Tarih:

Paylaş:

Ukrayna’daki Savaşın Kaybedeni Rusya mı Olacak?

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) dağılmasının ardından halefi olarak uluslararası sistemde boy gösteren Rusya, 2000’li yılların başında Vladimir Putin’in Rusya Devlet Başkanı olmasının ardından selefinin mirası üzerine politik hamleler yapmaya başlamıştır. Putin, Rus yakın çevresine ve Post-Sovyet coğrafyaya dönük hamleleriyle, Batılı güçlerin söz konusu bölgelerde etkin olmasını arzulamayan bir dış politika yaratmayı hedeflemiştir. Nitekim son döneme kadar bu konudaki istikrarlı duruşunu göstermiştir.

Mevzubahis duruşun en güncel örneğinin Ukrayna olduğu bilinmektedir. Kiev yönetiminin Avrupa Birliği (AB) ve Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne (NATO) yönelmesi, Rusya’nın sert güce başvurmasına sebebiyet vermiştir. Bu çerçevede Kremlin, Ukrayna’ya yönelik “özel askeri operasyonu” adını verdiği askeri müdahaleyi gerçekleştirmiştir.

Ukrayna’daki savaşın yedinci ayı tamamlanmak üzereyken; Rusya’nın ilerleyişindeki yavaşlama ve Ukrayna Ordusu’nun karşı taarruza geçmiş olması, savaşın tersine evrileceği ve Rusya’nın selefi SSCB’yle aynı kaderi yaşayacağı yönündeki görüşlere hız kazandırmaktadır. Dahası Rusya’nın Ukrayna’da süren savaşta ciddi kayıplar vermeye başladığı ve askeri güç bakımından da sıkıntılar yaşadığı gündeme gelmektedir. Dolayısıyla bu durum, Rusya’nın etkisinin azaldığını göstermek için bir kanıt olarak Batılı uzmanlar tarafından kullanılmaktadır. Bu yöndeki görüşü desteklemek adına Ukrayna’nın ön cephelerinde verilen kayıplar ve Moskova’nın post-Sovyet coğrafyasındaki askeri birliklerini geri çekerek Ukrayna cephesine sürmesi örnek gösterilmektedir.[1]

Rusya açısından değişen dengelere dair Özbekistan’ın Semerkant kentinde gerçekleştirilen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Liderler Zirvesi de örnek gösterilebilir. Bu zirvede Hindistan ve Çin’in, Rusya’nın Ukrayna’daki savaştan dolayı endişelerini ifade etmeleri ve liderleri bekletmesiyle ün kazanmış Putin’in ikili görüşmeler için liderleri bekliyor olması, değişen dinamiklerin göstergesi olarak yorumlanabilir. Bu da Rusya için işlerin hiç de iyi gitmediği anlamına gelmektedir.

Diğer taraftan Rusya’nın Azerbaycan-Ermenistan sınırında yaşanan çatışmalardan sorumlu tutulması da gündeme gelmektedir. Zira Ukrayna’da devam eden savaşa askeri destek sağlamak amacıyla Rusya’nın Karabağ bölgesindeki birçok askerini Ukrayna’ya kaydırması, bölgede barışı korumaya yönelik bir güç boşluğu doğurmuş ve çatışma ortamı doğmuştur.[2]

Diğer bir eski Sovyet ülkesi olan Gürcistan ise Rusya’yı Ukrayna konusunda desteklememektedir. Benzer şekilde Moldova da Ukrayna’da yaşanan gelişmeleri yakından takip ederken; Transdinyester Bölgesi’nde meydana gelebilecek çatışmalara hazırlık yapmakta ve kendini güvence almak maksadıyla AB’yle yakınlaşmaktadır. Bu ortamda bakıldığında, Rusya’nın yanında duran tek sadık post-Sovyet ülkesinin Belarus olduğu görülmektedir.

Savaşı askeri olarak Rusya’nın kaybedeceğini öngörmek mümkün olmasa da savaş sonrasında kaybedilen şeylerin Rusya açısından telafisinin zor olacağı söylenebilir. Savaşın artan ekonomik ve askeri maliyetlerinin yanında psikolojik etkenlerinin de ön plana çıktığı düşünüldüğünde, kayıpların Rusya’ya SSCB’nin sonuna hatırlatması muhtemeldir. Özellikle de Rusya’nın yakın çevresi olarak gördüğü post-Sovyet alandaki istikrarsızlıklar, uluslararası sistemde meydana gelen yeni kutuplaşmaların bir göstergesi olarak yorumlanabilir.

