Tarih:

Paylaş:

Sırbistan Dış Politikası: Vucic’in Denge Politikası

Benzer İçerikler

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Balkan devletleri, etnik açıdan oldukça zengin ve heterojen devletlerdir. Bu özellik, bölgedeki kültürün ne kadar zengin olduğunu göstermektedir. Ancak söz konusu özelliğin tek getirisi bu değildir. Kuşkusuz bu demografik yapının avantajları olduğu gibi, birtakım dezavantajları da vardır. Farklı devletlere yayılmış halklar, bölgedeki devletlerin siyasi istikrarını bozduğu gibi zaman zaman egemenliklerine yönelik çeşitli baskılara sebep olmaktadır. Geçmişten beri Sırp unsurlar, bölgede önemli nüfuz sahibi olmuştur. Günümüze bakıldığında ise bu etkinin arttığı anlaşılmaktadır. Rusya-Ukrayna Savaşı’yla birlikte devletler arasında çeşitli gerginlikler yaşanmış ve uluslararası sistem sorgulanmıştır. Bu konjonktürden Sırplar nedeniyle Balkanların etkilendiği görülmektedir.

Tarihsel mirasa bakıldığında, Rus unsurların bölgedeki etkisi görmezden gelinemez. Nitekim savaşın ardından Balkanlar’daki devletlerin egemenliklerinden endişe duyduğu açıktır. Hal böyleyken gerginliğin diplomasiye yansıması oldukça normaldir. Sırp milliyetçiliğinin görece etkili olduğu bölgede “Büyük Sırbistan” hayalini ifade eden söylemlerin kullanılması, gerginliğin dozunu arttırmaktadır. Bu konuda özellikle de Sırp Cumhuriyeti lideri Milorad Dodik’in açıklamaları, Sırplara yönelik olumsuz bir kamuoyu oluşturmakta ve barışçıl çözümlere dair endişe yaratmaktadır.[1]

Her ne kadar Avrupa Birliği’nin (AB) bölgedeki tesiri fazla olsa da Rus nüfuzu da yadsınamaz. Özellikle de Hırvatistan Cumhurbaşkanı Zoran Milanović’in Kosova’nın Sırbistan’dan çalındığını ve 2014 senesinden beri Rusya’nın kışkırtıldığını söylemesi, AB’ye rağmen bölgedeki Rus etkisini gözler önüne sermektedir.[2]

Bununla birlikte son dönemde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve AB’nin ortak çıkarları doğrultusunda bölgede bir karışıklık istemediği ve bu nedenle de oluşabilecek herhangi bir gerginlikte taraflara baskı yapmaktan çekinmediği görülmüştür.  Zira güvenlik stratejilerinde ve dış politikalarında bütüncül bir yol izlemek isteyen bu iki büyük aktör, çeşitli problemler hasebiyle Rusya’nın hareket zeminini genişletmesini istememektedir.

Önceliğinin barışçıl çözümler olduğunu gösteren bu iki aktör, gerektiğinde zorlayıcı diplomasiyi de uygulayabileceğini göstermiştir. Taraflar, Kosova ile Sırbistan arasındaki dondurulmuş ihtilafı ve tanınmama sorununu, barışçıl yolla çözmek isterken; Kosova’nın ortaya atılan çözüme yaklaşmaması durumunda doğacak sonuçların hatırlatılması, bu baskıları gözler önüne sermektedir.[3]

Kosova ise ülkenin kuzeyindeki Sırpların sahip oldukları varlıkların kaldırılmasını ve edinilen silahların teslim edilmesini istediğinden mevzubahis sürece olumsuz yaklaşmaktadır. Ancak söz konusu baskılar, sadece Kosova’ya yönelik değildir. Üst otorite edasıyla hareket eden ABD ve AB, ilişkilerin normalleşmesine dair ortaya atılan çözümlerin reddedilmesi halinde, bunun sonuçlarına tarafların katlanması gerektiğini dile getirmektedir.[4]

Bölgede siyasal istikrarın sağlanması için çalışan başat aktörlerden olan ABD, AB’nin de desteğiyle önemli adımlar atmaktadır. Yetkililerin açıklamalarından hareketle, gerginliklerin çözümü için ABD’nin Sırp Belediyeler Birliği’ni savunduğu anlaşılmaktadır.[5] Bu çerçevede farklılıklardan doğabilecek sorunların önüne geçmek için gerek sivil gerekse de siyasi liderleri bir araya getirerek çeşitli diyaloglar geliştirmektedir.[6]

