Tarih:

Paylaş:

Balkanların AB’ye Entegrasyon Sürecine Rusya’nın Tepkisi: Bosna Hersek Örneği

Benzer İçerikler

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Tarih boyunca Balkan coğrafyası, Rusya’nın nüfuz elde edebilmek için mücadele ettiği önemli alanlardan olmuştur. Bu bağlamda Balkanlar, Rusya ile Batı arasında uzun süredir güç mücadelesine sahne olmaktadır. Söz konusu coğrafyadaki ülkelerden biri de Bosna Hersek’tir. Özellikle de Rusya’nın Batı Balkanlar’ın Avrupa Birliği’yle (AB) olan entegrasyonunu engellemeye çalışan bir siyaset yürüttüğü görülmektedir.

Buna karşılık Batı ise Bosna Hersek’in AB’ye üye olmasını sağlayarak bu ülkedeki etkisini arttırmaya çalışmaktadır. Bu bağlamda AB, 15 Aralık 2022 tarihinde Bosna Hersek’e adaylık statüsü verilmesini kabul etmiştir. Bahse konu olan kararın ardından AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Bosna’nın geleceğinin AB’de olduğunun teyit edildiğini belirtmiştir. Dahası Borrell, Bosna’daki siyasi liderlerin artık kararlı reformlar vesilesiyle bu üyeliği gerçeğe dönüştürebileceklerini öne sürmüştür.[1]

Görüldüğü üzere AB, bloğa kendi isteği doğrultusunda yapılacak reformlar vasıtasıyla yeni üyeler kazandırarak Balkanlar’da bölgesel istikrarı sağlama amacındadır. Bilhassa Bosna Hersek’in siyasi yapısı gereği Rus nüfuzuna açık bir ülke olması, Brüksel’in Saraybosna’ya daha özel bir perspektifle yaklaşmasına yol açmaktadır.

Diğer taraftan Moskova’nın Saraybosna’ya yönelik siyasetinin daha iyi anlaşılabilmesi için Bosna Hersek’in siyasi yapısının incelenmesinde fayda vardır. 1995 senesinde Bosna’daki savaşı bitiren Dayton Antlaşması uyarınca Bosna Hersek’in devlet yapısı hassas bir denge üzerine kurulmuştur. Nitekim Bosna Hersek; biri Bosna-Hersek Federasyonu, diğeri Sırp Cumhuriyeti olmak üzere iki entite ile Boşnak, Hırvat ve Sırp olmak üzere üç kurucu halktan ve ayrı bir yönetimi bulunan Brçko Bölgesi’nden oluşmaktadır.[2]

Öte yandan Rusya’nın Bosna Hersek’te nüfuz elde etme politikasının temel direğini Sırp Cumhuriyeti oluşturmaktadır. Çünkü bahsi geçen cumhuriyette yaşayan halkın çoğunluğu Ortodoks olmasının yanı sıra etnik Sırplardan oluşmaktadır. Söz konusu durum, Rusya’nın Bosna Hersek’te nüfuz elde edebilmesini kolaylaştırmaktadır. Moskova yönetimi, Sırp Cumhuriyeti’yle olan dini ve kültürel yakınlığını kullanarak Bosna Hersek’in Batı’yla entegrasyon sürecini sekteye uğratmaya çalışan bir politika takip etmektedir.

Anlaşılacağı gibi, Brüksel’in Saraybosna’ya aday statüsü vermesinin bir nedenini de Bosna Hersek’teki Rus nüfuzun sınırlanması gayesi oluşturmaktadır. Zira AB, Bosna’yı bloğa entegre ederek ülkenin ekonomik ve siyasi açıdan daha istikrarlı bir yapıya kavuşmasını hedeflemektedir.

Öte yandan Moskova’nın Brüksel’in mevzubahis kararına ilişkin tepkisi oldukça sert olmuştur. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, 23 Aralık 2022 tarihinde AB’nin Bosna’ya aday ülke statüsü vermesini eleştirmiş ve bunun Batı’nın Balkan ülkelerine yönelik dayatma niteliğindeki baskısının bir parçası olduğunu belirtmiştir. Üstelik AB’nin Bosna’ya ilişkin kararının bölgenin topyekûn jeopolitik fethi görevinden kaynaklandığını iddia etmiştir.[3]

Kısacası Moskova yönetimi, Saraybosna’nın Brüksel’le olan entegrasyon sürecinin hızlanmasından hiç de hoşnut değildir. Bu bağlamda Rusya’nın Bosna Hersek’in AB’ye olan bütünleşmesini engelleyebilmek adına Sırp Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Milorad Dodik’le olan ilişkilerini kullanabileceği söylenebilir. Zira ayrılıkçı kimliğiyle bilinen Dodik, defalarca Sırp Cumhuriyeti’ni Bosna Hersek’ten koparmakla tehdit etmiştir. Bu durum, Bosna Hersek’teki siyasi istikrarın sağlanmasını zorlaştırmaktadır. Dolayısıyla Kremlin’in Bosna Hersek politikasında özelde Dodik ve genelde ise Sırplar önemli bir faktördür.

