Tarih:

Paylaş:

Avrupa’nın Tayvan’a Artan İlgisi ve Statüko Tartışmaları

Benzer İçerikler

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Tayvan’ı ziyareti öncesinde ve sonrasında, ABD’li yetkililerin Çin’i yatıştırmak için sıkça vurguladığı bir husus vardır. Söz konusu husus, Tayvan’da hukuki açıdan yeni bir durum (statuo quo) yaratmadıkları yönündedir. Halbuki burada iki yönlü bir statüko değişikliğinden söz edebiliriz. Birincisi ABD, Tayvan’la ilgili statükoyu, siyasi olarak değiştirmeye başlamıştır. Daha da ilginç yanı, bu şartları Çin’e zorla kabul ettirmektedir. Daha doğrusu Çin, ABD’nin yarattığı bu yeni koşulları (görünüşte ve istemeden de olsa) kabul etmek durumunda kalmaktadır. Buna karşılık Çin, bölgede askerî açıdan yeni bir durum yaratmaktadır. Daha açık bir ifadeyle Pekin, Tayvan çevresinde peşi sıra yaptığı askeri tatbikatlarla bölgenin askeri-güvenlik koşullarını değiştirmeye başlamıştır.[1]

Hem ABD hem Çin, Tayvan’la ilgili siyasi ve askerî açıdan yeni teamüller (yapılageliş kuralları) oluşturmaya çalışmaktadırlar. Oluşan bu yeni (de facto) statüko nedeniyle Avrupalı güçler, Tayvan meselesinde yeniden pozisyon almaktadırlar. Esasına bakılırsa Avrupa’nın Tayvan’la olan “de facto” ilişkileri ve Avrupalı parlamento heyetlerinin adaya gerçekleştirdiği ziyaretler, son iki yıldır sıklaşmış durumdadır. Bu anlamda ABD’nin, Avrupalı müttefiklerine Tayvan’ı ziyaret etmeleri için açık bir desteği-teşviki söz konusudur. Bunun da etkisiyle Pelosi’den önce Avrupa Birliği (AB), Fransa, Çekya ve Slovakya gibi ülkelerden parlamento grupları Tayvan’ı farklı tarihlerde ve değişik aralıklarla ziyaret etmişlerdir. Son 3 yıldır Avrupalı heyetlerin adaya gösterdiği ilgi, Çin’in tepkisine yol açmış ve özellikle Litvanya’nın Tayvan’a açık desteği, Çin’in öfkesini derinleştirmiştir.

Pelosi’nin ziyaretinden bir hafta sonra Litvanya’dan bir parlamento heyetinin Tayvan’ı ziyaret etmesi, adayla ilgili yeni bir siyasi statükonun oluşmaya başladığının göstergesi olmuştur. Artık Avrupalı devletler, Pelosi’nin ziyaretinden cesaret alarak Tayvan’la siyasi ilişkilerini daha da yoğunlaştırmaktadırlar. Bu siyasi işbirliği zemini, ilerleyen dönemde Avrupa ve Tayvan arasında ekonomik ve askeri işbirliğinin önünü açabilir. Nitekim Almanya Parlamentosu üyelerinden oluşan bir heyetin Ekim ayında Tayvan’ı ziyaret etmesi kararlaştırılmıştır.[2] Almanya örneğinde olduğu gibi İngiltere’den bir heyetin de bu yılın sonuna kadar Tayvan’ı ziyaret etmesi beklenmektedir. ABD’nin “Tayvan’ın statükosuyla ilgili herhangi bir değişiklik yok” söylemini desteklemek için Avrupalı güçler, örneğin Almanya, Çin’in “tek Çin” ilkesine olan bağlılığını yinelemiştir.[3] Konuyla ilgili Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Christofer Berger, “(Bu ziyaretle birlikte) hiçbir şey değişmedi ve bu, ABD yönetimi tarafından da açıkça ifade edildi” demiştir.[4] Bu açıklama, Avrupalı güçlerin Pelosi’nin Tayvan ziyaretinden cesaret aldıklarının ve adayı daha fazla ziyaret edeceklerinin işareti olmuştur.