Sorunların çözümü hususunda çeşitli motivasyonlar bulunsa da Belgrad’ın sorunları sadece Priştine’yle değildir. Nitekim Dodik’in açıklamaları, Bosna Hersek’te de çeşitli endişeler uyandırmaktadır. Her ne kadar sorunlar diplomatik sınırlar içerisinde ABD’nin önderliğinde çözülmeye çalışılsa da Saraybosna yönetimi, Sırpların ülkeye yönelik politikalarının egemenliğine gölge düşürdüğüne inanmaktadır. Bu yüzden de ABD’yle çeşitli görüşmeler gerçekleştirmektedir.[7] Yetkililerin açıklamaları, ilerleyen dönemlerde diyalog sürecinin ivme kazanacağı ve buna bağlı olarak da hakem işlevi gören ABD’nin nüfuzunun genişleyeceği şeklinde yorumlanabilir.

Görüldüğü üzere Sırbistan, siyasi yalnızlıktan kurtulmak maksadıyla çeşitli adımlar atmıştır. Bu doğrultuda Sırbistan, bölgesel ortaklıklar yoluyla Kuzey Makedonya’yla münasebetlerini geliştirmek istediğini göstermeye çalışmıştır. Böylece Belgrad’ın Sırpların aleyhine oluşan uluslararası kamuoyunu kırmayı hedeflediğini ifade etmek mümkündür.[8] Sırbistan, farklılıklardan doğacak açık sorunların ortaya çıkmasını engellemek ve mevcut krizleri azaltmak maksadıyla Hırvatistan’la da ikili ilişkilerde atılacak adımlar noktasında uzlaşmıştır.[9]

Bahse konu olan diyalogların egemen bir devlet olarak Sırbistan’ın barışı ve işbirliğini vurgulamaya yönelik hamleleri olduğu söylenebilir. Ayrıca Saraybosna’ya yönelik açıklamalar, Belgrad’ın işbirliğine açık olduğunu ve iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde Bosna Hersek’in toprak bütünlüğüne saygı göstereceğini göstermektedir.[10] Tüm bunlara yönelik itici gücün ise Sırbistan’a yönelik baskıların şiddetini azaltmak olduğunu söylemek mümkündür.

ABD ve AB’nin her geçen gün baskısını arttırması nedeniyle Vucic, daha fazla dayanamamıştır. Nitekim ülkesine karşı uygulanacak siyasi ve ekonomik yaptırımların önüne geçmek için Vucic’in daha ılımlı politikalara yöneldiği ve keskin çizgilerden kaçındığını anlaşılmaktadır.

AB’nin ülkeye sağladığı imkanlar düşünüldüğünde, Vucic’in bunlara sırtını dönemediği iddia edilebilir. Vucic’in bu tavrı ise Christopher Hill tarafından Sırbistan’ın yüzünü batıya dönmesi şeklinde yorumlanmaktadır.[11]

Gerginlikleri en az zararla sonlandırmak isteyen Vucic, Kosova’nın NATO’ya kabul edilmesi gündeme gelince AB’nin Rusya’ya yönelik yaptırım baskısına daha fazla direnç gösterememiştir. Ancak istenilen tepkiyi ortaya koymak yerine stratejik bir açıklamada bulunmayı tercih etmiştir. Sırp lider, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e saygı duyduğunu; fakat hizmet ettiği tek ülkenin Sırbistan olduğunu dile getirmiştir.[12]

Tüm bu bilgiler doğrultusunda Rusya’yla ilişkilerin bozulacağı yönünde bir kamuoyu oluşmuştur. Ancak Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov’un ülkeye yönelik baskıları anladığını ve taraflar arasındaki ilişkileri daha da geliştirmeyi umduklarını söylemesi, bu beklentilerin aksini göstermektedir.[13] Dolayısıyla Belgrad-Moskova hattındaki ilişkilerin bozulması beklenmemektedir. 

Sonuç olarak ABD ve AB’nin Sırbistan’a yönelik baskılarının işe yaradığını söylemek mümkündür. Burada altı çizilmesi gereken nokta ise Vucic’in başarılı bir denge politikası izlediğidir. Belgrad’ın benimsediği bu tutumun baskıları azaltması beklenirken; Sırbistan’a yeni manevra alanları da sağlayacaktır.


[1] “Dodik, Kosova ile İlgili Açıklamalarıyla Vučić’in İşini Daha da Zorlaştırıyor”, Vijesti N1, https://n1info.ba/vijesti/dodik-svojim-izjavama-o-kosovu-samo-otezava-stvari-vucicu/, (Erişim Tarihi:29.01.2023).

