Analiz

2026 Davos Zirvesi ve Pluripolar Uluslararası Sistem

2026 Davos Zirvesi, pluripolar uluslararası sistemin olgunlaşma evresini işaret eden kritik bir dönüm noktasıdır.
He Lifeng’in Davos’taki konuşması, pluripolar dünyada Çin’in yükselen kutup olarak pozisyonunu pekiştirmiştir.
Pluripolarite açısından Macron’un söylemi, Avrupa’nın üçüncü kutup olma çabasını yansıtmaktadır.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

19-23 Ocak 2026 tarihlerinde “Diyalog Ruhu” temasıyla düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu (Davos Zirvesi), günümüz uluslararası sisteminin pluripolar karakterini açıkça ortaya koyan bir platform olmuştur.[i] Soğuk Savaş sonrası tek kutuplu Amerikan hegemonyasının aşınmasıyla birlikte yükselen pluripolarite, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Çin, Avrupa Birliği (AB) ve yükselen güçler arasında rekabetin yanı sıra işbirliği arayışlarını da beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda zirvede öne çıkan üç ana aktör ABD Başkanı Donald Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng üzerinden okunduğunda Davos 2026, küresel güç dengelerinin yeniden şekillenmesinin somut bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Trump’ın Grönland ısrarı Amerikan revizyonizmini, Macron’un sözleri Avrupa’nın stratejik özerklik arayışını, He Lifeng’in konuşması ise Çin’in ekonomik çok kutupluluğunu temsil etmektedir.

Pluripolarite, klasik realist yaklaşımlardan esinlenerek güç merkezlerinin çoğalmasıyla uluslararası sistemin daha karmaşık ve öngörülemez hale geldiğini savunmaktadır. Kenneth Waltz’un yapısal realizminden farklı olarak günümüz pluripolaritesi, ekonomik karşılıklı bağımlılık, teknoloji rekabeti ve bölgesel ittifaklarla şekillenmektedir. Davos 2026 ise bu kırılmanın en net göründüğü arena olmuştur. Bunlar; transatlantik ittifakın çatırdaması, Arktik bölgesinin stratejik hale gelmesi ve ticaret savaşlarının gölgesi altında diyalog arayışı olarak sırılanabilir.[ii]

Trump’ın Davos konuşmasında Grönland’ı yeniden gündeme getirmesi pluripolar dünyada Amerikan gücünün sınırlarını ve revizyonist eğilimlerini ortaya koymuştur. Trump, Grönland’ın güvenlik açısından vazgeçilmez olduğunu belirterek ABD’nin mülkiyet, hak ve sahiplik talep ettiğini ifade etmiştir. Askeri güç kullanılmayacağını açıklasa da “Golden Dome” savunma sistemi gibi projelerle Arktik’te Çin ve Rusya’ya karşı üstünlük arayışını belirtmiştir. Bu söylem 2019 yılındaki satın alma girişiminin devamı niteliğinde olup Arktik buzullarının erimesiyle açığa çıkan kaynaklar ve rotalar üzerindeki rekabeti yansıtmaktadır.[iii] Pluripolar perspektiften bakıldığında Trump’ın Grönland ısrarı, ABD’nin hegemonik konumunu koruma çabasının bölgesel bir yansımasıdır. Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) müttefiklerine (özellikle Danimarka’ya) yönelik tarife tehditleri, ittifak içi güç asimetrisini zorlayıcı bir araç olarak kullanılmıştır. Avrupa’nın tepkisi ve Çin’in sessiz izleyişi, ABD’nin artık mutlak hakimiyet kuramadığını ortaya koymaktadır.[iv]

Macron’un Davos konuşması, pluripolar dünyada Avrupa’nın konumunu netleştiren bir manifesto niteliğindedir. Macron, kuralsız bir dünyaya geçişten bahsederek zorbalığa karşı hukuk devletini ve saygıyı tercih ettiklerini vurgulamıştır. Bu ifadeler, doğrudan Trump’ın tarife tehditlerine ve Grönland taleplerine yöneliktir. Macron, ticaret savaşlarının karşılıklı kaybet-kaybet alanı ürettiğini belirterek etkili çok taraflılığı savunmuş ve ABD’nin Avrupa’yı domine etme çabasını eleştirmiştir.[v] Pluripolarite açısından Macron’un söylemi, Avrupa’nın üçüncü kutup olma çabasını yansıtmaktadır. Transatlantik ittifakın zayıflaması karşısında stratejik özerklik, AB’nin savunma, teknoloji ve ticaret alanlarında bağımsızlaşma stratejisidir. Macron’un “Avrupa’nın öngörülebilir ve hukuk temelli bir alan olduğu” vurgusu, yatırımcılara istikrar mesajı verirken, Çin’le işbirliğine açık kapı bırakmaktadır. Ayrıca Macron’un aviator gözlüklerle konuşması, beden dili ve söylemlerindeki sembolik unsurlar bile Avrupa’nın kendine güvenini ve Trump’a karşı duruşunu pekiştirmiştir. Pluripolar sistemde Avrupa, ABD ile Çin arasında denge unsuru olmaya çalışmakta, ancak ekonomik bağımlılıklar bu özerkliği sınırlamaktadır.

He Lifeng’in Davos’taki konuşması, pluripolar dünyada Çin’in yükselen kutup olarak pozisyonunu pekiştirmiştir. He, serbest ticaretin kararlı savunucusu olduğunu belirterek, tarifeler ve ticaret savaşlarının kazananı olmadığını vurgulamıştır. Çin’in kasıtlı ticaret fazlası peşinde koşmadığını, 2026 yılında iç talebi önceliklendirdiğini açıklamıştır. Bu söylem, ABD tarifelerine dolaylı yanıt olup Çin’in “dünyanın pazarı” olma iddiasını yinelemiştir.[vi] Pluripolar perspektiften bakıldığında Davos’a sessiz ama etkili katılım, Çin’in diyalog kanallarını açık tutma politikasını yansıtmaktadır.

