Tarih:

Paylaş:

Afganistan’da Taliban Dönemi ve Çin: ABD Geri Gelmek İçin mi Çekildi?

Benzer İçerikler

Taliban’ın Kabil’de kontrolü ele geçirmesinin ardından yaşanan gelişmeler, uluslararası gündemin en önemli başlıklarından biri olmuştur. Bu noktada Çin’in Afganistan’da Taliban’a karşı nasıl bir strateji benimseyeceği merak edilmektedir. Pekin’in uygulayacağı politikanın ipuçlarını Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) bölgeden çekilme nedenlerinden anlamak mümkündür. Zira ABD’nin 2001 yılından beri işgal ettiği Afganistan’dan çekilmesinin bazı görünür gerekçeleri ve bir de gerçek sebebi vardır.

Görünen nedenler arasında savaşın ABD açısından gerek askeri kayıplar gerekse de mali yük bakımından sürdürülebilir olmaktan çıkması yer almaktadır. Ancak Washington yönetiminin asıl amacı küresel güç mücadelesinde rekabet halinde bulunduğu Çin’in istikrarsızlaştırılmasıdır. Bu kapsamda ABD’nin geri çekilmesi, birçok analist tarafından Pekin’in müdahale noktasında cesaretlendirilmesi şeklinde açıklanmaktadır. Çünkü Çin’in Afganistan’a askeri müdahalede bulunması durumunda, “imparatorluklar mezarlığı” olarak anılan bu ülkede mecazi anlamıyla “bataklığa saplanıp” başarısız olması muhtemeldir. Ayrıca Pekin, radikalleşmenin yükselişi bağlamında Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ni istikrarsızlaştıracak gelişmeler yaşanmasından da endişelenmektedir. Dahası Washington, Çin’in Kuşak-Yol Projesi kapsamında bölgedeki önemli yatırımlarına zarar vermek ve projeye dahil olan aktörlere ağır bir uyarıda bulunmak istemektedir.

Bilindiği gibi Pekin, uzun zamandır dış politika ilkesi olarak başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmemeyi savunmaktadır. Bu yaklaşımı da ABD tarafından Afganistan üzerinden hedef alınmaktadır. Yani Washington yönetimi, Çin’i söz konusu ülkeye yönlendirerek Pekin’in imajını sarsmaya çalışmaktadır. Ancak konuya Çin’in binlerce yıllık tarihi boyunca sahip olduğu stratejik kültür perspektifinden bakıldığında, bahsi geçen nedenler oldukça basit ve sıradan gözükmektedir. Zira Çin, ABD’nin kurmak istediği oyunun farkındadır. Dolayısıyla Pekin yönetiminin Afganistan’a doğrudan askeri müdahalede bulunmak yerine, Taliban’la görüşmeyi tercih etmesi oldukça pragmatiktir. Çünkü Çin, “imparatorluklar mezarlığı” olarak anılan bir coğrafyaya askeri müdahale gerçekleştirerek kendisinden önceki imparatorlukların (Büyük Britanya ve Sovyetler Birliği) ve son olarak dünyanın süper gücü konumundaki ABD’nin yaşadığı başarısızlığı tecrübe etmek istememektedir.

Dahası Çin’in binlerce yıllık stratejik kültürü, asıl muvaffakiyetin savaşmadan kazanmak olduğunu göstermektedir. Yani Pekin’e göre, Afganistan’a askeri operasyon yapmanın hem insani hem de mali yükü olacaktır. Oysa bunun yerine uluslararası meşruiyete ihtiyaç duyan bir hareketle siyasi tanıma ve ekonomik teşvik yoluyla ilişki geliştirmek, Pekin için daha güvenlidir. Çin tarihinde bunun örneklerini Çinlilerin Hunlara, Göktürklere, Moğollara, Jurcen kabilelerine ve diğer halklara yönelik takip ettiği politikalarda görmek mümkündür.

ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin ardından bahsi geçen ülkede oluşacak güç boşluğunu doldurmak ve kaosu önlemek için Çin’in meseleye müdahil olacağı yönündeki argümanın gerçekleşmesi halinde, Pekin’in uzun yıllardır uyguladığı “başkalarının içişlerine müdahale etmeme” ilkesi rafa kalkmış olacaktır. Fakat bu ilkenin korunması, Çin’in “barışçıl yükseliş” söylemini devam ettirebilmesi bakımından oldukça önemlidir. Bu nedenle de Pekin’in askeri müdahale seçeneğine sıcak bakmayacağı öne sürülebilir. Ayrıca Rusya ve ABD gibi büyük güçlerin aksine Çin’in böyle bir savaş tecrübesinin olmaması, Pekin’in Taliban’la temas kurmasını kolaylaştırmaktadır. Bu vesileyle Çin hem sahada karşılaşabileceği askeri risklerden uzak durmakta hem de Taliban’ı kimsenin tanımadığı bir uluslararası sistemde onu tanımaya hazırlanarak yatırımlarını ve güvenliğini garanti altına almaktadır. Yani Çin, oldukça pragmatist bir tutum ve politika benimsemiştir.

