Tarih:

Paylaş:

Hint-Pasifik’in Sakin Gücü: Endonezya

Benzer İçerikler

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Soğuk Savaş’tan sonra başlayan, 2000’li yılların başına kadar devam eden ve ardından türbülans çağına giren uluslararası ilişkiler, uzun süredir devam etmekte alan düzen arayışlarında yeni bir sayfa açmıştır. Devletler arası çatışmalar, devlet içi rekabetler ya da devlet dışı organizasyonların siyasi hedefleri; yerini daha büyük tektonik hareketlere neden olacak jeopolitik çekişmeye, başka bir deyişle “Yeni Büyük Oyun”a bırakmıştır.

Sistemdeki başat aktör olan Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) görece güç kaybetmesi neticesinde çok kutuplu bir yapıya dönmeye başlayan küresel sistem, merkez devlet-çeper bölge ilişkilerini zayıflatırken; yükselen bölge-merkez devlet sistemini kuvvetlendirmiştir. Bir diğer ifadeyle; her jeopolitik bölgenin kendi öz kuvveti olmasına rağmen ABD’nin tüm bölgeler üzerinde kurduğu hakimiyet sebebiyle farklı güç merkezleri, yıllardır geri planda kalırken; hiç şüphesiz günümüzde yaşanan gelişmeler, durumun tam tersine döndüğünü göstermektedir. Lakin Doğu’da, Batı’da, Kuzey’de, Güney’de ve Orta Hat’ta ortaya çıkan yeni güç merkezlerinin hiçbiri Hint-Pasifik Bölgesi’nin yükselişi kadar ön plana çıkmamış, oyun değiştirici olarak atfedilmemiştir.

ABD’nin Batı sahillerinden Afrika’nın doğu sahillerine, oradan da Süveyş Kanalı’na kadar uzanan Hint-Pasifik; dünyanın en kalabalık ülkelerine ev sahipliği yapmasıyla, dünyanın en güçlü ordusuna sahip 10 ülkeden 7’sini bulundurmasıyla, nükleer silah sahibi 6 ülkenin yer almasıyla, en yoğun 10 limanın 9’unu bünyesinde toplamasıyla, toplam deniz ticaretinin yaklaşık %60’ın barındırmasıyla ve dünyanın en güçlü ekonomilerine sahip  ülkelere ev sahipliği yapmasıyla hem bölgesel hem de küresel güçlerin yeni oyun sahasını oluşturmaktadır.[1]

Hint-Pasifik’in yükselişi, şüphesiz Çin ve ABD gibi rakip odakların küresel güç projeksiyonlarında bölgeyi birinci öncelik olarak vurgulamasını beraberinde getirmektedir. Söz konusu durum, bir taraftan bölge için yeni şanslar ve fırsatlar yaratırken; diğer taraftan da Çin ile ABD arasında küresel güç mücadelesinden kaynaklanan rekabet sebebiyle istikrarsızlık ve iki kutup arasında taraf seçme zorluğu vadetmektedir.

Uluslararası ilişkiler, Büyük Güç Rekabeti Çağı’nda giderek bir türbülansa doğru sürüklenirken; paradoksal olarak devletlere de kendi bölgelerinde gücünü arttırma fırsatı sunmaktadır. Şüphesiz bu durum, ülkelerin attığı ve atacağı stratejik adımlarla doğru orantılıdır. Tarafsız kalmayı seçen, kendi milli politikalarını önceleyen ve kazan-kazan şiarıyla barış ve refaha odaklanan bölgesel güçler, kutuplar arası aktif tarafsızlık duruşlarıyla hem üçüncü bir yol sunmakta hem de bölgesel liderliğini pekiştirmektedirler. Her ne kadar Hint-Pasifik, giderek Çin ve ABD merkezli gelişmelere göre şekillendirilmeye çalışılsa da bölgede önemli bir güç olan Endonezya, uzun yıllardır üçüncü bir yolun varlığına inanmaktadır.

Hint ve Pasifik Okyanuslarının merkezinde konumlanan dünyanın en büyük takımada devleti ve Güneydoğu Asya’nın en büyük ülkesi olan Endonezya, geçmişten gelen liderlik geleneği ve Güneydoğu Asya ülkeleri içinde tartışılmaz gücü sayesinde gerilim ve taraf seçme politikalarını reddetmek isteyen bölge ruhunun, dayanak noktasını temsil etmektedir. Seçtiği tarafa büyük avantajlar sağlayacak ve bunun faydasını belki de kısa dönemde bir hayli hissedecek olan Endonezya, bunun yerine uzun vadeli bir strateji izlemeyi tercih etmekte ve kendisini merkeze alan bir Güneydoğu Asya tasarlamaktadır. Özellikle de 2014 yılında Joko Widodo’nun göreve gelmesiyle başlayan süreçte Jakarta, 10 bölge devletinin üye olduğu Güneydoğu Asya Uluslar Birliği’ni de (ASEAN) etkin bir şekilde kullanarak hem bir blok inşa etmeye çalışmış hem de ASEAN içinde alınan kararlarda etkin olarak bölgesel liderliğini kuvvetlendirmiştir.

