Tarih:

Paylaş:

Afganistan-İran Hattında Göçmen Krizi

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Afganistan’da son yarım asra damga vuran savaşlar, istikrarsızlıklar ve bunun sonucu olarak gelişen işsizlik ve açlık, ülke halkının başka devletlere göç etmesine neden olmaktadır. Bu bağlamda Afganların en çok göç ettiği ülkelerin başında İran gelmektedir. İran’ın Afganistan’ın komşusu olması, benzer kültürü paylaşması, göç edenlerin genellikle İran’da akrabalarının bulunması, söz konusu ülkeye yönelik göçü hızlandıran faktörlerdir. Ayrıca İran, Avrupa’ya ulaşmak isteyen göçmenler açısından bir güzergâh ülkesi konumuna da sahiptir. Bu yüzden de Afganistan’da istikrarsızlığın arttığı dönemlerde İran’a yönelik göçün de arttığı görülmektedir.

Afganistan Göç İşleri Bakanlığı, Taliban Kabil’i ele geçirmeden önce, İran’da bulunan Afganların sayısının 2.5 milyon olduğunu açıklamıştır.[1] Taliban, yeniden Afganistan’a egemen olduktan sonra ise yaklaşık 1 milyon Afgan vatandaşının güvenlik kaygıları ve ekonomik sorunlar sebebiyle yasadışı yollarla İran’a gittiği iddia edilmektedir. İran’da bulunan Afgan göçmenlerin sayısı hakkında net bir bilgi yoktur. Fakat İranlı yetkililer, 5 milyon Afgan göçmenin ülkede bulunduğunu iddia etmektedir.[2]

İranlılar, göçün ilk yıllarında Afganları sıcak bir biçimde karşılamıştır. Hatta bazı İranlı yetkililer, ülkenin kalkınmasında ve gelişmesinde Afganların önemli rolünün olduğunu belirtmiştir. Bununla birlikte İran’ın Afgan göçmenlerden milis güç oluşturarak onları, Ortadoğu’daki vekalet savaşlarında kendi çıkarları doğrultusunda kullandığı da bilinmektedir. Örneğin İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Şii Hazaralardan oluşan Fatimiyyun Tugayı’nı kurarak Suriye’de terör örgütü Devletü’l Irak ve’ş Şam’a (DEAŞ) karşı savaştırmıştır. Fakat yaptırımlar sonucunda İran’ın ekonomisi gerilemiş ve Afganlar, ülkedeki ekonomik ve sosyal sorunların kaynağı olarak görülmeye başlamıştır.

5 Nisan 2022 tarihinde İran’ın Meşhed şehrinde yaşayan 1 kişi, bıçakla 3 İranlıya saldırmış ve saldırı sonucunda 2 kişi hayatını kaybetmiş, 1 kişi de yaralanmıştır. Konuya ilişkin yaptığı açıklamada İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, olayın sorumlusu olarak “tekfirci hareketleri” gösterip; sömürgecilerin ve münafıkların dini ve mezhebi görüşlerden dolayı İran halkı ile komşuları arasına nifak sokulmaya çalıştığını ve buna izin verilmeyeceğini ifade etmiştir.

Tahran yönetimi, saldırganın kimliğini açıklamasa da İran Hükümeti’ne yakın basın kuruluşları, saldırganın Afganistan yurttaşı olduğunu ve 1 yıl önce Pakistan üzerinden İran’a geldiğini duyurmuştur.[3] Taliban Sözcüsü Zabihullah Mücahit ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla, Taliban İslam Emirliği’nin İran’daki saldırıyı kınadığını ve bu işin Afganistan ve Afganlarla bağlantısı olmadığını dile getirmiştir.[4]

Göçmenleri, ülkedeki ekonomik ve sosyal sorunların kaynağı olarak gören İran milliyetçileri, olayın ardından Afganlara karşı harekete geçmiştir. Dahası İran güvenlik güçlerinin de Afganlara şiddet ve baskı uygulamaya başladığı ve Afganları, gruplar halinde sınır dışı etmeye çalıştığı görülmektedir. Sosyal medyada paylaşılan bazı videolara göre, İran’da Afganofobik bir atmosfer oluşmaktadır. Bazı görüntülerde, İranlıların Afgan mültecilere hakaretlerde bulunduğu ve onları, vatanlarına ve halkına hakaret etmeye zorladığı görülmektedir. Bu durum ise Afganistan halkı ve Taliban yönetiminin tepkisine neden olmaktadır.

