Tarih:

Paylaş:

Bölgesel Projelerde Afganistan’ın Kritik Önemi

Benzer İçerikler

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

40 yıldan uzun bir süredir çatışmalara, savaşlara, müdahalelere ve terör saldırılarına sahne olan Afganistan, Orta ve Güney Asya arasında önemli bir köprü görevi görmektedir. Bu nedenle söz konusu ülkede yaşanan bir sorun veya tehdit, Afganistan’ın sınırlarının ötesinde bir etki yaratmaktadır. Bundan özellikle Orta Asya ve görece daha az da olsa Güney Asya etkilenmektedir. Ayrıca son dönemde değişen dinamiklerle birlikte geniş anlamda Avrasya da Afganistan merkezli gelişmelerden etkilenmektedir.

Afganistan’ın geçirdiği çatışmalı süreç, projeler bazında iki temel etkiye yol açmıştır. Öncelikle Afganistan’ın dahil olmadığı projeler gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Yani bu ülkenin güvenlik tehditlerinden dolayı kullanılamayacağı düşünüldüğünü için çevre ülkeler üzerinden bir ağ geliştirilmiştir. Diğer yandan Afganistan’ı içerse de bir türlü başlanamayan, bitirilemeyen ve hayata geçirilemeyen projelere de imza atılmıştır. Mevzubahis projelerin akıbetini etkileyen en önemli faktör ise Afganistan’daki belirsizlik olmuştur.

15 Ağustos 2021 tarihinde Taliban, Afganistan’a egemen olsa da günümüzde söz konusu ülkedeki belirsizlikler ve terör tehditleri devam etmektedir. Zira Taliban’ın atadığı yönetim, henüz herhangi bir devlet tarafından tanınmamıştır. Ayrıca bölgede devletler ve çeşitli gruplar arasındaki çatışmalar, önemli ölçüde azalsa da terör örgütleri varlıklarını sürdürmektedir. Bunun en önemli örneği de terör örgütü Devlet’ül Irak ve’ş Şam’ın (DEAŞ) sözde Horasan Emirliği’dir (ISKP). Terör örgütü ISKP, 12 Aralık 2022 tarihinde Kabil’deki bir otele düzenlediği saldırıyla Çin’in vatandaşlarını bu ülkeyi terk etmesi çağrısında bulunmasına yol açmıştır.[1]

Afganistan’ı da içinde barındıran çeşitli projelere bakıldığında, ön plana Türkmenistan-Afganistan-Pakistan-Hindistan (TAPI) Doğalgaz Boru Hattı, Türkmenistan-Afganistan-Pakistan (TAP) Elektrik Nakil Hattı, Trans-Afgan Ulaştırma Koridoru, CASA-1000 (Orta ve Güney Asya ülkelerinden Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan ve Pakistan proje dahil), Türkmenistan-Afganistan-Tacikistan (TAT) Demiryolu Hattı ve Hindistan’a kadar genişletilmesi tartışılan Orta Koridor kapsamındaki Lapis Lazuli güzergahı sayılabilir. Ayrıca Pekin yönetiminin Afganistan’ı Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’na (CPEC) dahil edebileceği de konuşulmaktadır.

Söz konusu projelerin önemli bir kısmı inşa sürecindedir. Taliban, projelerin hayata geçirilmesi için çaba harcamaktadır. Ancak tanınma konusu, güvenlik ve terör tehditleri ile ekonomik sorunlar, Afganistan’ın potansiyelinin kullanılmasının önüne geçmektedir. Zira projeler, Orta ve Güney Asya ülkeleri için önemli kazanımlar sağlarken; Afganistan’ın normalleşme ve bölgelerin entegrasyon sürecini hızlandıracaktır. Ancak Afganistan, nasıl tehditler nedeniyle potansiyelini kullanamıyorsa, Orta ve Güney Asya da benzer gerekçeyle potansiyeline ulaşamamaktadır. Diğer taraftan belirtmek gerekir ki; Orta Asya ile Güney Asya arasındaki enerji de dahil olmak üzere ticaretin ve ilişkilerin yoğunlaşması, bölgenin huzuruna ve istikrarına katkı sunacaktır. Bilhassa Orta Asya devletleri ve Hindistan’ın en önemli endişelerinden biri radikalleşmedir. Normalleşen bir Afganistan, terörle daha etkili bir şekilde mücadele ederken; Avrupa’nın da en çok kaygı duyduğu konu olan göç hareketleri engellenebilecektir. 