Almanya, ABD’nin herhangi yeni bir durum yaratmadığını; ancak Çin’in burada yaptığı tatbikatlarla statükoyu tehdit ettiğini ileri sürerek Tayvan’a destek olmak amacıyla adayı ziyaret etmeyi planlamaktadır. Kısacası ABD, Çin’in “provokatif davrandığı” algısını yaratarak Avrupalı güçlerin Tayvan’a daha fazla destek vermesini sağlayabilmiştir. Pelosi’nin ziyareti bu anlamda dönüm noktası olmuştur. Bu kritik eşik aşılmıştır. Artık Avrupalı diğer ülkeler de bu teamülden yola çıkarak Tayvan’a destek olmak adına adayı ziyaret edecekler ve siyasi, ekonomik ve gerekirse askeri işbirliği kurabileceklerdir.

Avrupa’nın Tayvan’la Siyasi Temasları Nelere Yol Açabilir?  

Birincisi Çin, Litvanya örneğinde olduğu gibi Avrupa ülkelerine ikincil ekonomik yaptırım getirebilir.Zira geçtiğimiz yıl Çin, Tayvan’ın, Litvanya’da diplomatik ofis açması üzerine Vilnius’a ikincil yatırımlar getirmişti. Böylece Litvanya menşeli ürünlerin Çin’e satışına ambargo getirilmiş ve Avrupa’daki hiçbir ülke tedarik zincirinde Litvanya’nın yer aldığı ürünleri Çin’e satamamıştı. Kısacası Pekin, Avrupalı ülkelere karşı elinde ekonomik yaptırım kozunu bulundurmaktadır.Avrupa ekonomileri ise Çin’e büyük oranda bağımlıdır. Bu yüzden Tayvan’la “de facto” anlamda geliştirilen siyasi ilişkilerin, ekonomik açıdan kendileri için daha maliyetli olacağını hesap ediyor olabilirler.

Litvanya’yla ilgili krizin çıkmasından sonra, geçtiğimiz yıl Fransa, AB içerisinde Çin’in ekonomik yaptırımlarını önleyebilecek yeni mekanizmalar kurulması çağrısında bulunmuştu. Eğer Çin’in bu uygulamaları Almanya ve İngiltere gibi ülkelere yönelirse, Avrupa’nın ekonomik krizi içinden çıkılmaz bir hal alabilir. ABD’nin İran’la ilgili ikincil yaptırımlarını aşabilmek için Avrupa, INSTEX gibi mekanizmalar kurmuştu. Çin’in Avrupa devletlerine getireceği olası yaptırımları, bu tür mekanizmalar yoluyla aşabilmek mümkün olmayabilir. Çünkü AB ekonomisi ve üretim zincirlerini birbirinden ayırmak hiç kolay değildir, dolayısıyla Çin’in bu yaptırımlarından bir bütün olarak Avrupa etkilenecektir.  

İkincisi Tayvan’la siyasi ilişkiler, askeri-güvenlik işbirliğini de beraberinde getirecektir. Bu durum ise Avrupa’nın Çin’le askeri açıdan karşı karşıya gelmesine yol açabilir. Örnek vermek gerekirse, 2021 yılının Mayıs ve Haziran aylarında İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss, Ukrayna örneğinden dersler çıkartılması ve Tayvan’a şimdiden askeri yardımda bulunulması gerektiğini söyleyerek Çin’e karşı Tayvan’ın savunulması gerektiğini dile getirmişti.[5] Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü’nün (NATO) yeni güvenlik konseptinde Çin’in yer almasıyla birlikte Avrupa’nın “Çin tehdidiyle” daha fazla ve yakından ilgileneceği tahmin edilmekteydi. Pelosi’nin ziyaretinden sonra G7 ülkeleri, Çin’in Tayvan Boğazı’nın güvenliğini tehlikeye atan tatbikatlarını kınamış ve bölgedeki statükoyu tek taraflı olarak, zorla değiştirmemesi çağrısında bulunmuştur.[6]

