası” başlıklı teziyle master eğitimini tamamlayan Tamer, 2017 yılında ANKASAM’da Araştırma Asistanı olarak göreve başlamış ve aynı yıl Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Programı’na kabul edilmiştir. Uzmanlık alanları İran, Mezhepler, Tasavvuf, Mehdilik, Kimlik Siyaseti ve Asya-Pasifik olan ve iyi derecede İngilizce bilen TAMER, Gazi Üniversitesindeki doktora eğitimine devam etmekte ve ANKASAM’da Asya-Pasifik Uzmanı olarak görev almaktadır.