Tarih:

Paylaş:

Hindistan-Çin Rekabeti Hint-Pasifik’e mi Taşınıyor?

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Çin Halk Cumhuriyeti’ne ait “Yuan Wang 5” isimli askeri araştırma gemisinin Sri Lanka’yı ziyaret etmesinden sonra Hindistan-Çin ilişkileri onarılmayacak şekilde kötüleşmeye başlamıştır. Son olarak Yeni Delhi, Pekin’i “Tayvan Boğazı’nı askerileştirmekle” suçlamıştır. Halihazırda Çin’le sınır gerilimleri yaşayan ve bu yüzden Tayvan’la ilgili meselelere fazla karışmayan Hindistan, ilk defa bu türden bir açıklama yaparak Çin’in denizlerdeki askeri varlığını açıkça eleştirmiştir.[1] Bunun en önemli sebebi, Hindistan’ın ulusal güvenliğine doğrudan tehdit oluşturan Çin askeri araştırma gemisinin yakın zamanda Sri Lanka’ya gelmesidir.

2022 yılının Temmuz ayında yaşanan bu hadisede Yeni Delhi, güney denizlerindeki ulusal çıkarlarını tehdit eden bu ziyareti engellemek için Sri Lanka’ya baskı yapmış,; ancak yine de buna engel olamamıştır. Gelinen noktada Hindistan, ABD’nin uzun zamandır kendi yanına çekmek istediği Hint-Pasifik bölgesinin güvenliği mevzusunda Çin’e karşı sesini yükseltmiştir. Çünkü Sri Lanka’yı ziyaret eden Çin gemisi, uzay araştırmaları yapmak için büyük radar sistemleriyle donatılmıştır ve Hindistan’ın askeri üslerini izleme kapasitesine sahip olabileceği düşünülmektedir. Çin ise söz konusu geminin bilimsel araştırmalar yürüttüğünü iddia etmiştir. Kısacası Hindistan, Çin gemisinin kendi askeri üslerini izlediğinden şüphelenmiştir.

Benzer gerginlik Ladakh sınır bölgesinde de yaşanmaktadır. Bu bağlamda Çin, sınırda 40 km içeri girdikten sonra Hindistan’la yapılan müzakereler sonucunda 20 km geri çekilmeyi kabul etmektedir. Bunun sonucunda 20 km’lik bir toprak kazanmaktadır.[2] Kuzey sınırından sonra Hint Okyanusu’nda da kendini çevrelenmiş hisseden Yeni Delhi, Hint-Pasifik’teki “Çin tehdidi” hakkında uyarıda bulunma zorunluluğu hissetmiştir. Kendisini yakından ilgilendirmeseydi Hindistan, bu yönde bir açıklamada bulunmazdı. Ancak “Çin tehdidinin” Hint Okyanusu’na kadar geldiğini görünce bunu yapmak durumunda kalmıştır. Mevzubahis durum, Hindistan-Çin rekabetinin karadan denizlere doğru yayılmaya başladığının göstergesi olmuştur.

Denizlerdeki bu gerilimin arka planında; Hindistan’ın Tayvan’la ilgili yaşanan gerginlik sonrası “tek Çin” ilkesine bağlılığını dile getirmemesi yatmaktadır. Zira Hindistan, uzun yıllardır bu ilkeye olan bağlılığını dünya kamuoyu nezdinde teyit etmemiştir. Halbuki ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin ziyaretinden sonra G-7 ve ASEAN ülkeleri dahil olmak üzere birçok Avrupa devleti ve hatta ABD, “tek Çin” ilkesine olan bağlılığını yinelemiştir. Bunun üzerine Pekin, Yeni Delhi’den ‘tek Çin’ ilkesine olan bağlılığını yinelemesini istemiştir.[3] Pekin, henüz ziyaretin ilk günlerinde Hindistan’dan bu yönde bir açıklama beklemiş; ancak bu süreçte Yeni Delhi sessiz kalmıştır.

