Tarih:

Paylaş:

Rusya’nın Ukrayna Harekâtı Ne Anlama Geliyor?

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Batı’yla yapılan müzakerelerden istediği cevabı alamayınca, önce Ukrayna’daki ayrılıkçı yapılar olan Donestk ve Luhansk’ın bağımsızlığını tanıdı. Daha sonra ise 24 Şubat 2022 tarihinde Ukrayna’ya “Özel Operasyonu” başlatma emri verdi. Kiev, Harkov, Maripol ve Kramatorsk dahil olmak üzere birçok bölgeye füze saldırılarının yapıldığı askerî harekatta çok sayıda asker ve sivil yaşamını yitirdi. Ukrayna Cumhurbaşkanı Vladimir Zelenski ise askerlik deneyimi olan herkesi orduya katılmaya çağırdı. Aynı zamanda Zelenski, yalnız bırakıldıklarını belirterek Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü (NATO) ve Batı’nın güvenlik garantisi vermekten korktuğunu dile getirdi. Putin ise “Ülkemiz için güvenlik riskleri o kadar yüksekti ki başka çaremiz yoktu. Rusya, dünya ekonomik sisteminin bir parçasıdır. Parçası olduğumuz sistemi neden yok edelim?” açıklamasında bulundu.

Dünyayı alarma geçiren harekâta çeşitli tepkiler gelse de ülkedeki çok sayıda askerî tesis Rus güçleri tarafından imha edildi. Rus askerleri, Kiev’e ilerlerken; Zelenski de Putin’e seslenerek ölümleri durdurmak için müzakere çağrısı yaptı. Putin, Zelenski’nin çağrısına “Ukrayna’yla üst düzey müzakereye hazırız” diyerek olumlu karşılık verdi. Tansiyonun tırmandığı bir süreçte diplomasi masasının yeniden kurulması ise merak konusu oldu.

Rusya’nın Ukrayna’ya başlattığı harekâtı Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi’ne (ANKASAM) değerlendiren uzmanlar, sürecin ne yönde ilerleyeceğinin belirsiz olduğunu ifade ediyor.

ANKASAM Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Sabir Askeroğlu: Rusya’nın ne yapacağını kestirmek zor.

Rusya’nın Ukrayna’nın birçok bölgesinde operasyon başlattığına dikkati çeken ANKASAM Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Sabir Askeroğlu, durumun sürecin gidişatına göre değişebileceğini belirterek Moskova yönetiminin atacağı adımları kestirmenin güç olduğunu söyledi.

Putin’in Ukrayna’nın işgal edilmeyeceğine dair yaptığı açıklamasını hatırlatan Askeroğlu, “Ukrayna’ya hiçbir şekilde müdahale edilmeyeceği ifade ediliyordu ama bu operasyon gerçekleşti. Rusya’da devlet yetkililerinin yaptığı açıklamalar, sahadaki adımlarla uyuşmuyor. Aslında bu, hep böyle olmuştur. Suriye konusunda da Rusya, meseleye dahil olmayacakları yönündeki açıklamalara rağmen müdahalede bulunmuştu.” dedi.

Askeroğlu, Rusya’da devlet yetkilileri arasında operasyona yönelik bir fikir birliğinin bulunmadığını vurgulayarak mevcut durumda sürecin ne yönde ilerleyeceğinin bilinmediğini ifade etti. Batı’nın Rusya’ya yönelik yaptırım açıklamalarına ilişkin değerlendirmede bulunan Askeroğlu, “Burada asıl önemli olan; ‘Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya’nın Ukrayna’ya yapmış olduğu müdahale sonucunda Moskova’yı cezalandırmak istiyor mu?’ sorusunun cevabıdır. ABD, bunu gerçekten istiyorsa, diplomasiye dönülmez. Aksi halde Rusya, kendisini bir tuzağa sokmuş olur; ancak Batı’nın açıkladığı yaptırımlar, Moskova’yı caydırmayacaktır. Kremlin’i caydıracak bir adım ise Ukrayna Ordusu’nun önemli ölçüde silahlandırılması olacaktır. Buna yönelik bazı hamleler yapılıyor.” diyerek açıklamalarını noktaladı.

Prof. Dr. Vişne Korkmaz: Ukrayna’da yaşananlar NATO’nun açık kapı politikasının bir sonucu.

