Tarih:

Paylaş:

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Yerel ve Küresel Sağlık Güvenliği’ne Etkileri

Benzer İçerikler

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

24 Şubat 2022 tarihinde başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı’nın üzerinden yaklaşık dokuz ay geçmesine rağmen savaş hala sürmekte ve her geçen gün şiddetini arttırarak devam etmektedir. Savaş nedeniyle binlerce insan yaşamını yitirmiş, milyonlarca insan da göç etmek zorunda kalmıştır. Rusya-Ukrayna Savaşı hakkında enerji krizi, gıda krizi, iklim krizi ve göç gibi birçok konu tartışmaya açılmıştır. Çünkü bu savaş, geleneksel güvenlik yaklaşımlarının kapsamını fazlasıyla aşmış ve bu sebeple yeni güvenlik yaklaşımlarıyla da ele alınmaya başlanmıştır. Sağlık güvenliği de bu alanlardan birisidir.

Sağlık güvenliği, en genel tanımıyla kıtlık ve açlıkla mücadele, çevre kirlenmesinin insan sağlığına olumsuz etkilerinin azaltılması, salgın hastalıklarla mücadele, çocuk ölümlerinin azaltılması ve temiz su imkânlarının arttırılması yönündeki faaliyetler bütünüdür. Sağlık sorunlarından kaynaklanan güvenlik tehditlerini besleyen en önemli ortam savaş ve çatışmalardır. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 2002 yılında yayımladığı “Sağlık ve Şiddet Dünya Raporu”na göre 1945-2002 yılları arasında 191 milyon insan savaş dışı şiddet eylemleri ve savaşlar sonucu ortaya çıkan olumsuz sağlık koşulları nedeniyle yaşamını yitirmiştir. Bu durum, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sadece savaş alanında ölen kişiler üzerinden değil; doğrudan muharebe alanında olmayıp savaştan etkilenerek sağlık sorunu yaşayan kişilerin de incelenmesi gereksinimini apaçık ortaya koymaktadır.

Rusya-Ukrayna Savaşı, sağlık güvenliği açısından yerel ve küresel etkilere sahiptir. Yerel etkiler, Ukrayna sınırları özelinde; küresel etkiler ise Ukraynalı göçmenler vesilesiyle dünya genelinde görülmektedir.

Ukrayna’da 2022 yılının Şubat ayında savaşın başlamasının ardından erken teşhis ve tedavi göremeyen çok sayıda kanser hastası yaşamını yitirmiş veya tümörleri ilerleyerek daha kritik hale gelmiştri. Sivil halkın sürekli olarak çatışma ve bombardımana şahit olması, halkın ruh sağlığının büyük oranda bozulmasına neden olmuştur. Doğrudan saldırıya maruz kalmasa bile bombardıman seslerine maruz kalan siviller, büyük oranda duyma kaybı ve sağırlık yaşamaya başlamıştır.

Hava saldırılarından dolayı ülkede sürekli olarak sokağa çıkma yasağı ilan edilmesinden ötürü halkın gıdaya ve tıbbi ürünlere ulaşımı da kısıtlanmıştır. Savaş sebebiyle Ukrayna’daki birçok sağlık kurumu ve çalışanı, iş göremez hale gelmiş ve hatta savaşın henüz başında 15 Mart 2022 tarihinde DSÖ, bu duruma vurgu yapmak amacıyla elindeki verileri dünya kamuoyuyla paylaşmıştır.

Bahse konu olan verilere göre; 15 Mart 2022 tarihine kadar Ukrayna sağlık hizmetlerine 31 saldırı yapılmış, bu saldırıların 26’sında sağlık tesisleri hasar görmüş veya yıkılmış, 5 saldırıda ambulanslar hasar görmüş veya tamamen imha olmuştur. Bu veriler üzerinden DSÖ tarafından yapılan açıklamada ise sağlık hizmetlerine yönelik saldırıların başta kadınlar, çocuklar ve diğer savunmasız gruplar olmak üzere herkesin temel sağlık hizmetlerine erişimine doğrudan etkisi olduğu ifade edilmiştir.[1]

DSÖ, 2022 senesinin Eylül ayında yaptığı açıklamada ise Ukrayna sağlık sistemine yapılan saldırıların 500’den fazla olduğunu açıklamıştır. Bu saldırıların sağlık hizmetlerini aksattığı ve bu sebeple de ilerleyen aylarda Ukrayna’daki COVİD-19 vakalarının sayısının artacağı ifade edilmiştir.[2] Sağlık güvenliği alanında Ukrayna’da çıkan yeni tehditler, savaşın gün geçtikçe şiddetlenmesiyle birlikte artarak devam etmiştir.