Hindistan’ın “tek Çin” ilkesine bağlılığını teyit etmemesi nedeniyle Pekin yönetimi, yakın çevre güvenliğinin tehdit altında olduğunu düşünmeye başlamıştır. Hindistan bu konuda sessiz kaldıkça Çin, bunda “art niyet” aramıştır. Fakat Yeni Delhi’nin sessiz kalmak için birçok gerekçesi vardır. Bunun en başında Çin’le yaşadığı sınır anlaşmazlıkları gelmektedir. Pekin yönetimi, Hindistan topraklarında, örneğin Aranuçal Pradeş üzerinde hak iddia ederken; Hindistan’ın “tek Çin” ilkesine destek vermesi beklenmemelidir.

Kısacası iki ülke arasında, toprak bütünlüğü ve egemenliğe saygı konusunda bir güvensizlik vardır. Çin; Keşmir, Ladakh ve Aranuçal Pradeş gibi tartışmalı bölgeler üzerindeki iddialarından vazgeçerse ve bu konuda birtakım güvenceler verirse, bunun karşılığında Hindistan, Çin’le barışabilir ve onun ilkelerine bağlılığını teyit edebilir.

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, 18 Ağustos 2022 tarihinde yaptığı açıklamada Çin’le ilişkilerin “son derece zor bir aşamada” olduğunu ve iki ülkenin birlikte çalışması için “birçok neden” bulunduğunu söylemiştir.[4] Mevzubahis yorumlara yanıt veren Pekin Hükümeti, “Umarız Hindistan, ilişkileri ‘erken bir tarihte’ rayına oturtmak için bizimle aynı yönde çalışmaya karar verir.” açıklamasında bulunmuştur.[5] Bu sözlerden yola çıkarsak, ikili ilişkilerde “kendini düzeltmesi” gereken taraf Hindistan’dır. Çünkü bu açıklamada, “Umarım bizimle aynı yönde çalışırlar ve işbirliğine giderler.” denilmektedir. Halbuki Hindistan, sınırda saldırgan davrananın Çin olduğunu iddia etmektedir. Sonuçta iki ülke arasında sınır meselesinden kaynaklanan bir güven sorunu vardır.

Hindistan, genel anlamda Çin’e tepkisel yaklaşmaktadır. Yeni Delhi, Orta Asya ve Hint-Pasifik’te Pekin’le hiçbir şekilde işbirliğine yanaşmamaktadır. Örneğin iki ülke, Hint Okyanusu’ndan Batı’ya uzanan deniz ekonomi koridorlarında birbirlerine rakip projeler geliştirmişlerdir. Çin, Kuşak-Yol Projesi’nin deniz ayağını oluşturan Mavi Ekonomi Koridoru’nu ortaya atarken; Hindistan, Japonya’yla birlikte Asya-Afrika Büyüme Koridoru’nu geliştirmeye odaklanmıştır. Denizlerdeki ekonomik rekabetin merkezinde, stratejik bir durak-ikmal noktası olan Sri Lanka yer almaktadır. Bu ülkedeki siyasi ve ekonomik rekabetin giderek askeri boyutlara evrilmesi sonucunda Hindistan, denizlerde Çin’e açıktan cephe almaya başlamıştır.

Hint-Pasifik’teki askeri-güvenlik tatbikatlarında ve seyrüsefer güvenliği için icra edilen görevlerde Hindistan, Çin’in yakın denizlerine yaklaşmaktan imtina etmiş ve bu bağlamda Güney ve Doğu Çin Denizi’nde ABD ve müttefikleriyle birlikte tatbikat yapmayı genellikle kabul etmemiştir. Örneğin bu süreçte Hindistan, Avustralya’nın ev sahipliğinde düzenlenen “Pitch Black 22” hava tatbikatına katılırken; ABD’nin ev sahipliğinde Guam’da icra edilen “Pacific Vanguard 2022” deniz tatbikatlarına katılmamıştır. Bunun sebebi, Çin’e yakın bölgelerde askeri faaliyetlerde bulunarak Pekin’i kışkırtmak-provoke etmek istememesidir.