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik müdahalesinde hedefin tam olarak tahmin edilemediğini, bunun sadece Moskova’da operasyonu planlayanlar tarafından bilindiğini iddia eden Prof. Dr. Vişne Korkmaz, “Operasyon sınırlı da olsa işgale de dönse sonuç değişmeyecek. Önemli olan bugün bu noktaya gelinmemesiydi. Rusya, revizyonist stratejilerini dünyanın gözünü Ukrayna’ya çevirdiği bir süreçte uygulayabilme gücünü gösterdi. Esas mesele, operasyonun engellenememiş olması.” ifadelerini kullandı.

NATO’nun sürece yönelik yaklaşımını değerlendiren Korkmaz, “Rusya, 2008 yılında Gürcistan müdahalesiyle saldırgan adımlar atabileceğini gösterdi; fakat NATO, konumunu açık kapı politikası olarak sürdürdü. Bugün Ukrayna’da yaşananlar, NATO’nun açık kapı politikasının bir neticesidir. Burada Batı’nın belli bir provokasyon yaptığı aşikâr. Ukrayna’ya söylenen de şu anda NATO’ya üye olmasının mümkün olmadığıydı. Burada politik bir mesaj var. Söz konusu mesajın Rusya’yı caydırabileceği üzerinden bir hesaplama yapıldı; lakin bu hesaplamanın son derece hatalı olduğu da şu anda ortaya çıktı. Zaten tahmin edilen şeyler vardı ama bunları kimse kabul etmek istemedi. Verilen mesajların Rusya’yı caydırabileceği düşünüldü ya da Rusya’yı caydırmasa dahi cezalandırma mekanizması olarak kullanılabileceğine inanıldı.” şeklinde konuştu.

ABD ve Avrupa Birliği (AB) tarafından açıklanan yaptırımların caydırıcılık aracı olmadığını dile getiren Korkmaz, Putin’in Ukrayna’ya yönelik müdahalenin mecburen yapıldığına ilişkin açıklamasına atıf yaparak “Rusya’nın mecbur kaldığı için Ukrayna’ya girdiğini düşünmüyorum. Rusya, stratejik kazanımlar elde etmek amacıyla kendi isteğiyle Ukrayna’ya girdi. Rusya, kendisinin çevrelendiği söylemiyle müdahaleyi mecburiyet adı altında meşrulaştırabilir; fakat özellikle de Gürcistan ve Kırım saldırıları sonrasında Rusya’nın Karadeniz’de çevrelenmesi çok mümkün değildi. Dolayısıyla Rusya’nın burada daha çok jeopolitik kazanç odaklı davrandığı görülmektedir. Bu yüzden de caymadı. Moskova, olası kazanımlarının ödeyeceği bedelden daha yüksek olduğunu düşünüyor.” dedi.

Diplomasi çabalarına da değinen Korkmaz, “Rusya’nın Ukrayna harekâtı, maliyetli bir operasyon ve Moskova, bunu belli bir amaç için yapıyor. Hedefine ulaştığında da duracaktır. Bu amacın ne olduğu tam olarak bilinmemektedir. Diplomasinin alanı da bu sürece göre belirlenecektir; fakat mevcut durumda krizin barışçıl yollarla çözülmesine ilişkin eski noktada değiliz. Çünkü Rusya Minsk Anlaşmalarını reddetti. Dolayısıyla yeni diplomasi sürecinin nerede kurulacağını, yalnızca Rus operasyonun durduğu nokta söyleyecek.” değerlendirmesinde bulundu.

Emekli Albay Coşkun Başbuğ: Rusya Ukrayna’ya müdahale ederek çöken NATO’yu kurtardı.

Rusya’nın Ukrayna’ya böylesi bir müdahalede bulunacağının hiç kimse tarafından beklenmediğini söyleyen Emekli Albay Coşkun Başbuğ, Ukrayna’ya düzenlenen operasyonun Rusya’nın söylemlerine ve eylemlerine zıt bir tablo ortaya çıkardığını belirtti.

ABD ve Rusya arasında gizli bir işbirliği olduğu iddialarına dair Başbuğ şu açıklamalarda
bulundu: Böyle bir şey mümkün. Bu konuda Suriye’den ders almamız gerekiyor. Suriye coğrafyasında ABD ve Rusya arasındaki kirli işbirliği ortadadır. Zira iki taraf da birbirine dokunmuyor. İkisi de tek blok halinde Türkiye aleyhine birleşiyorlar. Dolayısıyla orada böyle bir işbirliğini yapan aktörler, burada neden anlaşmasın? O halde şunu sormak lazım; burada tiyatro oynanıyorsa amaç ne? ABD’nin bir tek amacı; NATO’yu yeniden canlandırmaktır. Çünkü ABD, NATO üzerinden üsler açarak faklı ülkelerde kendine alanlar açmayı başardı. NATO üzerinden silah sattı ve farklı yapılanmalarla çeşitli devletlerde darbe girişimlerinde bulundu. Yani NATO’nun verdiği gücün ABD’nin elinden gitmesi büyük bir kayıp olur ve ABD çöker. Bundan ötürü Washington yönetiminin NATO’yu ayakta tutacak bir gerekçeye, bir oyuna ihtiyacı var. Bu oyun da Rus tehdidinin canlandırılmasıdır. Bunun için ise Rusya’nın kışkırtılması ve saldırganlaştırılması lazımdı. Bana göre, şu anda yaşananlar bu şekilde özetlenebilir.”

