Tarih:

Paylaş:

Rusya’yı Kontrol Altına Alma ve Çin’e Karşı Rekabet: ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesinde Afrika

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) 14 Ekim 2022 tarihinde yeni Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’ni yayınlamıştır. Belgede Afrika’ya da ‘bir’ sayfa ayrılmıştır. Buna ek olarak tüm belgeye yayılmış şekilde az da olsa Afrika’dan bahsedilmektedir.[1]

Söz konusu belge ışığında denilebilir ki; ABD, Afrika’yı, Çin ve Rusya ile büyüyen askeri rekabetinde önemli bir bölge olarak görmektedir. Afrika, bir sayfalık kısa bir bölüm dışında belgede belirgin şekilde tartışılmamaktadır. Tek sayfalık bölüm de dahil olmak üzere Afrika’dan bahsedilen bölümlere göre; bölgenin ABD ulusal güvenlik stratejisinde operasyonel anlamda önemi artmaktadır. Ayrıca Çin ve Rusya’ya karşı, Afrika’yla ilişkilerini geliştirme stratejisinde, bu iki ülkenin kıtada artan önemi göz önüne alınmalıdır. Zira Çin, kıtanın en büyük ticari ortağı konumunda iken Rusya da kıtaya en büyük silah pazarlayan aktör durumundadır.

Belgedeki en önemli hususlardan biri, ABD’nin Çin’le rekabet etmesine ve Rusya’yı birçok bölgede kontrol altına almasına yönelik stratejidir. Afrika kıtasında Çin yönetimi Kuşak-Yol Projesi kapsamında kıta devletlerinin en büyük ticaret ortağı haline gelmiş ve devasa altyapı projeleriyle bölgedeki nüfuzunu büyük oranda arttırmıştır. Moskova ise 2014 yılında Kırım’ın ilhakının ardından, kendisine karşı uygulanan yaptırımları delmek maksadıyla, ilişkilerini artırdığı Afrika’da, en büyük silah tedarikçisi haline gelmiş ve Rus şirketleri kıtadaki çeşitli madenlere büyük yatırımlar yapmıştır. Böylece hem Çin hem de Rusya, kıtada büyük bir nüfuz kazanmıştır. Buradan hareketle her iki ülkenin de Afrika’nın stratejik önemini anladığını ve bu yönde adımlar attığını söylemek mümkündür.

Buna göre ABD, Rusya’nın, Ukrayna başta olmak üzere birçok bölgenin yanı sıra Afrika’da yarattığı tehdide ve Çin’le rekabete yeniden odaklanma arzusundadır. Açıklanan belgedeki Afrika başlığı altında, Joe Biden yönetimi sağlık, iklim değişikliği, salgın gibi birçok önceliğe ulaşmak adına, Afrika ülkelerini eşit ortaklar olarak görmekte ve bölgeyi sürece bu şekilde dahil etmektedir. Ayrıca Rusya ve Çin’e yakınlaşmalarını önlemek adına Afrika ülkeleriyle ilişkileri her konuda derinleştirmek isteyen ABD, bunun için kıta ülkelerinden, yolsuzluk, insan hakları ve otoriterlik gibi demokrasi dışı konularda gelişme göstermelerini istemektedir.

Afrika’da son yıllarda artan darbelerin maliyetini, uluslararası ve bölgesel kuruluşlarla ortaklık kurarak azaltmayı arzu eden Washington yönetimi, böylece Afrika’da demokratik gerilemeye karşı koymak istemektedir. Rusya’nın Wagner Grubu vasıtasıyla bölgede otoriterleşmeye çalıştığını düşünen Biden yönetimi, bunun etkisini kırmak ve azaltmak adına kıta ülkelerinde demokrasiyi yenileme, çatışmaları azaltma, önleme ve sorunları çözme yolunda adımlar atacaktır. Böylece Wagner Grubu’nun ve Rusya’nın istikrarsızlaştırıcı etkisini geri püskürtme stratejisi güdecektir. Wagner dışında Rusya’nın Afrika’daki varlığı sınırlı ve kısıtlı olsa da askeri ortaklıklar ve silah satış anlaşmalarıyla bölge üzerindeki nüfuzu artış göstermektedir.

Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’ne göre, ABD’nin, kendisi gibi düşünen devletlerle beraber koalisyon oluşturarak ve ordusunu modernize ederek Rusya’yı ve Çin’i geri planda bırakma yönünde bir politika izleyeceği görülmektedir. Rusya’nın Afrika’daki en az 10 ülkede Wagner Grubu’yla nüfuzunu arttırdığı iddia edilmektedir. Bu özel askeri şirket vasıtasıyla bulundukları ülkelerde madenleri korumakta ve hatta onları işletmekte oldukları düşünülmektedir.

Rusya, Wagner Grubu vasıtasıyla Sudan, Libya, Orta Afrika Cumhuriyeti ve son olarak Mali gibi birçok ülkede hükümetlere güvenlik sağlamakta ve ordulara eğitimler vermektedir. Bu durum ABD tarafından, Afrika’nın kırılgan yapısının daha da bozulması olarak yorumlanmaktadır. Ayrıca ABD, bulundukları ülkelerde dezenformasyon, ekonomik ve siyasi baskı gibi birçok olumsuz olaya sebep olduğu düşünülen Wagner Grubu’na karşı Afrika ülkelerini desteklemek, onlarla işbirliklerini geliştirerek yanına çekmek istemektedir. ABD, bu gibi grupları Afrika ülkeleri açısından tehdit olarak görmekte, grupların, bölgeyi daha çok istikrarsızlaştırarak terör örgütlerinin alan kazanmasına neden olduğunu düşünmektedir.

Diğer yandan Çin ise ilk denizaşırı askeri üssünü 2017 yılında Cibuti’de açmış, Kuşak-Yol Projesi kapsamında yatırımlarını korumak adına Afrika’daki ülkelerle askeri ve güvenlik işbirliğini arttırmıştır. Bununla beraber kıtanın en büyük ticaret ortağı olmuştur. Aynı zamanda birçok ülkeyi kendine bağlı hale getirmektedir. Bu durum son yıllarda, Biden yönetimi öncesinden beri devam ettiği üzere Çin’i, ABD’ye karşı bir rakip olarak ortaya çıkarmaktadır. ABD’nin dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi Afrika’da da Çin’e karşı bölge ülkeleriyle ilişkilerini derinleştirme yolunu izleyeceği şeklinde bir değerlendirme yapılabilir.

Çin’in Rusya’ya göre kıta ülkeleriyle daha derin askeri, siyasi ve ticari işbirliği anlaşmaları mevcuttur. Çin son olarak 2022 yılının Temmuz ayında Tanzanya’da kıtadaki ilk siyasi lider yetiştirme okulunu açmış ve burada kendi ideolojisini yaymak arzusunda olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bunun devamının geleceği de 20. Çin Komünist Parti Kongresi’nde açıklanan rapordan anlaşılabilir. ABD’nin, Çin’in etkisini arttırması hakkındaki korkusu anlaşılabilir. Zira yakın gelecekte Çin’in ekonomik olarak da ABD’yi geçmesi beklenmekte, aynı zamanda Çin’in birçok ülkedeki nüfuzu, ABD’nin çıkarlarını tehdit eder hale gelmektedir. Bu durum, diğer bölgelerde olduğu gibi ABD’nin Afrika kıtasındaki güvenlik çıkarlarını da kısıtlayabileceği düşüncesini ön plana çıkarmaktadır.

Çin, Kuşak-Yol Projesi ve Çin-Afrika İşbirliği Forumu (FOCAC) kapsamında Afrika ülkeleriyle ekonomik ve ticari anlamda bir temel oluşturmuştur ve bu yöndeki çalışmalarına devam etmektedir. Ancak bu Çin’in stratejisinin yalnızca bir kısmı olup askeri ve güvenlik anlaşmaları yoluyla kıtadaki askeri görünümünü de artıran Çin’in, kıtaya silah satışları da büyük oranda artmıştır. Bu durum, ABD’yi daha çok endişelendirmektedir. Rusya’nın ekonomisi ABD’ye nazaran oldukça geri planda kalmakta, dolayısıyla ABD Rusya’yı bir rakipten ziyade bazı bölgelerdeki tehdit olarak görmektedir. Ancak Çin, neredeyse dünyadaki her ülkeyle geliştirdiği ekonomik ve siyasi ilişkilerden ve üstelik askeri anlamda gücünü son yıllarda oldukça artırmasından kaynaklı olarak ABD tarafından hem bir rakip hem de endişe kaynağı olarak görülmektedir.

