Tarih:

Paylaş:

Suudi Arabistan’ın Afganistan Politikası

Benzer İçerikler

This post is also available in: Русский

Suudi Arabistan, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) Afganistan müdahalesinden itibaren söz konusu ülkeye ilgi duymaktadır. Savaş sırasında Suudi Arabistan’ın Mücahitlere 4 milyar dolar yardımda bulunduğu bilinmektedir.[1] Mücahidin Hükümeti, dış politikasında Suudi Arabistan’dan ziyade bölgesel rakibi İran’a önem vermeye başlayınca Riyad da rakibini dengelemek ve çıkarlarını korumak için Taliban’ı desteklemiştir. Bu bağlamda Suudi Arabistan, 1990’lı yıllarda Pakistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’yle (BAE) birlikte Taliban’ı tanıyan ilk devletler arasında yer almıştır. Riyad’ın Taliban’ı tanımasının başka bir gerekçesiyse, Taliban liderlerinin Suudi Arabistan’ın fonladığı medreselerde yetişmesiyle Sünni bir kimliğe sahip olmalardır.

1998 senesinde Suudi Arabistan, El-Kaide lideri, Usame Bin Ladin’i Taliban’dan istemiştir. Taliban’ın bu isteğe olumsuz cevap vermesi, taraflar arasındaki münasebetlerin gerilemesine neden olmuştur. 11 Eylül 2001 tarihli terör saldırılarının ardından Suudi Arabistan, Taliban’la olan ilişkisini keserek Taliban’ı İslam’ı itibarsızlaştırmakla suçlamıştır. 11 Eylül saldırıları sürecinde de Riyad yönetimi, dış politikasında Afganistan’a pek önem vermemiştir. Suudi Arabistan, 2011 yılında Taliban’ın siyasi ofisinin Riyad’da açılması konusunda girişimlerde bulunmuş ve bu girişime karşı Taliban’ın politik bürosu, Katar’ın başkenti Doha’da açılmıştır.

2001 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) gerçekleştirdiği müdahale ve 20 yıl süren savaşın ardından Taliban, 2021 senesinde yeniden Afganistan’da egemen olmuştur. Tüm devletler bu realiteyi göz önünde bulundurarak Afganistan politikalarını şekillendirmektedir. Ortadoğu’nun önemli aktörlerinden olan Suudi Arabistan da Afganistan politikasını gözden geçirerek ve Taliban gerçeğine dikkat ederek bu ülkeye yönelik çeşitli stratejiler geliştirmektedir. Taliban yeniden egemen olduktan sonra Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, sosyal medya üzerinden bir açıklama yaparak Taliban’ın ve diğer cenahların Afganistan’da güvenliği, istikrarı ve halkın can ve mal güvenliğini sağlamaları gerektiğine vurgu yapmıştır. Ayrıca açıklamada “Afgan halkının kararına saygı duyacağız.” ifadesi yer almıştır. Bu süreçte Suudi Arabistan; İran, Rusya, Çin gibi birçok devletten faklı olarak diplomatlarını Afganistan’dan tahliye etmiştir.

Taliban geçici hükümetini ilan ettikten sonra Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal Bin Farhan, yeni yönetimin Afganistan’da barış ve istikrarın sağlanmasına, toplumun şiddet ve aşırılıktan uzaklaşmasına katkı sağlanmasını umut ettiğini ifade etmiştir.[2] Bununla birlikte Afganistan basınında, kısa süre içinde Suudi Arabistan’ın Kabil Büyükelçiliği’ni faaliyete açacağı ve taraflar arasındaki ilişkilerin geliştirileceği yönünde haberler yer almıştır.

Suudi Arabistan, Taliban’la ilişkilerini geliştirmek üzere Afganistan’ı yakından tanıyan Turki El Faysal’ı Kabil’e göndererek Riyad’ın isteklerini Taliban yetkilileriyle paylaşmıştır. Faysal, Kabil ziyareti sırasında Taliban Geçici Yönetimi Savunma Bakanı Molla Yakup başta olmak üzere üst düzey yetkililerle görüşmüştür. Ayrıca Doha’da Başbakan Yardımcısı Molla Birader’le de görüştüğü bilinmektedir. Faysal, 1979-2001 yılları arasında Suudi Arabistan’ın istihbarat teşkilatına başkanlık yapmıştır. Aynı zamanda 1990’lı yıllarda Taliban liderleriyle kurduğu yakın ilişkilerle tanınmaktadır. Faysal, Kabil ziyareti öncesi yaptığı değerlendirmelerde, Doha Antlaşması’yla ABD’nin Taliban’ı Afganistan’ın ardıl devleti olarak kabul ettiğini ve El-Kaide’nin Afganistan’daki varlığının Suudi Arabistan’a tehdit oluşturduğunu ifade etmiştir.

Riyad’ın Taliban’la ilişkilerini geliştirmesinin birkaç nedeni vardır. Bunlardan ilki, Afganistan konusunda, İran başta olmak üzere, diğer rakiplerinden geri kalmama düşüncesidir. İran, son zamanlarda Taliban’la yakın ilişkiler kurmakta ve Afganistan’daki etkisini arttırmaktadır. Ayrıca Suudi Arabistan’ın bir diğer rakibi Katar, Taliban’ın siyasi ofisine ev sahipliği yaparak ülke üzerindeki etkisini genişletmektedir. Riyad ise bu durumdan rahatsızdır. Dolayısıyla Suudi Arabistan, kendisini İslam Dünyası’nın lideri olarak tanımlayıp Taliban’la doğrudan ilişki kurarak rakiplerini dengelemeye çalışmaktadır.

