Tarih:

Paylaş:

Ukrayna Krizi Bağlamında Afrika Ülkelerinin Self-Determinasyon Sınavı ve Rusya Federasyonu

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Afrika kıtası ülkelerinin Ukrayna olaylarına tepkisi, özellikle de Batı basınında ve siyaset çevrelerinde ses getirmiştir. Afrika ülkelerinin tepkilerinin ve politikalarının uluslararası gündemde mercek altına alınmasının çeşitli nedenleri bulunmaktadır. Bunlardan ilki, Rusya Federasyonu’nun (RF) bazı Afrika ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmesidir. Öyle ki; söz konusu ilişkiler, Moskova’nın kıtada yeniden varlık göstermesi olarak yorumlanmıştır. Örneğin Kırım’ın RF’ye bağlanmasından sonra Moskova’ya uygulanan yaptırımlar nedeniyle Kremlin için Afrika, farklı bölgelerle ilişki geliştirme ve yaptırımların olumsuz etkisini giderme noktasında çeşitli olanaklar sağlamıştır. İkinci neden olarak özellikle de Ukrayna’nın RF tarafından işgaline yönelik kıtanın gösterdiği tepkinin farklılık teşkil etmesi gösterilebilir. Diğer bir ifadeyle Afrika ülkeleri, farklı bir tutum sergilemiştir. Üçüncü olarak da kıtanın self-determinasyona dair hâlâ sınav veriyor olmasıdır. Farklı örnekler, kıtanın self-determinasyon sınavında karşımıza çıkmakta olup; halen özellikle ayrılık kapsamında self-determinasyon talep eden hareketler mevcuttur.

Batı Sahra’nın yanında Mali’de Tuaregler ve Senegal’de Kazamans bölgesi, self-determinasyon talebinde bulunan bölgeler arasında yer almaktadır. Afrika ülkelerinin RF’nin 2014 senesinden beri Ukrayna’ya yönelik siyaseti ve saldırgan politikalarına tepkisi, kıtanın self-determinasyonu ve self-determinasyonu algılayışı, bu hakka yönelik tutumuyla yakından bağlantılıdır. Diğer bir ifadeyle, Afrika’da bağımsızlıkların kazanılması ve devletlerin kurulması gibi unsurların sömürgeciliğin tasfiyesiyle; yani self-determinasyonun çalıştırılmasıyla yakın ilişkisi bulunmaktadır. Çünkü Afrika’nın self-determinasyona dair bazı deneyimlerini ve siyasetini incelemek Kırım ve son olarak da Ukrayna’nın RF tarafından işgaline yönelik kıta ülkelerinin tutumunu anlamada yararlı olacaktır. 

Sömürgeciliğin tasfiyesiyle doğrudan bağlantılı olan Batı Sahra Sorunu’nun self-determinasyon bağlamında halen çözülememesi, Güney Sudan’ın ise sömürgeciliğin tasfiyesiyle ilgisi olmamasına rağmen self-determinasyonu Sudan’dan ayrılık olarak çalıştırılabilmesi ve kıtada halen self-determinasyon taleplerinin özellikle ayrılık isteklerinin olması gibi durumlar, Afrika’nın dekolonizasyondan beri self-determinasyon sınavından geçmekte olduğunu göstermektedir. 

Kıtada tartışmalı ve farklı self-determinasyon örnekleri yaşanmaktadır. Afrika’nın self-determinasyonla ilişkisi sınav bağlamında devam etse ve söz konusu ilişkilerde farklı örneklere rastlanılsa da Afrika Birliği’nin self-determinasyon anlayışı ve uygulamaları, hakkın uluslararası hukuktaki genelgeçer kabulüne uygundur. Kısacası sınırların dokunulmazlığı ve toprak bütünlüğü Afrika için önemini korumaktadır.

2 Mart 2022 BM Genel Kurul Kararı ve Afrika

RF’nin uluslararası kamuoyunca eleştirilmesine, ağır yaptırımlara uğramasına rağmen Moskova yönetimi, Ukrayna’ya saldırılarına devam etmektedir. Özellikle de Batı tarafından yaptırıma uğrayan RF’ye yönelik tepkiler, Ukrayna Savaşı’na karşı çıkılması şeklinde olmuştur.

Afrika ülkeleri ise muhtelif tepkiler vermektedir. Bunu en iyi gösteren unsurlardan biri, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun 2 Mart 2022 tarihli Ukrayna Kararı’dır. Söz konusu karar, 141 kabul, 35 çekimser ve 5 ret oyuyla karar kabul edilmiştir. Afrika’dan ise 28 devlet kararı kabul etmiş, 17’si çekimser oy kullanmış ve 8’i de oylamaya katılmamıştır. Toplamda 35 çekimser oyun olduğu düşünüldüğünde, Afrika’nın buna 17 oyla katkı yapması dikkate değer bir durumdur.

BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) daimî olmayan üç Afrika ülkesi Kenya, Gana ve Gabon işgale giden süreçte RF’nin saldırgan politikalarını kınamıştır. Kenya, görüşünü açıklarken Afrika’nın o bilindik prensipleri olan sınırların dokunulmazlığının ve her halkın kendi kaderini tayin etmesinin altını çizmiştir. Mevcut Afrika sınırlarının uti possidetis ilkesine göre belirlendiğini, diğer bir ifadeyle sömürge yönetimleri tarafından çizilen sınırların korunduğunu dünya kamuoyuna hatırlatırken; Afrika’nın bu durumdan hoşnut olmasa da sömürge sınırlarının kabul edildiğini vurgulamıştır.

Tepkisi en çok ses getiren Afrika ülkesi ise Güney Afrika Cumhuriyeti (GAC) olmuştur; çünkü GAC çekimser oy kullanmıştır. Gerekçe olarak ise BM Genel Kurulu kararının diplomasiye, diplomatik faaliyetlere uygun bir ortam yaratmamasını göstermiştir. Ayrıca tarafların güvenliğini sağlamak için diyalog çağrısında bulunmuştur. GAC’ın geleneksel dış politikası, Bağlantısızlar Hareketi’ne verdiği önem ve RF ile birlikte BRICS’e üye olması, ilgili kararının altında yatan diğer nedenler olarak sıralanabilir.

Son zamanlarda Moskova’yla ilişkilerini geliştiren Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti (OAC) de çekimser oy kullanmıştır. Uganda kullandığı çekimser oyu açıklarken Bağlantısızlar Hareketi’nin dönem başkanlığı koltuğuna oturacağını; bu yüzden tarafsızlık adına bahse konu olan kararı aldığını açıklamıştır. Fas, Namibya, Cezayir, Angola, Burundi, Gine, Ekvador Ginesi, Madagaskar, Güney Sudan, Mozambik, Zimbabve, Sudan da çekimser oy kullanmıştır. Afrika Birliği ise Ukrayna’daki durumun oldukça endişe verdiğini olduğunu belirtmiş; fakat RF’yi kınamamıştır.

Etiyopya ve Kamerun oylamaya katılmamıştır. Etiyopya, Avrupa’daki durumun endişe yarattığına dair açıklama yapmıştır.  Eritre, kıtadan karara yönelik karşı oy kullanan tek ülke olmuştur.

Moritanya, Kenya, Morityus, Lesotho, Nijerya karara yönelik olumlu oy kullanmıştır. Botswana, Capo Verde, Gana, Malavi, Nijer, Şeyseller, Sierra Leone ve Zambia da kararı destekleyen diğer Afrika ülkeleri arasında yer almıştır.

Afrika’nın Kırım “Self-Determinasyon”una Yaklaşımı

Uluslararası toplum gibi Afrika için de Kırım tartışmalı bir örneği teşkil etmektedir. Kırım konusunda Afrika devletlerinin tutumu farklılık göstermektedir. Tepkilerin anlaşılması için BM Genel Kurulu’nun ilgili kararı ve kıta devletlerinin tutumu önemlidir. BM Genel Kurulu’nun 68/262 no’lu kararı Ukrayna’nın Toprak Bütünlüğü adını taşımaktadır. BM, Kırım’ı Ukrayna’nın bir parçası olduğunu yinelerken Kırım referandumunu ise geçersiz olarak tanımıştır.

Benin, Cape Verde, Çad, Gine, Kamerun, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Madagaskar, Malavi, Mauritius, Nijer, Nijerya, Orta Afrika Cumhuriyeti, Şeyseller, Sierra Leone, Somali, Togo, Tunus kararı kabul etmiştir. Sudan ve Zimbabve, karara hayır demiştir. Angola, Cezayir, Cibuti, Botsvana, Burkina Faso, Burundi, Eritre, Etiyopya, Gabon, Gambiya, Güney Afrika, Güney Sudan, Kenya, Komorlar, Lesotho, Mali, Mısır, Moritanya, Mozambik, Namibya, Ruanda, Sao Tome ve Principe Adaları, Swaziland, Tanzanya, Uganda, Zambiya çekimser oy kullanmıştır. Ekvator Ginesi, Gana, Gine-Bisseau, Fas, Fildişi Sahili Cumhuriyeti, Kongo Cumhuriyeti ise oylamaya katılmamıştır.

Sudan, Kırım’ı savunan bir yaklaşım benimsemiştir. Cezayir ve Güney Sudan ne self- determinasyona destek vermiş ne de karşı çıkmıştır. Fas, oylamaya katılmayarak Kırım’da Batı Sahra politikasını devam ettirmiştir.

Self-determinasyon hareketlerine maruz kalan diğer ülkelerin Kırım’a yönelik tavırlarında bütünlük yoktur. Örneğin Zimbabve, sınırları içerisinde self- determinasyon hareketine sahip olan bir ülkedir; fakat karara ret oyu vermiş ve Kırım’ı desteklemiştir. Topraklarında sömürge öncesi döneme dönmek isteyen Ekvator Ginesi ise oylamaya katılmamıştır.