ASEAN üyeleri arasında hem demografik hem de ekonomik anlamda en güçlü ülke olan Endonezya, örgüt içinde lider rolü oymak için merkeziyetçilik politikalarına ön ayak olmaktadır. 2019 yılında ASEAN’ın resmi olarak açıkladığı Hint-Pasifik Stratejisi’nde, Endonezya Dışişleri Bakanlığı’nın çabalarının belirleyici olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Zira 2013 yılında Endonezya Dışişleri Bakanı Marty Natalegawa tarafından açıklanan “Hint-Pasifik Dostluk ve İşbirliği Antlaşması”, ASEAN’ın mevcut Hint-Pasifik politikalarının temelini oluşturmakta, merkeziyetçilik politikalarına vurgu yapmaktadır.

2018 yılının Kasım ayında Doğu Asya Zirvesi’nde konuşan Endonezya Başkanı Jokowi Widodo; açıklık, kapsayıcılık, şeffaflık, uluslararası hukuka saygı ve ASEAN merkeziyetçiliğini vurgulayan açıklamalarda bulunarak “ASEAN Merkeziyetçiliği” kavramının teorik-pratik zeminini kurgulamıştır.[2]

Üstelik Endonezya, ASEAN içinde kurulan ASEAN Bölgesel Forumu, Doğu Asya Zirvesi ve ASEAN Savunma Bakanları Toplantısı gibi kurumların aktif bir şekilde çalışmasına öncülük ederek ABD ve Çin’i bu kurumlara dahil olmasını desteklemiştir. Bu sayede ASEAN’ı Çin ve ABD’nin stratejilerini izleyen bir kurumdan çok Pekin ve Washington’un ASEAN’ın yolunu takip etmeye zorlamayı başarmıştır. ABD’nin Çin’i çevreleme politikası bağlamında uyguladığı “Özgür ve Açık Hint-Pasifik” stratejisini; ASEAN merkezli ve Çin dahil bütün ülkeleri kapsayan bir yaklaşımla ele alan Endonezya, bu anlamda liderlik kapasitesine sahip olduğunu ve bu role yönelik isteğini göstermiştir.

Endonezya’nın son 10 yılda jeopolitik ve liderlik konularında attığı başarılı adımların yanında ekonomik alanda da önemli bir mesafe katettiği somut bir gerçekliktir. Küreselleşmenin ve Atlantik üstünlüğünün sorgulandığı bir zamanda, başta Asya olmak üzere farklı coğrafyalarda giderek güçlenen ekonomilerden birisi olan Jakarta, buna uygun stratejiler geliştirmekte ve uygulamaktadır. Nitekim Economist’e göre Endonezya, son on yılda Çin ve Hindistan hariç 1 trilyon doların üzerindeki diğer tüm ekonomilerden daha hızlı büyüyerek üst orta gelirli ülkeler arasına dahil olmuştur.[3]

Çin’in 2013 yılında başlattığı Kuşak-Yol Girişimi’nin önemli durakları arasında yer alan Endonezya, dünyadaki birçok ülke gibi Çin’le sıkı ekonomik bağlar kurmuş ve büyük çapta yatırımları ülkesine çekmeyi başarmıştır. 2005 yılında taraflar arasında imzalanan “Stratejik Ortaklık”[4] ve 2013 yılında imzalanan “Kapsamlı Stratejik Ortaklık”[5] anlaşmalarından bu yana Pekin-Jakarta ekonomik etkileşimi hızlı bir şekilde artmıştır ve Çin, Endonezya’nın en büyük ticari partneri haline gelmiştir. Pekin yönetimi tarafından açıklanan resmi verilerine göre, 2021 yılında ikili ticaret bir önceki yıla göre yüzde 58,6 artışla 124,4 milyar dolara ulaşırken; Çin’in ihracatı yüzde 48,1 artışla 60,7 milyar dolara, ithalatı ise yüzde 70,1 artışla 63,8 milyar dolara yükselmiştir.[6]

