Tarih:

Paylaş:

Pakistan-Hindistan İlişkilerinde Yükselen Tansiyonun Gölgesinde Normalleşme Arayışları

Benzer İçerikler

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Pakistan ve Hindistan, Güney Asya’da yer alan ve nükleer güce sahip olmalarıyla ön plana çıkan iki önemli ülkedir. Taraflar arasında Keşmir Sorunu’ndan mütevellit ciddi anlaşmazlıklar bulunmaktadır. Geçmişte savaşan iki devlet arasında zaman zaman yeniden sıcak çatışma yaşanabileceği iddiaları da gündeme gelmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki; İslamabad ile Yeni Delhi arasında Keşmir Sorunu dışında kayda değer bir ihtilaf bulunmamaktadır. Dolayısıyla söz konusu meseleye ilişkin bir yol haritasının geliştirilmesi halinde ya da tarafların aralarındaki sorunları kompartımanlaştırmayı başararak işbirliği fırsatlarına odaklanmaları durumunda bölgesel güvenlik, istikrar, işbirliği ve refah ortamı açısından yeni bir sayfa açılabilir. Nitekim son dönemde bu yönde bir iradenin gelişmeye başladığını; lakin sürecin önünde çeşitli zorlukların bulunduğunu gösteren bazı hadiseler yaşanmaktadır.

Bilindiği üzere Hindistan, halihazırda Dörtlü Güvenlik Diyaloğu’nun (QUAD) bir mensubudur. Bu yüzden de Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Çin’le olan rekabetinde özel bir yere sahiptir. Zira Çin’e yönelik kuşatma stratejisi yürüten Washington yönetimi, Yeni Delhi-Pekin hattındaki sorunları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışmakta ve Hindistan’ı “Özgür ve Açık Hint Pasifik Stratejisi”nin kilit aktörü olarak konumlandırmaktadır. Bu durum ise Hindistan’ın bölgesel ve küresel güç olma vizyonu açısından Yeni Delhi için avantajlı bir müttefiklik ilişkisidir.

Buna karşılık Pakistan ise bilhassa Şahbaz Şerif’in Başbakan olmasının ardından bir yandan Çin’le olan ilişkilerini geliştirmeye ve derinleştirmeye odaklanan; diğer taraftan da ABD başta olmak üzere Batı’yla münasebetlerini restore etmeye yoğunlaşan bir aktör olarak güç merkezleri arasındaki dengeleri göz önünde bulundurarak çok yönlü ve çok boyutlu bir diplomasi yürütmektedir. Bu anlamda Pakistan’ın önceliği, herhangi bir devletle tek taraflı bağımlılık ilişkisine girmemektir.

İslamabad yönetiminin çok yönlü dış politika anlayışına yönelmesinin bir diğer nedeni ise ülkenin izole olmasının önlenmesi ve bölgesel-küresel işbirlikleri vesilesiyle kazan-kazan temelli ilişkiler geliştirilerek Pakistan halkının refahını ve güvenliğini arttıracak bir ortam yaratılması arzusudur.

Kuşkusuz Pakistan’ın güvenliği ve refahı noktasında bölgesel istikrarın sağlanması ve işbirliği zeminin gelişmesi büyük önem arz etmektedir. Esasen aynı durum, Hindistan açısından da geçerlidir. Bu nedenle de taraflar arasındaki ilişkilerde normalleşme çabalarının artacağına ilişkin birtakım mesajlar verilmektedir. Üstelik uluslararası konjonktürün de özellikle ABD boyutunda böylesi bir normalleşme açısından son derece uygun olduğu ifade edilebilir. Nitekim 20 Aralık 2022 tarihinde ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, mevzubahis durumu doğrular nitelikte olan şu açıklamada bulunmuştur:[1]

“Her iki ülkeyle de ortaklığımız olduğu gerçeği nedeniyle Hindistan ile Pakistan arasında bir düello görmek istemiyoruz. Hindistan ile Pakistan arasında yapıcı bir diyalog kurulmasını arzuluyoruz. Bunun Pakistan ve Hindistan’ın iyiliği için olduğunu düşünüyoruz.”

Bu noktada Price’ın açıklamalarının İslamabad ile Yeni Delhi arasında 16 Aralık 2022 tarihinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) toplantısı vesilesiyle tırmanan gerilimin ardından gelmesi nedeniyle büyük önem taşıdığı söylenebilir. Zira tarafların birbirlerine yönelik ağır ifadeler kullandığı söz konusu toplantının ardından Washington yönetimi, taraflara açık bir biçimde birlikte hareket etmelerinden yana olduğu mesajını vermiştir. Çünkü ABD, iki ülke arasındaki ihtilafın Pakistan’ı Çin’le yakınlaştırdığını düşünmekte ve Çin-Pakistan eksenini engellemek istemektedir.

