Tarih:

Paylaş:

Rusya’nın Afganistan Politikası

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Tarih boyunca Rusya, Orta Asya’yı “arka bahçesi” olarak nitelendirdiği için dış politikasında Afganistan’a önem vermiştir. Çarlık döneminde Rusya, Büyük Britanya’yla giriştiği “Büyük Oyun” kapsamında Afganistan sınırlarının şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB), Afganistan’la komşu olduğu için “Tek Ülkede Sosyalizm Doktrini” kapsamında Afganistan’ı komünistleştirerek etkisi altında almaya çalışmıştır. Bu bağlamda Sovyetler Birliği, stratejik hedeflerinin yanı sıra Afganistan’da dost hükümeti desteklemek adı altında 1979 yılında bu ülkeyi işgal etmiştir. Bu süreçte Amerika Birleşik Devletleri (ABD) başta olmak üzere Batılı ülkeler ve İslam Devletleri ise Mücahit grupları desteklemiştir. Bunun üzerine Sovyetler Birliği, 1989 yılında Afganistan’dan çekilmek zorunda kalmış ve desteklediği hükümet 1992 yılında devrilmiştir.

Rusya Federasyonu, kendini SSCB’nin ardıl devleti olarak nitelendirip “Yakın Çevre Doktrini” kapsamında Post-Sovyet coğrafyasını etkisi altına almak istemiştir. Bu bağlamda Rusya, Post-Sovyet devletlerini yanına çekebilmek adına Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’nü (KGAÖ) ve Bağımsız Devletler Topluluğu’nu (BDT) oluşturmuştur. 1992 yılında Mücahitler, iktidarı kendi aralarında paylaşamayınca güç boşluğundan yararlanan Taliban Hareketi ortaya çıkmıştır. Taliban, Kabil’i ele geçirir geçirmez Rusya’ya yakınlığıyla bilinen Dr. Nacibullah Ahmadzai ve kardeşini idam etmiştir. Ayrıca izlediği revizyonist dış politika çerçevesinde Rusya ve Orta Asya’nın güvenliğini tehdit eden radikal örgütlerin Afganistan’da faaliyet yapmasına müsaade etmiştir. 1990’lı yıllarda Moskova yönetimi, sınır güvenliğini sağlamak ve Afganistan’da Taliban’ı dengelemek maksadıyla Kuzey İttifakı’nı desteklemiştir.

11 Eylül terör saldırılarının ardından ABD’nin “Sonsuz Özgürlük Operasyonu”nu destekleyen Moskova, bu bağlamda Washington’un Orta Asya Cumhuriyetleri’nde üs kurmasına yeşil ışık yakmıştır. Ayrıca Bonn Konferansı’na katılarak Taliban yerine kurulan hükümeti desteklemiştir. ABD ve Koalisyon Güçleri, Taliban’ı yendikten sonra Afganistan’daki varlığını sürdürünce Rusya bundan tehdit algılamaya başlamıştır. Hilafet ideolojisine sahip olan terör örgütü DEAŞ-Horasan Vilayeti’nin (ISKP) 2014 yılından itibaren Afganistan’da örgütlenmeye başlamasının ardından Rusya’nın güvenlik endişeleri daha da tırmanmıştır.

Moskova’ya göre; DEAŞ, hilafet ideolojisi kapsamında hem kendisini hem de Orta Asya’daki müttefiklerinin toprak bütünlüğünü ve ulusal güvenliklerini tehdit eden bir örgüttür. Taliban ise sadece Afganistan içerisinde (meşru) bir hükümet kurmak istemekte ve savaşçılarının çoğu Afganlardan oluşmaktadır. Rusya, “Afganistan Sendromu” ve buradaki yabancı güçlerin varlığından dolayı DEAŞ’a karşı doğrudan müdahalede bulunmak yerine Taliban’ı desteklemiştir. 2015 yılında Rusya’nın Afganistan Özel Temsilcisi Zamir Kabulov, Taliban’la ilişki kurduklarını belirtmiştir. Bu temasların ana nedenleri olarak Kabulov, Rus vatandaşlarının güvenliğini sağlamak ve DEAŞ’e karşı mücadele etmek olduğunu ifade etmiştir.[1]