Çin’in son dönemdeki büyük yatırımları arasında Cakarta-Bandung Yüksek Hızlı Demiryolu, Batang Toru Hi̇droenerji̇ Projesi̇, Morowali’de bir elektrikli araç ve lityum pil fabrikası, Jatigede barajı, Medan-Kualanamu otoyolu ve Kuala Tanjung limanı ön plana çıkarken;[7] kömür, nikel, bakır, palmiye yağı ve tarım ürünleri gibi ürünler Endonezya’nın ana ihraç ürünleri olarak ön plana çıkmaktadır. Özellikle de Çin-Avustralya hattındaki gerilimlerden sonra kömür, Çin açısından giderek kritik bir ticari ürün haline gelmiştir. Japonya, Avrupa Birliği (AB), Avustralya ve bölge dışı aktörlerden de önemli yatırımlar çeken Jakarta, birçok alanda sunduğu yatırım dostu yasal düzenlemeler sayesinde özellikle altyapı ve jeotermal gibi enerji alanında önemli fırsatlar sunarak[8] hem dış yatırımı teşvik etmekte hem de buna bağlı olarak işsizlik oranını düşürmektedir. 

Hint-Pasifik’in ana aktörlerinden olan Çin’le ekonomik ilişkilerini güçlendiren Jakarta, eş zamanlı olarak Hint-Pasifik’in bir diğer güçlü aktörü olan ABD’yle de güvenlik ve askeri alanda işbirliğini derinleştirmektedir. Son yıllarda ABD ile Endonezya arasındaki ilişkiler, güvenlik ve diplomatik alanda hızla gelişmekte ve iki tarafın da ortak çıkarları etrafında şekillenmektedir. Bilhassa eski ABD Başkanı Barack Obama’nın ziyaretiyle artan ilişkiler, 2010 senesinde imzalanan “Kapsamlı Ortaklık”[9] anlaşması ve 2015 yılında imzalanan “Stratejik Ortaklık” anlaşmalarıyla yeni bir boyuta geçmiştir. Her sene düzenlenen askeri tatbikat ve etkinlik sayısı bakımından Endonezya’nın en büyük savunma ortağı konumunda olan Washington, terörle mücadele ve aşırıcılıkla mücadele alanında önemli bir partner görevi üstlenmektedir.

Ayrıca Jakarta, Pekin ile Natuna Adası üzerinde yaşadığı yetki tartışmalarında ve zaman zaman yaşanan gerilimlerde Washington’u en önemli güvenlik partneri olarak görmektedir. Bu çerçevede yapılan tatbikatlarda ön plana çıkan ve iki ülkenin düzenlediği en büyük tatbikat olan “Süper Garuda Kalkanı”, zaman zaman Endonezya’nın Natuna problemindeki en önemli caydırıcılık unsuru olarak lanse edilmektedir.

Endonezya ile ABD arasında gerçekleşen güvenlik ilişkilerinde silah satışlarının da önemli bir yeri vardır. 2021 yılında ABD’nin açıkladığı verilere göre Washington, 2015-2019 yılları arasında F-16C/D Blok-25 savaş uçakları, Longbow ve Apache Blok-25 saldırı helikopterleri ve Osprey uçakları gibi araçları içeren 1,88 milyar ABD doları tutarında askeri araç ihraç etmiştir.[10] 2022 yılında ise ABD Endonezya’ya, 14 milyar dolar değerinde 36 adet F-15EX savaş uçağı satmıştır.[11] Bu satışın Endonezya’nın Rusya’dan alacağı SU-35 savaş uçaklarını yaptırımlar nedeniyle iptal etmesinin hemen ardından gelmiş olması not edilmelidir. Hint-Pasifik stratejisinin çekirdeğini oluşturan özgür, açık ve kurallara dayalı düzen fikirlerini bölgesel barış açısından da önemli gören Endonezya, ABD’yle kendi çıkarları doğrultusunda artan bir ortaklık süreci yürütmektedir.

Hint-Pasifik bölgesindeki büyük güç rekabeti arasında ekonomik çıkarları, ülke güvenliği ve sosyal dokusu arasında önemli bir denge kuran Endonezya’nın 2024 yılında seçime gidecek olması, şüphesiz bölgenin beklediği en önemli gelişmelerin başında gelecektir. Yasa gereği 2 dönemden sonra aday olamayan Widodo yerine başkanlık için en muhtemel aday olarak görülen mevcut Savunma Bakanı Prabowo Subianto, Endonezya’nın bölgenin mevcut durumuna karşı verdiği güçlü bir mesaj olabilir. Zira son 10 yılda Hint-Pasifik’te ekonomi merkezli inşa edilen uluslararası ilişkiler giderek savunma ve güvenlik merkezli bir yapıya doğru evrilmektedir. Böylesi bir dönemde askeri bürokrasi içinden gelen bir liderin ülkenin başına geçip diplomatik bir zeminde politika üretmesi, giderek güvenlikleştirilen Hint-Pasifik’te Jakarta’nın uzun süredir devam eden taraflar arası eşit mesafe stratejisini başarıyla devam etmesini sağlayabilir.  

