Tarih:

Paylaş:

Szczecin Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ewelina Kochanek: “Yuan, dolar için büyük bir tehdit oluşturmamaktadır.”

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Enerji güvenliği, devletler için her dönemde ehemmiyet arz eden bir mesele olsa da 2022 yılında patlak veren Rusya-Ukrayna Savaşı’nın yarattığı enerji krizinden itibaren çok daha fazla tartışılan bir mesele haline gelmiştir. Enerji krizinin yaşandığı süreçte, dünyanın en çok enerji tüketen ülkesi olarak Çin ön plana çıkmıştır.

Bu kapsamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Çin’in enerji güvenliğine yönelik hamleleriyle ilgili Szczecin Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ewelina Kochanek’in görüşlerini dikkatinize sunmaktadır.

1. Avrupa enerji pazarında yerini kaybetmeye başlayan Rusya, enerji alanında Çin’le ilişkilerini derinleştirmeye yönelmiştir. Bu noktada Çin, Avrupa’nın yerini doldurabilir mi?

21. yüzyılın başında Doğu Sibirya-Pasifik Okyanusu (ESPO) Petrol Boru Hattı’nın iki kolunun inşasıyla birlikte Rusya-Çin enerji işbirliği başlamış ve ardından iki ülke, petrol sektöründe yakın işbirliği geliştirmeye devam etmiştir. 2013-2016 yılları arasında Rusya, Çin’e yönelik ihracatını ikiye katlayarak Çin’in temel petrol tedarikçisi haline gelmiştir. İki ülke arasındaki doğalgaz işbirliğinin gelişmesi ise 2014 yılında taraflar arasında sözleşmesi imzalanan ve 2019 senesinde inşası tamamlanan ilk Rus-Çin doğalgaz boru hattı olan Sibirya’nın Gücü’yle başlamıştır.

Son zamanlarda Çin’in Rusya’nın en büyük petrol ve gaz alıcısı olacağı ve yavaş yavaş bu noktada Avrupa’nın yerini alacağı öngörülmüştür. Ancak son olaylar, Çinli yetkililerin stratejik düşüncesinde bir değişikliğin olduğunu göstermiştir. Büyük olasılıkla Çin, 38 milyar m3’lük boru hattının tam kapasitesinin sağlanması ve Sibirya’nın Gücü’nün ikinci hattının devreye alınması da dahil olmak üzere enerji sektöründeki birçok yatırımın uygulanmasına ilişkin Rusya’nın karşı karşıya kaldığı zorlukların farkındadır. Halihazırda Sibirya’nın Gücü’nün ikinci hattının tamamlanması, 2027 yılına ertelenmiştir. Çin, Ukrayna’da devam eden savaş karşısında Rusya’dan gelmesi muhtemel daha fazla olumsuz sonucu beklemeden ekonomisi için farklı alternatifler bulma konusunda kararlıdır.

2. Çin tek başına dünyadaki enerjinin %26,5’ini tüketmektedir. Enerji alanında dışa bağımlı olan Çin, farklı bölgelerden birçok ülkeyle enerji anlaşması imzalamaktadır. Çin’in dünyanın hemen hemen her yerinde enerji ortaklıkları kurmasını nasıl değerlendirirsiniz?

Çin tarafından gaz tedarik yapısının kapsamlı bir şekilde çeşitlendirilmesi; arzdaki kesintilerin veya enerji piyasalarını manipüle etme girişimlerinin olumsuz etkilerini telafi etme imkanını sunmakta ve enerji sektöründeki çıkarların en etkili şekilde korunmasını sağlamaktadır. Aynı zamanda gaz tedarikçilerinin çeşitliliği, çeşitli ticari kuruluşların çıkarlarını güvence altına alarak ülkenin ekonomik kalkınmasına da yardımcı olmaktadır. Bu yüzden enerji ortaklarını arttırmak, Çin için önemlidir.

3. Dünyanın en uzun enerji anlaşması birkaç ay önce Katar ile Çin arasında imzalanmıştır. Katar, 27 yıl boyunca Çin’e doğalgaz gönderme taahhüdünde bulunmuştur. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

LNG tedariği için uluslararası rekabetin arttığı bir dönemde Katar’la imzalanan uzun vadeli gaz anlaşması, Çin’e enerji güvenliği ve dolayısıyla enerji arzı üzerinde kontrol sağlamaktadır. Enerji güvenliği, Çin’e ekonomide avantajlar getirmektedir. Çünkü uzun süre sabit bir fiyattan sürekli gaz arzı sağlamak; fiyat dalgalanmalarının üretim maliyetleri üzerindeki etkisini ortadan kaldırarak, ürün rekabet gücünü dönüştürmektedir.

