Tarih:

Paylaş:

Batı Balkan Devletleri’nin AB Üyelik Süreçleri

Benzer İçerikler

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Birlik içerisinde yaşamak, Avrupa devletlerinin uzun yıllardır hayalidir. Batı Balkanlar, tarih boyunca Avrupa kıtasının önemli bir parçası olmuştur. Bu bölge, 20. yüzyılın sonlarına doğru yaşanan çatışmaların ardından istikrara kavuşarak Avrupa Birliği’yle (AB) bütünleşme sürecine yönelmiştir.

AB’ye katılmak isteyen her ülke bir amaca sahiptir. Bu amaç Batı Balkan ülkeleri için güvenlik olmuştur. Devam eden Rusya-Ukrayna ihtilafının bölgeye yayılma ihtimalini göz önünde bulunduran Balkan ülkelerinin AB’ye üyelik istekleri de azalmıştır. Yaşanan bu kriz, AB’nin genişleme sürecinin tekrar gündeme gelmesini sağlamıştır.

Batı Balkan ülkeleri, 21. yüzyılın başlarında AB üyeliği konusundaki kararlılıkları ve reform çabalarıyla dikkat çekmeye başlamıştır. Sırbistan, Kosova, Bosna Hersek, Karadağ, Kuzey Makedonya ve Arnavutluk hem AB’nin hem de Batı Balkanların “mümkün olan en kısa sürede ama en geç 2030 yılına kadar genişlemesini istemektedirler.  

Birlik, Batı Balkanların AB’yle bütünleşmesi konusunda tam bir kararlılık içindedir. Bu, tüm bölgeyi ve AB’yi birleştiren ortak bir stratejik hedeftir.[1] Bu hedef doğrultusunda da Avrupa’yı bir bütün haline getirmek ve çerçevelemek birliğin ana vizyonu haline gelmiştir. Nitekim 1993 yılından itibaren aynı biçimde devam eden müzakerelerle üye sayısı arttırılmaya çalışılmaktadır. Her bölgesel birliğin ana nirengi noktası olan çıkar, güvenlik ve işbirliği gibi konular, AB’de de baskın bir şekilde kendini göstermiş durumdadır. 1993 tarihli Kopenhag Zirvesi’nde belirlenen ve “Kopenhag Kriterleri” olarak bilinen hususlar, Birliğe üye olmak isteyen ülkeler açısından temel bir kılavuz niteliği taşımaktadır.[2] Birliğe girmek isteyen ülkelerin demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü ilke edinmiş olması, insan haklarını ön plana alması, rekabet piyasası uygulayabilecek kapasiteye sahip olması ve birçok alanda birlikte hareket edecek fedakarlığa sahip olması gerekmektedir.

Batı Balkanlar ülkelerinin ilk olarak 2003 yılında Selanik Zirvesi’nde AB’ye katılımı gerçekleşmiştir. Söz konusu tarihten itibaren bu ülkelerin AB üyeliği için çeşitli adımlar atılmış olmasına rağmen AB’nin genişlemesinde birçok aksaklık yaşanmıştır. Arnavutluk, 1990’lı yıllarda Birlik’le yakın temaslara geçmeye çalışmış, Yunanistan ve İtalya’yla iyi ilişkiler kurarak süreci hızlandırmaya çalışmıştır. Fakat ekonomik ve siyasi birliğin oluşmamasından dolayı süreç ertelenmek durumunda kalmıştır. “İstikrar ve Ortaklık Süreci” adında yapılan çalışma, 1999 yılında AB üyeliği için bir öncü adım olmuştur. Potansiyel aday ülke sıfatını elde eden Arnavutluk, Mart 2020 tarihinde Birlik’le müzakere sürecine girmiştir.

Sırbistan ise başlarda yaşadığı Bosna Hersek ve Kosova mücadeleleri yüzünden AB üyelik sürecini yavaş adımlarla aktif hale getirmek zorunda kalmıştır. 2000 yılına gelindiğinde ilk hedef olarak “İstikrar ve Ortaklık Süreci” kapsamında AB’ye tam üye olmak istemiştir. Potansiyel adaylıktan 1 Mart 2012 tarihinde ancak çıkılmış, bu tarih itibariyle de adaylık süreci başlamıştır. Sırp halkının AB’ye karşı bakış açısı ve Kosova tarafından yaşanan güvenlik krizleri yüzünden süreç oldukça yavaş şekillenmiştir. Aynı zamanda Sırbistan’ın AB’ye üyeliğinin gerçekleşmemesi durumunda siyasi istikrarsızlığın ve Balkanların tekrar radikalleşmesi olasılığı da AB için endişe kaynağı olmuştur.[3] 2020 tarihinden itibaren Sırbistan’la da müzakereler son hızla devam etmektedir.