Başbuğ, ABD’de NATO’yla ilgili hazırlanan bir rapora dikkat çekerek, söz konusu raporda NATO’nun ruhunu yitirdiğine ve bu sebeple de kurumun canlandırılması gerektiğine yönelik bilgilerin yer aldığını belirtti. Başbuğ, “ABD’nin yapacağı iş, Rusya’yı kışkırtmaktır. Washington yönetimi, eski Sovyet coğrafyasındaki ülkelere, ‘Kızıl tehlike’nin hala devam ettiğini. Bu nedenle beraberlik göstermek zorunda olduklarını söyleyecektir. Zaten ABD, bu hedef doğrultusunda NATO’nun doğuya doğru genişlemesini teşvik etti. Rusya ise bunu ulusal güvenliğine yönelik bir tehdit olarak görüyor.” dedi.

Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesinin çöken NATO’yu kurtardığını öne süren Başbuğ, “Rusya, Ukrayna’yla sınırlı kalmayacaktır. Putin, zamana yayarak Sovyetler Birliği’ni tekrar canlandırmak istiyor. Bu uzun bir süreyi kapsayacak olsa da Moskova adım adım mevzubahis plana doğru yürüyor.” değerlendirmesi yaptı.

Emekli Büyükelçi Hüseyin Diriöz: Rusya’nın Ukrayna’da büyük bir işgal yapmasını beklemiyorum.

Helsinki Sözleşmesi’ne atıfta bulunarak Ukrayna’nın egemenlik ve toprak bütünlüğünün ihlal edildiğini belirten Emekli Büyükelçi Hüseyin Diriöz, Minsk Süreci’nin başarılı olmadığının altını çizdi. Batı’dan gelen yaptırımların Rusya için bir yere kadar caydırıcı olabileceğini belirten Diriöz, ticaretin zorlaşmasının ve uluslararası sistemlerden ya da Batı’daki para sistemlerinden dışlanmanın Rusya’ya ciddi zorluklar çıkaracağını söyledi. Diriöz, “Yaptırımlar hem Rusya için hem de Avrupa için sıkıntı yaratır.” dedi.

Mevcut durumda Batı’nın Ukrayna’nın yanında savaşmasının beklenmemesi gerektiğini belirten Diriöz, “Rusya’nın kendi içinde sıkıntılar olabilir. Neticede birbirine yakın halkları karşı karşıya getirecek bir süreç yaşanıyor. Buna Rus halkı itiraz edebilir. Zaten görüldüğü kadarıyla, Ruslarda bazı memnuniyetsizlikler var. Bu yüzden de Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik müdahalesini uzun süre devam ettiremeyeceği kanaatindeyim. Yani Ukrayna’da kapsamlı bir işgal girişimi beklemiyorum.” ifadelerini kullandı.

Gazeteci Maryna Rakhlei: Rusya’nın Ukrayna harekâtı, tüm Avrupa ve dünya için bir felaket.

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik harekâtı için yorum yapmanın zor olduğunu söyleyen Gazeteci Maryna Rakhlei, Rusya’nın temelsiz ve tek taraflı bir savaş başlattığını öne sürdü.

Operasyonun tüm Avrupa ve dünya güvenliğini tehdit ettiğini vurgulayan Rakhlei, devletlerin Ukrayna’ya yardım etmesi gerektiğini dile getirerek “Dünya, Rusya’nın Ukrayna operasyonuyla değişti. Artık yeni bir dönem var.” yorumunu yaptı.


Sibel MAZREK
Lisans eğitimini Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde tamamlayan Sibel Mazrek, yüksek lisans eğitimine Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü'nde Gazetecilik Ana Bilim Dalı'nda devam etmektedir. Çeşitli medya kuruluşlarında muhabirlik, spikerlik sunuculuk görevlerini üstlenen Mazrek, ANKASAM'da Medya Koordinatörü olarak çalışmalarına devam etmektedir.