Çin ile ABD arasında sıkışan Endonezya, bir yandan Hint-Pasifik’te ASEAN’ın öncü ülkesi olarak bölgesel anlamda bir jeoekonomi-jeogüvenlik dengesi kurmaya çalışan, diğer taraftan hem Rusya hem de Ukrayna liderleriyle görüşüp küresel çapta da aktif tarafsızlık politikası izlemeye çalışan Endonezya, gelecek dönemin yükselen güçleri arasında görülmelidir. Bağımsız ve aktif olarak tercüme edebileceğimiz “Bebas Dan Aktif” stratejisini dış politikasının ana nüvesi olarak devam ettirecek bir Endonezya, hiç kuşkusuz Hint-Pasifik’teki artan gerilimi balans edebilecek bir aktör konumunda görülecektir. 


[1] “Indo-Pacific Strategy Report: Preparedness, Partnerships, and Promoting a Networked Region”, The Deparment of Defence, https://media.defense.gov/2019/Jul/01/2002152311/-1/-1/1/DEPARTMENT-OF-DEFENSE-INDO-PACIFIC-STRATEGY-REPORT-2019.PDF (Erişim Tarihi: 17.5.2023).

[2] “Indo-Pacific Concept Important for ASEAN: President Jokowi”, Cabinet Secretariat Of The Republic Of Indonesia, https://setkab.go.id/en/indo-pacific-concept-important-for-asean-president-jokowi/, (Erişim Tarihi: 17.5.2023).

[3] “Why Indonesia Matters”, The Economist, https://www.economist.com/leaders/2022/11/17/why-indonesia-matters, (Erişim Tarihi: 17.5.2023).

[4] “China and Indonesia Seal Strategic Pact”, The New York Times, https://www.nytimes.com/2005/04/26/world/asia/china-and-indonesia-seal-strategic-pact.html, (Erişim Tarihi: 17.5.2023).

[5] “Xi’s Indonesia Visit Lifts Bilateral Ties, Charts Future Cooperation”, China.org, http://www.china.org.cn/world/2013-10/04/content_30201723.htm, (Erişim Tarihi: 17.5.2023).

[6] Ji Siqi, “China-Indonesia Trade: How Important Is It, and what Are The Main Exports?”, SCMP, https://www.scmp.com/economy/china-economy/article/3186660/china-indonesia-trade-how-important-it-and-what-are-main, (Erişim Tarihi: 17.5.2023).

[7] Muhammad Zulfikar Rakhmat, “China-Indonesia Relations in 2022: A Year in Review”, Stratsea, https://stratsea.com/china-indonesia-relations-in-2022-year-in-review/, (Erişim Tarihi: 17.5.2023).

[8] Carlo Cariaga, “Turkish Company Awarded Exploration Rights to Tandikat Geothermal Area, Indonesia”, Think Geoenergy, https://www.thinkgeoenergy.com/turkish-company-awarded-exploration-rights-to-tandikat-geothermal-area-indonesia/ (Erişim Tarihi: 18.5.2023).

[9] “Joint Declaration on the Comprehensive Partnership between the United States of America and the Republic of Indonesia”, White House, https://obamawhitehouse.archives.gov/the-press-office/2010/11/09/joint-declaration-comprehensive-partnership-between-united-states-americ (Erişim Tarihi: 18.5.2023).

[10] “U.S. Security Cooperation With Indonesia”, U.S Department of State, https://www.state.gov/u-s-security-cooperation-with-indonesia/, (Erişim Tarihi: 18.5.2023).

[11] “US Approves Major $14 Billion Arms Sale to Indonesia”, VOA News, https://www.voanews.com/a/us-approves-major-14-billion-arms-sale-to-indonesia-/6436765.html, (Erişim Tarihi: 18.5.2023).

Mustafa Cem KOYUNCU
Mustafa Cem KOYUNCU
Mustafa Cem Koyuncu, Karabük Üniversitesinde Uluslararası İlişkiler bölümünde Master öğrencisi olup Hint-Pasifik Bölgesi, ABD-Çin Rekabeti, uluslararası güvenlik, jeopolitik ve stratejik araştırmalar alanları üzerinde çalışmalar yapmaktadır. Karabük Üniversitesi’nde eğitimine başlamadan önce, Boğaziçi Üniversitesinde Lisans eğitimini tamamlamıştır. Özel sektörde yöneticilik tecrübesi kazanmasının ardından Koyuncu, kariyerine ANKASAM’da devam etmektedir. Koyuncu, ileri seviyede İngilizce bilmektedir.