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sağlık güvenliğine yönelik yerel etkilerinin yanında küresel etkileri de vardır. Üstelik bu durum, yerele nazaran çok daha büyük riskler taşımaktadır. Söz konusu risklerin en önemlisi, göç sorunuyla birlikte ortaya çıkmıştır. Savaşın başlamasının ardından günümüze kadar dokuz aylık bir süreç geçmiş ve bu kısa dönemde yaklaşık beş milyon Ukraynalı ülkesinden göç etmek zorunda kalmıştır. Bu göçmen kitlesi, yerel hastalıkların göç ettikleri ülkelere taşınmasına sebep olabilir.

Göç edilen ülke, ekonomik açıdan iyi bir durumdaysa Ukraynalı göçmenler için yaşam alanları oluşturulup hastalıkların yayılmasını engelleyebilir. Ancak ekonomik açıdan daha zayıf ülkelerde, göçmenler doğrudan yerel halkın içine karışmakta ve sağlık sorunları, temel yaşam ihtiyaçlarına nazaran oldukça geri plana atılmaktadır. Bu da hastalıkların yayılmasına ve mutasyona uğramasına sebebiyet verebilir. Bu nedenle de göçmenleri alan ülkede başlayabilecek bir salgın tüm dünyaya yayılabilir.  Örneğin 2021 yılının Kasım ayında Ukrayna’da yirmi çocuğa çocuk felci teşhisi konulmuş ve bu nedenle Ukrayna Sağlık Bakanlığı’nca aşı kampanyası başlatılmıştır.[3]  Lakin savaşın çıkmasının akabinde buna yönelik nasıl bir önlem alındığı tam olarak bilinmemektedir. Bu sebeple de göçmenlerin içerisinde de mevzubahis hastalığa sahip kişilerin bulunması muhtemeldir. Çocuk felcinin bulaşıcı bir hastalık olduğu da göz önünde bulundurulursa, salgın riskinin varlığı yadsınamayacaktır.

Ayrıca, yeni salgınların yanı sıra hâlihazırda tamamen bitmemiş olan Covid-19 da bu göç dalgaları nedeniyle tekrardan büyüyerek eski seviyelerine dönebilir. Dahası Rusya-Ukrayna Savaşı konvansiyonel bir savaş niteliğinde olduğu için her iki taraf da balistik füzeleri kullanmaktadır. Buna ek olarak ordu konvoylarının geçişi için ormanlar yakılmakta ve tahrip edilmektedir. Bu da dünya genelinde etkin olan iklim krizinin tırmanmasına yol açarak doğrudan küresel sağlık güvenliğine negatif etki etmektedir. Her ne kadar mevcut durumda söylem boyutunda olsa da nükleer bir savaş tehlikesi de küresel sağlık güvenliğine büyük bir tehdit oluşturmaktadır.

Neticede Rusya-Ukrayna Savaşı hem yerel hem de küresel bazda sağlık güvenliği açısından önemli bir tehdit yaratmıştır. Savaşın devam etmesi, özellikle de Ukraynalı göçmen kabul eden ülkeler için ilerleyen dönemlerde çok daha büyük sorunlara yol açabilir. Güncel durumda savaştan etkilenen kitle, ağırlıklı olarak Ukrayna halkı olsa da savaşın küreselleşmesi ihtimal dahilindedir. Bu yüzden küresel sağlık sorunlarıyla daha sık karşılaşılabileceği söylenebilir.


[1] “Stop Attacks on Healt Care in Ukraine” UNICEF, https://www.unicef.org/turkiye/en/press-releases/stop-attacks-health-care-ukraine, (erişim tarihi: 04.11.2022).

[2] “ВООЗ прогнозує жовтневий сплеск COVID-19 в Україні”, UNN, https://www.unn.com.ua/uk/news/1994023-vooz-prognozuye-zhovtneviy-splesk-covid-19-v-ukrayini, (Erişim Tarihi: 03.11.2022).

[3] “В Україні виявили новий випадок поліомієліту у маленької дитини”, UNN, https://www.unn.com.ua/uk/news/1961244-v-ukrayini-viyavili-noviy-vipadok-poliomiyelitu-u-malenkoyi-ditini, (Erişim Tarihi:03.11.2022).

Murat Kağan TOPRAK
Murat Kağan TOPRAK
Murat Kağan Toprak, lisans eğitimini Osmaniye Korkut Ata Üniversitesinde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nde tamamlamıştır. Toprak, yüksek lisansını ise Sosyal Bilimler Enstitüsü Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı'nda yapmıştır. Halihazırda Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Lisasnüstü Eğitim Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı'nda doktora eğitimine devam eden Toprak, iyi derecede İngilizce bilmektedir. Toprak'ın başlıca çalışma alanları; Uluslararası Güvenlik, Konvansiyonel Olmayan Savaş Stratejileri, Terörizm ve Rusya-Kafkasya Bölgesi’dir.