Bu noktada ifade etmek gerekir ki; Batı’nın Afganistan’a ve Orta Asya’ya yönelik hatalı bir hesap yaptığı görülmektedir. Zira Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD), Afganistan’dan aniden çekilirken; Asya’nın kalbinde Çin’i ve Rusya’yı sınırlandıracak bir tehdit ve kaos merkezi yaratmayı planladığı konuşulmaktaydı. Lakin Rusya-Ukrayna Savaşı ve Tayvan Krizi’yle birlikte bölgesel denklemler değişmiştir. Böylece Avrupa, Rusya’dan enerji almamaya başlamış ve Orta Asya’ya yönelmiştir. Batılı sermaye ise Hindistan’ı tercih etmeye başlamıştır. Dolayısıyla Afganistan merkezli tehditler, Orta Asya ülkelerini ve Hindistan’ı olumsuz etkilediği için Batı’nın da çıkarlarına zarar vermektedir. Yani Batı’nın Afganistan’da kendisine zarar veren bir politika benimsediği öne sürülebilir. 

Diğer taraftan Avrupa ile ABD arasındaki farklılıklara ve yeri geldiğinde çatışan çıkarlara bakıldığında Washington yönetiminin Avrupa’nın kendi etkisinden uzak hareket etmesini engellemeye çalıştığı ifade edilebilir. Yani ABD’nin bölgesel tehdit kaynakları üzerinden Avrupa’nın özerk hareket etme kabiliyetini sınırlamaya, bütün bir Avrasya’yı etkilemeye ve şekillendirmeye çalıştığı iddia edilebilir.

Görüleceği üzere, Afganistan’da barış ve istikrarın sağlanması, Orta ve Güney Asya için kritik öneme sahiptir. Çünkü bölgeler arası projelerde Afganistan’ın kritik bir rol oynadığı bilinmektedir. Bilhassa çeşitli projelerin enerji ve koridor temelli olduğu düşünüldüğünde, bölgesel güvenlik ve istikrar hayati önem kazanmaktadır. Ayrıca Afganistan, Asya’nın ve Avrasya’nın gelişim sürecini etkileyecek bir ülkedir. Orta Asya ve Hindistan, Avrupalılar için önemli çekim merkezlerine dönüşürken; söz konusu tehditlerin Avrupa’ya da zarar vereceği söylenebilir.

Sonuç olarak Afganistan merkezli çatışmaların ana kaynakları; yabancı aktörlerin müdahalesi, bölgesel nüfuz oluşturma düşüncesi ve buna dönük politikalardır. Bahse konu olan durum, kalkınmaya hizmet edecek projelerin engellenmesini ve ekonomik zorlukları beraberinde getirmektedir. Ayrıca dini ve etnik kimliklerin suistimal edilmesi de terör örgütleri için uygun bir ortam yaratmaktadır. Tüm bunlar ise, bölgesel projelerin hayata geçirilmesini ve istikrarın sağlanmasını engellemektedir. Kısacası ABD’nin Afganistan’dan çekilirken; bölgesel bir istikrarsızlık merkezi bırakarak Orta ve Güney Asya başta olmak üzere bütün bir Asya kıtasının gelişim sürecini sekteye uğratmak istediği düşünülmekteydi. Lakin Rusya-Ukrayna Savaşı’yla birlikte ABD’nin Avrasya’yı olumsuz etkileyecek bir merkez yaratmaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu yüzden de Afganistan’da güvenliğin sağlanması, Avrasya’yı da içerecek şekilde bütün bir bölge ve bölgesel projeler için önem arz etmektedir.


[1] “Foreign Ministry Spokesperson Wang Wenbin’s Regular Press Conference on December 13, 2022”, Ministry of Foreing Affairs of the People’s Republic of China, https://www.fmprc.gov.cn/mfa_eng/xwfw_665399/s2510_665401/202212/t20221213_10990010.html, (Erişim Tarihi: 18.01.2023).

Dr. Emrah KAYA
Dr. Emrah KAYA
ANKASAM Dış Politika Uzmanı Dr. Emrah Kaya, Akdeniz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezundur. Yüksek lisans derecesini 2014 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde hazırladığı “Latin Amerika'da Sol Liderlerin Yükselişi ve Uluslararası Politikaya Etkisi: Venezuela-Bolivya Örneği” başlıklı teziyle almıştır. Kaya, doktora derecesini de 2022 yılında aynı üniversitede hazırladığı "Terörle Mücadelede Müzakere Yöntemi: ETA-FARC-LTTE-PKK" başlıklı teziyle elde etmiştir. İyi derecede İngilizce bilen Kaya'nın başlıca çalışma alanları; Orta Asya, Latin Amerika, terörizm ve barış süreçleridir.