RF-Afrika İlişkileri

Yukarıda bahsedilen iki kararı, RF-Afrika ilişkileri kapsamında okumak mümkündür. Özellikle de Putin’in ikinci döneminde ilişkiler ivme kazanmıştır. Bu ivmeyi tetikleyen en önemli unsurlar arasında Sovyetler Birliği’nin Soğuk Savaş döneminde Afrika’ya verdiği desteği ve RF’nin Kırım politikasından sonra uluslararası yaptırımlara maruz kalması yer almaktadır. Kırım’ın Rusya’ya bağlanma kararı almasından sonra; yani 2014 yılından itibaren Afrika ülkelerinin RF’ye yaptırım uyguladığı görülmemiştir.

RF-Afrika ilişkilerinde daha çok savunma ve askerî işbirliğine gidilmektedir. Örneğin Afrika’nın silah ithalatının yarısını RF’den karşılamaktadır. Afrika ile RF arasında 2019 yılında düzenlenen zirveye de değinmek gerekmektedir. Soçi’deki zirveye 43 Afrika ülkesinin devlet başkanı katılmıştır. Ekonomik ilişkilerin gelişmesi gerektiğinin altı çizilirken; Putin, Afrika’nın istikrarına önem verildiği belirtmiştir. Zirve, her 3 yılda bir toplanacaktır.

Afrika siyasetindeki öneminden hareketle GAC’ın tepkisinin incelenmesi gerekmektedir. Aynı zamanda RF ile Ukrayna arasında arabulucu olabileceğini ifade etmesi de GAC’ın tutumunu anlamaya ışık tutmaktadır. RF’nin Ukrayna’ya yönelik saldırgan politikaları başladığında GAC, Moskova’nın tutumunu kınamış ve RF’yi Ukrayna’dan çekilmeye çağırmıştır. GAC’ın 2023-2025 dönemi için BM İnsan Hakları Komitesi üyeliği girişiminin olduğu hatırlanmalı ve tepkisi de bu çerçeveden okunmalıdır.

Mali’nin Fransa’yla olan yakın askerî ilişkilerini kesip RF’ye yönelmesi de Ukrayna’daki yaşananlara dair tepkisini önemli kılmaktadır. Ülkede ardı ardına darbelerin gerçekleşmesi gerek Batı Afrika’da yalnızlaşmasına gerekse de Fransa’yla ilişkilerinin gerilmesine neden olmuştur. Özellikle de çok kısa bir süre zarfında darbelerin gerçekleşmesi, RF’ye yönelmesinde önemli bir faktör olarak değerlendirilebilir. Çünkü yukarıda da belirtildiği üzere Mali, yalnızlaştırılma girişimi altındadır. Bir diğer ifadeyle ilgili boşluğu RF doldurmuş ve çeşitli uluslararası ortamda Mali’ye verdiği desteği göstermiştir. Örneğin BMGK’nın Batı Afrika ülkelerinin önemli bir örgütü olan ECOWAS’ın yaptırımlarını benimseyen kararına Moskova, karşı oy kullanmıştır. Mali-RF ilişkisinin bir diğer öne çıkan kısmı da Wagner’in; yani Rus paralı askerlerinin Mali’de faaliyet gösterdiği iddiasıdır. Wagner ve Afrika’daki faaliyetleri özellikle de Batılı aktörler tarafından sıklıkla eleştirilmektedir.

OAC de RF ile ilişkileri gelişen bir Afrika devletidir. Yine Wagner’in faaliyetleri ikili ilişkilerde ön plana çıkmaktadır. Öyle ki; Wagner’in Afrika’da ilk defa 2017 senesinde OAC’de faaliyet gösterdiği tahmin edilmektedir. Daha sonra RF’nin resmî askerî danışmanları OAC’ye gelmiştir. Bunun yanında ikili ilişkilerin geliştiğinden de bahsetmek mümkündür. İlişkilerinin söz konusu niteliği, RF’nin Ukrayna politikalarına ve saldırısına yönelik tepkisinden de anlaşılabilir. OAC, RF’nin Donesk ve Luhansk’ı bağımsız devletler olarak tanıma kararını desteklemiştir.

Sonuç olarak, Afrika’nın RF ile ilişkileri, özellikle Putin yönetiminin son dönemlerinde gelişmeye başlamıştır. İki tarafın da bu ilişkilerden kazanım elde ettiği söylenebilir. BM Genel Kurulu’nun gerek Kırım gerekse Ukrayna’nın toprak bütünlüğü konularındaki kararlarında karşıt oy oranının az olması, Afrika’nın self-determinasyon tutumundaki başat ilkelerinin benimsenmeye devam ettiğini göstermektedir. Sınırların dokunulmazlığı ve toprak bütünlüğü ilkelerine bağlı kalınmıştır.


Dr. Ceren GÜRSELER
ANKASAM Uluslararası Hukuk Danışmanı