Tarih:

Paylaş:

Putin’in “Ruslar ve Ukraynalıların Tarihsel Birliği Üzerine” Başlıklı Makalesi Hakkında Bir Değerlendirme

Benzer İçerikler

12 Temmuz 2021 tarihinde Kremlin’in resmi internet sitesinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in kaleme aldığı “Ruslar ve Ukraynalıların Tarihsel Birliği Üzerine” başlıklı uzun bir makale yayınlanmıştır.[1]

Başlıktan da anlaşıldığı üzere Putin, makalesinde birçok tarihi atıfta bulunarak Ruslar ve Ukraynalılar arasındaki köken birliğine dikkat çekmiştir. Bu çerçevede Putin, “Ukrayna” kelimesinin sınırlara yakın yerleşimler için kullanılan “çevredeki, dışarda kalan” anlamına geldiğini, “Ukraynalı” ifadesinin ise bir dönem sınır muhafızlarını tanımladığını aktararak 15. yüzyılın ortalarına kadar aynı kilise altında olduklarını, Batu Han’ın bu toprakları işgalinden önce birlikte yaşadıklarını ve aynı dili konuştuklarını vurgulamıştır. Bu ve benzeri birçok tarihi atıf, Putin’in “Ruslar ve Ukraynalılar bir millettir.” argümanına tarihsel temeller oluşturma amacı taşımaktadır.

Dahası Putin’in Bohdan Hmelnitski önderliğinde Polonya-Litvanya Birliği’nin işgaline karşı çıkan Zaporojye Kazaklarına ve işgalden kurtuluş sürecine özellikle vurgu yapması da dikkat çekicidir. Çünkü Putin, Hmelnitski’nin Polonya-Litvanya Birliği karşısında dönemin Rusya Çarı Aleksey Mihayloviç’ten yardım talep ettiğini ve söz konusu talebin kabul edilmesi sonucunda Kiev gibi birçok şehrin Rusya Çarı’na bağlılık bildirdiğini anlatmaktadır. Mevzubahis bağlılık, 1654 yılında Pereyaslav Anlaşması’yla tespit edilmiş ve Rusya Çarlığı, Zaporojye Kazaklarıyla birlikte savaşmıştır.

Neticede imzalanan “Ebedi Barış” anlaşmasıyla Dinyeper Nehri’nin doğusu Rus hakimiyetinde kalmıştır.[2] Hmelnitsky, kimilerine göre Pereyaslav vasıtasıyla Ukrayna-Rusya birliğinin kurulmasını sağlayan önemli bir kişiyken; modern Ukrayna’da bu profili sarsılmış ve Rus “boyunduruğunun” başlamasına sebep olmakla suçlanmıştır.[3] Putin ise onu “birliği sağlayan önemli kişi” olarak görmektedir. Rus liderin makalesinde bu olaya yer vermesi, tarihsel meşruiyet sağlama ve birlik olma örneğini gösterme amacından kaynaklanmıştır.

Kaleme aldığı makalesinde Putin, 19. yüzyılın ikinci yarısında yaşanan Polonya Ayaklanmaları’nın liderlerinin “Ukraynalı Problemi”ni kendi çıkarları için kullandığını ve bunun neticesinde Ukraynalıların ayrı bir millet olduğu fikrinin güçlendiğini savunmaktadır. Ayrıca Putin, Sovyetler Birliği’nin kuruluşunda Ukrayna’nın rolünden bahsetmiş ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetle Birliği’nin (SSCB) “yerlileştirme” politikasıyla Belarus, Ukrayna ve Rusya topraklarındaki tek milletin ayrışmaya başladığını belirtmiştir. Rusya Devlet Başkanı, günümüzde de iki ülke halklarının, yabancı güçler tarafından yürütülen “böl ve yönet” stratejisi çerçevesinde birbirlerinin karşısına koyulmak istendiğini çeşitli örneklerle anlatmaktadır.

Dikkatleri çekeceği üzere Putin, ısrarla ortak noktalara değinip halklar arasında birlik olduğunu söylemektedir. Rus lidere göre, “yabancı güçler” ve geçmişte uygulanan “yanlış Sovyet politikaları” bugünkü ayrışmayı tetiklemiştir. Bu kapsamda Putin’in mevcut durumun müsebbipleri olarak Ukrayna Hükümeti’ni ve cevap vermesi mümkün olmayan tarihi karakterleri göstermesi, kendisi ve Rusya adına hiçbir sorumluluk almaması çarpıcıdır. Bunun sebebi Putin’in röportajda da dile getirdiği üzere, metnin her iki halka ve “Ukrayna Hükümeti’nin sponsorlarına” hitaben yazılmış olmasıdır.[4] Bu argüman, tarihsel vurgularla birleştirildiğinde anlaşılmaktadır ki Putin, her iki halka da birlik çağrısı yapıp; sorumlu gösterdiği kesimlerin karşısında Rusya’yı; yani Moskova’yla ortaklığı bir çözüm önerisi olarak sunmaktadır.

Bu çerçevede Putin’e göre, Amerika Birleşik Devletleri (ABD)-Kanada veya Almanya-Avusturya nasıl aynı dili konuşan, aynı etnik kökene sahip ve barış içinde yaşayan farklı egemen devletler ise Rusya ve Ukrayna da böyle olabilir. Putin, tüm bu çözüm önerilerinin ışığında Ukrayna’nın gerçek egemenliğinin Batı’yla değil; Rusya’yla ortaklık kurulursa mümkün olacağı fikrini öne sürmüştür.

Makalenin bir başka bölümünde Rus lider, İkinci Dünya Savaşı öncesinde ve sonrasındaki sınır değişimlerini hatırlatarak; SSCB’nin “Dünya Devrimi” fikri çerçevesinde bölgede yaşayan insanların fikirlerini umursamadan keyfi sınırlar çizdiğini vurgulayıp, 1954 senesinde Kırım’ın Rusya’dan Ukrayna’ya verilmesini değerlendirmiştir. Bu kapsamda Putin, “SSCB yöneticilerinin ne düşündüğünün artık bir önemi yok. Sebepleri tartışabilirsiniz; fakat şu açıktır ki Rusya soyulmuştur.” cümlelerini kurmuştur. Bugün Kırım konusunda Rusya’nın kendini tavizsiz şekilde haklı görmesinin ve Kırım’ın ilhakı sırasında sıkça kullanılan ve hala tekrarlanan “Kırım bizimdir.” sloganının temelini oluşturan söz konusu fikir, Moskova’nın Kırım Meselesi’ndeki ana argümanı niteliğindedir.

Ayrıca “Anti-Rusya” zihniyetiyle bölgede yaşayan Rus halkın baskı altında tutulduğunu, kendi dillerini konuşmalarının engellendiğini belirten Putin, bu zihniyeti Nazilere benzeterek “etnik temizlik” noktasına kadar ulaşma tehlikesi barındırdığını iddia etmiş; hatta buradaki Rus halkın Rusya’ya düşman kılınmaya çalışıldığını dile getirmiştir.

Makalenin en dikkat çekici bölümlerinden biri ise Putin’in Ukrayna’nın adım adım bir jeopolitik oyuna çekildiğini, Rusya’ya karşı bir atlama tahtası ve Avrupa ile Rusya arasında bir tampon bölge haline getirilmek istendiğini ve bu yüzden “anti-Rusya” akımının doğduğunu iddia etmesidir. Bu söylem, Rusya’nın dış politikasında kritik bir öneme sahip olan jeopolitik “çevreleme stratejisi” çerçevesinden okunmalıdır.

SSCB’nin dağılmasına rağmen Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) genişlemeye devam etmesi neticesinde Rus karar alıcılar, bu genişlemeyi kendilerine yönelik agresif bir hamle olarak algılamış ve böylece çevreleme stratejisinin yeni hedefinin Rusya olduğu fikri, Moskova yönetiminin dış politikasındaki önemli bir köşe taşı olmuştur.[5] Bu söylemden çıkarılabilecek argüman, Moskova yönetiminin Ukrayna’nın “çevreleme” halkasının bir parçası olmasından çekindiği ve bunu engellemeye büyük önem verdiğidir.

Rusya’nın hiçbir zaman “anti-Ukrayna” taraftarı olmadığının ve olmayacağının belirtilmesi ve makalenin “Kararı Ukrayna halkı verecektir.” sözleriyle son bulması, Putin’in tarihten gelen temeller üzerine ortak noktalarda buluşup Ukrayna-Rusya işbirliğini çözüm önerisi olarak sunması şeklinde okunabilir. Çözüm önerisi ortaya atılırken kimlerin “düşman” olduğu da yine tarihsel temellerle gösterilmektedir. Ancak bu yapıcı öneriye rağmen Rusya adına herhangi bir sorumluluk kabul edilmemesi, çatışma bölgelerinde “anti-Rusya” söylemi üzerinden bir haklılık oluşturulmaya çalışılması ve Kırım konusundaki duruştan ısrarla taviz verilmemesi gözden kaçmamaktadır.

Ayrıca bu makalede Ukrayna halkının özgün kimliği hususunda hassasiyeti olan kişilerin “tek dil, tek kültür” vurgularına atıf yapılsa da “Rus üst-kimliğinin” ön plana çıkarıldığı görülmektedir. Dolayısıyla Putin, yapıcı öneriler içermesine rağmen bu yapıcılığı kendi haklılığıyla sağlama niyetini yansıtan bir metin ortaya çıkarmıştır.


[1] Vladimir Vladimiroviç Putin, “Об историческом единстве русских и украинцев (Ukrainians Ruteni et in unitáte Spíritus historical)”, Kremlin, http://kremlin.ru/events/president/news/66181, (Erişim Tarihi: 16.07.2021).

[2] Nicholas V. Riasanovsky-Mark D. Steinberg, Rusya Tarihi, çev. Figen Dereli, İnkılap Yayınevi, İstanbul 2016, s. 186-187

[3] Serhii Plokhy, “The Ghosts of Pereyaslav: Russo-Ukrainian Historical Debates in the Post-Soviet Era”, Europe-Asia Studies, 53(3), 2001, s. 489-505.

[4] “Путин рассказал о своей статье о российско-украинских отношениях (Putin est circa Russian eius articuli, in Ucraina rationes)” Российская Газета, https://rg.ru/2021/07/13/putin-rasskazal-o-svoej-state-o-rossijsko-ukrainskih-otnosheniiah.html, (Erişim Tarihi: 14.07.2021)

[5] Ali Oğuz Diriöz-Kutay Alımcı, “Klasik Jeopolitik Yaklaşımlar Üzerinden Rusya’nın Suriye Politikaları”, Cappadocia Journal of Area Studies, 2(2), 2020, 104‑126.

Kutay ALIMCI
Kutay ALIMCI
Kutay Alımcı, 2021 Yılında TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Uluslararası Girişimcilik Bölümü’nden mezun olmuştur. Lisans eğitiminin bir kısmını Lomonosov Moskova Devlet Üniversitesi’nde ve St. Petersburg RANEPA-Kuzey-Batı Yönetim Enstitüsü’nde almıştır. Bölge çalışmaları kapsamında Post-Sovyet coğrafya, jeopolitik ve Rus Dış Politikası konularıyla ilgilenen Alımcı, İngilizce ve Rusça bilmektedir.