Son 20 yılda Rusya, ABD’nin Taliban politikasını dikkate alarak bölgeye yönelik politikalar geliştirmektedir. Bu bağlamda Washington, Taliban’ın Doha’da Siyasi Ofis açmasına müsaade edince Moskova, hemen alt düzeyde Taliban’la ilişkiler kurmuştur. ABD, ISKP’ye karşı Taliban’ı bir “güvenlik aracı” olarak tanımlayıp onunla doğrudan müzakereye başlayınca Rusya da Taliban’la açıkça görüşmelere başlamıştır. Doha Antlaşması’nın ardından Rusya, Taliban’ı Afganistan’ın “De Facto Hükümeti” olarak görmüş ve ev sahipliğinde düzenlenen tüm konferanslara davet etmiştir. Rusya’nın Taliban’a verdiği destek, Taliban’ı hem sahada hem de masada güçlendirmiştir. Böylelikle Taliban’ın yeniden Afganistan’a egemen olmasında Rusya’nın desteği önemli bir rol oynamıştır.

Taliban, Afganistan’a yeniden egemen olduktan sonra Kabulov, “Taliban, Batı’nın desteğiyle kurulan devrik Afganistan devletine göre müzakereye daha açık olduğunu göstermiştir” ifadesinde bulunmuştur. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Taliban’ın tanınması noktasında şu ifadeleri kullanmıştır: [2]

“Rusya, Taliban’ı tanıma konusunda aceleci değildir ve Afganistan Sorunu’nun çözümü için tüm etnik ve mezhepsel grupların katıldığı bir geçici hükümetin kurulması gerekmektedir.”

Amerikan askerlerinin gözü önünde Taliban’ın yeniden Afganistan’a egemen olmasının, Rusya tarafından olumlu olarak değerlendirildiği tahmin edilmektedir. Çünkü Rusya, aynı coğrafyada Taliban’ı destekleyerek rakibi ABD’den “SSCB’nin intikamını” almıştır. Burada dikkat çeken konu, SSCB’nin desteklediği hükümet, Mücahitlere karşı tek başına 3 yıl direnmişken; ABD’nin desteklediği hükümetse kendi gözleri önünde çözülmüştür. Bundan dolayı Rusya, Kabil Büyükelçiliği’nin faaliyetlerini sürdürmekte ve Taliban’ın diplomatlarına akreditasyon vererek ilişkilerini geliştirmektedir.

Rusya, Taliban yönetimini tanımasa da onun üzerindeki uluslararası baskıyı azaltmaya çalışmaktadır. Bu bağlamda Rusya bir taraftan Kabil Büyükelçiliği’ni aktif tutarken diğer taraftansa Afganistan’a yardım göndermektedir. Bununla birlikte Rusya, Afganistan’daki durumdan Amerika başta olmak üzere Batı’nın sorumlu olduğunu ve Afganistan’ın yeniden inşası için yardım etmesi gerektiğini söylemektedir. Son olarak Rusya, Afganistan’ın ekonomik ve sosyal yapısının çökmemesi için ABD’nin bloke ettiği Afgan ulusal rezervlerini serbest bırakmasını istemektedir. Taliban’ı tanıma konusunda Rusya tek başına kararlar almak yerine gerek Batılı aktörlerle gerekse Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) içerisinde bölgesel güçlerle birlikte hareket etmektedir. Bu bağlamda Rusya, geliştirilmiş Troyka formatı kapsamında ABD, Çin ve Pakistan’la zaman zaman yapılan ve Tahran, Yeni Delhi ve İslamabad’da düzenlenen toplantılara katılmaktadır.

