Tarih:

Paylaş:

AB-Cezayir İlişkileri: Rusya’ya Alternatif Olabilir mi?

Benzer İçerikler

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ardından Rusya ile Avrupa ülkeleri arasında yaşanan jeopolitik gerilimler, Avrupa Birliği’ni (AB) doğalgaz ve petrol alanında Rusya’ya olan bağımlılığı kırmaya ve alternatif kaynak aramaya yöneltmiştir. Bu kapsamda ilk olarak Rus petrol ve doğalgaz tedarikine yaptırımlar uygulanmış, daha sonra da Avrupalı liderler, Rusya’ya alternatif olabilecek tedarikçi ülkeleri ziyaret etmeye başlamıştır.

Savaştan önce Rusya, AB’nin doğalgaz ihtiyacının %40’ını karşılarken; bu oran, Cezayir için yaklaşık %11’di. Bu oranla ülke, Rusya ve Norveç’ten sonra Avrupa’nın üçüncü en büyük yabancı gaz kaynağıdır.[1] Ayrıca Akdeniz ülkesi olmasının da getirisiyle Cezayir, Avrupa’ya ihraç ettiği doğalgazı çoğunlukla İtalya ve İspanya’ya tedarik etmekteydi. Dolayısıyla savaşın ardından Cezayir’in kapısını çalan ilk liderler de bu ülkelerden olmuştur.

Savaşın ardından İtalya Eski Başbakanı Mario Draghi, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Şansölyesi Olaf Scholz, sık sık ülkelerinin enerji güvenliğini sağlayabilmek adına Akdeniz’i geçerek Afrikalı ülkeleri ziyaret etmiştir. Dolayısıyla uzun süredir uluslararası arenadan uzak kalan Cezayir, yoğun bir diplomasi trafiğine maruz kalmış; savaş, yalnızca Avrupa’da değil; Afrika’da da değişimlere yol açmıştır.

Avrupa ile Rusya arasında yaşanan jeopolitik depremlere karşı temkinli davranan Cezayir, Soğuk Savaş sırasındaki gibi öznel tarafsızlığı tercih etmiş ne Rusya ne de Avrupa’ya yönelik ilişkilerinde bir değişime gitmemiştir. Ancak yine de her ülkeye ticari açıdan açık kapı bıraktığını söylemek mümkündür. Zira Cezayir, AB ve Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyesi ülkelere doğalgaz tedarikini arttırırken; bu durumun Moskova’yla geliştirdiği ilişkileri etkilemediği söylenebilir. Söz konusu durum, Batılı ülkeler tarafından Cezayir’in güvenirliği konusunda şüphe uyandırsa da AB’nin ülkenin doğalgaz kaynaklarına ihtiyacı nedeniyle bunu göz ardı ettiği ifade edilebilir.

AB’nin Rus doğalgazından uzaklaşma çabalarıyla ilişkili olarak kanıtlanmış onuncu en büyük doğalgaz rezervine sahip, altıncı en büyük gaz ihracatçısı ve üçüncü büyük kaya gazı rezervine sahip olan Cezayir, Avrupa kıtasının “kurtarıcısı” olarak değerlendirilmektedir. Bunun en büyük sebeplerinden biri ise Cezayir ile Avrupa arasında doğalgaz akışını sağlayabilecek altyapının varlığıdır.

Halihazırda Cezayir, Trans-Med Boru Hattı yoluyla Rusya’yı geçerek İtalya’nın en büyük doğalgaz tedarikçisi konumuna yükselmektedir. Ayrıca Cezayir, Fas üzerinden İspanya’ya giden Mağrip-Avrupa Gaz Boru Hattı’yla (MEG) hem İspanya’ya hem de İspanya üzerinden Fransa ve Portekiz’e de doğalgaz ihraç etmektedir.[2]

AB’nin ilgi odağı olmasına ve savaşa rağmen henüz Rusya’ya alternatif olarak değerlendirilmesi konusunda Cezayir’in önünde birtakım engeller bulunmaktadır. İlk olarak ülkenin başta doğalgaz olmak üzere enerji alanında keşif, altyapı geliştirme ve yatırımlara ihtiyacı bulunmaktadır. Üstelik ülke, Batı Sahra’daki toprak iddiaları ve bölgedeki terör faaliyetleri nedeniyle yatırımlara odaklanamamaktadır. İkinci olarak ise iç enerji tüketiminin her geçen gün artması, Cezayir’in küresel pazarın taleplerini karşılamasını zorlaştırmaktadır.