Rusya’nın beklenen politikadan uzak durması, Sovyet ardılı ülkelerin ağırlıklı olarak AB ve gibi ülkelerle ikili ve çoklu ilişkiler geliştirmesine neden olmaktadır. Dahası Ukrayna ve Moldova’nın sıkı bir şekilde AB etki alanına girmesi, Azerbaycan’ın enerji konusunda bağımsız bir şekilde hareket ederek AB’yle anlaşması gibi gelişmeler de yaşanmaktadır. Aynı şekilde Orta Asya’da artan Çin etkisi de Rusya’dan oluşan güç boşluğunun Pekin tarafından doldurulmak istendiğini gözler önüne sermektedir. Tüm bu gelişmelerden hareketle, Moskova’nın derin bir krizle karşı karşıya kalacağı öngörülebilir.

Rusya’nın bu girdaptan çıkabilmek için birtakım hamlelerde bulunacağı öne sürülebilir. Bu kapsamda Moskova, öncelikle AB’ye karşı kullandığı enerji kartı politikasını sürdürürken; alternatif yollara başvurarak enerji arzını diğer ülkelere sağlayacak ve böylece ekonomik bağlamda ayakta kalmaya çalışacaktır. Buna ek olarak Rusya, nüfuzunun kaybolduğu hissiyatının doğmaması adına Azerbaycan-Ermenistan hattında yaşanan çatışmaların sonlandırılması için etkin rol alarak Kafkasya’daki varlığını hissettirmeye çalışacaktır. Moskova’nın Orta Asya ülkeleriyle de ekonomik, askeri ve siyasi ilişkilerini uluslararası örgütler aracılığıyla yürüterek karşılıklı işbirliğine ve ittifak girişimlerine vurgu yapacağı ifade edilebilir. Moskova yönetiminin son seferberlik açıklaması ve Kazakistan, Belarus ve Sırbistan liderlerinin açıklamaları, bu savaşın sadece Rusya ve Ukrayna açısından değil; tüm dünyanın bekasına dönük ciddi bir krize işaret etmektedir.

Sonuç olarak Ukrayna’da devam eden savaşın kazanının Rusya olacağı tahmin edilirken, savaş sonrası süreçte kaybedenin de Rusya olacağı söylenebilir. Moskova’nın gerçekleştirdiği işgal girişimi, Batılı devletlerin ve post-Sovyet coğrafyasındaki ülkelerin Kremlin’le olan ilişkilerini sorgulamasına neden olmuştur. Bu durum ise Rusya’nın nüfuzunun azalmasına sebebiyet verecektir. Hatta mevcut konjonktür, oluşum sancıları çeken yeni uluslararası sistemde Rusya’nın başat aktör olmasını da zorlaştıracaktır. Moskova’nın bu noktada süreci bir beka savaşına dönüştürmeye yönelik açıklamaları ise, açıkçası bu savaşın tek kaybedeninin Rusya olmayacağına işaret etmektedir. Dolayısıyla Rusya-Ukrayna Savaşı, tüm dünyanın kaybedeceği bir savaşa evrilmektedir.


[1] Taras Kuzio, “Putin’s Russian Empire İs Collapsing Like Its Soviet Predecessor”, Atlantic Council, https://www.atlanticcouncil.org/blogs/ukrainealert/putins-russian-empire-is-collapsing-like-its-soviet-predecessor/?utm_source=dlvr.it&utm_medium=twitter, (Erişim Tarihi: 18.09.2022).

[2] Gabriel Gavin, “Putin’s Push for a New USSR Reawakens the Bloody Chaos of Soviet Collapse”, Politico, https://www.politico.eu/article/vladimir-putin-fall-russia-empire-ukraine-war-armenia-azerbaijan/, (Erişim Tarihi: 19.09.2022).

Hüseyin YELTİN
Hüseyin Yeltin, Sakarya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur. Yüksek lisans eğitimini de Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı'nda tamamlayan Yeltin, halihazırda Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bilim Dalı'nda doktora eğitimini sürdürmekte ve ANKASAM'ın çalışmalarına da katkıda bulunmaktadır.