Davos 2026, pluripolar dünyanın üç ana kutbunun (ABD, Avrupa ve Çin) çatışma ve işbirliği dinamiklerini sergilemiştir. Trump’ın revizyonist hamleleri hegemonik gerilemeyi, Macron’un eleştirileri Avrupa’nın özerklik arayışını, He’nin vurguları ise Çin’in ekonomik yükselişini temsil etmiştir. Arktik rekabeti, bu kutupların stratejik önceliklerini somutlaştırmıştır. Güç dengelerinin sıfır toplamlı olmaktan çıktığı bir sistemde Davos’taki gerilimler, işbirliğinin zorluğunu göstermiştir. NATO’nun geleceği, ticaret kuralları ve teknoloji standartları, bu kutuplar arasında yeni bir denge gerektirmektedir.

2026 Davos Zirvesi, pluripolar uluslararası sistemin olgunlaşma evresine girdiğini teyit eden bir dönüm noktasıdır. Trump’ın Grönland politikası, Amerikan gücünün coğrafi genişleme arayışını; Macron’un sözleri, Avrupa’nın normatif güç olma çabasını; Çin’in katılımı ise ekonomik kutup olarak yükselişi temsil etmektedir. Bu üç aktörün etkileşimi, küresel yönetişimin artık tek bir hegemon tarafından belirlenemeyeceğini göstermektedir. Gelecekte Arktik’in daha stratejik hale gelmesiyle birlikte pluripolar rekabet yoğunlaşacaktır. Bu süreçte diyalog kanallarının açık kalması, çatışmayı önleyecek en önemli unsurdur. Bu hususta:

  1. NATO’nun reforma tabi tutulması ve Arktik’te ortak güvenlik mekanizmaları kurulması,
  2. Ticaret savaşlarını önleyecek yeni çok taraflı anlaşmalar,
  3. Teknoloji ve enerji alanında kutuplar arası işbirliği platformları oluşturulması, olası bir çatışmayı önleme potansiyelin sahiptir.

Sonuç olarak günümüzde uluslararası ilişkiler, belirsizliklerle dolu olsa da fırsatlar da sunmaktadır. Yeni küresel meydan okumalar (iklim değişikliği, yapay zeka, pandemi) riskleri beraberinde getirmektedir. Ancak bu kutupların koordinasyonuyla çözülebilir sorunlardır. Davos 2026, bu koordinasyonun zorluğunu gösterdiği kadar gerekliliğini de vurgulamıştır. Uluslararası toplumun hegemonik nostaljiden vazgeçerek pluripolar gerçekliği kabul etmesi ve ortak bir yönetişim mimarisi inşa etmesi son derece önemli bir strateji olacaktır. Aksi takdirde rekabet çatışmaya dönüşebilir ve küresel istikrar kalıcı olarak zarar görebilir.

[i] “World Economic Forum Annual Meeting”, WeForum, https://www.weforum.org/meetings/world-economic-forum-annual-meeting-2026/, (Erişim Tarihi: 21.01.2026).

[ii] “Davos 2026: the last-chance saloon to save the old world order?”, The Guardian, https://www.theguardian.com/business/ng-interactive/2026/jan/18/davos-2026-donald-trump-us-wef-world-economic-forum, (Erişim Tarihi: 21.01.2026).

[iii] “Trump drops tariff threat, says he won’t take Greenland by force”, Aljazeera, https://www.aljazeera.com/news/2026/1/21/trump-nixes-european-tariff-threats-over-greenland-after-nato-chief-talks, (Erişim Tarihi: 21.01.2026).

[iv] “Trump’s Greenland offramp”, The Washington Post, https://www.washingtonpost.com/opinions/2026/01/21/greenland-trump-tariffs-davos-nato/, (Erişim Tarihi: 21.01.2026). 

[v] “Macron tells Davos of a ‘shift towards a world without rules’”, Reuters, https://www.reuters.com/world/macron-tells-davos-shift-towards-world-without-rules-2026-01-20/, (Erişim Tarihi: 21.01.2026). 

[vi] “Davos 2026: Special address by He Lifeng, Vice-Premier of the People’s Republic of China”, WeForum, https://www.weforum.org/stories/2026/01/davos-2026-special-address-he-lifeng/, (Erişim Tarihi: 21.01.2026). 

Zeynep Çağla ERİN
Zeynep Çağla ERİN
Zeynep Çağla Erin, 2020 yılında Yalova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden “Feminist Perspective of Turkish Modernization” başlıklı bitirme teziyle ve 2020 yılında da İstanbul Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Sosyoloji bölümünden mezun olmuştur. 2023 yılında Yalova Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında “Güney Kore’nin Dış Politika Kimliği: Küreselleşme, Milliyetçilik ve Kültürel Kamu Diplomasisi Üzerine Eleştirel Yaklaşımlar” başlıklı yüksek lisans tezini tamamlayarak mezun olmuştur. Şu an Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında doktora eğitimine devam etmektedir. ANKASAM Asya & Pasifik Uzmanı olan Erin’in başlıca ilgi alanları; Asya-Pasifik, Uluslararası İlişkiler’de Eleştirel Teoriler ve Kamu Diplomasisi’dir. Erin iyi derecede İngilizce ve başlangıç seviyesi Korece bilmektedir.

Benzer İçerikler