Bu kapsamda AB’nin öncelikle Cezayir’e yatırımları arttırması ve gerekli istikrarın sağlanması konusunda destek vermesi öngörülmektedir. Batı, mevcut şartlar altında Cezayir’deki siyasi baskı ve azınlıklara yönelik kötü muamele gibi insan hakları ihlallerini görmezden gelmeye devam edebilecek olsa da birlik ve ülke arasındaki ilişkilerin artmasıyla birlikte Cezayir’in yalnızca enerji altyapısına yatırım yapmak yeterli olmayacaktır. Dolayısıyla ülkenin sadece ekonomik açıdan değil, sosyal ve siyasal bakımdan da reformlar uygulaması Akdeniz-Avrupa işbirliğinin devamlılığı açısından gündeme gelebilir.

Cezayir gazı fiyat, miktar ve erişim açısından Rus gazına göre daha az caziptir. Ancak jeopolitik değişimlerle birlikte söz konusu ülke, önemli ve etkili bir alternatif kaynak olarak ön plana çıkmaktadır. Cezayir’in AB’yle geliştirdiği ilişkilerin tarihinde özellikle de Fransa’yla sayısız anlaşmazlık ve başarısızlık vardır. Buna rağmen enerji arzının Akdeniz’den tutarlı bir şekilde akmaya devam etmesi, Rusya’nın yanında Cezayir’in daha güvenilir bir kaynak olduğu görüşünün ortaya çıkmasına yol açmıştır.

“Kurtarıcı” rolüne Cezayir açısından bakıldığında ise Rusya’yla mevcut geleneksel ilişkilerin AB ile Cezayir arasında bir geriletici faktör olarak bulunduğu söylenebilir. Özellikle de savaştan sonra Moskova, Kuzey Afrikalı ülkelere ilgisini artırmıştır. Bu durumda bölge ülkelerinin AB ile Rusya arasında kalabileceği ve tarafsızlıklarını bir kenara bırakmaya zorlanabilecekleri öngörülebilir. Cezayir de bundan etkilenerek zor durumda kalabilir.

Rusya ve Cezayir, 16-28 Kasım 2022 tarihleri arasında Cezayir’in kuzeybatısındaki Bechar’ın Fas sınırının hemen üzerindeki Hammaguir bölgesinde ortak askeri tatbikat gerçekleştirmiştir.[3] NATO ile Rusya arasında Soğuk Savaş emarelerinin görüldüğü bir dönemde, Rusya’nın Güney Avrupa sınırlarında Cezayir’le gerçekleştirdiği tatbikat, AB’nin enerji güvenliğine yine Moskova tarafından bir tehdit oluşturulduğu anlamına gelmektedir. Zira Rusya, Güney Avrupa’nın giriş kapısına kısa bir mesafede bulunan Cezayir’deki varlığını bir tehdit olarak kullanabilir.

Sonuç olarak her ne kadar Cezayir, AB’yle geliştirdiği ortaklık ve imzalanan anlaşmalarla kıtanın enerji krizine bir çözüm olabilecek gibi görünse de Rusya faktörü, yatırım eksikliği ve sosyo-ekonomik ayrışmalardan dolayı bu çok da kolay görünmemektedir. Dolayısıyla söz konusu ülkenin orta vadede kıtaya bir alternatif sunmayacağı söylenebilir. Cezayir’in hem AB’yle geliştirdiği ticari ilişkilerle ekonomik kazanç elde etmesi hem de Moskova’yla askeri işbirliğini arttırması, mevcut uluslararası sistemde ortaklık için sürdürülebilir bir durum değildir. Çünkü Cezayir hem Batı hem de Rusya’yla ortak çıkarlarını bırakmak istememektedir. Dolayısıyla AB’nin Cezayir’e bir “kurtarıcı” rolünü yüklemesi büyük bir risk olarak değerlendirilebilir.


[1] “EU Imports of Energy Products- Recent Developments”, Eurostat, https://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php?title=EU_imports_of_energy_products_recent_developments#Main_suppliers_of_natural_gas_and_petroleum_oils_to_the_EU (Erişim Tarihi: 29.11.2022).

[2] “Algeria ready to increase its gas deliveries to Europe”, Econostrum, https://en.econostrum.info/Algeria-ready-to-increase-its-gas-deliveries-to-Europe_a1297.html, (Erişim Tarihi: 29.11.2022).

[3] “Algeria, Russia Hold Joint Military Exercise in Mediterranean” Anadolu Agency, https://www.aa.com.tr/en/africa/algeria-russia-hold-joint-military-exercise-in-mediterranean/2715904, (Erişim Tarihi: 29.11.2022)

Elif TEKTAŞ
Elif TEKTAŞ
2020 yılında Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olan Elif Tektaş, aynı yıl Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda Ortadoğu ve Afrika Çalışmaları Bilim Dalı’nda yüksek lisans programına başlamıştır. Halihazırda yüksek lisans eğitimine devam eden Tektaş, iyi derecede İngilizce bilmektedir.