Kararlı bir tutum sergileyen ülkelerden biri de Almanya olmuştur. Pelosi’nin Tayvan’a indiği gün, 2 Ağustos 2022 tarihinde Almanya, Çin’in saldırması halinde Tayvan’a yardım edeceğini açıklamıştır.[7] Bu bağlamda Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, şu açıklamayı yapmıştır: [8]

 “Uluslararası hukukun çiğnenmesini ve daha büyük bir komşunun uluslararası hukuku ihlal ederek küçük komşusuna saldırmasını kabul etmiyoruz ve bu elbette Çin için de geçerli.

Bu tavır, Almanya’nın ABD’ye, Tayvan’da bir savaş çıkmasını engellemeye yönelik verdiği desteği göstermektedir. Gerginliğin tırmanması ve çatışma riskinin ortaya çıkması nedeniyle Almanya, gerekirse ABD’ye destek olabileceğini ima ederek Çin’i caydırmaya çalışmıştır. Ziyaretten bir gün sonra, savaş riskinin azalmasıyla birlikte Almanya, Tayvan Boğazı’nda gerilimi azaltma çağrısında bulunmuş ve “Tek Çin İlkesi”ne bağlı olduğunu vurgulamıştır.[9]

Almanya’nın bu geri adımının sebebi Çin’le ekonomik ilişkilerini tehlikeye atmak istememesidir. Ancak kesin olan durum şudur: Almanya, Fransa ve İngiltere başta olmak üzere Avrupa devletleri, Pelosi’nin Tayvan ziyaretinden cesaret alarak Tayvan’la siyasi ilişkilerini geliştirmeye devam edeceklerdir. Bunun bir adım ilerisi Avrupa’nın Tayvan’a askeri yardımda bulunmaya başlamasıdır. Bu, NATO’nun Hint-Pasifik ve “Çin tehdidine” yoğunlaşmasını beraberinde getirecektir. ABD, Tayvan’la ilgili maliyetlerin Avrupa’yla paylaşılması gerektiğini düşünmekte ve üzerindeki yükü dağıtmak istemektedir. Avrupa ise Çin’le olan ekonomik bağımlılığı nedeniyle Tayvan’la askeri işbirliğini göze alamayabilir.

Üçüncü ve son olarak ABD ve Avrupalı müttefiklerinin, Tayvan’la “de facto” anlamda geliştirdiği siyasi ilişkiler, Çin’in Tayvan Boğazı ve çevresindeki askeri faaliyetlerini artırmasına ve güvenlik alanında yeni “de facto” durumlar yaratmasına yol açmaktadır. EğerAvrupalı güçler Tayvan’a olan desteklerini askeri alana taşırlarsa; bu, mevcut hukuki şartların köklü bir şekilde değişmesi (rebus sic stantibus) anlamına gelecektir. Çin, böyle bir iddiada bulunarak olağan üstü tedbirler alma ve kuvvet kullanımına başvurarak adayla birleşme yoluna gidebilir.

Daha açık bir ifadeyle Çin, 1971 yılında dünya devletlerinin Birleşmiş Milletler’de (BM) almış oldukları 2758 sayılı kararla birlikte onayladıkları “Tek Çin ilkesini” ihlal ettiklerini, yeni bir durum yarattıklarını ve dolayısıyla bağlı oldukları kararla ilgili köklü bir değişiklik meydana getirdiklerini ileri sürebilir. Uluslararası antlaşmalar hukukuyla ilgili olan bu ilkenin BM kararlarına uygulanması ise bir başka tartışma konusudur. Eğer BM kararlarının bağlayıcı olduğu (erga omnes) gerçeğinden yola çıkarsak Çin, dünya devletlerinin “tek Çin” ilkesine bağlılığında köklü bir değişikliğin olduğunu ileri sürebilir. Çin, böyle bir tehlikenin varlığını öne sürerek, Tayvan’la birleşme yoluna gideceğini açıklayabilir. Bu operasyonu Çin, mevcut statükoyu koruma veya değişen koşullar karşısında olağanüstü tedbirler alma hamlesi olarak yorumlayabilir.