Bununla birlikte BMGK’nın ilgili oturumunda yaşanan gerilimde bile, Hindistan’ın normalleşmeden yana olduğunu alt metinde dile getirdiği vurgulanmalıdır. Bahse konu olan durumu açmak gerekirse, mevzubahis tartışma esnasında Pakistan Dışişleri Bakanı Bilawal Butto Zerdari ile Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar’ın karşılıklı olarak birbirlerini suçlamalarına rağmen yaptığı konuşmada Hindistan Dışişleri Bakanı’nın şu sözleri kullandığını hatırlatmak gerekir:[2]

“Bugün çok taraflılığı reforme etmenin aciliyetine odaklandık. Doğal olarak görüşmelerimiz olacak. Devam eden bir yakınlaşma var, en azından bu daha fazla ertelenemez.”

Üstelik diyalog iradesi sadece Hindistan’da değil; Pakistan’da da mevcuttur. Çünkü söz konusu toplantıdan yalnızca iki gün önce benzer bir açıklamayı Zardari de yapmıştır. Nitekim 14 Aralık 2022 tarihinde Zerdari, Hindistan’la barışçıl ilişkiler geliştirebileceklerine inandıklarını ve her iki ülkenin de genç nüfuslarının birbirleriyle barışçıl ilişkiler kurmak istediğini dile getirmiştir.[3] 2 Ocak 2023 tarihinde Pakistan Dışişleri Bakanlığı’nın geçmişteki anlaşmalara bağlı kalarak ülkesinin nükleer tesislerinin listesini Hindistan’ın İslamabad Büyükelçiliği’yle paylaştığını duyurması da aynı iradenin bir yansımasıdır.[4]

Sonuç olarak iki ülke de yapısal sorunlar nedeniyle birbirlerine karşı eleştirel yaklaşıma sahip olmalarına rağmen diyaloğun ihtiyaç odluğunun farkındadır. Yani BMGK’da bölgesel güvenlik ve terör nedeniyle karşılıklı önyargıların da etkisiyle birbirlerine karşı sert suçlamalar yöneltmelerine rağmen iki taraf da diyalog kapısının açık kalmasından yanadır. Bölgenin gerçekliği de budur. Bilhassa Afgan Sorunu düşünüldüğünde, İslamabad-Yeni Delhi hattındaki diyaloğun sadece iki ülkenin değil; bölgenin işbirliği ve barış ortamına katkı sağlayacağı öne sürülebilir. Bu yüzden de tarafların açıkça dile getirmeseler de alt metinden verdikleri cümleler vesilesiyle “Tac Mahal 2.0” şeklinde tanımlanabilecek bir sürece hazırlandıkları ve ABD’nin de böylesi bir süreci istediği ifade edilebilir. Bu ortamda aktörlerin ihtilaflı meseleleri kompartımanlaştırmayı tercih edeceklerini öngörmek mümkündür.


[1] “What US Said On Pak Minister Bilawal Bhutto’s Comments Against PM Modi”, NDTV, https://www.ndtv.com/world-news/constructive-talks-between-india-pakistan-for-betterment-of-their-people-us-3621576, (Erişim Tarihi: 02.01.2023).

[2] “‘Hosting Osama Bin Laden, Attacking Parliament’: India’s Strong Reply After Pakistan Raises Kashmir Issue at UN”, Business Today, https://www.businesstoday.in/latest/world/story/hosting-osama-bin-laden-attacking-parliament-indias-strong-reply-after-pakistan-raises-kashmir-issue-at-un-356455-2022-12-15, (Erişim Tarihi: 02.01.2023).

[3] “Pakistan Believes in Peaceful Ties with India: Bilawal Bhutto”, Dunya News, https://dunyanews.tv/en/Pakistan/680669-Pakistan-believes-in-peaceful-ties-with-India:-Bilawal-Bhutto, (Erişim Tarihi: 02.01.2023).

[4] “وزارت خارجه پاکستان فهرستی از تاسیسات هسته‌ای این کشور را در اختیار هند قرار داد”, Afintl, https://www.afintl.com/202301016572, (Erişim Tarihi: 02.01.2023).

Dr. Doğacan BAŞARAN
Dr. Doğacan BAŞARAN
Dr. Doğacan BAŞARAN, 2014 yılında Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Yüksek lisans derecesini, 2017 yılında Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda sunduğu ‘’Uluslararası Güç İlişkileri Bağlamında İkinci Dünya Savaşı Sonrası Hegemonik Mücadelelerin İncelenmesi’’ başlıklı teziyle almıştır. Doktora derecesini ise 2021 yılında Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı‘nda hazırladığı “İmparatorluk Düşüncesinin İran Dış Politikasına Yansımaları ve Milliyetçilik” başlıklı teziyle alan Başaran’ın başlıca çalışma alanları Uluslararası ilişkiler kuramları, Amerikan dış politikası, İran araştırmaları ve Afganistan çalışmalarıdır. Başaran iyi derecede İngilizce ve temel düzeyde Farsça bilmektedir.