[2] “Milanović: Kosova Sırbistan’dan Çıkarıldı, Şimdi Ruslar da Aynısını Yapıyor”, Al Jazeera, https://balkans.aljazeera.net/videos/2023/1/30/milanovic-kosovo-je-izuzeto-iz-srbije-sad-rusi-rade-isto, (Erişim Tarihi:30.01.2023).

[3] “Kosova İçin Avrupa Planını Kabul Etmemenin Sonuçlarına İlişkin Uyarılar”, Al Jazeera, https://balkans.aljazeera.net/videos/2023/2/3/upozorenja-na-posljedice-neprihvatanja-evropskog-plana-za-kosovo, (Erişim Tarihi: 03.02.2023).

[4] “ZSO Hakkında Kurti: Kosova Anayasasına Aykırı Tek Etnikli Bir Topluluk Oluşumu”, Al Jazeera, https://balkans.aljazeera.net/videos/2023/1/27/kurti-o-zso-formiranje-jednoetnicke-zajednice-protivno-ustavu-kosova, (Erişim Tarihi: 27.01.2023).

[5] “ABD Büyükelçiliği: Kurti ve Osmani, ZSO’nun Oluşumuna İlişkin Tartışmaya Katıldıklarını Doğruladı”, T.anjug, https://www.tanjug.rs/srbija/politika/11380/ambasada-sad-kurti-i-osmani-potvrdili-ucesce-u-raspravi-o-formiranju-zso/vest, (Erişim Tarihi: 30.01.2023).

[6] “ABD, Tartışmalı Kosova Sırp Belediye Organı Üzerinde ‘Yapıcı’ Müzakerelere Ev Sahipliği Yapıyor”, Balkan Insight, https://balkaninsight.com/2023/01/31/us-hosts-constructive-talks-on-contested-kosovo-serb-municipality-body/, (Erişim Tarihi: 31.01.2023).

[7] “BH’ye Yönelik Sırp Politikası “Tüm Sırplar Tek Devlette” mi?”, Sarajevo Times, https://sarajevotimes.com/serbian-policy-towards-bih-all-serbs-in-one-state/, (Erişim Tarihi: 31.01.2023).

[8] “Bakan Vučević’in Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Başbakanı Kovačevski ile Görüşmesi”, T.anjug, https://www.tanjug.rs/video-gallery/3354ad14-36fa-4d1b-8b53-98fff4d52d4c, (Erişim Tarihi: 29.01.2023).

[9] “Dačić ve Glić Radman: Sırbistan ve Hırvatistan’ın Tutumlarındaki Farklılıkları Azaltmak Önemlidir.”, Al Jazeera, https://balkans.aljazeera.net/news/balkan/2023/1/28/dacic-i-grlic-radman-vazno-je-smanjiti-razlike-u-stavovima-srbije-i-hrvatske, (Erişim Tarihi: 28.01.2023).

[10] “Schmidt: Sırbistan, Bosna-Hersek ile İyi Komşuluk İlişkileri Geliştirmeye Açık”, Al Jazeera, https://balkans.aljazeera.net/news/balkan/2023/2/1/susret-brnabic-i-schmidta-srbija-otvorena-za-razvoj-dobrosusjedskih-odnosa-sa-bih, (Erişim Tarihi: 01.02.2023).

[11] “Hill: Sırbistan Batı’yı Tercih Etti, Rusya ile Bağ Her Geçen Gün Zayıflıyor”, T.anjug, https://www.tanjug.rs/srbija/politika/11760/hil-srbija-se-vec-opredelila-za-zapad-veza-sa-rusijom-slabi-iz-dana-u-dan/vest, (Erişim Tarihi: 01.02.2023).

[12] “Vuciç: Kosova’nın NATO’ya Kabul Edilmesi Gibi Bir Fikir Var”, Slobodenpecat, https://www.slobodenpecat.mk/vuchikj-postoi-ideja-kosovo-da-bide-primeno-vo-nato/, (Erişim Tarihi: 02.02.2023).

[13] “Kremlin, Vučić’in Sırbistan’ın Rusya’ya Yaptırım Uygulamak Zorunda Kalabileceği Yönündeki Açıklamasına Yorum Yaptı”, Al Jazeera, https://balkans.aljazeera.net/news/2023/2/3/peskov-kremlj-razumije-pritiske-zapada-bez-presedana-na-srbiju, (Erişim Tarihi:03.02.2023).