Tarih:

Paylaş:

ABD-Güney Kore-Japonya İttifakı’nın Asya-Pasifik’e Etkileri

Benzer İçerikler

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Asya-Pasifik’te Kuzey Kore, askeri kapasitesini ve füze kabiliyetlerini hızla geliştirmeye devam ederken bölgesel kutuplaşmanın emareleri de gün yüzüne çıkmaktadır. Bu tehdide karşılık Güney Kore hem askeri caydırıcılığını artırmak hem de diğer savunma-saldırı yeteneklerini geliştirmek için Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Japonya’dan giderek daha fazla destek almaya başlamıştır. Hatta 2023 yılında, Güney Kore’nin ABD’yle birlikte Kuzey Kore’ye karşı ortak nükleer operasyonu konu alan tatbikatlar yapacağı iddia edilmiştir. Taraflar arasında bu konuda görüşmeler yapılsa bile henüz neticelenmemiştir. Böyle bir tatbikatın Kuzey Kore’yi daha fazla provoke edeceği ve bağların tamamen kopacağı hesap edilmiş olabilir.

Hem Güney Kore hem Japonya’nın dış ve güvenlik politikaları, son yıllarda proaktif hale gelmiştir. Tokyo’ya kıyasla Seul, bölgesel tansiyonu yükseltebilecek adımlardan olabildiğince uzak durmaya çalışmaktadır. Bunun sebebi Seul’un Pyongyang’ı daha fazla kutuplaştırmak istememesidir. Çünkü Kuzey Kore, aldığı son kararlarla birlikte Güney Kore’yi doğrudan hedef haline getirmiş ve birleşme umutlarını tamamen ortadan kaldırmıştır. Japonya ise ABD’nin entegre caydırıcılık stratejisi kapsamında işbirliği yaptığı en önemli ülkedir. Güney Kore’nin de buna dahil olmasıyla müttefik devletlerin Kuzey Kore karşısındaki caydırıcılık etkisi daha da genişlemiş olacaktır. Fakat aynı zamanda bu strateji, Kuzey Kore’nin öfkesini artıracak ve nükleer savaş tehlikesi tırmanacaktır.

Hatırlatmak gerekirse Güney Kore’de geçtiğimiz yıl yaşanan iktidar değişimi, Washington-Seul ilişkilerinin düzelmesi ve daha da gelişmesine zemin hazırlamıştır. Ancak ABD-Güney Kore yakınlaşması, aynı zamanda bölgedeki tansiyonun yükselmesine ve savaş riskinin artmasına da yol açmaktadır. Nitekim ABD ve Güney Kore, geçtiğimiz yazdan itibaren Japonya’nın da dahil olduğu bölgedeki askeri tatbikatlarını artırmış durumdadır. Kuzey Kore’nin balistik ve hipersonik füze denemesinin ardından ABD, Güney Kore ve Japonya, sürekli ortak tatbikatlar icra etmektedirler.[i]

ABD’nin söz konusu askeri desteği, Kuzey Kore’nin Güney Kore’ye yönelik tehdidinin daha da tırmanmasına yol açmaktadır. Bu artan tehdit sebebiyle Güney Kore, bölgesel askeri ittifaklara daha fazla kanalize olmaktadır. Gerçekten deKuzey Kore’nin balistik füze denemeleri nedeniyle Asya-Pasifik’in güvenliği tehlike altındadır. ABD, bu çoklu tehditlere tek başına karşı koyamayacağını düşünmektedir. Bu yüzden Güney Kore ve Japonya’yla güçlerini birleştirmektedir. Zira Washington, bu rakibini ancak çoklu koalisyon yoluyla bertaraf edebilir.