Çin’in Afrika’daki güvenlik ve askeri adımları, ABD tarafından kıta üzerinde diplomatik, siyasi ve en önemlisi stratejik etki oluşturma gündeminin bir parçası olarak nitelendirilmektedir. Bu noktada, Çin’in etkisini arttırmak maksadıyla attığı her adım ve yakaladığı her fırsat, Washington yönetimi tarafından bir tehdit olarak algılanmakta ve bu durum dünyadaki ABD-Çin rekabetini tırmandırmaktadır. 

6 Ekim 2022 tarihinde ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimî Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield yaptığı konuşma bölgeye yönelik rekabeti gözler önüne serer niteliktedir:[2]

 “Afrika’daki en acil ve büyüyen endişelerden biri, Kremlin destekli Wagner Grubu’nun Orta Afrika Cumhuriyeti, Mali ve Sudan’ın yanı sıra diğer ülkelerin doğal kaynaklarından yararlanma stratejisidir. Bu haksız kazançlar, Moskova’nın Afrika, Ortadoğu ve Ukrayna’daki savaşını finanse etmek için kullanılıyor.”

Bu, şu an için bir iddia niteliğindedir; ancak ABD tarafından doğru olduğu düşünülerek hareket edileceği, strateji belgesinden de anlaşılacaktır. Zira Moskova’nın Afrika’daki yerini genişletme çabaları, Ukrayna’daki durumu kurtarma ve ekonomik anlamda yönünü başka yere çevirme hamlesi bakımından anlaşılır kabul edilebilir.

Bu bağlamda Washington yönetiminin Moskova’ya yönelik bir strateji hazırlaması da Afrika’nın güvenlik alanında stratejik önemine dikkat çekmektedir. Rusya, Çin gibi küresel anlamda büyük bir etkiye sahip değildir. Oluşturduğu etki genel olarak bölgesel nitelikte olmaktadır. Ancak yine de ABD, Rus etkisini kendisine ve küresel güvenliğe tehdit olarak gördüğü için onu kontrol etme yoluna gitmektedir. Kısacası ABD yönetiminin açıkladığı yeni Güvenlik Strateji Belgesi’ne göre Washington’ın Rusya’yı kontrol altına almak ve Çin’e karşı rekabette elini güçlendirmek için Afrika’da da buna uygun adımlar atacağı söylenebilir.


[1] “U.S. National Security Strategy: Build 21st Century U.S.-Africa Partnerships”, US National Security Council, https://www.africom.mil/article/34773/us-national-security-strategy-build-21st-century-us-africa-partnerships (Erişim Tarihi: 25.10.2022).

[2] “Russian Mercenaries ‘Exploiting Africa to Fund War in Ukraine’”, The Guardian, https://www.theguardian.com/world/2022/oct/06/russian-mercenaries-exploiting-africa-to-fund-war-in-ukraine (Erişim Tarihi: 25.10.2022).

Göktuğ ÇALIŞKAN
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde lisans eğitimi alan Göktuğ ÇALIŞKAN, aynı süreçte çift ana dal programı kapsamında üniversitenin Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yer alan Uluslararası İlişkiler bölümünde de eğitim görmüştür. 2017 yılında lisans mezuniyetini tamamladıktan sonra Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde yüksek lisans programına başlayan Çalışkan, bu programı 2020 yılında başarı ile tamamlamıştır. 2018 yılında ise çift ana dal programı kapsamında eğitim gördüğü Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olmuştur. Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) bursu kapsamında 2017 yılı YLSY programını kazanarak halen Fransa’da dil eğitimi alan Göktuğ Çalışkan aynı zamanda Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisidir. YLSY programı kapsamında Fas'ta Uluslararası Rabat Üniversitesinde Yönetişim ve Uluslararası İstihbarat alanında 2. yüksek lisansını yapmakta olan Çalışkan, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası Ilişkiler bölümünde doktorasına başlamıştır. Iyi derecede İngilizce ve Fransızca bilmektedir.