Diğer Batı Balkan ülkelerinin aksine daha benzer ve çatışma ortamının olmadığı Karadağ, 2006 yılında bağımsızlığını ilan etmesiyle reform sürecine girmiştir. Bir yılın ardından “İstikrar ve Ortaklık Anlaşması” imzalanmış, 2010 yılında Karadağ’ın aday ülke statüsü onaylanarak 2012 yılında müzakere süreci resmen başlatılmıştır. Karadağ’ın 2015 yılında Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) tarafından üyelik daveti, AB’nin de ilgisini çekmiş ve önemli bir kıstas olmuştur. Lakin Karadağ’ın ekonomik birlik konusundaki ilerlemesi, süreci de yavaşlatmıştır.

Kuzey Makedonya, 2004 yılında adaylık başvurusu yaparak 2005 yılında kabul almıştır. 2009 yılında da Kuzey Makedonya da “İstikrar ve Ortaklık Sürecine” dahil olmuştur. Ancak bu durum, Yunanistan’ın veto hakkından dolayı tam anlamıyla başlayamamıştır. Aynı zamanda Yunanistan engeli, NATO için de kendini göstermiştir. Uluslararası Adalet Divanı süreciyle beraber Mart 2020 tarihinde Kuzey Makedonya’yla müzakerelerinin başlatılmasına karar verilmiştir.

Bosna Hersek, karmaşık yapıya sahip olmasından ötürü zorlu bir AB adaylık süreci yaşamıştır. Ancak 2015 yılına gelindiğinde “İstikrar ve Ortaklık Süreci” kabul edilebilmiştir. Ardından da adaylık süreci başlatılmıştır.

Kosova, diğer Batı Balkan ülkelerine göre en son bağımsızlığını almış olmasından dolayı sürecin nispeten yeni aktifleştiği bir devlettir. Ülke, 2006 yılında “İstikrar ve Ortaklık Sürecine” dahil olmuştur. Bazı AB ülkelerinin Kosova’yı hala tanımamış olması, ülkenin adaylığını zorlaştırmaktadır. Bu devletlerin kendince sebepleri bulunmaktadır. Örneğin AB üyesi olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne (GKRY) göre hukuken geçersiz bir olaydır. Eğer kabul edilirse kendi toprakları içerisinde örnek teşkil edilerek güvensizlik çıkmasına yol açacağı düşünülmektedir.

AB üyeliği ihtimali, Batı Balkan ülkelerinin çeşitli anlamlarda iyileştirilmesinde ve ilerleyişlerinde büyük bir kapı açmaktadır. Aynı şekilde AB’nin genişleme sürecinde ve Avrupa’nın tamamen çerçevelenmesinde önemli bir katkı niteliği göstermektedir. Sağlanacak güven, siyasi ve ekonomik birlikler uluslararası anlamda da büyüklüğü ve dokunulmazlığın kapılarını aralayabilir.

Her iki tarafın da isteksizlikleri bu süreçleri uzatmaktadır.  Bu isteksizlerin sebebi de Batı Balkan devletlerinin iç ve dış mücadelelerinin hala günümüzde de ara ara kendini göstermesi, siyasi ve ekonomik birliklerini oluşturacak yapılara sahip olmaması gibi nedenler olduğu söylenebilir. AB’nin isteksizliğinde ise genişleme süreçlerini iyi kontrol edememesi yatmaktadır. Birlik düşüncesini savunurken kendi içindeki ülkeler arasında yalnızca sözde bir birlik vardır. AB, üyelik sözünü sonuçsuz bırakıp bölgeyi hayal kırıklığına uğratmak yerine, genişlemeye hazırlıklı olmak için gerekli adımları derhal atması gerekmektedir.


[1] “The EU and the Western Balkans Towards A Common Future”, EEAS, https://t.ly/ztgG5, (Erişim Tarihi: 15.09.2023)

[2] “Avrupa Birliği’nin Genişlemesi”, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, https://www.ab.gov.tr/avrupa-birliginin-genislemesi_109.html, (Erişim Tarihi: 15.09.2023).

[3] Tatar-Armişen, “Batı Balkan Devletleri ve Avrupa Birliği Genişlemesine Etkisi”, Dergipark, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2228850, (Erişim Tarihi: 15.09.2023)

Sena BİRİNCİ
Sena BİRİNCİ
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü