Tarih:

Paylaş:

Cinping’in Muhtemel Moskova Ziyareti ve Rusya-Çin İlişkileri

Benzer İçerikler

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

30 Aralık 2022 tarihinde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında video konferans yoluyla bir görüşme gerçekleşmiştir. Cinping’i 2023 baharında Moskova’ya davet eden Rus lider, bu sayede “Rusya-Çin ilişkilerinin ne kadar yakın (güçlü) olduğunu dünyaya göstereceğini” söylemiştir.[1] Batı’nın baskılarına birlikte göğüs gerdiklerini hatırlatan Putin, Çin’le askeri işbirliğini derinleştirmeyi hedeflediklerini de belirtmiştir. Daha kısa konuşan Cinping ise zorluklar karşısında Rusya’yla stratejik işbirliğini arttırmaya hazır olduğunu dile getirmiştir. Bu görüşmesinin ardından Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Çin’in Rusya’yla uyumlu hareket etmesinden endişe duyduğunu açıklamıştır.[2]

Buradan hareketle önümüzdeki aylarda Çin-Rusya ilişkilerinde önemli gelişmelerin yaşanacağı söylenebilir. Ancak Cinping’in Putin’e karşı nasıl bir tavır takınacağı bilinmemektedir. Söz konusu görüşmede çoğunlukla Putin konuşmuş, Cinping ise kısa cevaplar vermiştir. Bu yüzden Putin, bahar aylarında Moskova’da ağırlayacağı Cinping’den beklediği sıcak desteği yine alamayabilir. Cinping’in kafasında hala Ukrayna’daki savaşı sonlandırmak yer alıyor olabilir ve bunun için Putin’e baskı yapmayı düşünebilir. Çinli lider, bu hedef doğrultusunda gelecek aylarda Moskova’ya gidebilir.

Çin’in Rusya’yla ilgili gerçek düşüncelerini öğrenmek mümkün olmadığı için ABD, Cinping ve Putin arasındaki bu görüşmeyi kendisi açısından olumsuz olarak değerlendirmiştir. Konuyla ilgili ABD Dışişleri Bakanlığı ise şu açıklamada bulunmuştur:[3]

Pekin’in faaliyetlerini yakından izliyoruz. Pekin, tarafsız olduğunu iddia ediyor. Ancak davranışları, Rusya’yla yakın ilişkilerini sürdürdüğünü açıkça ortaya koyuyor.”

Yani Washington, Pekin’in Moskova’yla yeniden uyum arayışında olduğunu ve bundan kaygı duyduğunu belirtmektedir. Nitekim ABD, Ukrayna’daki savaş başladığından beri Çin’in bu savaşta Rusya’ya maddi destek sağlayıp sağlamadığını takip etmektedir. Somut kanıtlar bulması halinde Çin’e karşı ekonomik yaptırım uygulayabileceğini belirtmektedir. Pekin ise Washington’la ekonomik ilişkilerini bozmamak için Moskova’ya açık bir destek vermekten kaçınmıştır.

Hatırlanacağı üzere, 2022 yılının Eylül ayında Semerkant’ta düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi’nden sonra Putin ile Cinping’in arasının açıldığı iddia edilmiştir. Batılı güçler, bu durumdan faydalanmak için Pekin’in üzerine gitmiş ve taraflar arasındaki farklılıkları derinleştirmeye çalışmıştır. Kuşkusuz böylesi bir algı varken Rusya ve Çin liderlerinin video konferans yoluyla görüşmesi, Batı Dünyası’nı hayal kırıklığına uğratmıştır. Daha yakın zamana kadar ABD, Almanya ve Fransa liderleri, Cinping’le görüşerek onun Putin üzerindeki nüfuzunu kullanmasını istemiştir. Belki de bu durum değişmemiştir. Belki de Cinping, Putin üzerindeki nüfuzunu kullanmak için bu video konferans görüşmesi yapmıştır ve bu hedef doğrultusunda gelecek aylarda Moskova’ya gidecektir. Lakin Cinping’in hangi niyetle bu diyaloğu kurduğunu tahmin etmek için henüz erkendir.

Putin ise Cinping’le boy göstererek Batı’ya karşı güç gösterisi yapmayı ve “yalnız değilim” mesajını vermeyi amaçlamaktadır. Ancak Cinping’in Moskova’da vereceği mesajlar önemlidir. Putin’le bir araya gelmesi beklenen Çin lideri, dünyaya Putin’in duymak istemeyeceği açıklamalar yapabilir. Rusya ise en fazla güvenebileceği aktör olan Çin’i kaybetmek istememektedir.

Pekin, Ukrayna meselesindeki duruşlarını en başından beri değiştirmediklerini, tarafsız kaldıklarını ve savaşı körüklemediklerini yinelemektedir. Batı’da oluşan genel algıya göre Çin, 2023 senesinde Rusya’yla bağlarını derinleştireceğinin sinyallerini vermektedir.[4] Buna göre; Ukrayna Savaşı’nda tarafsız kalmayı sürdürmek, Pekin’in Moskova’yla bağlarının derinleştirmesiyle eşdeğerdir. Çünkü ikili ilişkilerin temel yapısı bozulmamıştır. Pekin, bu savaş nedeniyle Moskova’ya karşı tavır almayı reddettiği her gün, bu ilişkiler daha da gelişmeye devam edecektir.  Oysa ki ŞİÖ Zirvesi’nden sonra Cinping’in Ukrayna’daki savaşın uzaması ve nükleer tehditleri nedeniyle Rusya’ya karşı öfkeli olduğu iddia edilmiştir. Ancak bu süreçte Rusya-Çin arasındaki üst düzey görüşmeler de devam etmiştir.

2022 yılının Kasım ayında Endonezya’da gerçekleşen G20 Zirvesi esnasında Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, çok az sayıda ikili görüşme yapmıştır ve onlardan biri de Çinli mevkidaşı Wang Yi’yle gerçekleştirdiği toplantı olmuştur.[5] Yani Moskova’nın izole olduğu bir ortamda kendisine en büyük desteği veren yine Pekin’dir.

Bu süreçte askeri işbirliği de devam etmiştir. Örneğin 30 Kasım 2022 tarihinde Çin ve Rusya hava kuvvetleri, Batı Pasifik’te ortak devriye uçuşları gerçekleştirmiştir. Çin Savunma Bakanlığı, bunun yıllık rutin hava tatbikatları olduğunu duyurmuştur. Aynı yılın Aralık ayınıda Tokyo yönetimi, Japonya’nın Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’ni yayımladıktan kısa süre sonra Çin, Japon Denizi’nde deniz tatbikatları yaparken; Rusya, hava tatbikatlarına başlamıştır.

Bahse konu adımlar, Çin ve Rusya’nın halen birlikte hareket ettiklerini gösteren örneklerdir. Kısacası Rusya ile Çin arasındaki stratejik ilişkilerin doğası, köklü bir şekilde bozulmamıştır. Cinping, Moskova’yla bağlarını, halen Batı’ya karşı elinde bir koz olarak bulundurmaktadır. Moskova, son dönemde uluslararası arenada yalnızlık hissine kapılmış olsa da Pekin’e bel bağlamayı sürdürmektedir.

Sonuç olarak 2022 yılının Şubat ayında Ukrayna’ya savaş başlattığında, Çin’den açık bir destek almayı bekleyen Putin, bu planında yanılmıştır. İlerleyen aylarda Cinping’in verdiği mesajlardan, Rusya-Çin ilişkilerinde bazı şeylerin yolunda olmadığı anlaşılmıştır. Üstelik Putin, Ukrayna’daki savaşı diplomatik bir zaferle taçlandıramamıştır. Bunun da yarattığı baskıyla sahada geri çekilmeye başlamış ve yeniden diplomatik destek arayışına yönelmiştir. Dolayısıyla 2023 yılında Çin-Rusya ilişkilerindeki herhangi bir ilerleme kaydedilmesi, Ukrayna’daki savaşın geleceğini de belirleyebilir. Çünkü Çin, Ukrayna’daki savaşın bitmesini arzulamaktadır. Cinping, henüz Putin’den tam olarak ne istediğini açıklamamıştır. Eğer Pekin, savaşın bitmesi yönündeki açık niyetlerini karşı tarafa iletirse Moskova, bu kararın Batı’nın baskısı altında alındığını düşünebilir. Yani Putin, Cinping’in “Batı’nın elçisi” olarak kendisine geldiğini düşünebilir. Çin’in saf değiştireceği korkusu ise Putin’i barışa ikna edebilir.  


[1] “Rusya ve Çin Liderleri Video Konferans Yoluyla Görüştü, Putin, Şi’yi Moskova’ya Davet Etti”, Euronews, https://tr.euronews.com/2022/12/30/rusya-ve-cin-liderleri-videokonferans-yoluyla-gorustu-putin-siyi-moskovaya-davet-etti, (Erişim Tarihi: 01.01.2023).  

[2] “U.S. Concerned by China’s Ties with Russia, State Department Says After Putin-Xi Call”, RFERL, https://www.rferl.org/a/putin-xi-china-russia-ukraine-war-visit/32200326.html, (Erişim Tarihi: 01.01.2023).   

[3] Aynı yer.

[4] “China’s Foreign Minister Signals Deeper Ties With Russia”, VOA News, https://www.voanews.com/a/china-s-foreign-minister-signals-deeper-ties-with-russia-/6890739.html, (Erişim Tarihi: 01.01.2023).   

[5] “Lavrov Ends His Program at G20 Summit in Bali, Flies Back to Russia”, TASS, https://tass.com/politics/1537001, (Erişim Tarihi: 01.01.2023).

Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk Tamer, 2014 yılında Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Gazi Üniversitesi Ortadoğu ve Afrika Çalışmaları Bilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başlamıştır. 2016 yılında “1990 Sonrası İran’ın Irak Politikası” başlıklı teziyle master eğitimini tamamlayan Tamer, 2017 yılında ANKASAM’da Araştırma Asistanı olarak göreve başlamış ve aynı yıl Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Programı’na kabul edilmiştir. Uzmanlık alanları İran, Mezhepler, Tasavvuf, Mehdilik, Kimlik Siyaseti ve Asya-Pasifik olan ve iyi derecede İngilizce bilen Tamer, Gazi Üniversitesindeki doktora eğitimini “Sosyal İnşacılık Teorisi ve Güvenlikleştirme Yaklaşımı Çerçevesinde İran İslam Cumhuriyeti’nde Kimlik İnşası Süreci ve Mehdilik” adlı tez çalışmasıyla 2022 yılında tamamlamıştır. Şu anda ise ANKASAM’da Asya-Pasifik Uzmanı olarak görev almaktadır.