Suudi Arabistan’ın Taliban’la münasebetlerini geliştirmesinin bir başka nedeni de Taliban’ın Afganistan’da egemen olmasıyla başta terör örgütü DAEŞ’ın sözde Horasan Emirliği olmak üzere Suudi Arabistan’ın ulusal güvenliğini ve toprak bütünlüğünü tehdit eden örgütlerin yeniden Afganistan’da faaliyet göstermeye başladığı iddiasıdır. 19 Eylül 2021 tarihinde Hindistan ziyareti öncesi yaptığı açıklamada Faysal bin Farhan, Afganistan’daki terör faaliyetlerinin gerçek bir endişe olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda Suudi Arabistan, Afganistan’daki terör gruplarını yakından bilen en tecrübeli devlet adamı olan Turki el Faysal’ı Kabil’e göndererek kaygılarını Taliban’la paylaşmıştır. Söz konusu girişimin temel amacı, Taliban’la işbirliği yaparak sorunu kaynağında çözmektir.

Suudi Arabistan’ın Taliban’la ilişkilerini geliştirme arzusunun bir diğer hedefiyse, Afganistan Sorunu’yla ilgili kurulan masalarda yer almaktır. Riyad, İslam’ın kutsal topraklarına ev sahipliği yapan bir ülke olarak İslam Dünyası’nın bir parçası olan Afganistan Sorunu’yla ilgili yapılan zirvelerde yer almamaktan rahatsızlık duymaktadır. Nitekim Suudi Arabistan, Afganistan Sorunu’yla ilgili yapılan konferans ve toplantılara davet edilmemiştir. Riyad, söz konusu toplantılara dâhil edilmeme nedenini Taliban’la ilişki kurmamasına bağlamaktadır. Dolayısıyla bölgesel aktör olduğunu kanıtlamak üzere bir taraftan Taliban’la ilişkilerini geliştirmeye çalışırken; diğer taraftan da bazı diplomatik girişimlerde bulunmaktadır. Bu bağlamda en dikkat çeken konulardan biri Suudi Arabistan’ın Hindistan’la ilişkilerini geliştirmesidir. Faysal bin Farhan’ın Hindistan ziyaretiyle Suudi Arabistan, dostları tarafından düzenlenen toplantılara davet edilmemekten duyduğu rahatsızlığı ortaya koymuştur.

Sonuç olarak Suudi Arabistan, kendisini İslam Dünya’sının lideri olarak tanımlamakta ve Afganistan’ı bir etki alanı olarak görmektedir. Bundan dolayı Afganistan’da rakiplerini dengelemek, çıkarlarını korumak ve Afganistan Sorunu’yla ilgili kurulan masalarda yer almak üzere Taliban’la ilişkilerini geliştirmek istemektedir. Fakat Riyad’ın Washington’la olan stratejik ilişkisinin ve Prens Muhammed Bin Selman’ın reformist politikalarının Taliban’la dengeli ilişki geliştirme ve tanıma konusuna etki edeceğini söylemek mümkündür.Yani Suudi Arabistan, Taliban’la sınırlı ilişki geliştirmektedir. Tanıma ise ancak küresel ölçekte bir devletin Taliban’ı tanıma kararının ardından gelebilir.


[1] “روابط عربستان سعودی و طالبان چگونه دگرگون شد؟”, DW, https://l24.im/6RaukpZ, (Erişim Tarihi: 24.11.2021).

[2] “اولین واکنش عربستان به اعلام کابینه طالبان”, Ekonomi Dünyası, https://l24.im/eKQ, (Erişim Tarihi: 25.11.2021).

Ahmed Khan DAWLATYAR
Ahmad Khan Dawlatyar, 2013 yılında Kunduz Üniversitesi Hukuk ve Siyaset Bilimi Bölümü’nden mezun olmuştur. Yüksek lisans derecesini Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Siyaset Bilimi Anabilim Dalı’nda “Türkiye Cumhuriyeti ve Afganistan İslam Cumhuriyeti Anayasalarında Güçler Ayrılığı İlkesi Üzerine Karşılaştırmalı Bir Analiz” başlıklı teziyle 2019 yılında almıştır. Çeşitli bilimsel etkinliklere katılan Dawlatyar, Afganistan sorunuyla ilgili bildiriler ve makaleler sunmuştur. Bu kapsamda “Afganistan Sorununun Dini ve İdeolojik Nedenleri” başlıklı sunumu yayınlanmıştır. Halihazırda Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktora eğitimine devam etmektedir. ANKASAM bünyesinde yürütülen çalışmalara katkıda bulunan Ahmad Khan Dawlatyar’ın başlıca çalışma alanları Afganistan ve Pakistan’dır. Dawlatyar, anadil seviyesinde Farsça, Özbekçe, Türkçe ve Peştunca dillerine hakimdir. Ayrıca orta düzeyde İngilizce bilmektedir.