İran’da Afganlar işkenceye maruz kalınca Taliban Dışişleri Bakanı Emir Han Muttaki, İran’ın Kabil Büyükelçisi’yle görüşmüştür. Görüşmede Muttaki, Afgan göçmenlere yönelik kötü muamelenin durdurulması gerektiğini ve böyle davranışların iki ülke arasındaki ilişkileri olumsuz etkileyeceğini söylemiştir. Ayrıca Muttaki, durumun devam etmesinin düşmana nifak fırsatı vereceğini de vurgulamıştır. İran Büyükelçisi ise ülkesinin Afgan mültecileri azarlama gibi bir niyeti olmadığını ve Muttaki’nin mesajının Tahran’a ileteceğini belirtmiştir.[5]

İran’ın Kabil Büyükelçiliği, sosyal medyada çıkan videoların İran ve Afgan halkıyla ilişkileri bozmak için paylaşıldığını ve İran halkının Afgan halkına davranışı konusunda esas alınamayacağını belirtmiştir. Elçilik, göçmenlerin yasadışı yollarla İran’a girmesini, Tahran yönetiminin egemenliğinin ihlali olarak nitelendirmiştir. Ayrıca İran Büyükelçiliği, yayımlanan videoların rejim muhalifi Halkın Mücahitleri Örgütü (HMÖ) tarafından hazırlandığını öne sürmüştür.[6] Fakat Tahran yönetiminin olayı inkâr etmesi, Afgan halkının tepkisini yatıştırmaya yetmemiştir. Nitekim Afganistan’ın çeşitli şehirlerinde insanlar, İran’ın mültecilerin haklarına saygı duymasını isteyen eylemler düzenlemiştir. Bu bağlamda Afganistan’ın Herat şehrindeki protestocular, İran Konsolosluğu’nun kapısını ateşe vererek binayı taşlamıştır.

Afganistan’da İran karşıtı gösteriler başlayınca, İran Dışişleri Bakanlığı da Afganistan’ın Tahran’daki maslahatgüzarını Dışişleri Bakanlığı’na çağırmış ve protestocuların İran’ın Herat Konsolosluğu’na gerçekleştirdiği olay hakkındaki endişelerini iletmiştir. Ardından İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatipzade, İran’ın Kabil Büyükelçiliği başta olmak üzere Afganistan’daki diplomatik merkezlerinin güvenliğinin sağlanması gerektiğini dile getirmiş ve bu konuda Taliban’ın güvence vermesini talep etmiştir. Ayrıca İran’ın Kabil Büyükelçiliği başta olmak üzere tüm diplomatik misyonları faaliyetlerine ara vermiştir.[7] İran’ın Taliban’dan güvence istemesinin ana nedeni geçmişteki olayların bir daha yaşanmasından çekinmesidir. Hatırlanacağı üzere 1998 yılında Taliban, Afganistan’ın kuzeyinde bulunan Mezar-i Şerif’i ele geçirince, 11 İranlı diplomat ve gazeteciyi öldürmüştür. Günümüzde de İran’ın Afganlara işkence yapmasının ardından benzer bir gelişmenin yaşanacağı kaygısı gündeme gelmiştir.

Tüm endişelere rağmen iki taraf da sorunun derinleşmesini istememekte ve krizi kontrol altına almak için çabalamaktadır. Bu bağlamda İran Cumhurbaşkanı Reisi, Afgan öğrencilerle iftar yaparak Afganlarla dayanışma içerisinde olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte pek çok İranlı yetkili, Afganların ülkelerinde misafir olduğunu ve onların güvenliklerinin sağlanacağını söylemiştir. Taliban yetkilileri de İran’ın Herat Konsolosluğu’na yapılan saldırının kendilerinin bilgisi dışında gerçekleştiğini ve olaylara müdahale ettiklerini duyurmuştur.

Bu noktada belirtmek gerekir ki; gerilimin tırmanması, iki tarafın da zararındadır. Eğer ki İran, ülkesinde bulunan Afganları zorla geri göndermeye başlarsa, bunun Afganistan’da ekonomik, siyasi ve güvenlik temelli sorunlara yol açacağı söylenebilir. Çünkü İran’da bulunan kişiler, aynı zamanda çalışarak ailelerine para göndermektedir. Göçmenlerin Afganistan’a dönmesi durumunda, bu kişilerin iş bulamama ihtimali söz konusudur. Bu senaryoda da pek çok insanın uyuşturucu üretmeye yönelmesi ya da DEAŞ başta olmak üzere Taliban muhalifi radikal terör örgütlerine katılması gibi olasılıklar vardır. Buna karşılık Afganistan’da da İran karşıtı söylem ve eylemler artacaktır. Bunun DEAŞ’ın çıkarlarına hizmet edeceği öne sürülebilir. Çünkü DEAŞ, Şiileri Müslüman olarak görmemekte ve İran karşıtı propaganda üzerinden Afganları kendi safına çekmektedir. Dolayısıyla krizin derinleşmesi, mezhep çatışmalarına uzanacak bir sürece yol açabilir.

