Osmanlı Devleti toprakları, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından savaşta galip gelen güçler tarafından paylaşılmıştır. Bu çerçevede, dünya dengeleri açısından önemli bir bölge olan Ortadoğu topraklarında, İngilizlerin “böl-yönet” politikasının sonucu olarak çok sayıda ülke kurulmuştur. Fakat bu topraklar farklı siyasi birimlere ayrılırken, herhangi bir kenetleyici faktör üzerinden yola çıkılmamıştır. Çizilen yapay sınırlar yüzünden çıkan anlaşmazlıklar günümüzde de güncelliğini korumaktadır. Böylece, Ortadoğu toprakları üzerinde inşa edilen ülkeler, orada yaşayan halkın iradesi dışında, yapay bir şekilde ve gerçekliği olmayan vaatler üzerine kurulmuştur. Durum böyle olunca, sorunlar Ortadoğu ülkelerinin peşini bırakmamıştır. Dahası Ortadoğu, siyasi olarak ve güvenlik bakımından dünyanın en sıcak çatışmalarına sahne olan, en sorunlu bölgesi haline gelmiştir.

Ortadoğu’da her dönem, uluslararası sisteme ve konjonktüre göre farklılık gösteren sorunlar ortaya çıkmıştır. Örneğin; 1948 yılında Filistin toprakları üzerinde İsrail adında bir devletin kurulması, Araplar ile İsrail arasında yaşanacak çok sayıda savaşın ve şiddetli bir çekişme ortamının zeminini oluşturmuştur. İsrail-Filistin Sorunu, bu iki taraf arasında yaşanan bir anlaşmazlıktan ziyade, Yahudi-Müslüman çekişmesine sebebiyet vermiştir. Ortadoğu ülkeleri arasındaki etnik sorunların yanı sıra, dini temelli anlaşmazlıklar da bölgenin güvenliğini sarsmış ve uzun süreli bir huzursuzluk ortamının doğmasına neden olmuştur.

İran’da 1979 yılındaki rejim değişikliğinin ardından Caferi mezhebini temel alan bir yönetimin kurulması, Ortadoğu’da yeni tür bir çekişmenin ve anlaşmazlığın başlamasına neden olmuştur. 1979 yılında İran’da kurulan yeni rejimin en önemli hedeflerinden biri “Devrim İhracı Politikası” olmuştur. Humeyni, “Devrim İhracı Politikası”nın başarılı olmasının yolunun Irak’tan geçtiğini gayet iyi anlamıştır. Bu yüzden de Irak’ı karşısına alarak “Devrim İhracı Politikası” çerçevesinde Irak’la savaşmıştır. Eğer Irak-İran Savaşı’nın başlamasından Saddam Hüseyin sorumluysa, savaşın sekiz yıl uzamasının sorumlusu da Humeyni’dir. Böylece 2003 yılına kadar Saddam Hüseyin, İran’ın “Devrim İhracı Politikası”na ve bölgeyi Şiileştirme projelerine karşı çıkmışsa da; bu tarihten itibaren ABD ile İran’ın yapmış olduğu işbirliği, Irak’ın İran’a altın tabakta sunulmasına neden olmuştur. Böylece, Irak’ın ABD tarafından işgal edildiği 9 Nisan 2003 tarihi, Şii-Sünni mezhep çatışmasının ön plana çıkarılması bakımından büyük önem arz etmektedir.


İNDİR

ÖNE ÇIKANLAR

Dr. Muwafaq Adil OMAR
Dr. Muwafaq Adil OMAR
Lisans (2005) ve Yüksek lisans ( 2008) eğitimini ‘Saddam Sonrası Irak’ta Şiilerin Yeni Konumları ve Körfez Ülkeleri Üzerindeki Olası Siyasal Etkileri’ başlıklı tezi vererek Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde tamamlayan Muwafaq Adil OMAR doktora programına Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası ana bilim dalında Doktora öğrencisi olarak halen devam etmektedir. Orta Doğu, Irak, Suriye, İran, Türkiye, Arap ülkeler ve Demokratikleşme üzerinde çalışmakta ve Arapça, Türkçe, Sorani Kürtçesi ile İngilizce dillerini bilmektedir. 2010-2012 yılları arasında Irak’ın Erbil kentinde bulunan Selahaddin Üniversitesi, Hukuk ve Siyaset Bilgiler fakültesinde öğretim görevlisi olarak Siyaset bilimler bölümünde; uluslararası teoriler, uluslararası ilişkilere giriş, siyaset bilimine giriş, siyasi tarih, siyasal sistemler ve hukuka giriş derslerini vermiştir.

SOSYAL MEDYA HESAPLARIMIZ

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz