Ermenistan-İran Enerji Mutabakat Zaptı: Batı’nın Vekil Aktörü Rolünün Dışına mı Çıkıyor?

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Rusya ve Azerbaycan Devlet Başkanlarıyla bir araya geldiği Soçi’deki üçlü görüşmenin ardından hemen Tahran’a giderek bir dizi önemli temaslarda bulunmuştur. 1 Kasım 2022 tarihindeki bu temaslar esnasında Ermenistan ile İran arasında enerji alanında mutabakat zaptı imzalanmıştır.

Tahran’daki Sadabad Sarayı’nda imzalanan bahse konu memoranduma göre, iki devlet arasındaki doğalgaz ve elektrik takas anlaşması, 2030 yılına kadar uzatılacaktır. Bu mevzuya ilişkin açıklamada bulunan İran Petrol Bakan Yardımcısı Mecid Çegeni, “İran şu anda Ermenistan’a günde bir milyon metreküp doğalgaz ihraç ediyor, yeni anlaşma ile gaz ihracatı ikiye katlanacak.” ifadelerini kullanmıştır.[1]

Konuyla ilgilenenlerin bildiği üzere, Ermenistan ile İran arasında 2004 yılında imzalanan ve uygulamaya konulan enerji alanındaki anlaşmaya göre, iki devlet arasında doğalgaz ve elektrik takası öngörülmüştü. Anlaşmada yer alan takas yöntemi uyarınca Ermenistan, İran’dan doğalgaz alacak buna karşılık İran’a elektrik enerjisi ihraç edecekti. Bu anlaşma, yirmi yıllık bir süre için geçerli olacak şekilde planlanmıştı. Söz konusu anlaşmanın henüz yirmi yıllık süresi dolmadan Paşinyan’ın Tahran ziyaretinde yeni bir anlaşma imzalanması hem zamanlama hem de anlaşmadaki hükümler ile bölgesel ve küresel konjonktürel şartlar bakımından oldukça manidardır.

Gerek teknik gerekse de politik anlamda irdelenmesi gereken bu mutabakat zaptına enerji ihtiyacı ve tedariki boyutunda bakıldığında, Ermenistan’ın doğalgaz yataklarından mahrum bir ülke olduğu ve İran’ın ise önemli doğalgaz kaynaklarının bulunduğu bilinmektedir. Ancak Ermenistan için doğalgaz tedariği sağlayan tek ülke İran değildir. Rusya hem sahip olduğu doğalgaz kapasitesi hem de ürünün maliyeti bakımından İran’dan daha makul bir tedarikçi olarak durmaktadır. Çünkü Rus doğalgazının fiyatı İran’a kıyasla daha ucuzdur. Lakin bu noktada belirtmek gerekir ki, Rus doğalgazının tedarik edilmesi noktasında bir takas yöntemi söz konusu değildir.

Takas yöntemi, rasyonel ve fayda-maliyet analizi bağlamında daha doğru bir tercih gibi görünse de Ermenistan’ın elektrik enerji bakımından kapasitesi ve potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda çok da gerçekçi durmamaktadır. Ayrıca İran’ın Ermenistan’a doğalgaz ihracatını iki katına çıkaracak olması da dikkat çekmektedir. Böylece Erivan’ın Rusya’ya olan enerji bağımlılığı azalacak olsa da İran’ın Ermenistan daha fazla etkin olacağı söylenebilir. Paşinyan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen Soçi Zirvesi’nin hemen ardından Tahran’a gitmesi de bu ihtimali kuvvetlendirmektedir.

Erivan yönetiminin, Rusya’nın etkisinden çıkma ve Batı’ya yakınlaşma politikası, İkinci Karabağ Savaşı’nda Moskova’dan beklenilen desteğin gelmemesi sonucunu beraberinde getirmiştir. Savaş sonrasında devam eden süreçte gerek Azerbaycan yönetiminin diplomatik başarısı gerekse de Rusya-Türkiye ilişkilerinin pozitif yönlü seyri, revizyonist bir dış politika arzusuna/vizyonuna sahip Paşinyan yönetimi için farklı seçenekleri gündeme getirmiş olabilir. Bu farklı seçeneklerden biri de bölge jeopolitiğinde önemli bir aktör olarak kabul edilen Tahran’ın oyunda daha etkili bir konuma gelmesi konusunda Erivan’ın istekli olmasıdır.

Buraya kadar her şey kısmen de olsa normaldir. Fakat Ermenistan’ın Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri’yle (ABD) ilişkileri düşünüldüğünde, mesele oldukça grileşmekte ve tartışmaya açık hale gelmektedir. Son yıllardaki dış politika tercihleri ve hamleleri nedeniyle Ermenistan’ın söz konusu iki Batılı devletin vekil aktörü olarak Kafkasya jeopolitiğinde pozisyon aldığı herkesin malumudur. Buna ek olarak İran’ın ise başta ABD olmak üzere Batı tarafından resmi veya gayrıresmi olarak düşman kategorisinde ele alındığı da bilenen bir olgudur. Öyleyse soru nettir: ABD’nin liderliğinde Batılı devletlerin yaptırımlar uyguladığı İran’la ekonomik ilişkilerini dolaylı olarak yaptırımları da etkisizleştirecek şekilde geliştiren Erivan’a karşı Washington ve Paris’in tavrı ne olacaktır?

Yukarıdaki soru her ne kadar geleceği okumak gibi yorumlansa da esasında politik tutarlılık, Batılı devletlerin Ermenistan ile ilişkileri gözden geçirmesi gerekliliğine işaret etmektedir. Ancak buna Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron ve ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin ne derece müsaade edeceği hususu ciddi bir tereddüdü gündeme getirmektedir. Dahası “Ermenistan devletinin ilişkileri ve çıkarları mı; yoksa Ermeni diasporasının etkisi mi” Ermenilerin kaderinde daha belirleyici olacak ilerleyen günlerde anlaşılacaktır. Ancak bu tablodan çıkan net bir sonuç var ki; Batı, her ne kadar uluslararası politikada birtakım değerler ve ilkeler üzerinden hareket ettiğini iddia etse de ikircikli ve tutarsız politikalarını uygulamaktan pek vazgeçecek gibi değildir. 


[1] “İran ile Ermenistan Enerji Alanında Mutabakat Zaptı İmzaladı”, Mehr News, https://tr.mehrnews.com/news/1905611/%C4%B0ran-ile-Ermenistan-enerji-alan%C4%B1nda-mutabakat-zapt%C4%B1-imzalad%C4%B1, (Erişim Tarihi: 03.11.2022).

Dr. Kadir Ertaç ÇELİK
Dr. Kadir Ertaç ÇELİK
ANKASAM Uluslararası İlişkiler Danışmanı Dr. Kadir Ertaç ÇELİK, lisans eğitimini Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde, yüksek lisans ve doktora eğitimini ise Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda tamamlamıştır. Günümüzde Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi olan Çelik’in başlıca çalışma alanları Uluslararası ilişkiler kuramları, Amerikan dış politikası, Türk Dünyası, güvenlik ve stratejidir.

Benzer İçerikler