Dahası Rusya’nın Sırbistan Büyükelçisi olan ve Bosna Hersek’te de aynı görevi yürütmüş olan Alexander Bocan Harcenko, 2 Ocak 2023 tarihinde Batı’nın formüle ettiği taleplerle istikrarlı bir Bosna Hersek yaratmanın mümkün olmadığını belirtmiştir. Ayrıca Harcenko, Bosna’nın AB için aday statüsü elde etmesinin tehlikeli bir şey olduğunu öne sürmüş ve bunun Sırp Cumhuriyeti üzerinde ek bir baskı aracı olacağını dile getirmiştir. Bunun yanı sıra Harcenko, Bosna’nın adaylık statüsünün Sırp Cumhuriyeti ile Rusya arasındaki münasebetlerin askıya alınmasını içerdiğini de ifade etmiştir.[4]

Rus Büyükelçi’nin sözlerinden de anlaşılabileceği üzere, Bosna Hersek’in AB’ye üye olması, bir anlamda Moskova’nın söz konusu ülkede nüfuz elde etmesini sağlayan araçların ortadan kalkması anlamına gelecektir. Dolayısıyla bu durum, Moskova’nın niçin Saraybosna’nın AB üyeliğine karşı çıktığını göstermektedir.

Diğer taraftan Dodik’in 9 Ocak 2023 tarihinde Bosna Hersek Anayasası’na aykırı olmasına rağmen kutlanan Sırp Cumhuriyeti gününde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e ülkedeki en yüksek ödül olan “Sırp Cumhuriyeti Nişanı”nı vermesi, AB’nin sert tepkisine yol açmıştır. Dodik, Putin’in Sırp Cumhuriyeti’ne olan ilgisi ve sevgisi sebebiyle ödüllendirildiğini belirtmiştir. Buna karşılık AB Komisyonu Sözcüsü Peter Stano, Bosna Hersek’teki tüm etnisitelerdeki siyasi liderlere, AB’nin hukukun üstünlüğüne bağlı kalmasına önem verdiğini iletmiştir. Ayrıca Stano, bunun Bosna’ya AB aday statüsü verilen bir ortamda her zamankinden daha önemli olduğunu vurgulamıştır.[5] Özetle AB, Bosna Hersek’in aday statüsü kazandığı bir dönemde yaşananlardan rahatsız olmuştur. Bu bakımdan Dodik’in Bosna Hersek’in AB’yle olan bütünleşme sürecini sekteye uğratan hamlelerde bulunduğu ifade edilebilir.

Sonuç olarak Bosna Hersek’in ilerleyen süreçte de AB ile Rusya arasında nüfuz mücadelesine sahne olabileceği öngörülebilir. Rusya’nın söz konusu mücadeledeki en büyük silahının Sırp Cumhuriyeti olduğu ileri sürülebilir. Öte yandan AB de Bosna’nın birliğe üyelik sürecini kullanarak ülkedeki etkinliğini arttırmak isteyecek gibi gözükmektedir.


[1] “EU Membership: Boost for Bosnia as Sarajevo Given ‘Candidate Status’ to Join Bloc”, Euronews, https://www.euronews.com/2022/12/16/eu-membership-boost-for-bosnia-as-sarajevo-given-candidate-status-to-join-the-bloc, (Erişim Tarihi: 10.01.2023).

[2] “Bosna-Hersek’in Siyasi Görünümü”, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, https://www.mfa.gov.tr/bosna-hersek-siyasi-gorunumu.tr.mfa, (Erişim Tarihi: 10.01.2023).

[3] “Russia Denounces EU for Granting Bosnia Candidacy Status”, Reuters, https://www.reuters.com/world/europe/russia-denounces-eu-granting-bosnia-candidacy-status-2022-12-23/, (Erişim Tarihi: 10.01.2023).

[4] “Former Russian Ambassador to BiH: Candidate Status for the EU is a Dangerous Thing”, Sarajevo Times, https://sarajevotimes.com/former-russian-ambassador-to-bih-candidate-status-for-the-eu-is-a-dangerous-thing/, (Erişim Tarihi: 10.01.2023).

[5] “EU, US Slam Bosnian Serb Leader for Awarding Putin Highest Honor”, Politico, https://www.politico.eu/article/eu-us-slam-bosnia-serb-leader-molorad-dodik-awarding-putin-honor/, (Erişim Tarihi: 10.01.2023).

Cemal Ege ÖZKAN
Cemal Ege ÖZKAN
Cemal Ege Özkan, 2019 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nden mezun olmuştur. Yüksek lisans derecesini, 2022 senesinde aynı üniversitenin Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Anabilim Dalı’nda hazırladığı “Türk Siyasi Hayatında Selim Rauf Sarper ve Faaliyetleri” başlıklı teziyle almıştır. Hâlihazırda aynı enstitüde doktora eğitimine devam etmektedir. 2020-2021 yılları arasında Türk Tarih Kurumu Yüksek Lisans Bursiyeri olan Özkan, iyi derecede İngilizce bilmektedir.