Genel itibarıyla Hindistan, sadece yakın denizlerde; yani Hint Okyanusu’ndaki tatbikatlarda ve uzak denizlerde, Pasifik ya da Okyanusya’daki manevralarda yer almaya özen göstermektedir. Hindistan, Rusya’nın Vostok-2022 tatbikatlarına katılmasına rağmen Japon Denizi’nde gerçekleşen donanma bölümlerine katılmamıştır. Bunun sebebi, QUAD’taki müttefiki Tokyo’nun hassasiyetini gözetmesi şeklinde yorumlanmıştır. Ancak asıl gerekçesi, Çin’le birlikte ve onun yakın denizlerinde böyle bir varlık göstermek istememesi olabilir. Bu bağlamda Hindistan, söz konusu tatbikatlarda Çin’in yer aldığı bölümlere katılmak istemediğini Rusya’ya iletmiş olabilir.

Benzer şekilde Çin, Hindistan’ın Japon Denizi’ndeki tatbikatlarda yer almasına karşı çıkmış olabilir. Başka bir ifadeyle Çin, Hindistan’ı kendi yakın denizlerine çağırmak istememektedir. Diğer taraftan Pekin, Hindistan’ın yakın denizlerine araştırma gemisi gönderebilmektedir. Bu durum ise Çin’in Hindistan’la olan gerginliğini Hint-Pasifik’e taşımasına sebebiyet vermektedir. Bu noktadan sonra eğer Hindistan, Çin’in yakın denizlerindeki meselelere daha fazla müdahil olmaya başlarsa, örneğin Tayvan Boğazı ve çevresinde faaliyet göstermeye başlarsa, iki ülkenin sınırda yaşadıkları çatışmanın denizlere taşınma ihtimali yüksektir.  


[1] “India Accuses China of ‘Militarisation of The Taiwan Strait’ As Row Over Navy Vessel Grows”, The Guardian, https://www.theguardian.com/world/2022/aug/29/india-accuses-china-of-militarisation-of-the-taiwan-strait-as-row-over-navy-vessel-grows, (Erişim Tarihi: 01.09.2022).                

[2] “Chinese Assault on India Remains Relentless”, Tribüne India, https://www.tribuneindia.com/news/comment/chinese-assault-on-india-remains-relentless-424625, (Erişim Tarihi: 01.09.2022).

[3] “Beijing Asks New Delhi to Reiterate ‘One China’ Principle”, Bloomberg, https://www.bloomberg.com/news/articles/2022-08-14/beijing-asks-new-delhi-to-reiterate-one-china-principle#xj4y7vzkg, (Erişim Tarihi: 01.09.2022).

[4] “China Calls for India to Work ‘In Same Direction’ To Restore Ties”, The Hindu, https://www.thehindu.com/news/international/china-calls-for-india-to-work-in-same-direction-to-restore-relations-at-an-early-date/article65787177.ece, (Erişim Tarihi: 01.09.2022).   

[5] Aynı yer.

Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk Tamer, 2014 yılında Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Gazi Üniversitesi Ortadoğu ve Afrika Çalışmaları Bilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başlamıştır. 2016 yılında “1990 Sonrası İran’ın Irak Politikası” başlıklı teziyle master eğitimini tamamlayan Tamer, 2017 yılında ANKASAM’da Araştırma Asistanı olarak göreve başlamış ve aynı yıl Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Programı’na kabul edilmiştir. Uzmanlık alanları İran, Mezhepler, Tasavvuf, Mehdilik, Kimlik Siyaseti ve Asya-Pasifik olan ve iyi derecede İngilizce bilen Tamer, Gazi Üniversitesindeki doktora eğitimini “Sosyal İnşacılık Teorisi ve Güvenlikleştirme Yaklaşımı Çerçevesinde İran İslam Cumhuriyeti’nde Kimlik İnşası Süreci ve Mehdilik” adlı tez çalışmasıyla 2022 yılında tamamlamıştır. Şu anda ise ANKASAM’da Asya-Pasifik Uzmanı olarak görev almaktadır.