Güney Kore ve Japonya, “Kuzey Kore kaynaklı tehdidin” merkezinde yer almaktadır. Dolayısıyla ABD’nin bölgedeki en temel müttefikleri bu ülkelerdir. Ancak Güney Kore, büyük bir koalisyon savaşını tetiklemekten kaçınmaktadır. Seul, özellikle Kuzey Kore’nin nükleer silahlarına direnmenin bir yolunun olmadığını düşünmektedir. Bu yüzden Güney Kore, normal şartlarda ABD’nin ittifaklarına dahil olarak krizi daha fazla tırmandırmak istememektedir. Fakat bölgede normal şartların ortadan kalktığı ve olağanüstü bir durumun yaşandığı söylenebilir.

Güney Kore, bölgesel savunma ve güvenlik politikalarında ABD’ye destek verip vermeme noktasında bir ikilem yaşamaktadır. Bu, çoğu zaman Seul Hükümeti’nin dış politikadaki tecrübesizliği olarak da yorumlanmaktadır. Aynı zamanda Seul Hükümeti’nin savunma-güvenlik politikalarında da hata yapma ihtimali yüksektir. Görünen o ki Seul, Kuzey Kore’nin tehditlerine karşı koyabilmek adına saldırgan bir dış politikaya geçiş yapmaya karar vermiştir. Bu, ABD’nin tehlikeli kriz siyasetinin peşine takılmak anlamına gelmektedir. Benzer hataya Japonya da düşmektedir. Her iki ülke de savunma-güvenlik stratejilerini revize ederek daha saldırgan bir duruş sergilemeye koyulmuşlardır. ABD’nin teşvik ve yönlendirmesi sonucunda Güney Kore ve Japonya, farkında olmadan Kuzey Kore karşısında bir kutup haline gelmektedirler.

Washington’un kutuplaşma siyaseti, nihayetinde bölgede bir kolektif savunma paktının kurulmasına zemin hazırlayabilir.ABD’nin hedefi de bu yönde olabilir: krizin derinleşmesini sağlayarak ve daha sonra bunu gerekçe göstererek bölgede bir kolektif savunma paktı kurmak. Bu yüzden 2024 yılında Asya-Pasifik’te Japonya, Güney Kore ve ABD’nin merkezinde yer aldığı bir savunma ittifakından daha güçlü bir şekilde bahsedileceği ileri sürülebilir.

Güvenlik ortamının derinden ve geri dönülmez şekilde bozulması halinde bölge devletleri, Kuzey Kore’yi durdurmanın tek yolunun bu kolektif savunma örgütüne katılmaktan geçtiğini düşünmeye başlayabilirler. Bu yüzden Güney Kore’nin gelecekte askeri anlamda ABD’yle daha fazla işbirliği yapacağı ve bunun sonucunda bölgesel güvenlik ortamının daha da bozulacağı ileri sürülebilir. Bunun en pratik sonucu Asya-Pasifik’te bir kolektif savunma örgütünün kurulması olabilir.


[i] “S. Korea, Us, Japan Stage Joint Naval Drill Involving Aircraft Carrier”, Korea Times, https://www.koreatimes.co.kr/www/nation/2024/01/205_367061.html, (Erişim Tarihi: 18.01.2024).

Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk Tamer, 2014 yılında Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Gazi Üniversitesi Ortadoğu ve Afrika Çalışmaları Bilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başlamıştır. 2016 yılında “1990 Sonrası İran’ın Irak Politikası” başlıklı teziyle master eğitimini tamamlayan Tamer, 2017 yılında ANKASAM’da Araştırma Asistanı olarak göreve başlamış ve aynı yıl Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Programı’na kabul edilmiştir. Uzmanlık alanları İran, Mezhepler, Tasavvuf, Mehdilik, Kimlik Siyaseti ve Asya-Pasifik olan ve iyi derecede İngilizce bilen Tamer, Gazi Üniversitesindeki doktora eğitimini “Sosyal İnşacılık Teorisi ve Güvenlikleştirme Yaklaşımı Çerçevesinde İran İslam Cumhuriyeti’nde Kimlik İnşası Süreci ve Mehdilik” adlı tez çalışmasıyla 2022 yılında tamamlamıştır. Şu anda ise ANKASAM’da Asya-Pasifik Uzmanı olarak görev almaktadır.