Üstelik bu sözleşme, Putin’in Çin’le enerji işbirliğini daha da sıkılaştırma umutlarını boşa çıkarmaktadır. Rusya, Çin’in en büyük gaz tüketicisi olarak Avrupa’nın yerini alacağını umuyordu. Katar’la yapılan bu anlaşma, Sibirya’nın Gücü Doğalgaz Boru Hattı’nın ikinci kolunun inşasına Çin’in dahil olup olmayacağını sorgulatmaktadır. Ayrıca bu hamle, Rusya’nın müzakere pozisyonunu da zayıflatmaktadır. Moskova yönetimini hedef alan yaptırımlar ve Rus ekonomisinin kötüleşen durumu; Rusya’nın Batı’dan Uzak Doğu’ya gaz taşımacılığının yönünü değiştirmesine yol açacağı varsayılan enerji sektöründe birçok yatırımı gerçekleştirmesini engelleyecektir.

Çin, Basra Körfezi’ndeki varlığını güçlendirdiği ve özellikle dünyanın en büyük doğalgaz sahasında önemli bir paydaş olarak kendini sağlama aldığı gibi bölgeye ekonomik ve jeopolitik erişimini genişletmek için de titizlikle çalışmaktadır.

4. Pekin yönetimi, Körfez ülkelerine petrol ve doğalgazı yuanla almayı teklif etmiştir. Çin’in bu hamlesini nasıl değerlendirirsiniz? Böyle bir durum gerçekleşirse, küresel piyasa üzerinde nasıl etkileri olabilir?

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in açıkladığı üzere Çin, Ortadoğu’yla petrol ve gaz işlemlerinde kendi para biriminin kullanımını artırmak istemektedir. Bu amaçla, petrol ve gaz ticaretinde yuanla ödeme yapmak için bir platform olarak Şangay Petrol Borsası ve Ulusal Gaz Borsası’nı kullanmayı planlamaktadır. Henüz herhangi bir Körfez ülkesinin Çin’in para birimi üzerinden ödemeyle ilgilenip ilgilenmediği belli değildir. Ancak mevcut durumda yuan, küresel pazardaki ticaret anlaşmalarının %41’ini kapsayan dolar için büyük bir tehdit oluşturmamaktadır. Uzmanlar, Çin sermaye piyasasının açılmasının Çin yuanının daha da zayıflamasına neden olabileceğine inanmaktadır. Çünkü Çin Halk Bankası, büyük piyasa güçlerinin yuanın değerinin belirlenmesine müdahale etmesine izin vereceği için yuan daha da zayıflayacaktır. Bu nedenle yuan, muhtemelen daha değişken hale gelecektir. Bu yüzden yuanın petrodolara karşı üstünlük sağlayabileceğini düşünmüyorum.


Dr. Ewelina Kochanek

Ewelina Kochanek, askeri bilimler alanında doktorasını yapmıştır. Halihazırda Polonya’da Szczecin Üniversitesi Siyaset ve Güvenlik Bilimleri Enstitüsü’nde doktor öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Kochanek, 2005-2012 yılları arasında Polonya Ulusal Güvenlik Bürosu’nda çalışarak ulusal güvenlik alanında pratik deneyime sahip olmuştur. 2020 yılından beri Polonya Jeopolitik Topluluğu’nda Enerji Güvenliği Komitesi Başkanlığı görevini yürütmektedir. Kochanek’in tüm araştırmaları, enerji güvenliği üzerinedir. Enerji jeopolitiği ve enerji güvenliği alanında 3 monografın ve 40’ın üzerinde yayının yazarıdır.

Neslihan TOPCU
Neslihan Topcu, 2017 yılında Adnan Menderes Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünden mezun olmuş ve ardından aynı üniversitenin Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başlamıştır. Yüksek lisans derecesini elde ettiği “Çin’in Enerji Güvenliği Politikaları” başlıklı tezi, 2020 yılında kitap olarak da yayınlanmıştır. 2016 senesinde Litvanya’daki Kazimieras Simonavičius Üniversitesi’nde ve 2019 yılında da Portekiz’deki Minho Üniversitesi’nde eğitim alan Topçu, halihazırda Selçuk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktora eğitimine devam etmektedir. Asya Pasifik, enerji güvenliği ve devletlerin uzay politikalarıyla ilgili çalışmaları çeşitli dergilerde ve kitaplarda yayınlanmış olan Topçu, iyi derecede İngilizce ve orta seviyede İspanyolca bilmektedir.