Dahası kriz büyürse, İran’ın zımni bir şekilde Penşir Hareketi’ne verdiği desteği arttırması ve bunu gizlemeden yapması da mümkündür. Bu da Afganistan’da iç savaş dinamiğinin harekete geçirilmesi anlamını taşıyacaktır. Buna karşılık Taliban da Su Sorunu’nu kullanarak Tahran yönetimini zor durumda bırakabilir. Ayrıca Taliban, Riyad ve Washington’la yakınlaşmaya da başlayabilir. Bu da jeopolitik olarak İran’ın istemeyeceği bir tablo ortaya çıkarabilir

Sonuç olarak komşu devletler arasında çeşitli dönemlerde birtakım gerilimler yaşanabilmektedir. Halihazırda Kabil-Tahran hattında bu tarz bir kriz yaşanmaktadır. Fakat taraflar, sorunun yalnızca sağduyulu bir yaklaşımla çözülebileceğinin ve gerilimin tırmanması halinde ortaya çıkacak risklerin farkındadır.


[1] “ایران چند میلیون مهاجر افغان دارد؟”, Online Ekonomi, https://l24.im/j7QeSL, (Erişim Tarihi: 11.04.2022).

[2] “امیرعبداللهیان: پنج میلیون پناهنده افغان در ایران هستند”, Deutche Welle, https://l24.im/KyQ725l, (Erişim Tarihi: 11.04.2022).

[3] “حمله با چاقو در مشهد؛ مقام‌های ایران ‘جریان تکفیری’ را مسئول حمله می‌دانند”, BBC, https://www.bbc.com/persian/iran-61011030, (Erişim Tarihi: 11.04.2022).

[4] “واکنش طالبان به حمله به ۳ روحانی در حرم رضوی”, İktisat Dünyası, https://l24.im/6An, (Erişim Tarihi: 11.04.2022).

[5] “متقی در دیدار با سفیر ایران: بدرفتاری با مهاجران افغان متوقف شود”, Afganistan İnternitonal, https://www.afintl.com/202204107643, (Erişim Tarihi: 11.04.2022).

[6] “سفیر ایران: حلقه‌هایی به دنبال تیره‌گی روابط کابل – تهران استند”, Tolo News, https://tolonews.com/fa/afghanistan-177512, (Erişim Tarihi: 11.04.2022).

[7] “خطیب‌زاده: امنیت کامل سفارت‌خانه و دیگر مکان‌های دیپلماتیک ایران در افغانستان تأمین شود”, 8am, https://8am.af/khatibzadeh-ensure-full-security-of-the-iranian-embassy-and-other-diplomatic-missions-in-afghanistan/, (Erişim Tarihi: 11.04.2022).

Ahmad Khan DAWLATYAR
Ahmad Khan Dawlatyar, 2013 yılında Kunduz Üniversitesi Hukuk ve Siyaset Bilimi Bölümü’nden mezun olmuştur. Yüksek lisans derecesini Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Siyaset Bilimi Anabilim Dalı’nda “Türkiye Cumhuriyeti ve Afganistan İslam Cumhuriyeti Anayasalarında Güçler Ayrılığı İlkesi Üzerine Karşılaştırmalı Bir Analiz” başlıklı teziyle 2019 yılında almıştır. Çeşitli bilimsel etkinliklere katılan Dawlatyar, Afganistan sorunuyla ilgili bildiriler ve makaleler sunmuştur. Bu kapsamda “Afganistan Sorununun Dini ve İdeolojik Nedenleri” başlıklı sunumu yayınlanmıştır. Halihazırda Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktora eğitimine devam etmektedir. ANKASAM bünyesinde yürütülen çalışmalara katkıda bulunan Ahmad Khan Dawlatyar’ın başlıca çalışma alanları Afganistan ve Pakistan’dır. Dawlatyar, anadil seviyesinde Farsça, Özbekçe, Türkçe ve Peştunca dillerine hakimdir. Ayrıca orta düzeyde İngilizce bilmektedir.