Tüm bu değerlendirmeler göz önünde bulundurulduğunda, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin altında başka bir amacın daha bulunduğu ifade edilebilir. Çünkü Amerikalı karar alıcılar da Çin’in tarihsel olarak sahip olduğu eşsiz stratejik kültürün farkındadır. Yani Amerikalılar, Pekin’in benimseyeceği hareket tarzının Afganistan’a yönelik müdahaleye yol açmayacağını bilmektedirler. Dolayısıyla ABD’nin çekilme politikasına dair temel beklentisi, Kuşak-Yol Projesi’ni istikrarsızlaştırmaktır.

ABD açısından mevzubahis projeyi Afganistan üzerinden istikrarsızlaştırmak ideal senaryo durumundadır. Taliban da bu rolü oynayabilecek bir aktördür. Bu nedenle ABD, Taliban’ın yeniden iktidarı ele geçirmesine sıcak bakmıştır. Çünkü Washington yönetimi, bu hareketin benimsediği ideolojinin bölgede kaos yaratmak için uygun olduğunu düşünmektedir.

Taliban’ın etkisiyle yaşanabilecek bir göçmen krizi, gerçekleşecek insan hakları ihlalleri ve bölgeye yayılacak istikrarsızlık, bir süre sonra ABD’yi Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) müttefikleri veya Birleşmiş Milletler (BM) aracılığıyla Afganistan’daki Taliban unsurlarını vurmaya yönlendirebilir. Böylesi bir operasyonda ise Pekin’i kendisine rakip olarak gören ve Kuşak-Yol Projesi’ni baltalamak isteyen Washington, Çin’in bu ülkedeki yatırımlarını hedef alabilir.

Bu tarz bir eylemi ABD’nin tek başına gerçekleştirmesi, doğrudan Çin’le yüzleşmesi anlamına geleceği için Washington yönetimi, bunu daha geniş bir koalisyonla yapmayı tercih edecektir. Böylece ABD, Afganistan üzerinden Kuşak-Yol Projesi’ne dahil olan ülkelere “Projeden ayrılın.”, “Burada hala başat güç benim.” ve “Benim onaylamadığım projenin hayatta kalma şansı yok.” gibi mesajlar verebilir.

Bahse konu olan denkleme Pakistan’ın Taliban’la olan münasebetleri ve Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru da dahil edilmelidir. Çünkü Pakistan’ın Taliban’la ilişkisi, İslamabad yönetimini eleştirilerin odağı getirmektedir. Çin-Pakistan ilişkileri de uzun zamandır yakın ve dostane bir şekilde gelişmektedir. Bu minvalde Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru, her iki ülke için de hayati derecede önemlidir.

Projede Çin’in esas amacı, küresel rakibi olan ABD’yle yaşanabilecek bir sürtüşme durumunda donanma gücünün %60’ını Pasifik bölgesinde bulunduran ABD’nin Doğu ve Güney Çin Denizleri vasıtasıyla uygulayabileceği deniz blokajına karşı, alternatif bir güzergaha sahip olmaktır. Böylece Çin, Sincan-Uygur Özerk Bölgesi’nden Pakistan’ın Gwadar Limanı’na ulaşabilecek ve mallarını dünyaya ihraç edebilecektir. Bu durum, Çin’in enerji ithalatını sürdürmesini de sağlayacaktır. Fakat Pakistan’ın Taliban’la olan temasları düşünüldüğünde, önümüzdeki dönemde ABD liderliğinde kurulabilecek bir koalisyonun Pakistan’daki Taliban unsurlarına da saldırılar düzenleme ihtimali vardır. Böylece ABD’nin Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’na zarar vermesi mümkün olabilir.

Neticede ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin nedeni oldukça stratejiktir. Bu karar, esas itibarıyla Çin’in Kuşak-Yol Projesi’ni hedef almaktadır. Yani Washington yönetimi, Afganistan üzerinden Kuşak-Yol Projesi’ne katılan tüm ülkelere net bir mesaj vermeye hazırlanmaktadır.

Oktay KÜÇÜKDEĞİRMENCİ
Oktay Küçükdeğirmenci, 2015 yılında Balıkesir Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun olmuştur. 2018 yılında ise Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda yüksek lisans EĞİTİMİNİ tamamlamıştır. Küçükdeğirmenci, Çin’in Shandong Üniversitesi’nde Uluslararası Politika Anabilim Dalı’nda doktora eğitimine devam etmektedir. Çalışmalarını Çin Dış Politikası, Japonya Dış Politikası, Çin-Japonya İlişkileri, Çin-Rus İlişkileri ve jeopolitik üzerine yürüten Küçükdeğirmenci, iyi derecede İngilizce ve başlangıç seviyesinde Çince bilmektedir.