Tarih:

Paylaş:

Şi Cinping’in Üçüncü Dönemi ve Çin-Afrika İlişkileri

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping döneminde Çin-Afrika ilişkileri, diplomatik ve ekonomik anlamda yeni zirvelere ulaşmış ve önemli kademelere geçiş yapmıştır. On yıllık iktidarı süresince Cinping’in Kuşak ve Yol Projesi, Afrika genelinde büyük projelerin önünü açmış, sanayi, altyapı, sağlık, eğitim, tarım ve komünikasyon gibi birçok alanda önemli başarılar getirmiştir. Bununla birlikte Çin-Afrika İşbirliği Forumu (FOCAC), Çin’in Afrika’ya yönelik mali taahhütlerini neredeyse üçe katlamıştır. FOCAC vasıtasıyla Çin, Birleşmiş Milletler’deki (BM) faaliyetlerini destekleme noktasında Afrika’dan daha fazla destek görmüştür.

17-23 Ekim 2022 tarihleri arasında düzenlenen 20. Çin Komünist Partisi Kongresi’nde Cinping, iktidarını üçüncü döneme taşımıştır. Söz konusu kongre, Afrika hükümetlerince de dikkatle ve yakından takip edilmiştir. Zira Çin, şu anda Afrika’yla en çok ticari hacme sahip ülke konumundadır. Ayrıca Afrika ülkeleri genel manada bunun devamını arzu etmektedir. Çok yönlü ve istikrarlı bir yapıya sahip olan Afrika-Çin ilişkilerinin olumlu yönde ilerlemesi, kıtadaki hükümetlerin finansal anlamda da sürekliliği açısından önemli görülmektedir.

Çin Komünist Partisi’nin kurucusu ve ilk lideri Mao Zedong yönetimi altında Çin ve Afrika, özellikle Pekin’in kıtadaki kurtuluş hareketlerini desteklemesinden kaynaklı olarak yakın bir ilişkiye haizdi. Lakin Deng Xiaoping döneminde Çin, Afrika’yla ilişkilerden ziyade Batılı ülkelere yönelirken, ülke içindeki reformlara daha fazla odaklanmıştır. Şi Cinping dönemine bakıldığında ise ikili ilişkilerin, Mao Zedong’dan bu yana hiç olmadığı kadar yüksek bir düzeye çıktığı gözlemlenmektedir. Dolayısıyla Cinping’in üçüncü döneminde, ilişkilerin daha da güçlenmesi beklenmektedir.

Cinping, 2018 yılında anayasada yapılan değişiklikle üçüncü bir döneme ışık yakmıştı. 20. ÇKP Kongresi’nde üçüncü dönemine seçilen Cinping’in bu durumu, Afrika’daki hükümetlere de ilham verebilir. Bu da Afrika kıtasında son zamanlarda geri dönmeye başlayan bir eğilime işaret etmektedir. Zira Afrika’daki liderler de iktidarda kaldıkları süreyi uzatmak isteme hususunda epey istekli olacaktır. Ancak yine de tek bir kişinin etkisini Çin’in küreselleşmesinden kaynaklanan eğilimlerle Afrika’da yeniden değişmeye başlayan talep kapasitesinden ayırmak zordur. Nitekim Çin-Afrika ilişkileri Başkan Cinping’den daha öncesine dayanmakta ve birçok aktör tarafından yönlendirilmektedir. Bu sebeple sadece Cinping’in etkisi olsa da diğer aktörlerin etkisini de unutmamak gerekir.

Bununla birlikte Cinping’in üçüncü dönemiyle beraber Afrika-Çin ilişkilerinin aynı şekilde devam edeceği düşünülmektedir. Zira şu an için ilişkilerin doğasını değiştirecek bir husus bulunmamaktadır. Dolayısıyla ilişkilerin Cinping’in bir ve ikinci dönemlerindeki gibi devam etmesi muhtemel gözükmektedir. Ancak bu noktada ifade edilebilecek en önemli husus, Cinping yönetimindeki Çin’in, diplomatik anlamda “Küresel Güney” (Global South) ülkelerini kazanmak gibi bir amacı olmasıdır. Bu bağlamda Cinping, Çin’in Afrika ülkeleriyle diplomatik bağlarını daha da güçlendirecektir denilebilir. Ayrıca Çin’in Afrika’daki diplomasi ve yumuşak güç açısından başarısının bir yansıması olarak Afrika ülkelerinin Rusya-Ukrayna Savaşı’na yönelik yaklaşımları bir diğer önemli husustur. Bu kapsamda Afrika ülkelerinin, BM’de Rusya’yı kınayan kararlara yönelik yapılan oylamalarda Pekin’in liderliğini takip ettiği gözlemlenmektedir. Bu oran henüz tam anlamıyla genele yayılmamış olsa da Çin’in önemli bir etkisi bulunmaktadır. Çin, küresel güneyde yer alan Afrika ülkeleri açısından kıymetli bir figür olarak gözükmekte ve ABD ile AB’nin bu noktada arayı kapatmaya çalıştığı da görülmektedir. Zira ABD’nin yakın zamanda yayınlanan strateji belgesinde de Afrika’ya özel bir başlık açtığı bilinmektedir. Dolayısıyla bu, ABD’nin, Afrika’yı Rusya ve Çin’e bırakmak istemediğinin bir göstergesi niteliğindedir.[1]

Cinping yönetimindeki Çin, giderek dünyada Çin yanlısı/karşıtı bir dünya yaratmıştır. Ülkelerin bir kısmı kendi çıkarları doğrultusunda Çin’le pragmatik veya mecburi ilişkiler kurarken bir kısmı da demokratik anlamda zayıf olduğu iddia edilen ülkelerden oluşmaktadır. Öte yandan ABD ve Avrupa başta olmak üzere diğer ülkeler ise genel anlamda Batı’yla hareket eden bir taraf oluşturmuştur. Öyle ki Pekin yönetimi, Çin’e karşıtı bir politika benimseyen ülkelerle daha az ilgilenmeye başlamıştır. Bu noktada küresel güneyde bulunan geniş bir alternatifi olduğunu fark eden Çin, söz konusu bu ülkelerle bağlantılarını güçlendirmek adına büyük adımlar atmıştır. Bunu Kuşak ve Yol Projesi kapsamında yaptığı yatırımlardan da anlayabiliriz. Örneğin; Orta Asya ve Afrika’da bulunan birçok ülke bu kategoriye girebilir. Cinping’in üçüncü döneminde de bu ülkelerle ilişkilerini dış politikada bir öncelik haline getirmesi kuvvetle muhtemeldir. Bu bakımdan Pekin’in Afrika’da ilişkilerinin orta seviyede olduğu ülkelerle de bağlantılarını güçlendirmesi beklenebilir.

Cinping’in yönetiminin son iki yıllık döneminde, ekonomi politikaların büyüme anlamında bir sonuç vermediği görülmektedir. Büyüme oranlarının yıllar sonra düşmesinden kaynaklı olarak Çin ekonomisinin yavaşladığı söylenebilir. Bu yavaşlama da Çin dış politikasında değişime sebep olabilir. Örneğin; Kuşak ve Yol Projesi bağlamında Çin’in yaptığı birçok büyük altyapı projesinin yeni dönemde yavaşlaması muhtemeldir. Dolayısıyla Çin, KYP için daha az finansman ayıracaktır. Bu durum, Afrika ülkeleriyle ekonomik ilişkilerin ve yatırımların azalmasına sebebiyet verecektir. 2021 yılında gerçekleşen son FOCAC oturumunda Pekin’in Afrika’ya ilişkin kredi, yardım ve yatırımlar da dahil olmak üzere ayıracağını belirttiği fonu 2018 yılındaki taahhüdüne göre 20 milyar dolar daha az açıklanmıştı.[2] Ancak Çin, yine de Afrika’dan yüz çevirmeyecektir. Zira siyasi, diplomatik ve ekonomik anlamda Afrika büyük bir cevher niteliğinde olup, Çin’in asla vazgeçmek istemeyeceği bir yatırımdır. Görünen o ki Çin, yavaşlayan ekonomisinden dolayı finansman ve kredi anlamında biraz daha tutumlu davranabilir. Aksi takdirde son yıllardaki gibi bir finansman akışı Çin’in ekonomisinin yavaşlaması göz önüne alındığında sürdürülebilir görünmemektedir.

Pekin’in zorlu ve büyük altyapı projelerinden tarım, yenilenebilir ve sürdürülebilir enerji, bilgi-iletişim teknolojileri ve bunun gibi Afrika’daki diğer alanlara kayan şekilde yatırımlarının yönünü değiştirmesi, gelecek dönemin göstergesidir. Son olarak Çin’in bu yeni dönemde kıtadaki nüfuzunu yumuşak güç çerçevesinde artırmaya devam edeceği söylenebilir. 2022 yılında Tanzanya’da ÇKP tarafından 40 milyon dolar fonlanan ve siyasi yetkilileri ve liderleri eğiten bir siyasi parti eğitim okulu açılmıştır.[3] Bu okulların gelecek dönemde artması, Çin’in komünist ideolojisinin Afrika’daki yöneticiler arasında da yayılmasına neden olarak Çin’in ideolojik anlamda kıtada güç kazanmasını sağlayabilir.


[1] “U.S. National Security Strategy: Build 21st century U.S.-Africa partnerships”, United States Africa Command, https://www.africom.mil/article/34773/us-national-security-strategy-build-21st-century-us-africa-partnerships (Erişim Tarihi: 22.10.2022)

[2] “Europe, Take Note: A New Course for China-Africa Relations Set Out at FOCAC 2021”, Center For Global Development, https://www.cgdev.org/blog/europe-take-note-new-course-china-africa-relations-set-out-focac-2021 (Erişim Tarihi: 22.10.2022)

[3] “Spreading ideology: Chinese Communist Party opens school in Tanzania to train party officials from region”, The India Times, https://economictimes.indiatimes.com/news/international/world-news/spreading-ideology-chinese-communist-party-opens-school-in-tanzania-to-train-party-officials-from-region/articleshow/92740922.cms (Erişim Tarihi: 22.10.2022)

Göktuğ ÇALIŞKAN
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde lisans eğitimi alan Göktuğ ÇALIŞKAN, aynı süreçte çift ana dal programı kapsamında üniversitenin Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yer alan Uluslararası İlişkiler bölümünde de eğitim görmüştür. 2017 yılında lisans mezuniyetini tamamladıktan sonra Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde yüksek lisans programına başlayan Çalışkan, bu programı 2020 yılında başarı ile tamamlamıştır. 2018 yılında ise çift ana dal programı kapsamında eğitim gördüğü Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olmuştur. Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) bursu kapsamında 2017 yılı YLSY programını kazanarak halen Fransa’da dil eğitimi alan Göktuğ Çalışkan aynı zamanda Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisidir. YLSY programı kapsamında Fas'ta Uluslararası Rabat Üniversitesinde Yönetişim ve Uluslararası İstihbarat alanında 2. yüksek lisansını yapmakta olan Çalışkan, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası Ilişkiler bölümünde doktorasına başlamıştır. Iyi derecede İngilizce ve Fransızca bilmektedir.