Rusya’nın Afganistan politikasının temelleri; güvenlik endişeleriyle beraber burada oluşan güç boşluğunu doldurmak, bu ülke üzerinden prestij kazanmak ve ortaya konulan projelere liderlik yapmak şeklinde sıralanabilir. Moskova, kendi ulusal güvenliğinin Afganistan’dan geçtiğini düşünmektedir. Her ne kadar Taliban tüm Afganistan’da egemen olduğunu söyleyerek güvenliğin sağlandığını iddia etse de ISKP başta olmak üzere terör örgütlerinin devam eden faaliyetleri, radikalizm, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı Rusya’yı endişelendirmektedir. Özbekistan ve Türkmenistan; Afganistan üzerinden demiryolları (Afganistan ve Pakistan-İran üzerinden Hint Okyanusuna ulaşmak) ve boru hattı (TAPİ) projeleri inşa etmeye çalışmaktadırlar. Rusya, Türkmenistan doğalgazının Pakistan ve Hindistan’a ihraç edilmesinden rahatsız olmaktadır. Dolayısıyla Rusya, Taliban’la yakın ilişki kurarak bu projelerin hayata geçirilmesinde Rus şirketlerin de yer almasını arzuluyor olabilir.

Rus yetkililer içerisinde Taliban’a en çok sıcak bakan kişi Afganistan Temsilcisi Zamir Kabulov’dur. Kabulov yaptığı bir açıklamada, Taliban’ın tanınmasının pratikte adım adım gerçekleştiğini belirtmiştir. Ayrıca Taliban heyetinin farklı devletleri ziyaret etmesi ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) olağanüstü toplantısına katılmasının bunun kanıtı olduğunu ifade etmiştir.[3] Son açıklamasında Kabulov, Moskova’nın Taliban geçici hükümetini tanıyabileceğini, bu konuda ABD ya da başka devletleri beklemeyeceğini belirtmiştir.[4] Kabulov, Taliban’ın tanınmasından söz etse de Kremlin Sözcüsü böyle bir şeyin söz konusu olmadığını belirtmiştir.[5] Bunun, ancak ve ancak Taliban’ın uluslararası toplumun isteklerini (çoğulcu hükümet, insan haklarına saygı ve terörle mücadele taleplerini) yerine getirmesi halinde mümkün olabileceğini söylemiştir.

Rusya, Afganistan’daki çıkarlarını Taliban Hükümeti’nin zayıflamamasında görmektedir. Dolayısıyla ana aktör olarak bilinen Taliban’la ilişkilerini geliştirmekte ve Taliban’ın muhaliflerini marjinalleştirmeye çalışmaktadır. Ahmet Mesut liderliğinde oluşan Penşir Hareketi’nin yapay bir hareket olduğunu söyleyen Rusya’nın Afganistan Özel Temsilcisi Zamir Kabulov, “Biz onların duygularını ve isteklerini biliyoruz” ifadesinde bulunmuştur.[6] Fakat yapay hareket, gerçeğe dönüşürse Afganistan’da iç savaşın çıkacağını ve Afganistan’da refah ve huzurun sağlanmasının mümkün olmayacağını ifade etmiştir.[7] Rusya, Taliban’la ilişkilerini geliştirse de güvenlik endişelerini bertaraf etmek için Orta Asya Cumhuriyetleri’ndeki askeri varlığını artırmaktadır. Tacikistan’da 201 askeri üssü ve 6 bin askeri olduğu bilinen Rusya, ayrıca Orta Asya Cumhuriyetleri’yle zaman zaman askeri tatbikatlar düzenlemektedir.[8]

Rusya, Taliban Hükümeti’nin uluslararası toplum tarafından kabul edilmemesinin ana nedeni olarak ABD’yi görmektedir. Bunun yanı sıra ABD’nin Taliban’ı zayıflatma politikasının başta kendisi olmak üzere bölge devletlerine büyük sorunlar getirebileceğini düşünmektedir. Çünkü Taliban zayıflarsa terör örgütleri ve muhalifler güçlenecek, böylece Afganistan’ın tekrar bir iç savaşa sürüklenme ihtimali artacaktır. Bundan dolayı Kabulov, Rusya’nın Taliban’ı tanıması için özel bir çaba harcamaktadır.