[1] “China Shifts the Military Status Quo on Taiwan After Pelosi Visit”, Washington Post, https://www.washingtonpost.com/world/2022/08/09/military-beijing-china-pla-taiwan-pelosi/, (Erişim Tarihi: 15.08.2022).

[2] “German Delegation To Visit Taiwan in October Despite Threat Of Chinese Retaliation: Report”, Republic World, https://www.republicworld.com/world-news/europe/german-delegation-to-visit-taiwan-in-october-despite-threat-of-chinese-retaliation-report-articleshow.html, (Erişim Tarihi: 15.08.2022).

[3] “Germany Calls for de-escalation in Taiwan Strait”, AA, https://www.aa.com.tr/en/europe/germany-calls-for-de-escalation-in-taiwan-strait/2652753, (Erişim Tarihi: 15.08.2022).

[4] Aynı yer.

[5] “Truss Urges Allies to ‘Learn Lessons from Ukraine’ and Give Taiwan More Support”, Independent, https://www.independent.co.uk/news/uk/taiwan-liz-truss-ukraine-china-nato-b2112759.html, (Erişim Tarihi: 15.08.2022).

[6] “G7 Foreign Ministers’ Statement on Preserving Peace and Stability Across the Taiwan Strait”, EEAS, https://www.eeas.europa.eu/eeas/g7-foreign-ministers%E2%80%99-statement-preserving-peace-and-stability-across-taiwan-strait_en, (Erişim Tarihi: 15.08.2022).

[7] “Germany Promises to Help Taiwan if China Attacks”, RT, https://www.rt.com/news/560079-germany-help-taiwan-china/, (Erişim Tarihi: 15.08.2022).

[8] “China Issues Threatening Warning to Germany After Support for US Pelosi’s Visit to Taiwan”, Express, https://www.express.co.uk/news/world/1649801/china-news-Nancy-pelosi-Taiwan-visit-germany-annalena-baerbock-berlin-ambassador-Beijing, (Erişim Tarihi: 15.08.2022).

[9] “Germany Calls for de-escalation in Taiwan Strait”, AA, https://www.aa.com.tr/en/europe/germany-calls-for-de-escalation-in-taiwan-strait/2652753, (Erişim Tarihi: 15.08.2022).

Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk Tamer, 2014 yılında Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Gazi Üniversitesi Ortadoğu ve Afrika Çalışmaları Bilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başlamıştır. 2016 yılında “1990 Sonrası İran’ın Irak Politikası” başlıklı teziyle master eğitimini tamamlayan Tamer, 2017 yılında ANKASAM’da Araştırma Asistanı olarak göreve başlamış ve aynı yıl Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Programı’na kabul edilmiştir. Uzmanlık alanları İran, Mezhepler, Tasavvuf, Mehdilik, Kimlik Siyaseti ve Asya-Pasifik olan ve iyi derecede İngilizce bilen Tamer, Gazi Üniversitesindeki doktora eğitimini “Sosyal İnşacılık Teorisi ve Güvenlikleştirme Yaklaşımı Çerçevesinde İran İslam Cumhuriyeti’nde Kimlik İnşası Süreci ve Mehdilik” adlı tez çalışmasıyla 2022 yılında tamamlamıştır. Şu anda ise ANKASAM’da Asya-Pasifik Uzmanı olarak görev almaktadır.