Küresel bir devlet Taliban yönetimini tanımadan diğer devletlerin bu yönde adım atacağını söylemek doğru bir çıkarım olmayacaktır. ABD, Ukrayna Krizi üzerinden Rusya’yı daha fazla sıkıştırmaya devam ederse ve Afganistan’ı daha fazla istikrarsızlaştırmaya çalışırsa; Rusya, “düşmanımın düşmanı dostumdur” mantığıyla hareket ederek Taliban’ı tanıma yoluna gidebilir. Böyle bir adım, uluslararası toplumun ikiye bölünmesine yol açabilir. Daha da önemlisi Rusya’nın böyle bir girişimi, ABD’nin Taliban politikasının başarısızlıkla sonuçlandığı anlamına gelecektir.


[1] “به چهار دلیل روسیه از طالبان پشتی‌بانی می‌کند”, Haşti Subh, https://8am.af/4-reason-russia-support-taliban/, (Erişim Tarihi: 20.06.2022).

[2] “بحران افغانستان؛ واکنش قدرت‌های کلیدی منطقه به طالبان چه بوده؟”, BBC, https://www.bbc.com/persian/afghanistan-58268582, (Erişim Tarihi: 20.06.2022).

[3] “روسیه: به رسمیت شناختن طالبان به‌طور عملی در جریان است”, Tasnim Haber Ajansı, https://l24.im/FnxOEQ, (Erişim Tarihi: 20.06.2022).

[4] “روسیه: ممکن است طالبان را به رسمیت بشناسیم”, Etilaatroz, https://www.etilaatroz.com/144859/russia-we-may-recognize-the-taliban/, (Erişim Tarihi: 20.06.2022).

[5] “سخنگوی پوتین: در مسکو هیچ صحبتی در مورد به رسمیت شناختن طالبان نشده است”, Afintl, https://www.afintl.com/202206159541, (Erişim Tarihi: 22.06.2022).

[6] “ضمیر کابلوف: جبهه مقاومت ملی یک جنبش مجازی است,” Sputnik, https://l24.im/gLGUi, (Erişim Tarihi: 20.06.2022).

[7] Aynı yer.

[8] “سیاست روسیه در قبال قدرت گیری مجدد طالبان در افغانستان”, Uluslararası Barış Çalışmaları Merkezi, https://l24.im/h4sCmLw, (Erişim Tarihi: 20.06.2022).

Ahmad Khan DAWLATYAR
Ahmad Khan Dawlatyar, 2013 yılında Kunduz Üniversitesi Hukuk ve Siyaset Bilimi Bölümü’nden mezun olmuştur. Yüksek lisans derecesini Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Siyaset Bilimi Anabilim Dalı’nda “Türkiye Cumhuriyeti ve Afganistan İslam Cumhuriyeti Anayasalarında Güçler Ayrılığı İlkesi Üzerine Karşılaştırmalı Bir Analiz” başlıklı teziyle 2019 yılında almıştır. Çeşitli bilimsel etkinliklere katılan Dawlatyar, Afganistan sorunuyla ilgili bildiriler ve makaleler sunmuştur. Bu kapsamda “Afganistan Sorununun Dini ve İdeolojik Nedenleri” başlıklı sunumu yayınlanmıştır. Halihazırda Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktora eğitimine devam etmektedir. ANKASAM bünyesinde yürütülen çalışmalara katkıda bulunan Ahmad Khan Dawlatyar’ın başlıca çalışma alanları Afganistan ve Pakistan’dır. Dawlatyar, anadil seviyesinde Farsça, Özbekçe, Türkçe ve Peştunca dillerine hakimdir. Ayrıca orta düzeyde İngilizce bilmektedir.